Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2104 E. 2026/1279 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2104
Karar No
2026/1279
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/2104

KARAR NO:2026/1279

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ:25.05.2022

NUMARASI:2015/469 Esas - 2022/393 Karar

DAVA:İtirazın İptali (Nakliyat sigortasından kaynaklanan)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin, müvekkilinin yurt içi nakliyelerini ... ve ...numaralı yurt içi nakliyat poliçeleri ile teminat altına aldığını, poliçelerin 9.sayfasında değer kaybının da poliçe teminatı altına alındığını, buna göre poliçedeki şarta uygun olarak her bir hasar için davalıya ihbarda bulunularak ekinde ilgili faturaların sunulduğunu, davalının tüm uyarılara rağmen değer kaybını ödememesi üzerine İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasından başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, her bir hasar için sunulan ihbar dilekçesinde hasar bedeli ve değer kaybının birlikte istendiğini ve her bir hasar ihbarı için ayrı ayrı hasar dosyası açılıdğını, araçlarda değer kaybı oluştuğunu, değer kaybının poliçe teminatı kapsamında olduğunu, alacağın ödenmemesi üzerine gönderilen Kartal ... Noterliğinin 21.02.2014 tarihli ihtarı ile yurt içi nakliyat poliçesine istinaden ihbar olunan hasarların ödenmesinin istendiğini ihtara davala şirketin temerrüde düşürüldüğünü bu poliçeler kapsamında bir kısım hasar ve değer kaybı dosyalarının ödendiğini icra takibine konu alacakların ise ticari kârdan zarar adı altında ödenmediğini, bu bedellerin tamamının müvekkilince müşterilere ödendiğini ileri sürerek itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; takibe yönelik itirazda da bildirildiği üzere, alacak talebinin zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı def'inin her bir hasar dosyası yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, davacının delillerinin tebliğ edilmediğini, davacı ile poliçede yer alan diğer iştirak firmaları ile birlikte 23.01.2010, 23.01.2011, 23.01.2012 (2 yıl) vadeli ... sayılı ... Poliçesi ve ... sayılı ... Poliçesi düzenlendiğini, ... sayılı poliçe ile ilgili olarak 1664 adet, ...sayılı poliçe ile ilgili olarak 978 adet hasar kaydına rastlanıldığını, toplamda 2642 adeti bulan dosyalardaki hasarın önemli bir kısmının davacıya ödendiğini, bazılarında talep olmadığını, bazılarının ise muafiyetin altında kalması sebebiyle, bazı dosyaların ise değer kaybı hesabındaki farklılıklar nedeniyle yada eksik belgeler ibraz edilmediğinde sonuçlandırılamadığını, öncelikle davacının hangi emtea/taşınan araç için hangi dosyanın veya belgenin celp edileceğini yada en azından talepte bulunduğu hasar dosyalarını bildirmesi gerektiğini, yuvarlak ifadelerle usule aykırı olarak açık bir şekilde belirtilmeyen delillerin müvekkiline ibraz ettirilmeye çalışılmasının haksız olduğunu, her iki poliçe nedeniyle sorumluluklarının yerine getirildiğini, tüm ödemelerin fazlasıyla yapıldığını, değer kaybı teminatının sadece 0 km binek ve hafif ticari araçlar için geçerli olduğunu, ikinci el araçlar, motosiklet ve ağır vasıtalar yönünden teminat verilmediğini, ayrıca değer kaybı ıskontosunun ibare olarak belirtildiği müşteri adına düzenlenmiş satış faturası ile ithalatçı veya Türkiye'deki üretici firmanın düzenlediği faturanın sigortacıya ibraz edilmesinin zorunlu olduğunu, aynı araçla ilgili her iki faturanın da ibraz edilmemesi halinde, sigortacının değer kaybıyla ilgili ödemeyi gerçekleştirmeyeceğine ilişkin kararlaştırma olduğunu, dava dilekçesinde talep edilen tazminatın iddiaların aksine değer kaybı tazminatı değil, ticari başarısızlık sonunda mahrum kaldıkları gelir kaybından başka bir şey olmadığını, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, değer kaybı sebebiyle poliçelerde yer alan limitler, poliçe genel şartları ile özel klozlar ve muafiyetler çerçevesinde geçerli olduğunu, toplamda 2642 adet hasar dosyası bulunduğundan dava konusu hasar dosyalarının bildirilmesinden sonra cevap verme hakkının saklı tutulduğunu ileri sürerek, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava hukuki niteliği itibariyle icra müdürlüğünce yapılan icra takibine İİK 67. maddesi uyarınca itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine ilişkin olup, tarafların delilleri toplanarak, Mahkememizin 03/11/2021 tarihli duruşmasında verilen ara karar uyarınca;Davalı sigortacı ... Şirketi tarafından,... A.Ş.'nin, Başlangıç tarihi 23.01.2012, Bitiş tarihi 23.01.2013, Tahmini Yıllık Ciro teminat bedeli 1.870.000.000,00 TL, Otomatik Limit Teminat Bedeli 600.000,00 TL, Poliçe numarası ... olan ... Poliçesi ile sigortalandığının tespiti, Dosyada mevcut diğer tüm bilgi ve belgelerin detaylı olarak irdelenmesi sonucu, Sebepleri çerçevesinde, Dava konusu Sigorta Hasarlarının Davalı sigortacı ... Sigorta Şirketi tarafından düzenlenen , sigortalısı ... A.Ş. , Başlangıç tarihi 23.01.2012, Bitiş tarihi 23.01.2013 Tahmini Yıllık Ciro teminat bedeli 1.870.000.000,00 TL, Otomatik Limit Teminat Bedeli 600.000,00 TL, Poliçe numarası ... olan ... Poliçesinde yer alan Değer Kaybı Teminatı olan Değer kaybı teminatı Sadece 0 km Binek ve hafif ticari araçlar için geçerlidir maddesi kapsamında olduğu kanaatine varılması, dosyada mevcut bilgi ve bilgilerin detaylı olarak irdelenmesi ile detaylı olarak yapılan dosya incelemesi sonucu, dava konusu sigorta hasarlarının, davalı sigortacı ... Şirketi tarafından düzenlenen, ... A.Ş., Başlangıç tarihi 23.01.2012, Bitiş tarihi 23.01.2013, Tahmini Yıllık Ciro teminat bedeli 1.870.000.000,00 TL, Otomatik Limit Teminat Bedeli 600.000,00 TL, Poliçe numarası ... olan ... Poliçesi, teminatı altında olduğu, dava konusu talep edilen değer kaybı tazminat sigorta hasarının tespit edilmesinde, Davaya konu olan alacak miktarının çok sayıda hasara ilişkin olduğu davalının zaman aşımı definin bulunduğu şu ana kadar toplanan teknik doneler tespit edilse de hükme esas alınabilecek bir miktarının belirlenemediği nazara alınarak 5.10.2021 tarihli raporu düzenleyen heyetten öncelikle ek rapor alınmasına, söz konusu raporda heyete hasar konusunda uzman bilirkişinin bulunmadığı bildirilmiş olup, bu hususda TTK 1420/1 ve 1268.mad. nazara alınmak suretiyle ihbar tarihinden itibaren 2 yılı geçen ödemeler dışında kalan ödemeler yönünden liste halinde karşı tarafın kabulünde olan ödemeler ile yapılacak tenzilatlar indirilerek davacının talebinde haklı olup olmadığı ve haklı olunan miktarın hesaplanması için ek rapor alınmasına ve son raporu düzenleyen heyete 10.07.2017 tarihli raporu düzenleyen Makine Mühendisi ...'in dahil edilmesine ve ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Dosyada mübrez denetime uygun olan ve mahkememizce de benimsenerek hükme esas alınan ek rapor da dikkate alınarak, Tabo 1 de gösterilen dosya nosu .., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... gösterilen hasar dosyaları yönünden hasar tarihleri 1.07.2012 tarihinden önce olan hasar dosyaları TTK ya tabi olduğu, taleplerin TTK 1268 kapsamında 2 yıllık zaman aşımına tabi olduğu, ihbar ile alacağın muaccel olması sebebiyle 2.06.2014 takip tarihinden geriye dönük 2 yıllık süre olan 2.06.2012 tarihi öncesinde kalan ihbarlardaki dosyaların zaman aşımına uğradığı esasından hareket ile değerlendirmeyealınmadığı; ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,...,...,...,...,...,...,...,...,...,...,...,...,...,... hasar dosyaları yönünden ödeme suretiyle kapatılan dosyaların gösterildiği, ek raporda tablo 3 de gösterilen 27.04.2012- 27.07.2012 hasar tarihli ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... nolu hasar dosyaları yönünden bunlardan davalının ödemediği ancak kabulünde olan alacak miktarının 12.364,09 TL olduğu; (IV) sayılı tabloda gösterilen hasar dosyalarında ihbar dışında zarara esas belge bulunmadığından değerlendirme kapsamı dışında bırakıldığı; (V) sayılı tabloda gösterilen hasar dosyalarının değer kaybına yönelik olduğu; alış ve satış faturaları arasında fark oluşmadığından poliçe kararlaştırması gereği zarar olarak değerlendirilmediği; bu nedenle talep koşulunun gerçekleşmediği; (VI- A ve B) sayılı tablolarda gösterilen dosyalarda davalının kısmi ödeme ve kabulleri olduğu dikkate alınarak ödenmesi gereken miktarın (23.024,60 TL + 29.048,50 TL =) 52.073,10 TL olduğu kanaatine varılarak davanın kısmen kabul kısmen reddi ile Davalının İstanbul Anadolu 12. İcra müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 52.073,10 TL asıl alacak ile 9.313,23 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 61.386,33 TL üzerinden takip şartlarındaki haliyle aynen devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, İİK 67/2 Maddesi gereğince icra inkar tazminat talebinin alacak başlangıçta likit olduğundan kabulü ile davalının 52.073,10 TL asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatına mahkumiyetine, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Kötü niyet tazminat talebinin şartları oluşmadığından ve kötü niyetli olduğu ispatlanmadığı..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yönelik itirazının 52.073,10 TL asıl alacak ile 9.313,23 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 61.386,33 TL üzerinden iptaline ve bu miktarlar üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 52.073,10 TL asıl alacak üzerinden %20 oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kötü niyet tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkemece, ek raporda yapılan tespitlere göre 01.07.2012 tarihinden önce gerçekleşen hasarların tabi olduğu TTK'nın 1268. maddesi kapsamında 2 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, ihbar ile alacağın muaccel olması sebebiyle takip tarihi olan 02.06.2014 tarihinden geriye dönük 2 yıllık süre olan 02.06.2012 tarihinden önceki kalan ihbarlardaki dosyaların zamanaşımına uğradığı kabulünden hareketle ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hasar dosyaları yönünden ödeme suretiyle kapatılan dosyaların gösterildiği, ek raporda tablo 3 de gösterilen 27.04.2012 ila 27.07.2012 hasar tarihli ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... nolu hasar dosyalarında davalının ödemediği, ancak kabulünde olan alacak miktarının 12.364,09 TL olduğu, IV sayılı tabloda gösterilen hasar dosyalarında ihbar dışında zarara esas belge bulunmadığından değerlendirme kapsamı dışında bırakıldığı, V sayılı tabloda gösterilen hasar dosyalarının değer kaybına yönelik olduğu, alış ve satış faturaları arasında fark oluşmadığından poliçe kararlaştırması gereği zarar olarak değerlendirilmediğinin tespit edildiğini, Müvekkilince taşıma sonrası oluşan zararlar bakımından davalı şirkete başvuruda bulunularak bunlara ilişkin belgeler ekinde hasarı, ticari kazanç kaybını, değer kaybınını gösterir belgeler bulunduğunu, bunların mahkeme dosyasında olduğunu ve 04.05.2016 tarihinde UYAP'an gönderildiğini, dilekçe ekindeki liste incelendiğinde usule uygun süresinde olan başvuru neticesinde davalı sigorta şirketince tüm başvurulara dair başvuru numarası verildiğini, bu nedenle kısmen ret gerekçesinde hasarın belgelenmediğine dair tespitinin yerinde olmadığını, sigortacının ödeme yapmasını engelleyici bir eksikliğin bulunması halinde, bu durumu ivedilikle müvekkiline iletmesi gerektiğini, dosyadaki 4 adet klasörde hasar ihbar ve belgeleri, faturalar ile gerekli diğer evrakların sunulduğunu, bu hususta davalı şirketçe de müvekkilinin eksik bilgi sunduğuna ilişkin bir itiraz bulunmadığını, hak sahibinin davadan önce sigortacıya başvurmasının yasada özel dava şartı olarak düzenlendiğini, eksik belge olması halinde bu eksikliğin her zaman tamamlanabileceğini, bilirkişi raporuna itirazı ilişkin 24.09.2018 tarihli dilekçede belirtildiği üzere belge eksikliği olarak belirtilen tüm dosyaların karşılıkları ve ilgili belgelerinin sunulduğunu, talep edilen hasarların tamamının süresinde sigortacıya bildirildiğini, dosya numarası almayan yahut dava dışı şirketlere fatura karşılığı ödenmeyen hiçbir değer kaybının, davalıdan talep edilmediğini, bu nedenle belge bulunmadığına ilişkin gerekçenin hatalı olduğunu, mahkemenin belge eksikliği, ihbar dışında belge olmadığı gerekçesi ile talebin reddine karar vermesinin hatalı olduğunu,Mahkemenin zamanaşımı değerlendirmesinin de hatalı olduğunu, takip öncesinde keşide edilen Kartal .... Noterliğinin 21.02.2014 tarihli ihtarı ile ... ve ...numaralı poliçeler uyarınca taşıma nedeni ile oluşan hasar bedelleri ve uğranılan ticari kar/ değer kaybı bedellerinin istendiğini, ihtarın tebliği üzerine davalının 11.03.2014 tarih ve 19/945 sayılı adi yazılı belge ile cevap verdiğini, bunun üzerine İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında takip başlatıldığını, raporda icra takibinin 02.06.2014 tarihli olduğu ve zamanaşımının alacağın muaccel olduğu tarihten başladığı ifade edilerek I. tablodaki hasar tarihlerinin 01.07.2012 tarihinden önce olması nedeniyle taleplerin eTTK'nın 1268.maddesi kapsamında 2 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, ihbar ile alacağın muaccel olması sebebiyle 02.06.2014 takip tarihinden geriye dönük 2 yıllık süre olan 02.06.2012 tarihi öncesinde kalan ihbarlardaki dosyaların zamanaşımına uğradığının kabul edildiğini, oysa TTK'nın TTK 1427. maddesinde, sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her halde 1446. maddeye göre yapılacak ihbardan 45 gün sonra muaccel olur denildiğini, dosyadaki kayıtlar ve davalı sigorta şirketince verilen beyan dilekçeleri kapsamında hasar oluştukça bildirimlerin müvekkilince yapıldığı, başvuruların davalıya ulaşmasına rağmen çeşitli nedenlerle değerlendirmeye alınmadığının bildirildiğini, bu nedenle zamanaşımını kesen başvurular olduğunu, bu haliyle 17.04.2012 tarihinden sonra yapılan ihbarlar için zamanaşımı değerlendirmesi yerinde olmadığını, her bir ihbar tarihine 45 gün eklenerek muacceliyet tarihi tespit edilerek 2 yıllık sürenin buradan başlatılması gerektiğini, taraflar arasındaki sigorta ilişkisinde hasar nedeni ile oluşan hasar bildirimlerinin, taşımanın lehine yapıldığı firmalarca bildirildikçe davalıya sürekli şekilde bildirildiğini, davalının bu bildirimlere istinaden kendi uhdesinde dosyalar açtığını, ancak çeşitli mazeretlerle ödemeleri yapmaktan imtina ettiğini, usulüne uygun bildirimlere rağmen ödemenin zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, mahkemece esince bilirkişi raporu esas alınarak IV sayılı tabloda gösterilen hasar dosyalarında ihbar dışında zarara esas belge bulunmadığından reddine karar verildiğini, oysa 04.05.2016 tarih ve ... iş emri numaralı dilekçede ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere bu hasarlara ilişkin tüm belgelerin davalı sigorta şirketi ile paylaşıldığını, bunların klasör halinde mahkemeye sunulduğunu, raporda ithalatçının düzenlemiş olduğu fatura ile müşteri adına düzenlenmiş satış faturası arasında fark olmadığının ifade edildiğini, ancak ithalatçının aracı ithal ettiği fiyat ile müşterisinin satın aldığı fiyatın aynı olmasının aradaki değer kaybını ortaya koyduğunu, araçlarda oluşan hasar sebebiyle araçların ancak ithal edildiği fiyata satılabildiğini, taşımanın yapılarak teslim edilen araçların maliki durumunda olan firmalarca hasarlı araçlar satılması gereken değerlerden değil daha düşük değerlerden satılarak aradaki farkın müvekkiline fatura edilmesi neticesinde, müvekkilinin de bu farkları ödemek zorunda kaldığını, hasar kaydı bulunmaması halinde ithal edilen araçların daha yüksek fiyattan satılması imkanı bulunduğunu, bunun kazanç kaybı değil, doğrudan araçlardaki değer kaybına işaret ettiğini, hasarların araçlarda değer kaybına sebep olarak beklenen fiyattan satılamamasına neden olduğunu, alınan bilirkişi raporları arasında fahiş farklar bulunduğunu, 10.07.2017 tarihli bilirkişi raporunda 243 adet hasara ilişkin meydana gelen zararın toplamda 213.981,08 TL olduğuna kanaat getirildiğini, diğer raporda ise raporda talep miktarının 109.581,05 TL olabileceğinin belirlendiğini, itiraza konu raporda ise 64.437,19 TL talep edilebileceğinin belirlendiğini, tamamı eksik inceleme ile hazırlanan raporların, aralarındaki çelişki giderilmeden hükme esas alınamayacağını, bilirkişi raporunda belirlenen faiz hususunun da hatalı olduğunu, davalının borcunun ihbar tarihinden sonraki 45. günde muaccel olduğunu, kanun gereği muaccel olan bu borç için ihtara gerek bulunmadığını, bu nedenle takip öncesi ve sonrası avans faizinin de gerektiğinde seçenekli olarak hesaplanması gerektiğini, ayrıca 21/02/2014 tarihli ihtar ile davalıya ödeme için bildirim yapılarak süre verildiğini ve davalının cevap vermemesi üzerine bu kez 02/06/2014 tarihinde icra takibine geçilmesi nedeniyle takip öncesi işletilen faizin yerinde olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece hatalı gerekçe ile icra inkâr tazminatına karar verildiğini, oysa alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığını, alacağın belirlenebilmesi için yedi farklı bilirkişi raporu alındığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, taraflar arasında düzenlenen 23.01.2010, 23.01.2011 ve 23.01.2012 vadeli ... sayılı ... Poliçesi ve ... sayılı ... Poliçesinden kaynaklanan hasar alacağının tazmini amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında 23.01.2010, 23.01.2011, 23.01.2012 (2 yıl) vadeli ... sayılı ... Poliçesi ve ... sayılı ... Poliçesi düzenlendiği ve bu poliçelerden kaynaklı bir kısım zararların ödendiği uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık takip ve dava konusu edilen hasar dosyalarında, süresi içerisinde ve usulüne uygun belgelerle başvuru yapılıp yapılmadığı, başvuru yapılmışsa davalı tarafından yapılan incelemenin yerinde olup olmadığı ve buna göre yapılan hasar ödemelerinin mahsubu sonrası bakiye hasar borcu bulunup bulunmadığı noktasındadır. Davacı İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında 12.06.2014 tarihinde 286.440,06 TL asıl alacak, 9.313,23 TL işlemiş faizin ticari faizi ile birlikte tahsili talep edilmiştir. Takibin dayanağı olarak ... nolu yurt içi nakliyat poliçesi, ...numaralı yurt içi nakliyat poliçesinden kaynaklı hasar ödemeleri olarak gösterilmiştir. Ödeme emrinin tebliği üzerine alacağın zamanaşımına uğradığı ve likit bir alacak bulunmadığı belirtilerek itiraz edilmesi sonucu takibin durduğu, itiraz ve davanın süresinde olduğu anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığın hakimlik mesleği dışında teknik bilgiyi gerektirmesi nedeniyle oluşturulan bilirkişi kurullarından raporlar alınmıştır.Mahkemece Prof. Dr. ... ve ...'den alınan 10.07.2017 tarihli bilirkişi raporunda özetle; rapora ekli listede bulunan 243 araçtaki nakliyat hasarına bağlı değer kaybı nedeniyle davacının davalı sigorta şirketinden tazminat olarak 213.981,08 TL talep edebileceği belirlenmiştir.İtiraz üzerine mahkemece Prof. Dr. ...'den alınan ek raporda hasar bilgilerinin verildiği 243 adet hasar bilgilerinin ayrı ayrı incelenerek itiraz dilekçesi ekinde verilen 51 adetllik listedeki hasarların sehven unutulmadığını, sunulan yeni hasar listesindeki araçlardaki hasarın toplanarak verilmesi nedeniyle 53 adet aracın ayrı ayrı hasarının tespitinin mümkün olmadığı, 10.07.2017 tarihli kök rapordaki görüşlerin değiştirilmesinin gerekmediği belirtilmiştir.Mahkemece bu rapor üzerine 29.11.2017 tarihli duruşmada poliçelerin incelenerek nakliye sigortacısı uzmanı bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişi ... tarafından ibraz edilen 27.08.2018 tarihli raporda davacının sunduğu 240 adet araçlık talep listesinin esas alındığı, hasar dosyalarının bazısında yapıldığı incelemelerde davacı talebi ile karşılaştırıldığında bazı tazmin taleplerinin poliçe özel şartlarına uygun düşmediği ve ödenmesi gereken hasar, nefaset ve değer kaybı tutarının 109.581.05 TL olduğu belirtilmiştir. Davacının itirazları üzerine alınan 27.09.2029 tarihli ek raporda ise davalı sigorta şirketince itiraza konu olan 49'dan 173'e kadar muhtelif numaralı hasarlara ilişkin inceleme için fatura örneği ve/veya hasar dosyası sunulmadığı, uyuşmazlık konusunun da sigortacılığa ait olduğu, zamanaaşımı itirazının daha önce değerlendirildiğini, poliçelerin incelenmeden itiraz edildiğini, sigorta poliçesi genel ve özel şartlarının incelenerek hesap yapıldığı belirtilmiştir.Mahkemece sigorta uzmanı bilirkişi ...'tan alınan bilirkişi raporunda özetle; davalı şirketçe davacı sigortalıya 23.01.2012 başlangıç tarihli ve bir yıl vadeli 1.870.000.000,00 TL yıllık tahmini ciro bedelli, 600.000,00 TL otomotik teminat limit bedelli ... numaralı yurt içi nakliyat emtia blok sigorta poliçesi düzenlendiğini, poliçede değer kaybının sadece 0 km binek ve hafif ticari araçlar için geçerlidir maddesi kapsamında kaldığının belirlenmesi halinde davacı tarafından meydana gelen hasarın süresinde davalıya bildirildiği ve davacının 243 adetlik araç talep listesi dikkate alınması gerektiğine kanaat getirilmesi halinde poliçe kapsamında hasarda taşınan her araç için araç başına 300,00 TL muafiyet uygulanacaktır hükmünün uygulanması gerektiğini kanaatine varılması, tespit edilen 109.581,05 TL değer kaybının kadri maruf bulunulması neticesi, hasar bedelinin 109.581,05 TL olduğu belirtilmiştir. Aynı bilirkişiden alınan ek raporda ise önceki görüşler tekrar edilmiştir. Mahkemece raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla ...ve ...'den alınan 05.10.2021 tarihli raporda özetle, dosyada çok sayıda hasar ihbarının bulunması ve 6762 sayılı TTK zamanında oluşan hasarların bu Kanun'un 1268. Maddesi, sonraki hasarların ise 6102 sayılı TTK'nın 1420/1 maddesi uyarınca, zamanaşımına tabi olduğu, 294 adet hasar dosyasının zamanaşımı ve ispata göre rapor içerisinde tablolandırıldığı belirtilmiştir. Talebin çok sayıda hasara ilişkin olması nedeniyle 05.10.2021 tarihli raporu düzenleyen heyetten ek rapor alınmasına karar verilmiş ve ardından heyete 10.07.2017 tarihli raporu düzenleyen Makine Mühendisi ...'in dahil edilerek ek rapor alınmıştır. Bu bilirkişi kurulunca ibraz edilen ve denetime elverişli olduğu anlaşılan, zamanaşımına uğrayan, ödemesi yapılan ve yeterli delil sunulmayan dosyaların ayrı ayrı tablolar halinde gösterildiği, bu raporda ödenmesi gereken miktarın 23.024,60 TL + 29.048,50 TL = 52.073,10 TL olduğu belirtilmiştir.HMK'nın 24 vd. maddelerinde yargılamaya esas olan ilkeler düzenlenmiştir. Bu maddelerle HMK'nın dava dilekçesinin içeriği ve ispat hukuku kuralları birlikte değerlendirildiğinde, bir davada talepte bulunan taraf öncelikle maddi vakıaları ileri sürmeli ve bu vakıalara ilişkin delilleri de sunmalıdır. Dosya kapsamındaki poliçeler nedeniyle iki yıl içinde yaklaşık 2000 adet hasar dosyası açıldığı, davacı dava dilekçesinde soyut olarak bir kısım hasar bedellerinin ödenmediğini belirterek, hasar tazminatı talebinde bulunmuştur. Mahkemece birden çok rapor alınmış ve önceki raporlar arasındaki çelişkiyi gidermek amacıyla HMK'nın 281. maddesi gereğince 14.03.2022 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır. Bu bilirkişi raporunda, dava konusu edilen hasarlar ayrı ayrı tablo halinde sunulmuştur. Bu tablolardan bir sayılı tablodaki taleplerin zamanaşımına uğradığı, iki sayılı tabloda belirtilen dosyaların ödeme suretiyle kapatıldığı, üç sayılı tablodaki dosyaların ödenmediği ve 12.364,09 TL tutarındaki bu borcun davalının kabulünde olduğu, dört nolu tabloda gösterilen hasar dosyalarında ihbar dışında zarara esas belge bulunmaması nedeniyle bu kalemlerin kapsam dışı bırakıldığı, beş sayılı tabloda gösterilen hasar dosyalarının değer kaybına ilişkin olduğu, alış ve satış faturaları arasında fark oluşmadığından, poliçe kararlaştırılması gereği zarar olarak gerçekleşmediği, VI/ A ve B sayılı tablolarda gösterilen dosyalarda kısmi ödeme ve kabuller dikkate alınarak ödenmesi gereken miktarın toplam 52.073,10 TL olduğu belirlenmiştir. Zamanaşımı hukuki bir değerlendirmeye ilişkin olduğundan, bilirkişi incelemesine başvurulması yerinde değilse de Dairemizce zamanaşımı hususu yeniden değerlendirildiğinden, bu husus kararın kaldırılması sebebi yapılmamıştır. Bir kısım eylemlerin eTTK döneminde meydana gelmesi nedeniyle alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığının bu kanuna göre belirlenmesi gerekmektedir. 6103 sayılı TTK'nın Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 6. maddesinde TTK'nın yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış zamanaşımı süreleri ile hak düşürücü süreler eski hukuka tabidir düzenlemesi bulunmaktadır. Bu kapsamda eTTK'nın 1268. maddesine göre sebepsiz yere ödenmiş bulunan prim veya sigorta bedelinin geri alınması alacakları dahil, sigorta mukavelesinden doğan bütün mutalebeler iki yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Zamanaşımı süresi alacağın muaccel olmasıyla başlar. Sigorta sözleşmesinde alacak gerekli belgelerin sigortacıya verilmesi ve sigortacıya belirli bir inceleme süresi tanınmasıyla başlar. Bu kapsamda yukarıda sözü edilen 14.03.2022 tarihli bilirkişi raporunun tablo I'de belirlenen hasarların eTTK'nın 1268.maddesi uyarınca hasar ve ihtar tarihleri ve takip tarihi olan 12.06.2014 itibariyle zamanaşımına uğradığı anlaşılmaktadır. Zira istinaf başvurusunda belirtilen 6102 sayılı TTK'nın 1427. maddesi bu olayda uygulanamayacaktır. Olayda uygulanması gereken eTTK'nın 1283, 1299 ve 1320. maddelerine göre alacağın muaccel olduğu tarih ile takip tarihi arasında zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle mahkemece bu kısım alacakların zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi yerindedir. Davacı, hukuk davasında talebini açıklayarak yukarıda belirtilen HMK'nın 24 ve devamı maddelerindeki ilkelere uygun şekilde kanıtlamakla yükümlüdür. Bu kapsamda, çok sayıda hasar dosyasının ayıklanmadan mahkemeye bildirilmesi, poliçelerdeki tenzili muafiyetlerin dikkate alınmadan talepte bulunulması dikkate alındığında mahkemece alınan çok sayıda bilirkişi raporları ile davacının gerçek alacağının belirlenmeye çalışıldığı görülmüştür. Bu kapsamda, davacının istinaf başvurusunda belirttiği UYAP ortamında verildiği belirtilen 04.05.2016 tarihli dilekçe ekinde hasar bilgilerinin verildiği belirtilmiştir. Ancak bu belgelerde ayrı ayrı hangi hasarın hangi poliçe teminatında kaldığı ispat edilmemiştir. Klasör ekinde çok sayıda fotoğraf ve belgenin sunulmuş olması ispat yükünün yerine getirildiği anlamına gelmemektedir. Her bir hasar dosyasında rizikonun oluştuğunun ve oluşan zararın miktarının kanıtlanması davacıya aittir. Mahkemece oluşturulan ve hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda, poliçedeki muafiyet şartları ve kaza sonucu oluşan değer kaybına ilişkin poliçe hükümleri dikkate alınarak hasar bedeli belirlenmiştir. Mahkemece belirlenen hasar bedelleri faizi ile birlikte hüküm altın alınmıştır. Davacının takip talebindeki işlemiş faiz alacağı hüküm altına alınmış ve davalı bu miktara itiraz etmemiştir. Faiz alacağının tamamı kabul edildiğinden, ayrıca davalının hangi tarihte temerrüde düştüğünün değerlendirilmesinde hukuki bir yarar bulunmamaktadır. Zira takip öncesi tüm işlemiş faiz hüküm altına alınmış, takip sonrası için de takip talebine bağlı olarak temerrüt faizi uygulanmıştır. Davalı ise işlemiş faize yönelik bir istinafta bulunmamıştır. Davacı vekili istinaf başvurusunda, araçların hasarlı olması nedeniyle kârsız satıldığını, bu nedenle zarar oluştuğunu ileri sürmektedir. Ancak yapılan bilirkişi incelemesinde davacının belirttiği şekilde bir zararın oluşmadığı anlaşılmaktadır. Hasarlı olduğu belirtilen araçların alımlarına ilişkin fatura bedellerinden daha düşük bedele satılmadıkları, bu durumun her zaman oluşan hasardan kaynaklanmış olamayacağı, davacının ticari tercihlerinin de satım bedelinin belirlenmesinde rol oynamış olabileceği değerlendirilmiştir. Sonuç olarak bu tür bir hasar kaleminin oluştuğu usulüne uygun delillerle kanıtlanmadığından, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerindedir. Mahkemece alınan önceki bilirkişi raporlarının hükme esas alınan raporla, tazminat miktarı bakımından farklı olması nedeniyle bu raporun esas alınamayacağı ileri sürülmüştür. Ancak raporlar arasında çelişki bulunması halinde yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınarak çelişkinin giderilmesi gerekmektedir. Mahkemece önceki bilirkişi raporları arasındaki tazminat miktarındaki farklılıklar nedeniyle hükme esas alınan bilirkişi raporu alınmıştır. Bu bilirkişi raporunda zamanaşımına uğrayan dosyaların, ihbar dışında herhangi bir belge sunulmayan dosyaların, sigortacının kabulünde olan dosyaların, ödeme suretiyle kapatılan dosyaların ayrı ayrı gösterildiği, ayrıca ödenmesi gereken dosyaların da belirlenerek poliçedeki tenzili muafiyet kayıtlarına göre zarar hesabı yapıldığı anlaşılmaktadır. Poliçedeki şartlara ve yasaya göre ödenmesi gereken tazminatın son raporda belirlenmesi nedeniyle, bu tür bir belirleme yapmaya önceki raporlardan farklı bir tazminata ulaşılması mümkündür. Salt rakamsal farklılık bulunması nedeniyle sonsuza kadar yargılama yapılarak bilirkişi raporu alınarak yargılama sürdürülemez. Bir kısım hasarlar yönünden davacının sadece ihbarda bulunduğu ve hasarı belgeleyici herhangi bir kanıtı sigortacıya sunmadığı, yine teknik değerlendirme içeren bilirkişi raporuyla tespit edildiğinden, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde, davalı sadece icra inkar tazminatı yönünden hükmü istinaf etmiştir. Davacının talebi ve alacağın kaynağı taraflar arasındaki poliçeden kaynaklanan hasar tazminatıdır. İİK'nın 67/2 fmaddesinde; "... Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." düzenlemesi mevcuttur. İtirazın iptali davasının en önemli özelliğinden birisi, dava sonucunda davacı veya davalı lehine tazminata hükmedilmesidir. Somut olayda olduğu gibi, alacaklı bir davada haklı çıkar ve borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse kural olarak alacaklı lehine tazminata hükmedilir. Bu tazminat doktrin ve uygulamada icra inkâr tazminatı olarak isimlendirilmektedir. İcra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için itirazın haksız olması yanında, alacağın likit yani taraflarca bilinebilir olması da gerekir. Ancak dava konusu alacağın sözleşmeden kaynaklanan bir fatura alacağı olmadığı, alacağın tazminata ilişkin olduğu ve bu tazminatın bir fatura ile davalıya bildirildiğinin kanıtlanmadığı, tazminat alacağının hesaplama gerektirmesinin yanı sıra tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı hususunun esaslı bir yargılamayı gerektirmesi nedeniyle likit olmadığının kabul edilmesi gerektiğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve hükmün bu yönüyle düzeltilmesine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun icra inkâr tazminatı yönünden HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının icra inkâr tazminatı yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkındaDairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;

1-Davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 52.073,10 TL asıl alacak ve 9.313,23 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 61.386,33 TL üzerinden, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 2/2.maddesindeki avans esasına göre uygulanacak faiz ile birlikte takipteki diğer koşullarla devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,

2-Alacak likit olmayıp yasal şartları oluşmadığından, davacının icra inkâr tazminatı talebinin ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin ayrı ayrı reddine,

3-Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 4.193,30 TL harçtan, dava açılırken peşin alınan 5.050,73 TL harcın (icraya yatırılan harç dahil) mahsubu fazla alınan 857,43 TL 'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

4-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca 45.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6-Davacı tarafça yapılan 27,70 TL başvurma harcı, 3.572,03 TL peşin harç olmak üzere toplam 3.599,73 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7- Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olarak 251,00 TL tebligat ve müzekkere gideri ile 8.300,00 TL bilirkişi ücreti olarak toplam 12.150,73 TL yargılama giderinden kabul ret oranına göre takdiren 2.522,00 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,

8-Davalı tarafça yapılan tebligat, müzekkere ve bilirkişi ücreti olarak toplam 3.800,00 TL yargılama giderinden reddedilen kısma isabet eden 3.011,27 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,

9-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,

10- İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:

a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılmış olan istinaf peşin karar harcının ise karar kesinleştikten sonar talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,

b-Davalı tarafından sarf edilen 220,70 TL istinaf başvuru harcı gideri ile 127,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 347,70 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,

c-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılmış olan istinaf peşin karar harcının ise karar kesinleştikten sonra talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,

11-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,

12-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;

Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açık olmak üzere, 02.07.2026 tarihinde, oy birliğiyle karar verildi.

KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süre içinde temyiz yolu açıktır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/2104, K. 2026/1279, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2104-e-2026-1279-k-1a95c935f19e