İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/254 E. 2026/420 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/254
- Karar No
- 2026/420
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/254 Esas - 2026/420 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2026/254 KARAR NO : 2026/420
.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 15/11/2021 KARAR TARİHİ : 07/10/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/10/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali, Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, Türkiye’nin en büyük gıda firmalarından biri olduğunu, dava konusu 35. sınıfta ilan edilen .... sayılı “... ...” markasının müvekkilinin önceki tarihli ... markalarına iltibas düzeyinde benzeyen ve birebir ürünleri kapsayan, bu suretle karıştırılma ihtimali arz eden bir başvuru olduğunu, gıda emtialarında ortalama tüketicilerin dikkat ve özen algısının diğer emtialara oranla oldukça düşük olduğunu, zira gıda emtiaları günlük tüketime konu, diğer emtialara oranla oldukça ucuz ve dolayısıyla ortalama tüketicilerin marka üzerinde çok da uzun değerlendirme yapmadan alış veriş yaptığı emtialar olduğunu, dolayısıyla dava konusu markanın tescil istediği 30. Sınıftaki gıda emtialarında iltibas riskinin çok daha yüksek olduğunu, müvekkilinin “...” markasının tescil edilen sınıflarda güçlü bir marka olması, müvekkilinin söz konusu markayı yıllarca kullanarak ayırt edicilik gücünü arttırmış olmasının da başlı başına iltibası arttırıcı nitelikte olduğunu, müvekkilinin, yaklaşık 40 yıldır gıda sektöründe faaliyet gösteren ve söz konusu sektörde uzun yıllardır kullanmakta olduğu .... ve ... ibareli markalarıyla tanınmış olan bir firma olduğunu, bu markaların da SMK 6/3 uyarınca gerçek hak sahibi olduğunu, somut olayda davaya konu ... markasının orta seviyede dikkat düzeyine sahip bir tüketici hafızasında müvekkiline ait tanınmış seri ... marka ailesinin yeni bir parçası olduğu imajını uyandıracağını, zira davaya konu markanın “...” ibaresi dışından hiçbir ayırt edici unsur içermediğini, müvekkilinin ... markasını yurt dışında da korumak ve taklitleriyle mücadele etmek amacıyla ... markasını 125’e yakın ülkede koruma altına almış olduğunu, davaya konu markanın müvekkiline ait bin bir emek, özveri ve masraf ile oluşturulan ... markasının tanınmışlığından yararlanmak sebebiyle oluşturulmuş olduğunu, davalının müvekkiline ait markanın itibarından yararlanarak haksız kazanç elde edeceğini, ayrıca müvekkilinin davalı marka sahibinin bu marka altında sunacağı ürün ve hizmetlerin kalitesini denetleme ya da müdahale etme imkânının bulunmadığını, davaya konu marka kapsamında hizmetlerin sunumu sebebiyle de, müvekkiline ait ... ibareli markasının itibarına ciddi zararlar verilebileceğini, müvekkiline ait ... markasının bugün davalı sahibi yarın başka bir üçüncü kişi tarafından kullanılmasının, bu markayı müvekkiline ait olmaktan çıkaracağını ve markanın sahip olduğu ayırt ediciliğini zedeleyeceğini, müvekkilinin dayanak markasına ayırt edilemeyecek ölçüde benzeyen, ilintili ve benzer hizmetler için tescil edilmek istenen, açıkça kötü niyet arz eden itiraza konu başvurunun, SMK 6/9 kapsamında, kötü niyet sebebiyle tümden reddedilmesi gerektiğin ifade ederek, ....sayılı “... ...” ibareli markanın dava sonuçlanıncaya kadar tescil edilmesi durumunda, ayrıca hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesi ile özetle; dava konusu "... ..." ibareli başvuru markası ile davacının itiraz markalarının, genel görünümleri ve bir bütün olarak bakıldığında bıraktıkları intiba, karıştırılacak şekilde benzer olmadıklarını, dava konusu markayı okuyan veya gören ortalama dikkate sahip ve her iki işareti yan yana karşılaştırma imkânı olmayan kişinin zihnindeki intibaın, davacıya ait marka/markaların bıraktığı intiba ile aynı olmadığını, bu itibarla, söz konusu markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer olmadığını, başvuru kapsamında kalan mallar ya da benzerleri için ihtilafa konu markanın ya da benzerinin dava konusu markanın başvuru tarihinden önce davacı tarafından marka olarak ciddi biçimde kullanıldığını gösterir nitelikte yeterli bilgi ve belgeye rastlanmamış olduğunu, markalar benzer olmamakla birlikte, dava konusu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde bir kanaat oluşmamış olduğunu, davacı taraf, kötüniyet iddiasını itiraz aşamasında belgelendirmediğinden, bu husustaki iddiaya itibar etmenin mümkün olmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle ; ...... sayı ile 30, 43 sayılı emtialarda tescil ettirmiş hak sahibi olduğunu, "... ..." markası ile "..." markası arasında iltibas düzeyinde benzerlik bulunmadığını, halk nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davalı şirketin Şanlıurfa ilinde kebap yiyecek içecek sağlanması hizmetinde faaliyet gösteren bir restaurant işletmecisi olduğunu, davacı tarafın ise İstanbul ilinde faaliyet gösterdiğini, marka hükümsüzlüğünün uyuşmazlıkta söz konusu koşulların hiçbirinin oluşmadığını, müvekkili şirketinin uzun yıllardır Şanlıurfa’da tanınan ve bilinen bir marka olduğunu, davalı adına tescilli markaların 6769 sayılı SMK m.6/1 ve m.6/3 fıkraları gereğince hükümsüzlüğü koşullarının dava dosyasında mevcut olmadığı gibi markalarının kötüniyet gerekçesi ile hükümsüz kılınması koşullarının da mevcut olmadığını, markaların faaliyet sahalarının farklı olduğunu, iltibas düzeyinde benzeyen ve bire bir ürünleri kapsayan halk nezdinde karıştırılma ihtimali arz eden bir benzerlik bulunmadığını, mal kapsamlarının farklı olduğunu, hükümsüzlük veya iptalini gerektirir yasada belirtilen yasal koşulların hiçbirinin oluşmamış olduğunu, ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, bilirkişi raporu alınmış, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, davacı iddiaları karşısında Marka Yidk Kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır. Mahkememizce markalar arasında karıştırma ihtimali olmadığından bahisle davanın reddine karar verildiği, anılan kararın davacı vekilince istinaf edildiği, istinaf başvurusunu inceleyen .... sayılı ilamıyla, " Değerlendirme ve Gerekçe; İlk Derece Mahkemesince davalının “... ...” ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet "..." esas unsurlu markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. SMK'nın 6. maddesinin birinci fıkrası, "Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir." hükmünü amirdir. Davacı markalarının büyük, kalın siyah harflerle “...” ibaresinden oluştuğu, markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, davalının dava konusu markası ise beyaz zemin üzerine, siyah renkte, büyük, kalın harflerle “...” ibaresi ile bu ibarenin hemen altında “ ...” ibaresinden oluştuğu, davalı markasının dikkat çeken ve esas unsurunu oluşturan "..." ifadesinin üç harfli olup davacı markası olan "..." kelimesinin içerisinde yer alıp tek bir harf eksikliği ile oluşturulduğu, davalı markasına bakıldığında ilk olarak tüketici nezdinde "..." ifadesinin dikkat çekeceği, "..." kelimesinin çok farklı anlamlarının olduğu ancak bilinen bir anlamının olmadığı, başvuru konusu marka ile davacının itiraza mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1 hükmü anlamında ortalama alıcı nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktığı genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesi bulunduğu anlaşıldığından, davanın kabulü gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi ve bu karara yönelik istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA," karar verilmiştir. Mahkememizce bozma ilamı geldikten sonra dosya yeni esasına kaydedilmiş usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu , Yargıtay 11.HD nin emsal kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde mahkememiz kararında direnilmesine ve davanın reddine karar verilmiştir. Şöyleki , Emtiaların Aynı/Benzer/İlişkili Olup Olmadığı Davalıya ait dava konusu markanın kapsamındaki hizmetlerin tamamının davacı markaların kapsamlarında aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olarak yer aldığı, Taraf markaları arasında benzerliği tespit olunan 35. sınıftaki 29. 30. ve 32. sınıftaki ürünlerin satışına özgülenmiş hizmetlerin genel olarak yiyecek ve içecek ürünlerinin hitap ettiği nihai tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesi açısından somut olaya bakıldığında; bu emtiaların hepsi, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani görece olarak ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerdendir ve hitap ettikleri tüketicilerin markaları aynı anda incelemeye tabi tutmaması, küçük ayrıntıları da dikkatli biçimde incelememesi, sadece geçmişte edindiği izlenimin etkisiyle hafızasında kalan ile yetinerek bir sonuca varmaya çalışması nitelikleri de gözetildiğinde, bu emtiaların hitap ettiği hedef kitlenin, bu gıda ürünlerini ve gıdayla ilgili hizmetleri satın alırken sahip olduğu seçicilik/algı/dikkat/özen/bilinç seviyesinin ortalama/makul düzeyde olduğu, Marka İşaretlerinin Benzer Olup Olmadığı Dava konusu "şekil" ibareli marka, beyaz zemin üzerine, siyah renkte, büyük, kalın harflerle “...” ibaresi ile bu ibarenin hemen altında daha küçük puntolarla “ ...” ibaresinin yer aldığı, herhangi bir şekil unsuru içermeyen kelime markası olduğu, dava konusu markanın esas unsurunun tüketici tarafından “...” veya bütüncül olarak “... ...” ibareleri olarak algılanabileceği Davacı markaları, büyük, kalın siyah harflerle “...” ibaresinin yer aldığı, herhangi bir şekil unsuru içermeyen kelime markası olduğu, söz konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, Markalar işitsel olarak incelendiğinde, dava konusu markanın....” olarak, davacı markanın esas unsurlarının ise “....” olarak hecelendiği ve telaffuz edildiği, Dava konusu marka ile davacının markaları, marka işaretleri bakımından karşılaştırıldığında, dava konusu markanın üç harfli ile davacı markalarının esas unsurlarının dört harfli olduğu ve her ne kadar dava konusu markada yer alan “...” ibaresi, davacı markalarının son üç harfinde aynen yer alsa da, “...” ile “...” ibaresinin kısa ibareler olması nedeniyle kısa işaretlerde küçük farklılıkların farklı bir genel izlenime yol açabileceği, özellikle davacı markasının ilk harfinin farklı olmasının işitsel, görsel ve kavramsal olarak markaları oldukça farklılaştırdığı, somut uyuşmazlıkta bu farklılıkların görsel, işitsel, görsel ve kavramsal bakımından dava konusu markanın üzerinde kullanılacağı emtianın ortalama tüketicileri nezdinde iltibası önleyici mahiyette olduğu, markalardaki tek harf değişikliğinin iltibasa yol açacağı iddia edilse de, bu hususun her somut olayın özelliğine göre değerlendirilmesi gerekmekte olup, somut uyuşmazlıkta tek harf değişikliğinin görsel, işitsel, yazılış ve anlamsal bakımından dava konusu “...” ibaresini içeren markanın üzerinde kullanılacağı emtianın ortalama tüketicileri nezdinde iltibası önleyici mahiyette olduğu, dolayısıyla işletmeler arasında bir farklılığa yol açacağı, dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin de varlığının markalar arsındaki farklılığı arttıracağı hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu marka ile davacının markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve anlamsal olarak belirli düzeyde bir benzerlik bulunmadığı, Karıştırılma İhtimali Bakımından Ara Değerlendirme, Sonuç olarak, her ne kadar dava konusu markanın kapsamında yer alan hizmetler redde gerekçe markaların kapsamında aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olarak yer alsa da, dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunmaması nedeniyle dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı, .... K sayılı ilamında ... markası ile ... markasının benzer olmadığı , karıştırma ihtimalinin bulunmadığına ilişkin karar verildiği, .... markası arasında benzerlik ve karıştırma ihtimali bulunmadığına ilişkin karar verildiği, bu karardaki davaya konu marka ile mesnet markanın mahkememiz dosyasındaki markalar ile bire bir benzer olduğu, Mahkememizce de markalar arasında benzerlik ve karıştırma ihtimali olmadığına ilişkin verilen kararın ... nin daha önce verilen emsal kararlara uygun olduğu, Eskiye Dayalı Kullanım Bakımından Değerlendirme, 6769 s. SMK’nın 6. Maddesinde sınırlı sayıda düzenlenen nispi ret nedenlerinden biri olan 6/3 bendinde “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir” düzenlemesine yer verildiği, Burada kastedilen marka tesciline konu edilmeksizin ve fakat markasal bir etki doğuracak mahiyette ve yeterlilikte, ticaret hayatında kullanılan ticaret unvanı, işletme adı, alan adı gibi işaretler olduğu, Tescilsiz bir işaretin korunmasını sağlayan ve nisbi ret nedenine konu teşkil eden bu durum, işaretin, itiraz eden tarafından daha önceki bir tarihten beri kullanılmakta olması ve bu kullanım neticesinde işarete ayırt edici nitelik kazandırılmış olması olduğu, yani, bir markanın tescil başvurusundan önce, bu işaret bir başkası tarafından oluşturulmuş ve kullanma neticesinde belli oranda kullanan ile anılmaya başlamış ve ayırt edici nitelik kazandırılmışsa, bu hakka dayanarak sonraki tescilin engellenmesi mümkün olduğu, ancak tescilin engellenebilmesi için, markanın tescili için yapılan başvuru veya başvuruda belirtilen rüçhan tarihinden önce bu işaret için hak elde edilmiş olması ve hakkın sahibine, daha sonraki bir markanın kullanımını yasaklama hakkını veriyor olması gerektiği, Ancak tescilsiz kullanım ile kast edilen husus, öncelik hakkının işareti ilk defa alelade bir şekilde kullanan kişiye ait olması demek olmadığı, başka bir ifadeyle 6/3 maddesi anlamında aranan ayırt edicilik, markasal etki doğurmayan veya oldukça sınırlı bir kitle için doğuran kullanımlar değil, tescilsiz işaretin ticari alanda kullanılması suretiyle, ilgili piyasada bilinir hale gelmesi ve o işareti ihdas edenle birlikte tanınır olması biçiminde anlaşılması gerektiği, ancak buradaki bilinir/maruf olma durumu ile 6769 s. SMK m.6/5 kapsamındaki tanınmışlık olgusu ile karıştırılmaması gerektiği, ilk kullanma suretiyle marka hakkının doğumunu sağlayan ve bu nedenle markasal etki doğuracak şekilde bir bilinirlik, markanın üzerine konulduğu emtianın hitap ettiği alıcı kitlesi tarafından tanınmaya başlamış olması, belirli bir yer, bölge veya piyasada bilinmesi biçiminde anlaşılacağı, Bir diğer ifadeyle, 6769 sayılı SMK m.6/3 kapsamında, tescilsiz işaretin belirli bir çevre veya piyasa ile sınırlı bir bilinirlik düzeyine erişmesi, maddenin sağladığı korumadan istifade için yeterli olduğu, .... huzurunda görülen bir uyuşmazlıkta, önceye dayalı hak istisnasını mesnet göstermek suretiyle 40/94 sayılı Marka Tüzüğü 8/4 m. uyarınca sonradan bir hak ileri sürebilmek için; Hak iddia edilen işaretin ticaret sırasında kullanılmış olması, Yerel coğrafi bölgeden daha geniş bir coğrafik alanda işaretin kullanılması, İşaret sahibinin, bu işaretin başkalarınca kullanılmasını önleyebilecek ölçüde (iç hukukların sağladığı boyutta mesela; işaretin bilinir hale getirilmesi / tanıtılması gibi) hak sahibi olması, İşaret üzerindeki hakkın, karşı çıkılan markanın başvuru tarihinden önceki bir zaman diliminde elde edilmiş olması, şartların hep birlikte gerçekleşmiş olması gerektiği, Bunun yanı sıra bu kapsamda sağlanacak koruma sadece tanıtımın yapıldığı mal veya hizmetlerle sınırlı olacağı, aksi halde, yani başka mal ve hizmetler yönünden de üstün hak sağlanması halinde, marka tescilinin bir anlam ve önemi kalmayacak, bir nevi tescilsiz bir işarete çok tanınmış bir marka statüsü sağlanması söz konusu olacağı, Dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı yukarıda detaylıca anlatılmış, ayrıca davacı tarafından dava konusu ibare olan “...” ibaresini Türkiye’de uzun süredir dava konusu hizmetler bakımından kullanıldığına dair herhangi bir delil sunulmadığı görülmüş, dolayısıyla davacının dava konusu marka üzerinde dava konusu hizmetler bakımından eskiye dayalı kullanımının bulunmadığı,
Tanınmışlık İddiaları Bakımından İnceleme, 6769 sayılı SMK’nın 6/4 maddesinde “Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.” ve 6/5 maddesinde “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önce yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı veya benzer markanın başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” denildiği, 6769 s. SMK’nın 6. maddesinde “tanınmış marka”lara yer vererek onların diğer markalara göre daha yoğun korunmalarının koşullarını oluşturduğu, madde bu korumayı SMK md. 6/4 ve 5 olmak üzere iki ayrı fıkrada düzenlediği, belirtilmelidir ki, SMK md. 6/4’de Paris Sözleşmesi kapsamında bir markanın aynı veya benzer olması ve ayrıca mal/hizmetlerin de aynı/benzer olması şartı aranırken, md. 6/5’te Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşan markalar için mal/hizmet sınıflarının aynı/benzer ya da benzer olmasına bakılmayacağı ifade edildiği ve bu bağlamda SMK md. 6/5’in koruma kapsamı, hükümde anılan hallerden birinin gerçekleşmesi durumunda daha geniş tutulduğu, bununla birlikte, md. 6/5 hükmünden yararlanabilmek için Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşmış markanın tescil edilmesi şartı aranırken, SMK md. 6/4 hükmünden yararlanacak olan Paris Sözleşmesi kapsamında Türkiye’de tanınmış markanın tescil edilme şartı aranmadığı, Markanın tanınmışlığı nedeniyle haksız yarar sağlanmasının esasen, tanınmış markanın sahip olduğu imajın devri suretiyle gerçekleşebileceği kabul edildiği, bu şekilde imaj devrinden söz edilebilmesi için haksız yarar sağladığı iddia edilen marka ile tanınmış markanın tescil edildiği mal veya hizmetler arasında bir bağlantı kurulması ihtimali arandığı, Markanın itibarına zarar verilmesi kavramı markanın tanınmışlığından haksız yararlanılması kavramı ile yakın bağlantılı olup bu iki şartın çoğu kez örtüştüğü kabul edildiği, genel ayrım olarak, tanınmış markadan haksız yararlanmanın, kullanan açısından ekonomik açıdan bir artışı ifade etmesine rağmen, itibarına zarar vermenin marka sahibinin ekonomik açıdan zarar görmesini ifade ettiği hususu vurgulandığı, markanın itibarına zarar verilmesi genellikle tanınmış markanın olumsuz imaj yükletilmesi tehlikesiyle karşılaştığı durumlara ilişkin olup bu hususun tanınmış marka sahibi tarafından ispatlanması gerektiği, Markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesinin (sulandırılma) tanınmış markanın aynısının veya benzerinin kullanıldığı her durumda söz konusu olacağı sonucuna varılması mümkün olmadığı, ayırt edici karakterin zedelenmesinin, sonraki tarihli marka ile tanınmış marka arasında düşünsel bir bağın mevcut olması ve bu durumun tanınmış markanın reklam değerini tehlikeye düşürmesi halinde söz konusu olabileceği kabul edileceği, ayrıca markaların ilgili olduğu mal ve hizmetler birbirine ne kadar yakınsa ayırt edici karakterin zedelenmesinin de o kadar olası olduğu, Davacı, tanınmışlık iddiası sebebi ile davalının, kendisine ait markalarının itibarının zarar göreceğini, davalının müvekkiline ait markanın itibarından yararlanarak haksız kazanç elde edeceğini belirttiği, Davacı markalarının .... tanınmış marka sicilinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiş ancak dosya kapsamında yer alan faturalar, ulusal ve yerel gazete haberleri ve tanıtım ve reklam görsellerinin incelenmesi neticesinde, somut olayda davacıya ait “...” ibareli markasının davacının sitesinde de ifade edildiği üzere kısa sürede hazırlanabilen noodle kategorisinde yer alan “kıvırcık erişte” bakımından ülkemizde bilinirliğinin bulunduğu, Yukarıda anlatılanlar doğrultusunda, dava konusu markanın davacı markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlama, tanınmış markanın itibarına zarar verme, tanınmış markanın ayırt edici karakterini zedeleme gibi hususların değerlendirilmesi için ilk şart dava konusu marka ile davacı markaları arasında aynılık/benzerlik olması gerektiği, yukarıdaki bölümlerde bahsedildiği gibi, somut olayda, dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, Öte yandan, 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanabilmesi için bir markanın tanınmışlığının tek başına yeterli olmadığı, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunması şartının sağlanması gerektiği ancak bu şartın gerçekleşmediği, bu şart gerçekleşse dahi dava konusu edilen markanın tanınmış markanın ayırt edicilik karakterini zedelemesi, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi veya tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinden birinin gerçekleşmesinin gerekli olduğu, davalı başvurusunun davacıya ait “...” markasının sahip olduğu imaj ve prestijden faydalanma amacı taşıdığına yönelik somut bir kanaat oluşmadığı, sonuç olarak davalıya ait markanın tescilinin 6769 s. SMK'nın 6/5 hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açmayacağı ve dava konusu başvuru bakımından 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanamayacağı,
Kötü Niyet İddiaları Bakımından Değerlendirme, Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedileceği, tescil başvurusunda bulunan kişinin kötü niyetli olduğuna emare teşkil edebilecek olgu ve olayların varlığı, kötü niyetli marka başvurusunun kabulü için yeterli olduğu, buna karşılık başvuru sahibinin, hakkını kötüye kullanma niyeti taşıması veya başkalarını engelleme amacına sahip olması gibi sübjektif durumlar kural olarak tespit edilmeye çalışılmadığı, zaten kişinin içsel durumunu ifade eden sübjektif unsurlara doğrudan ulaşmak veya nüfuz etmek mümkün olmadığı, ancak, somut olayda başvuru sahibinin içsel durumunu ifade eden, kast, niyet gibi hususların anlaşılabileceği veya ortaya çıkarılabileceğine dair ciddi belirtilerin varlığı halinde, bunlar araştırılarak, kötü niyetli tescilin varlığı sonucuna ulaşmada yardımcı unsur olarak kullanılabileceği, Bu değerlendirmede, markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığının bilinmesi halinde marka tescil başvurusunda bulunulması, markanın köken gösterme amacı dışında bir amaçla tescil edilmesi, örneğin esasen kullanılması planlanmayan bir markanın sırf bir başka işletmenin piyasaya girmesinin engellenmesi amacıyla tescil ettirilmesi ya da tescil başvurusunda bulunanın rakipleri ile haksız rekabete girişme amacı gibi kriterler dikkate alınabileceği, Marka tescil başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı hususunun belirlenmesinde genel geçer kriterler bulunmamakta, konunun her somut olay bazında değerlendirilmesi gerektiği, doktrine ve yerleşik içtihatlara göre; kötü niyetli tescilden söz edilebilmesi için başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp, yedekleme, marka ticareti yapmak amacına yönelik bir davranışta bulunmak kötü niyet göstergesi kabul edilebileceği, Davalının, davacının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp, yedekleme, marka ticareti yapmak amacına yönelik bir davranışta bulunmadığından kötü niyet iddialarının yerinde olmadığı, Dava konusu markanın kapsamında yer alan hizmetlerin tamamının redde gerekçe markaların kapsamlarında aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olarak yer aldığı, Dava konusu marka ile davacı markaları arasında işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığı, Dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, Davacının eskiye dayalı kullanım iddiasının ispatlanamadığı, Davacının tanınmışlık gerekçeli itirazının yerinde olmadığı, .... Kararı’nın yerinde olduğu anlaşıldığından, Yargıtay emsal kararları ve tüm dosya kapsamından direnme kararı verilerek davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : ....6 tarihli bozma ilamına direnilmesine, Davanın Reddine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 59,30.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 672,70.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı kurum ile şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davalı kurum ile şirket vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.
Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır