Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1755 E. 2026/1691 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1755
Karar No
2026/1691
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/1755 Esas

KARAR NO:2026/1691 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 26. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI:2026/1805 Esas - 2026/23 Karar

TARİH:14/08/2026

DAVA:İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ:24/09/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nin, ... Şirketi'nden olan alacağına karşılık dava konusu çeki teslim aldığını, söz konusu çekin müvekkilinin uhdesinde bulunduğu sırada ve henüz ciro edilmemişken çalındığını veya kaybolduğunu, bu duruma istinaden İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/592 Esas sayılı dosyasında çek iptal davası açıldığını, ilgili mahkemece verilen ödemeden men kararının teminat karşılığında uygulandığını, davalı tarafın çeki elinde bulundurduğunu beyan etmesi üzerine istirdat davası açılması için süre verildiğini, müvekkilinin davalı firma ile herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığını, çekin davalı elinde haksız olarak bulunduğunu, davalı tarafından sunulan çek görsellerindeki ciro silsilesinde hatalar ve imza eksiklikleri olduğunu, çekin arka yüzündeki ciro zincirinin usulsüz olduğunu, müvekkilinin çek üzerinde hak sahibi olduğunu, telafisi mümkün olmayan zararların doğmaması adına İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/592 Esas sayılı dosyasında verilen ödemeden men kararının devamına karar verilmesi gerektiğini, dava konusu çekin davalıdan alınarak müvekkiline iadesine karar verilmesini, davalının kötü niyetli zilyetliği nedeniyle çekin bankaya ibrazının engellenmesi ve üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla dava sonuna kadar teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça ikame edilen, ... ... Şubesine ait, 04/07/2026 keşide tarihli, ... numaralı ve 750.000,00 TL bedelli çekin rızası dışında elinden çıktığı iddiasına dayalı istirdat davası haksız, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalı aleyhine açılan işbu davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddi gerektiğini, mahkemenin 06/08/2026 tarihli ara kararının 1. bendi ile dosya içerisinde arabuluculuk son tutanağının yer almadığı tespit edilmiş olup 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi uyarınca eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa kesin süre verildiğini, ancak önemle belirtmek gerekir ki, ticari davalarda arabuluculuk kurumunun, davanın açılmasından önce tüketilmesi gereken mutlak bir dava şartı olduğunu ve bu eksikliğin dava açıldıktan sonra giderilmesinin hukuken mümkün olmadığını, çek istirdatı davalarının zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğunu, 05/08/2026 tarihinde ikame edilen bu davadan önce arabuluculuk sürecine başvurulmadığını, davanın esasına girilmeksizin doğrudan dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini,dava konusu çekin davalı zilyetliğinde olmadığını, çekin ticari faaliyet kapsamında davalı müşterisi olan dava dışı ... A.Ş.'ye ciro ve teslim edildiğini, bu devir işlemi karşılığında davalı tarafından yeni bir çek teslim alınmış olup, bu durumun taraflar arasındaki cari hesap kayıtlarına eksiksiz ve şeffaf bir şekilde işlendiğini,çek istirdatı davalarının, doğası gereği ancak çekin güncel zilyedine, yani çeki fiilen elinde bulunduran mevcut hamile karşı açılabileceğini,dava tarihi itibarıyla çekin hamili davalı şirket olmadığından, davanın pasif husumet yokluğu yönünden derhal reddi gerektiğini beyan etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 14/08/2026 tarih ve 2026/1805 Esas - 2026/23 Karar sayılı kararında; " Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;Davacı vekili ... ... Şubesine ait, 04/07/2026 keşide tarihli, ... numaralı ve 750.000,00 TL bedelli çekin rızası dışında elinden çıktığını bu duruma istinaden İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/592 Esas sayılı dosyasında çek iptal davası açıldığını, ilgili mahkemece verilen ödemeden men kararının teminat karşılığında uygulandığını, davalı tarafın çeki elinde bulundurduğunu beyan etmesi üzerine istirdat davası açılması için süre verildiğini beyan ederek davalı aleyhine çek istirdatı davasını ikame ettiği anlaşılmıştır. Somut olayda dava ticari dava olup ,6102 sayılı Kanun’un 5/A maddesinin ile TTK 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar (değişik 5.4.2023 7445 S.lı Kanun) para olan alacak , tazminat , itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. 6102 sayılı TTK'ya 7155 sayılı yasanın 20. Maddesi ile eklenen 5/a maddesi uyarınca dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu düzenlenmiştir.Mahkememizin 06/08/2026 tarihli ara kararı ile "Davacı vekiline, TTK 5/A maddesinde belirtilen 28/03/2023 tarihli değişiklikte gözetilerek arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dosyaya sunması için 1(bir) hafta kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dosyaya sunulmaması halinde davanın usulden reddedileceğinin İHTARINA "karar verildiği ve ara kararın davacı vekiline tebliğ edildiği görülmüştür. Davacı vekili tarafından sunulan 14/08/2026 tarihli beyan dilekçesi ekinde arabuluculuk son tutanağını sunduğu anlaşılmış ise de arabuluculuk son tutanağının incelenmesinde başvuru tarihinin dava açıldıktan sonra 08/08/2026 tarihinde olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle dosya kapsamından dava açılmadan önce arabuluculuk kurumuna başvurulmamış olduğunun anlaşıldığı, anılan dava şartının dava açıldıktan sonra tamamlanmasını mümkün kılan yasal bir düzenlemenin mevcut olmadığı nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 2026/481 Esas 2026/641 Karar sayılı ilamı ve Yargıtay 11 HD.'nin 29/05/2025 Tarih ve 2024/5728 Esas- 2025/3826 Karar sayılı kararı ile aynı dairenin 25/12/2024 Tarih ve 2024/1595 Esas - 2024/9423 Karar sayılı kararı ilamları da gözetilerek davacının dava açmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulmadığı, davanın 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi ve 6325 sayılı kanunun 18/A maddesinin 1. fıkrası uyarınca arabuluculuğa başvurulmasına ilişkin dava şartı noksanlığı nedeni ile usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile,

''1-Davanın 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi ve 6325 sayılı kanunun 18/A maddesinin 1. fıkrası uyarınca arabuluculuğa başvurulmasına ilişkin dava şartı noksanlığı nedeni ile USULDEN REDDİNE,''karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; istinaf başvurusunda yalnızca arabuluculuk başvurusunun dava tarihinden sonra yapılmış olmasına dayanılmadığını;ilk derece mahkemesinin kararında, uyuşmazlığın niteliği, dava açılmasının zorunlu hale gelmesine neden olan çek iptali dosyası, davalı tarafın çek üzerindeki zilyetlik iddiası ve müvekkilin çek üzerindeki hakkının korunması için başvurmak zorunda kaldığı hukuki yolun birlikte ve somut olayın özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmediğini, müvekkilinin çekinin bilmediği kişilerin eline geçtiğini; bunun üstüne müvekkili tarafından İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2026/592 Esas sayılı dosyasında çek iptali davası açıldığını; o davada da bu davalı firmanın sunduğu dilekçe ile çekin yetkili hamili olduğunu belirtmesinin üstüne İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından müvekkiline istirdat davası açmak için süre tanındığını; müvekkili tarafından bu davanın ikame edilmesinin ardından ise davalının bu defa da çekin yetkili hamili olmadığını belirttiğini; burada kötü niyet mevcut olduğunu; hukuki olarak davalının bu şekilde kötü niyetli olarak davranması ve hedef şaşırtmasının bir karşılığı olması gerektiğini, mahkemenin, dava şartı kurumunu somut olayın özelliklerinden tamamen soyutlayarak uygulamasının; Anayasa m.36 kapsamında güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkı ve ölçülülük ilkesi bakımından da ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini,Yargıtay içtihadına dayanılarak arabulucuya başvurulmadan dava açıldığını;Yargıtay görüşüne göre açılan davanın rededilmesi halinde davalının yararına yargılama gideri ile vekalet ücretine hükmedilmeyeceğinin de yine Yargıtay'ın görüşü olduğunu, TTK 5/A maddesinin birinci fıkrasında ''Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.'' denildiğini; işbu kanun maddesinde konusu para olan davalara istinaden bir arabuluculuk şartı getirildiğini ancak taraflarınca mahkeme nezdinde açılan istirdat davasının konusunun para olmadığını; davanın konusunun çekin iadesi yani istirdadı olduğunu, taraflarınca herhangi bir paranın iadesinin değil, çekin müvekkiline iadesinin talep edildiğini,buna bağlı bu dava kapsamında arabuluculuk şartının aranmaması gerektiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/3048 Esas 2020/1093 Karar sayılı 10/02/2020 tarihli kararının da bu yönde olduğunu, Taraflarınca Yargıtay içtihadına dayanılarak dava açıldığını; kabul anlamına gelmemekle, davanın arabuluculuğa başvuru şartı eksikliğinden usulden reddine karar verilecek ise dahi,Yargıtayı'n içtihadına dayanarak dava açan müvekkilin aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini;İleri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın, uyuşmazlığın esasına girilerek incelenebilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, ilk derece mahkemesince davalı lehine hükmedilen 45.000,00 TL vekâlet ücretine ilişkin hükmün kaldırılmasına, istinaf yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, TTK'nun 792 maddesi kapsamında çek istirdadı istemine ilişkin olup,mahkemece, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.7155 sayılı Kanun ile 6102 Sayılı TTK’na eklenen ve 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren TTK.'nun dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesi ile; “Kanunun 4 üncü maddesi ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. ....” hükmü uyarınca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki ticari davalarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunlu hale getirilmiştir. 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı kanunun 31 maddesi ile yapılan değişiklik ile; 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir. 7445 sayılı Kanunun 31. Maddesi ile TTK nın 5/A-1 maddesinde yapılan değişiklik ile menfi tesbit ve istirdat davaları da zorunlu arabuluculuk kapsamına alınmış ve aynı yasanın Geçici 1.maddesine göre; 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrası ile 7036 sayılı Kanunun 3. maddesinin birinci fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hükmün, 01/09/2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanacağı belirtilmiştir. 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin 2. fıkrasına göre, davacıya arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın ibrazı için bir haftalık kesin süre verilmesi ve sonucuna göre işlem yapılması, aynı maddenin son cümlesine göre ise, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekir. Somut dava, ticari nitelikli bir istirdat davası olduğundan, TTK'nın 5/A maddesi kapsamında arabuluculuk dava şartına tabidir. Dava tarihinin 05/08/2026 olduğu, dosya kapsamından dava açılmadan önce arabuluculuk kurumuna başvurulmamış olduğu,davacı vekili tarafından 08/08/2026 tarihinde ve dava tarihinden sonra arabulucuğa başvurulduğu,anılan dava şartının dava açıldıktan sonra tamamlanmasını mümkün kılan yasal bir düzenlemenin mevcut olmadığı ve bu hali ile arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden Mahkemece HMK madde 115. maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Sonuç itibariyle; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 24/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1755, K. 2026/1691, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1755-e-2026-1691-k-42403d160760