Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1766 E. 2026/1432 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1766
Karar No
2026/1432
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

40. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

DOSYA NO: 2026/1766

KARAR NO: 2026/1432

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : (Kapatılan) İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 15/10/2025

NUMARASI: 2024/194 (E) - 2025/760 (K)

DAVANIN KONUSU: Tazminat

KARAR TARİHİ: 24/09/2026

Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 24/02/2015 tarihinde çalıştığı iş yerinin aracını park etmeye çalışan iş arkadaşına yardımcı olmak için iş yerinden çıktığı ve arkadaşını yönlendirmeye çalıştığını ancak aracın düzgün bir şekilde park edilememesi sebebiyle davacının aracı park etmek istediğini arkadaşına belirttiğini, yolun dar olması sebebiyle aracın arka kısmında yer alan boşlukta o sırada yaklaşmakta olan davalılardan ...'in kullanıldığı kamyonetin geçmesini beklemeye başladığını, kamyonetin davacının beklediği yere gelince duraksadığını, davacının bu şekilde kamyonet sürücüsünün kendisine araca binmesi konusunda yol verdiğini düşündüğünü ve davacının ilerleyerek şoför kapısını açtığını, ancak tam bu esnada kamyonet şoförünün hareket ettiğini ve kamyonet kasası ile kapı arasında eli sıkışan davacının sol el işaret parmağının koptuğu belirtilerek işbu kaza nedeni ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 100.000 TL manevi tazminat ile 1.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş; 08/09/2025 tarihli bedel artırım dilekçesiyle maddi tazminat talebini 276,444,90 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 100.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte sigorta şirketi dışında kalan davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar ... ve ... ve davalı ...Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde davanın reddini talep etmişlerdir.

İlk derece mahkemesince verilen ilk kararda davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, Dairemizin 15/03/2022 tarih 2020/2341 (E) - 2022/436 (K) sayılı ilamı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine kararı verilmiştir.

Yeniden yapılan yargılama neticesinde İlk derece mahkemesince tekrar davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, Dairemizin 04/03/2024 tarih 2023/90 (E) - 2024/360 (K) sayılı ilamı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Yapılan son yargılama sonucunda; İlk derece mahkemesince; maddi tazminatın kısmen kabulüne, geçici iş göremezlik talebinin karşılanmış olması nedeni ile bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 276.444,90 TL'nin davalılar ... ve ...'tan kaza tarihi olan 24/02/2015 tarihinden itibaren, davalı sigorta yönünden 04/06/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sorumlu olmasına, manevi tazminatın kısmen kabulüne, 20.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'tan kaza tarihi olan 24/02/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair manevi tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir.

Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalılar ... ve ... vekili dilekçesinde özetle; dosyada bulunan maluliyet raporları arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca hesap bilirkişisi tarafından uygulanan progresif rant yöntemi ve iskonta tutarlarının hatalı olduğunu, ZMSS şartlarına aykırı olduğunu dolayısı ile hükme esas alınan hesaplamanın tamamıyla hatalı olduğunu, davacının dava tarihinden önce sigorta şirketine başvuru yapmadığını, davacı tarafın başvuru şartını yerine getirmemiş olmasına rağmen sigorta şirketine dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin hukuka aykırı olduğunu, sigortacının sorumluluğunun poliçe limiti ve sürücü kusuru oranı ile sınırlı olduğunu, hükmün bu ilkelere aykırı maddeler içerdiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:

Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Adli Tıp Kurumu (ATK) 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen maluliyete ilişkin hükme esas alınan raporda; davacının geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle tüm vücut engellilik oranının %9,3 olduğu, iyileşme süresinin de olay tarihinden itibaren 15 aya kadar uzayabileceği belirtilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan maluliyet raporu, uygun yönetmelik hükümlerine göre ve yaralanan davacının tıbbi belgeleri incelenerek düzenlenmiş olduğundan davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.

İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ile progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılmıştır. TRH 2010 yaşam tablosu ve progressive rant yöntemi esas alınarak tazminatın belirlenmesi yerinde olup, bu yöne ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir.

Toplanan delillerin ilk derece mahkemesinin kararı ile birlikte istinaf başvuru nedenleri de göz önüne alınarak incelenmesi ve değerlendirilmesi neticesinde; dosyadaki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkemesince delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık olmamasına, sigorta şirketinin poliçe limiti ile sorumlu olduğunun belirtilmiş olmasına ve davalı Sigorta Şirketinin, İlk derece mahkemesince verilen hükme istinaf başvurusunun olmamasına göre, istinaf eden davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davalı ... ve ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,

2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 18.883,95 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 4.717,99 TL harcın mahsubu ile bakiye 14.165,96 TL istinaf karar ve ilam harcının adı geçen davalılardan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,

3-Davalı ... ve ...'ın istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,

4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1766, K. 2026/1432, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1766-e-2026-1432-k-83c890df5cfb