Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2121 E. 2026/1321 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2121
Karar No
2026/1321
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/2121

KARAR NO:2026/1321

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:22/06/2022

NUMARASI:2021/289 E. - 2022/476 K.

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının davacıya 8 adet fatura sebebiyle borçlu olduğunu, ihtarname ile alacağın muaccel hale geldiğini ve davalının temerrüte düşürüldüğünü, muaccel hale gelen alacağın tahsili için başlatılan İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğünün ... sayılı davalı borçlunun haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve % 20 oranında tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı şirketin ortağı ... ile ... ve diğer ortaklar ile aralarında uyuşmazlık olduğunu, bunun üzerine ortaklar arasında ...'a devir edilecek taşınmazlar ile ödenecek bedellerin düzenlendiği ortaklığın bitirilmesi sözleşmesinin imzalandığını, davalı tarafın sözleşmenin kendi üzerine düşen edimleri yerine getirmesine rağmen davacının sözleşme uyarınca üzerine düşen edimleri yerine getirmediğini, sözleşmenin A bendinde yer alan taşınmazların davacı tarafından devri ile ilgili faturalar düzenlendiğini, bunun gerçek bir satış olmadığını, .... Şti., ... ve ... arasında imzalanan sözleşmenin ifasına ilişkin olduğunu, bu sebeple İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/425 Esas sayılı alacak davalarının olduğunu, işbu dava konusu icra takibinin dayanağı faturalara konu taşınmazların devrinin hangi nedenlerle gerçekleştirildiğinin İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/425 Esas sayılı dosyasıyla görüldüğünü, bu davaya ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11.04.2019 tarihli, 2017/4105 Esas, 2019/2882 Karar sayılı bozma ilamında ''… somut olayda sözleşmenin A maddesinde devri öngörülen muhtelif taşınmazların dava dışı şirkete devri gerçekleştirilmiş ancak B, C, H, K maddelerinde öngörülen edimler yerine getirilmemiştir, A maddesi sözleşmenin büyük bölümünü oluşturduğundan artık sözleşmenin geçersizliği ileri sürülemeyeceğinden taşınmaz devrine ilişkin hükümler içeren sözleşmenin resmi geçerlilik şekline uygun yapılmasının red gerekçesi olarak kabulü yerinde değildir'' denilmek sureti ile savunmalarını aynen teyit ettiğini, bu davada ortaya konulduğunu, yeniden dava konusu yapılmasını mümkün olmadığını, icra takibinin dayanağı faturalara konu taşınmazların devrinin nasil ve hangi nedenlerle gerçekleştiğini, .... Şti. ile ... aleyhine ikame ettikleri İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/425 Esas sayılı dosyası ile görülmekte dava kapsamında ortaya konulduğunu, yeniden dava konusu yapılmasının mümkün olmadığını, İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/425 Esas sayılı dosyasının aleyhine sonuçlanacağını anlayan davacı tarafın başlattığı icra takibi ve işbu icra takibine itiraz davası ile yeni delil oluşturma ve İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/425 Esas sayılı dosyası kapsamında reddedilen bir kısım taleplerini işbu dava ile kabul ettirme gayesinde olduğunu savunarak, davanın reddini ve %20 oranında tazminata hükmedilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller ve hükme esas alınan bilirkişi raporlarındaki tespitler uyarınca; davacı şirketin ödenmeyen toplam 8 adet fatura bedeli ve işleyen faizinin tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlattığı, davalı şirket vekilinin süresinde yaptığı itiraz ile icra takibinin durduğu ve mahkememizde işbu itirazın iptali davasının açıldığı, öncelikle tarafların incelenen ticaret sicil kayıtları uyarınca, davacı .... Şti.'nin tasfiyesiz infisah sureti ile kaydının kapalı olduğunun belirtildiği, davacı .... Şti.'nin 19.11.2019 tarihinde birleşme yolu ile aktif ve pasifi ile .... Şti.'ne devredilerek tüzel kişiliğine son verildiği, işbu davanın ise .... Şti. Adına açıldığı görülmektedir.Öncelikle uyuşmazlığın çözümüne etkili hukuki müesseseler incelendiğinde; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 136 ve devamı maddelerinde düzenlenen şirketlerin birleşmesinin devralma şeklinde birleşme ya da yeni kuruluş şeklinde birleşme şeklinde olacağı hüküm altına alınmıştır. Şirket birleşmelerinin hüküm ifade edebilmesi için birleşme sözleşmesinin genel kurul tarafından onaylanmasını takiben yönetim organlarınca birleşmeye ilişkin tüm belgeler ile buna ilişkin esas sözleşme değişikliğinin sicil müdürlüğüne verilmesi gereklidir (TTK 152/2). Bu husus birleşmenin hukuki anlamda var olabilmesi ve hukuki sonuçlarını doğurabilmesi için gereklidir. 6102 sayılı TTK'nın 153/1 hükmüne göre şirket birleşmesi, birleşme kararının ticaret siciline tescili ile birlikte geçerlilik kazanır. Birleşmenin onaylanmasının ardından sicile yapılan tescil kurucu bir etkiye sahiptir. Devrolunan şirketin yaptığı tescil kurucu etkiye sahip olan tescildir. Birleşme kararının ticaret siciline devrolunan şirket tarafından tescil edilmesinin ardından tescilin kurucu etkilerinden bir diğeri doğar ve devrolunan şirket sona erer. Bir başka deyişle infisah eder. Burada diğer infisahlardan farklı olarak birleşme sonucunda devrolunan şirket ya da şirketlerin ayrıca tasfiye olunmaksızın mal varlıklarını devralan şirket bünyesine geçirirler. Birleşmenin ticaret siciline tescilinin bir diğer sonucu da devrolunan şirketin mal varlığının devralan şirkete geçmesidir. Bir başka deyişle sona eren şirketlerin tüm hak borç ve yükümlülükleri devralan veya yeni kurulan şirkete intikal eder. 6102 sayılı TTK m. 154 hükmü uyarınca ticaret siciline tescil ettirilen birleşme kararı aynı zamanda Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilmelidir. Birleşmenin sicile tescilinin ardından devrolunan şirket ya da şirketler infisah edeceğinden ortada yalnızca devralan şirket sıfatıyla birleşmeye katılan şirket kalacaktır. Yani devrolunan şirketin tüzel kişiliği sona erecek ve ticaret sicilinden silinecektir.Bunun yanında, davanın bir tarafını teşkil eden bir ticaret şirketi başka bir şirket ile birleşirse yeni kurulan şirket, taraf ticaret şirketin nevi değiştirilirse yeni neve çevrilen şirket veya taraf ticaret şirketi başka bir şirket tarafından devralınırsa devir alınan şirket, birleşme, nevi değiştirme veya devir ile tüzel kişiliği sona eren şirketin davadaki yerini alacaktır ve tüzel kişiliğin sona ermesinden sonra açılan davada veya icra takibinde devralan şirketi davalı veya borçlu olarak gösterilmesi gerekecektir. Türk Ticaret Kanunu 151. maddesi uyarınca, kanuni halef olan şirketin, tüzel kişiliği son bulan tüzel kişinin yerini alması ile yeni şirkete karşı davaya devam olunacaktır .Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir.Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder.Tüm yapılan açıklamalar ve kanun hükümleri ışığında, davacı .... Şti.'nin 19/11/2019 tarihinde birleşme yolu ile aktif ve pasifi ile .... Şti.'ne devredilerek tüzel kişiliğinin son bulduğu, bu sebeple de taraf ehliyeti bulunmadığı, dolayısıyla icra takibi ve işbu davayı açma imkanı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekmiş; davanın esasına girilebilecek olması halinde esas yönünden yapılan incelemede ise; bilirkişi marifetiyle incelenen ticari defter kayıtlarına göre davacının lehine delil niteliği taşımayan ticari defter kayıtları uyarınca davalıdan icra takip tarihi itibarı ile 900.000,00 TL alacaklı olduğu, davalının lehine delil niteliği taşımayan 2011 yılı ticari defter kayıtlar uyarınca davacıya 900.000,00 TL borcu olduğu, davaya konu 762.711,84 TL olan davaya ve 19.04.2011 tarihli sekiz adet faturaya konu taşınmazların davalının ticari defter kayıtlarında 252 nolu Binalar Sabit Kıymet Hesabına kaydedilerek bilanço aktifinde yer aldığı, davacının ticari defter kayıtlarında yer alan 900.000,00 TL tutarlı alacak bakiyesinin takip tutarı ile örtüştüğü, dava dışı ...'ın davacı şirkette bulunan 5 hisse karşılığı 150.000,00 TL tutarlı hissesini 22.04.2011 tarih...nolu Ortaklar Kurulu kararı ile ...' ya devrettiği, davacı şirkette hissesi kalmadığı, hisse devrinin 02.05.2011 tarih 7806 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, dosyaya sunulan ortaklığın bitirilmesi sözleşmesinin taraf şirketlerin hakim ortakları ve imza yetkilileri olan şahıslar arasındaki adi şirketin tasfiyesi amacıyla yapılmış olduğu, sözleşme konusu taşınmazların davacı şirketten bedelsiz olarak devrinin kararlaştırıldığı, tarafların mutabakatı ile tapu devirlerinin davalı şirkete yapıldığı, mali yönden asgari bedellerden fatura kesilmesi sebebiyle, taraf şirketler arasında şeklen takip konusu fatura alacak ve borçlarının doğduğu, tapu devrinden ve fatura kesilmesinden kaynaklanan masrafların davacı şirket tarafından karşılanacağının sözleşmeden anlaşıldığı ve sözleşmeye göre davalı şirketin bu fatura bedellerini ödemesinin gerekmediği sonuç ve kanaatiyle davanın esas yönüyle de reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. " gerekçesiyle, davanın ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hüküm kısmının usul ve esasa aykırı olduğu gibi ayrıca birbiri ile de çeliştiğini, hükümden önce, taraf teşkili için davacıya süre verilmesi, süresinde yerine getirilmemesi halinde usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca şekil şartı noksanlığı nedeniyle davanın reddi halinde ayrıca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, nispi vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, itirazın iptali davasında davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, cari hesaplardan da görüleceği üzere, 19.04.2011 tarihli A-... seri ve sıra nolu 100,000,00 TL bedelli, ,... seri ve sıra nolu, 100.000,00 TL bedelli, ... seri ve sıra nolu, 100.000,00 TL bedelli, ,... seri ve sıra nolu, 100.000,00 TL bedelli, ... seri ve sıra nolu, 125.000,00 TL bedelli, ... seri ve sıra nolu, 125.000,00 TL bedelli, ... seri ve sıra nolu, 125.000,00 TL bedelli ve ... seri ve sıra nolu, 125.000,00 TL bedelli 8 adet fatura bedelini ödemeyen davalının, Kartal ....Noterliği 21.09.2012 tarih, ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile temerrüte düştüğünü, davalı şirket ile yapılan hiçbir sözleşme olmadığı gibi KDV yönünden de inceleme yapılmaması vergi ziyaını da göstermekle, eksik inceleme ile verilen kararın yasal dayanağı bulunmadığını, bilirkişi raporuna itiraz edildiğini, soyut yoruma dayalı raporun kabul edilemeyeceği gibi itiraz hususları incelenmeden hüküm kurulmasının eksik ve hatalı kararı da gösterdiğini, faturaya itiraz olmadığını, her iki şirektin kayıtlarında mevcut olduğunu, TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrası hükmü ile faturanın özellikle tacirler arasında ifaya yönelik bir ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle içeriğindeki hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine, bir karine getirildiğini, diğer anlatımla, fatura, tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine delil olabileceğini, yasal sürede açılan itirazın iptali davasında, gerekçe husumet yönünden davanın reddine karar verilmesinin, HMK m.151'e aykırı olduğu gibi usul ekonomisi ve Anayasa hak arama özgürlüğüne de aykırı olduğunu, itirazlar aşamasında ileri sürülmediği gibi zorunlu şekil şartı nedeniyle her aşamada resen göz önüne aldığında da tamamlattırılması için süre verilmesinin yasa gereği olduğunu, davacının 19.11.2019 tarihinde birleşme yolu ile aktif ve pasifi ile .... Şti.'ne devredilerek tüzel kişiliğine son verildiğini, işbu davanın ise .... Şti.adına açıldığının görüldüğü gerekçede ileri sürülmüş ise de halefiyet yönünden davacıya süre verilmesinin yasa gereğidir. TTK 152/2. Bu Birleşme sonucunda devrolunan şirket ya da şirketlerin ayrıca tasfiye olunmaksızın mal varlıklarını devralan şirket bünyesine geçirirler. Birleşmenin ticaret siciline tescilinin bir diğer sonucu da devrolunan şirketin mal varlığının devralan şirkete geçtiği için tarafımıza süre verilmesi zorunlu olduğunu, yeni şirketin ve külli halefiyet ilkesi uyarınca esasa ilişkin gerekçenin yasal dayanağı olmadığını, yoruma dayalı hüküm ve gerekçenin kabul edilemeyeceğini, vekalet ücreti yönüden de nispi vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin davanın reddine dair hükmünün sonuç itibariyle doğru ve yerinde olduğunu, ancak hangi gerekçe ile davanın reddine karar verildiğinin açıkça belirtilmemesinin usul ve yasaya uygun olmadığını, davanın, davacı şirketin dava açma hakkı (taraf ehliyetinin) olmamasından dolayı mı yoksa davacının alacağının bulunmamasından dolayı mı reddedildiğinin hükümde açıkça belirtilmediğini, gerekçe incelendiğinde gerek usul yönünden ve gerekse esas yönünden davanın reddine karar verildiğini, bu durumun, yasaya uygun olmadığını, davacı şirketin dava açma hakkının (taraf olma ehliyetinin) olmamasından dolayı davanın reddine karar verilmesinin yani davanın usulden reddedilmesi ile davacı şirketin alacağının bulunmamasından dolayı davanın reddine karar verilmesi yani davanın esastan reddedilmesinin diğer talepleri yönünden ve özellikle de kötüniyet tazminatı talebi açısından önemli olduğunu, tüm bu nedenlerle hangi sebepten davanın reddine karar verildiğinin açıkça belirtilmesi gerekirken, denetime imkan vermeyecek ve karışıklığa yol açacak biçimde hem usulden ve hem de esastan davanın reddine karar verilmesinin yasaya uygun olmadığını, alacağının olmadığını bilmesine karşın icra takibine başvuran davacı tarafın kötüniyet tazminatına mahkum edilmemesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın usulden, aksi hâlde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, ticari satıma ilişkin faturaya bağlı alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibe karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı şirket, davalıdan faturaya dayalı alacaklı olduğu iddiasıyla 03.12.2020 tarihinde İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatmış, davalının itirazı üzerine 10.05.2021 tarihinde eldeki itirazın iptali davasını açmıştır. Davacı şirketin ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; davacı şirketin 13.11.2019 tarihinde dava dışı ... Şirketine tüm aktif ve pasifiyle devrolması sebebiyle sicil kaydının resen terkin edildiği, tasfiyesiz infisah yoluyla devir olduğundan sicil kaydının silindiği anlaşılmıştır.6100 sayılı HMK'nın dava şartlarını düzenleyen 114/(1)-d maddesindeki taraf ehliyeti, davada taraf olabilme, usulî hukuki ilişkinin süjesi olabilme ehliyetidir. Ancak taraf ehliyetine sahip olan kişi davada davacı veya davalı olabilecektir. Bu nedenle, taraf ehliyeti usuli bir kavramdır. Taraf ehliyetine sahip olabilmek için medeni hukuktaki hak ehliyetine sahip olmak gerekir. HMK'nın 50. maddesine göre, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, taraf ehliyetine de sahiptir. Buna göre tüm insanlar, hak ehliyetine ve dolayısıyla taraf ehliyetine sahiptir. Taraf ehliyeti medeni hukuktaki hak ehliyetinin medeni usul hukukunda büründüğü şekildir ve hak ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişinin davada taraf olma ehliyeti de vardır. Taraf ehliyeti dava şartlarındandır ve hakim tarafından resen davanın her aşamasında dikkate alınır. Tüzel kişiliğin son bulması ile taraf ehliyeti de sona erer. Bundan sonra eski tüzel kişiye karşı veya onun adına dava açılamaz. Somut olayda takibin 03.12.2020 tarihinde başlatıldığı, davanın 10.05.2021 tarihinde açıldığı, davacı şirketin bu tarihten önce, 13.11.2019 tarihinde ticaret sicilinden terkin edildiği, tüzel kişiliğinin son bulduğu, buna rağmen eldeki davayı açtığı anlaşılmış olup taraf ehliyeti olmayan davacı şirketin açtığı bu davada davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece davacı şirketin terkin edildiğinin tespit edilmesine rağmen işin esası incelenerek davanın kabulüne karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olmuştur. Davacı şirketin dava ve takip tarihinde tüzel kişiliği ve dolayısıyla taraf ehliyeti bulunmadığından, bunun tamamlanabilir bir dava şartı olduğundan da bahsedilemez. Bu sebeple davalı vekilinin istinaf başvurusu yerine görülerek, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın usulden reddine dair Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir. Dairemizce davanın usulden reddine dair yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi sebebiyle, işin esasına ilişkin davacı istinaf sebeplerinin incelenmesi mümkün olmamıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın usulden reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın kaldırılmasına, dava hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;

1-Davanın, HMK'nın 114/1.d ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine,

2-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,

3-Alınması gereken 732,00 TL harcın peşin yatırılan harçtan mahsubu sonucu kalan 26.566,56 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,

4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

5-Davacının tüzel kişiliği bulunmadığından, aleyhine avukatlık ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesine yer olmadığına,

6-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı vekilinden alınarak Hazineye gelir kaydına,

7-Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde davacı vekiline iadesine,

8-Karar kesinleştiğinde İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasının iadesine,

9-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:

a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,

b-Davacı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin harcının Hazineye gelir kaydına,

d-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,

10-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 09.07.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/2121, K. 2026/1321, T. 09.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2121-e-2026-1321-k-62da0e71c933