Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1690 E. 2026/1690 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1690
- Karar No
- 2026/1690
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/1690 Esas
KARAR NO:2026/1690 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 23. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2026/2319 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİH:03/08/2026 (Ara Karar Tarihi)
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:24/09/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekillerinin davalıya işkembe satışı yaptığını, fatura kesildiğini, bakiye borcun ödenmesi için davalıya icra takibi başlatıldığını davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile birlikte alacağın tahsilinin güçlükle karşılaşacağı iddiası ile ihtiyati haciz talebinde bulunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 03/08/2026 (Ara Karar Tarihi) tarih ve2026/2319 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında; "Talep edenin talep dilekçesi incelenmekle; öncelikle ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilebilmesi için talep edenin haklılığını yaklaşık ispat ölçüsü ile ispatlaması gerekmektedir, dosyada mevcut bilgi ve belgeler ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat ölçüsünün gerçekleşmediği anlaşılmakla talebin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir."gerekçesi ile, ihtiyati haciz talebinin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İİK’nın 257 ve 258. maddeleri uyarınca ihtiyati haciz için alacağın tam ve kesin olarak ispatı değil, yaklaşık ispatının yeterli olduğunu, somut olayda davacının alacağının yalnızca tek taraflı olarak düzenlenmiş bir faturaya dayanmadığını; e-fatura, aynı satış işlemine ilişkin e-irsaliye, elektronik sistem kayıtları ve fatura bedelinin 3.000.000,00 TL’lik kısmının davalı tarafından ödenmiş olması ile desteklendiğini, bu delillerin her biri aynı ticari ilişkiye ilişkin olup birbirini tamamlamadıklarını, bu nedenle yaklaşık ispat değerlendirmesi yapılırken söz konusu delillerin birbirinden bağımsız biçimde değil, bir bütün hâlinde değerlendirilmesi gerektiğini, mahkemece dosyada bulunan bilgi ve belgelerin neden yaklaşık ispat için yeterli olmadığı ortaya konulmaksızın talebin reddine karar verildiğini, taraflar arasında gerçekleşen ticari satım kapsamında davacı tarafından davalıya 122.700 kg dana işkembesi satıldığını ve söz konusu emtianın sevki amacıyla 08.12.2025 tarihli, ... numaralı e-irsaliye düzenlendiğini, e-irsaliyede alıcının açıkça davalı olarak gösterildiğini; teslimat adresinin davalı şirkete ait Bayrampaşa/İstanbul adresi olarak belirtildiğini; ayrıca sevki gerçekleştiren aracın, dorse ve şoför bilgilerine yer verildiğini, bunun yanında, e-irsaliyeye ilişkin elektronik sistem kayıtlarında belgenin başarıyla alıcıya iletildiği ve cevap tipinin “tümü kabul edildi” olduğunu; e-irsaliyenin doğrudan davalı adına ve davalının teslimat adresine düzenlenmiş olması, sevke ilişkin araç, dorse ve şoför bilgilerinin belgede açıkça yer alması ve elektronik sistemde “tümü kabul edildi” cevabının bulunmasının, satış ve sevk işleminin gerçekleştiği yönündeki yaklaşık ispatı kuvvetlendiren hususlar olduğunu, aynı ticari işlem nedeniyle müvekkili şirket tarafından 08.12.2025 tarihli, ... numaralı e-fatura düzenlendiğini, söz konusu faturada satış konusu malın 122.700 kg dana işkembesi, mal hizmet toplam tutarı 3.681.000,00 TL, KDV 36.810,00 TL ve vergiler dahil toplam tutar 3.717.810,00 TL olarak gösterildiğini, e-faturada ... numaralı e-irsaliyeye açıkça atıfta bulunulduğunu; bu suretle e-fatura ile e-irsaliye arasında doğrudan ve açık bir bağlantı kurulmuş olup, her iki elektronik belgenin de aynı malı, aynı miktarı, aynı tarafları ve aynı ticari işlemi gösterdiğini, e-faturaya ilişkin elektronik sistem kayıtlarında da faturanın başarıyla alıcıya iletildiğinin ve “kabul edildi” statüsünde bulunduğunun görüldüğünü, davalının 3.717.810,00 TL tutarındaki fatura bedelinin 3.000.000,00TL'lik kısmını ödemiş olmasının, alacağın varlığı bakımından yaklaşık ispatı kuvvetlendiren önemli bir olgu olduğunu, davalı tarafından bu fatura bedeline mahsuben davacıya 3.000.000,00-TL bedelli çek verildiğini ve söz konusu çekin tahsil edildiğini, bu ödeme sonrasında davalının davacıya 717.810,00-TL bakiye borcu kaldığını, uyuşmazlığın da bu tutara ilişkin olduğunu, takip konusu 717.810,00-TL bakiye alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olduğunu, dava konusu faturada, fatura bedelinin 180 gün vadeli olduğunun açıkça belirtildiğini, belirlenen vade sona ermesine rağmen fatura bedelinden bakiye 717.810,00 TL'nin ödenmediğini, bunun üzerine başlatılan takibe haksız itiraz edildiğini ve eldeki itirazın iptali davasının açıldığını, ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, taleplerinin kabulüne yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki ticari satış ilişkisi kapsamında davalıya düzenlendiği iddia olunan 08/12/2025 tarihli 3.717.810,00 TL tutarlı faturadan bakiye 717.810,00-TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafından dava dilekçesi ile bu alacak için ihtiyati haciz talebinde bulunulmuş olup, mahkemece istem reddedilmiş, redde ilişkin ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İİK'nın 257/1. fıkrası uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258. maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür.Somut olayda; davacı tarafından davalı aleyhine açık bir adet satış faturasına dayalı ilamsız takip başlatılmış olup, davacı vekili tarafından gerek dava dilekçesi, gerekse takip talebi ekine yalnızca mezkur satış faturasının eklenmiş olduğu, tek başına fatura düzenlenmesinin alacağın varlığını yaklaşık düzeyde ispata yeterli olmadığı, davacı vekilinin istinaf dilekçesine eklediği e-irsaliye örneği ile e-fatura ve e-irsaliyenin davalı tarafından elektronik ortamda kabul edildiğine dayanak gösterilen ekran görüntülerinin, ispata elverişli olup olmadıklarının yargılamayı gerektirdiği, öte yandan davacının dava konusu fatura bedeli karşılığında davalı tarafından çek ile kısmi ödeme yapıldığına dair iddiasına yönelik herhangi bir delilin dosyaya mübrez olmadığı, yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle ve mevcut delil durumuna göre davacının davalıdan muaccel ve rehinle temin edilmemiş alacağının varlığı ve miktarı hususunda yaklaşık düzeyde ispat koşulunun oluşmadığı, değişen delil durumuna göre mahkemeden yeniden geçici hukuki koruma talebinde bulunabileceği de gözetildiğinde, mahkemece bu ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/09/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.