İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/212 E. 2026/372 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/212
Karar No
2026/372
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/212 Esas - 2026/372 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2026/212 KARAR NO : 2026/372

.... DAVA : Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli), Marka (Tecavüzün Ref'i İstemli), Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli), Marka (Maddi Tazminat İstemli) DAVA TARİHİ : 21/02/2024 KARAR TARİHİ : 17/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22.09.2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan Marka Hakkına Tecavüz ve Haksız Rekabetin Tespiti, Men ve Ref'i, Men'i ile Maddi ve Manevi Tazminat istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı taraf dava ve replik dilekçelerinde özetle; davacının .... sayı tahtında 41 ve 42. Sınıflarda tescilli görselli bir markanın sahibi olduğunu, ....nün 21.07.2023 ve 28.07.2023 tarihli yazıları ile davalının bu markayı kendi ürünlerinde kullandığının tespit edildiğini, halbuki taraflar arasında bu markanın kullanımına ilişkin herhangi bir lisans sözleşmesinin bulunmadığını, davalının ürünlerinin üretimi esnasında bahsi geçen Enstitü tarafından bir kontrol veya denetim hizmetinin de verilmediğini, davalının davacının markasını dondurma kaplarında, şemsiyelerde ve dondurmaların konulduğu dondurucu ve buz dolaplarında kullanmakta olduğu, halbuki dava konusu edilen markanın tescili kapsamına “kalite ve standart belgelendirme amaçlı mal/hizmetlerin test edilmesi hizmetleri”nin de girdiğini, dolayısıyla davacının markası ile birebir aynı olan davalının markasal kullanımlarının davacının tescilli markasından kaynaklanan haklarının ihlali anlamına geldiğini, davalının cevap dilekçesinde bahsettiği, ....arasında 02.07.2018 tarihinde akdedilen işbirliği protokolüne davalının taraf olmadığını, ayrıca söz konusu protokolün süresinin 5 yıllık olduğunu ve bu sürenin otomatik olarak uzamadığını, zaten de söz konusu protokolün, 12.2. maddesi gereğince, davacı tarafından 01.04.2020 tarihinde feshedildiğini, ayrıca davalının iddialarının aksine, söz konusu protokolün “devredilmezlik” başlıklı 9. Maddesi gereğince markanın kullanım hakkının davalıya devredildiğinden bahsedilemeyeceğini ileri sürerek, davalının davacının tescilli marka hakkına tecavüz teşkil eden fiillerinin tespitine, önlenmesine, durdurulmasına kaldırılmasına ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 10.000,00.-TL maddi tazminatın reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 06.11.2025 tarihli talep artırım dilekçesi ile maddi tazminat taleplerini 456.451,80.-TL'ye yükseltmiştir.

CEVAP : Davalı şirket vekili beyanlarında özetle; davalının 02.10.2020 tarihinde ticaret siciline tescil edilerek kurulduğunu, kuruluşundan itibaren 3 yıl süre ile ..... isimli şahsın davalının yetkilisi olduğunu, ..... isimli şahsılara devrettiğini, bu şahısların halihazırda davalının ortakları olduğunu, .... tarafından üretilip “.....” markalı ürünlerde davacının .... sayılı markasının kullanılmasına ve davacının davalının üretim sürecini belli aralıklarla analiz, kontrol ve denetlemesine ilişkin bir logo kullanımı işbirliği protokolünün imzalanmış olduğunu,.....’nin bu protokol kapsamında davacının banka hesabına 22.02.2019 ve 04.03.2020 tarihli dekontlarla ödemeler yaptığını, imzalanan protokolün 5 yıl geçerlilik süresi bulunduğunu, bu protokolün lisans sözleşmesi hüviyetinde de olduğunu, davalının devraldığı markaları ve hisse devir işlemleri neticesinde davacı ile sözleşme imzalayan .... dava konusu edilen ürünlerinin üretildiği işletmesini de devralmış olduğunu, bu devirle birlikte sözleşmeden/lisanstan doğan haklar ile bu ambalajların da davalıya geçtiğinin kabulünün gerektiğini, zira işletme devrinin, külli halefiyet gereği, lisans ve yapılan sözleşmeler gibi fikri mülkiyet haklarını da içerdiğini, sözleşmedeki devir yasağının TTK m. 11 emredici hükmün etkisini ortadan kaldırmasının hukuken olanaksız olduğunu, bir an için lisansın devredilmediği varsayılsa bile davalının herhangi bir üretim yapmadığını, sadece üretilmiş hazır haldeki ürünleri logo ve açıklamayı içeren mahfazalarıyla birlikte devir aldığını ve ürünlerin yeniden satışını yaptığını, dava konusu edilen logo ve açıklamayı içeren az sayıdaki ambalajın, .... tarafından işletme devri suretiyle davalıya devredilmiş olduğunu, davalının da bu ürünlerin bir kısım işletmelere toptan satışını yaptığını, davacının bu ürünleri 05.01.2023 ve 21.07.2023 tarihinde perakende satın aldığını ve davaya konu ettiğini, lisans niteliğindeki 01.06.2018 tarihli sözleşme devam ederken ve anılan perakende satış tarihlerinden en az iki yıl önce bu ürünlerin mahfazası üzerine bu logo ve açıklama konulduğundan, ambalaj üzerindeki açıklamanın marka hakkına tecavüz oluşturduğunun ileri sürülemeyeceğini, ayrıca lisans sözleşmesi usule uygun feshedilmediğinden ve/veya (varsa) fesih karşı yana bildirilmediğinden halen de geçerliliğini sürdürmekte olduğunu, davalının sınırlı sayıda devraldığı bu ürünlerle ilgili olarak, tüm iyi niyetiyle, davacı ile gerekirse yeni bir sözleşme yapılması için görüşmeler yürüttüğünü ancak olumlu netice alamadığını, bunun üzerine de davalının 2023 yılı Temmuz ayında, ticaret mevkiindeki sınırlı sayıdaki bu ürünlerin tamamını piyasadan çektiğini ve içindeki dondurma ürünleriyle birlikte imha ettiğini, her ne kadar davacı taraf 01.06.2018 tarihli sözleşmenin 01.04.2020 tarihinde feshedildiğinden bahsetmişse de bu feshin Milpha Ltd. Şti.’ne bildirildiğine ilişkin bir evrakı dosyaya sunmadığını, fesih beyanının, usulüne uygun olarak muhatabına tebliğ olunmadan hukuken hüküm doğurmayacağının açık olduğunu, zaten de SMK m. 152 hükmü gereğince tescilli marka sahibinin vermiş olduğu izinle piyasaya sunulan ürünler üzerinde davacının marka hakkı tükendiğinden davalının dava konusu edilen ürünleri satın alması ve tekrar satışa arz etmesi biçimindeki eylemlerin zaten hukuka aykırı olmadığını, ayrıca da davacının huzurdaki davasına mesnet aldığı SMK m. 7/2-a ve m. 7/3 hükümleri kapsamında marka hakkına tecavüzden söz edilebilmesi için davalının davacının markasını tescilli olduğu emtialarda kullanıyor olması gerektiğini, davacının markasının ise 30. Sınıfa giren “dondurmalar” yönünden değil, 41 ve 42. sınıflara giren hizmetler yönünden tescilli olduğunu, davacının davalı şirketin yetkilisi hakkında marka hakkına tecavüz suçunu işlediği iddiasıyla .... soruşturma sayılı dosyası üzerinden dosyaladığı şikayetin de alınan bilirkişi raporu sonucunda marka hakkına tecavüz bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı ile reddedildiğini, bu nedenlerle açılan davanın reddinin gerektiğini savunmuştur. Tarafların tüm delilleri toplanmış, değişik iş dosyası celp olunmuş, talimat bilirkişi raporları dosyaya ibraz ettirilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi incelemesi yapılmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı tarafından davacı markasına tecavüz edilip edilmediği tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı, davacı ile davalı arasında lisans sözleşmesinin olup olmadığı veya devam edip etmediği noktasında toplanmaktadır. Mahkememizce davanın kabulüne karar verilmiş ,verilen karar davalı vekilince istinaf edilmiştir. ....sayılı ilamıyla, "GEREKÇE : Dava, markaya tecavüzün tespiti, ref'i, giderilmesi, maddi tazminat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince, davalı tarafın tazminata esas defter ve belgelerinin bilirkişi marifetiyle incelendiği ve bilirkişi tarafından davacının tazminata esas talep edebileceği miktarın hesaplandığı, ancak mahkemece sehven bilirkişi tarafından belirlenen miktar aşılarak, davacının neye göre talep ettiği anlaşılamayan talep arttırım dilekçesi yönünde karar verildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa Anayasa'nın 141. maddesi uyarınca tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunludur. Somut uyuşmazlıkta ise mahkeme kararının, mahkemece hükmedilen maddi tazminat miktarının nasıl belirlendiği yönünden bir gerekçe içerdiğinin kabulü mümkün değildir. HMK'nın emredici hükümlerine aykırı olması resen gözetilmesi gereken hususlardan olduğundan, Dairemizce bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir. Kabul şekli bakımından da mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda, davalının dondurma ürünleri incelenmiş, bu ürünlerin de davacı markasının kapsamındaki emtealar nazara alındığında marka hakkına tecavüzün bulunmadığı sonucuna varılmıştır. İlk derece mahkemesince sadece dava dilekçesinin ekindeki belgelerden hareketle dondurma kutuları, buz dolapları, dondurucu şemsiye ve bunun gibi araç ve gereçler, kartvizit, mektup, posta kartı, katalog, fiyat listeleri, menü ve bunun gibi antetli kağıtlar ve evraklar, bu eşyaları üretmeye yarayan araç, cihaz ve makine gibi araçlar yönünden de hüküm kurulmuştur. Bu durum karşısında mahkemece, hakkında herhangi bir tespit bulunmayan konularda, gerekçesi de karar yerinde denetime elverişli şekilde açıklanmadan hüküm kurulması da doğru olmamıştır. Yine davalı tarafça yargılama sırasında, müvekkilinin davacı kurum ile dava dışı..... arasındaki sözleşmeye taraf olmasa da ...." ibareli markalar ile ürünlerin üretildiği işletmenin müvekkili şirkete devredildiğini, bu devir sırasında, sözleşmeden alınan izinle Milpha tarafından üretilmiş, raf ömrü dolmamış, sınırlı sayıda ürünün de müvekkiline devredildiğini, bu ürünlerin piyasaya sunulması sonrasında, müvekkilinin 2023 yılı Temmuz ayında ticaret mevkiindeki sınırlı sayıdaki bu ürünlerin tamamını piyasadan çektiğini savunmasına rağmen, mahkemece davalı tarafın bu savunması incelenmeden ve sadece devam eden eylemler için ref kararı verilebileceği gözetilmeden, davacının tecavüzün ref'ine yönelik isteminin kabulüne karar verilmesi de doğru görülmemiştir. Ayrıca davacı tanınmışlık iddiasına da dayanmıştır. 6769 sayılı SMK'nın 6/5 maddesinde sayılan tanınmış markadan haksız yararlanma halleri, her somut olayın özelliklerine, markanın ne kadar tanınmış olduğuna, tanınmış markanın ayırt edicilik derecesinin ne derecede yüksek olduğuna, her iki tarafa ait markanın birebir aynı olup olmamasına, farklı sınıftaki mal veya hizmetin tanınmış markanın asıl olarak kullanıldığı sektör veya sektörlerden mal ve/veya hizmetlerden ne derece uzak ya da yakın, ne derece farklı olduğuna göre değerlendirilmelidir (.... sayılı ilamında da kabul edildiği üzere, tanınmışlık olgusunun tespiti özel ve teknik bilgi gerektirmektedir. Somut olayda dosya içinde bulunan bilirkişi raporunda, davacının markasının tanınmış olup olmadığı hakkında bir tespit bulunmamaktadır. Buna rağmen mahkemece, özel ve teknik bilgi gerektiren bir hususta davacı yararına SMK'nın 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşullarının gerçekleştiğinin kabulü ile davacının tanınmış marka korumasından yararlanabileceği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru olmamıştır. Yine kabul şekli bakımından, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği halde, davacı yararına yargılama giderlerine hükmedilmemesi de doğru görülmemiştir." biçimindeki gerekçeler ile mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce BAM kaldırma kararı doğrultusunda yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda ve görüşüne başvurulan bilirkişi raporu dikkate alındığında dava konusu edilen işaretlerde tanıtma vasıtalarında davacının tescilli markasının birebir aynısının kullanıldığı, ancak davacının markasının kapsamına giren emtialar ile dava konusu yapılan markasal kullanımların gerçekleştiği emtiaların birebir aynı veya benzer olmadığı, sonuç olarak davacının markasının tescilli olduğu hizmetler ve dava konusu edilen markasal kullanımların gerçekleştiği emtialar arasında ayniyet/benzerlik şartının gerçekleşmemiş olduğu, dolayısıyla davacının tescilli markasından kaynaklanan hakların ihlal edilmediği kanaatine varıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Davacı harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine, Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı şirket vekilinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ....Mahkemeleri'nde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. Kâtip Hâkim ..... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/212, K. 2026/372, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-212-e-2026-372-k-d8006a401d7e