Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2068 E. 2026/1268 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2068
Karar No
2026/1268
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/2068

KARAR NO:2026/1268

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ:15.06.2022

NUMARASI:2019/418 Esas - 2022/501 Karar

DAVA:İtirazın İptali

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davalı şirket arasındaki sözleşmeden doğmuş ve doğacak borçların temini için 05.04.2016 tarihinde davalı ...'in maliki olduğu ... Mahallesi 10135 ada 107 parselde bulunan 30/3054 arsa paylı zemin kat 1 numaralı bağımsız bölüm üzerinde süresiz ve 1. dereceden, 750.000,00 TL bedelli, yıllık %11 oranında faizli üst limit ipoteği kurulduğunu, malikin eşinin 25.03.2016 tarihli Kartal ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı işlemi ile ipotek tesisine muvafakat ettiğini, davalı şirket ile imzalanan muacceliyet kabulü, feragat ve ibranameye göre müvekkilinin alacaklı olduğunu, buna rağmen cari hesap ilişkisinden kaynaklanan alacağın ödenmemesi nedeniyle davalılara 31.01.2019 tarihinde 332.551,88 TL'lik borç bakiyesinin ödenmesi aksi halde ipoteğin paraya çevrileceğine ilişkin Karşıyaka ... Noterliğinin 30.01.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarının gönderildiğini, davalıların ihtara cevap verilmediğini ve ödeme yapmadıklarını, taraflar arasında yaklaşık 2.500.000 TL ticaret bulunduğunu, ihtara rağmen ödenmeyen borcun 334.957,19 TL'si için İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takibe 21.03.2019 tarihinde itiraz edildiğini, ipotek sözleşmesinin 13. maddesi ile müvekkilinin defterlerinin kesin delil olarak kabul edildiğini, satım sözleşmesinde düzenlenen irsaliyeli faturaların imza karşılığı davalıya teslim edildiğini ve süresinde fatura içeriğine itiraz edilmediğini, talep edilen faizin faizin fahiş olduğuna ilişkin itirazın yerinde olmadığını, takibin yetkili icra dairesinde başlatıldığını ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar, cevap dilekçesi vermemişlerdir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Sonuç olarak yukarıya aynen aktarılan yasal düzenlemeler, icra dosyası, takibin ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe ilişkin olması, davalı gerçek şahsın ipotek nedeni ile müteselsil sorumluluğu, rapora karşı itirazlara ilişkin yukarıda yapılan irdeleme, ipotek sözleşmesi, ipotek sözleşmesindeki delil şartı, ticaret sicil kayıtları, ihtar ve tebliğe ilişkin belgeler, nüfus kayıtları, ipotek tesisi yönünden eş muvafakati, temin edilen raporlar, dosya kapsamına uygun ve davanın aydınlatılması yönünden mahkememizce de yeterli kabul edilen nihai rapor ve isabetli görülerek iştirak edilen bilirkişi kanaati, tarafların birbiriyle uyumlu BA/BS bildirimleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davanın sübuta erdiği sonuç ve kanaatine varıldığından davanın kabulüne ilişkin olmak üzere aşağıdaki hüküm kurulmuştur.Davacı tarafın icra inkar tazminatı adı altında talep ettiği icra tazminatı yönünden yukarıya aynen alınan İcra ve İflas Kanunu’nun 67.maddesinin 2. Fıkrası hükmü, bu konuda yerleşen yargısal uygulama, davanın niteliği, davalının takibe itirazının haksız çıkması, kabule konu asıl alacak yönünden alacağın davalı tarafça hesaplanabilir-bilinebilir olması nedeni ile likit ve belirli olması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davalı aleyhine icra tazminat şartlarının somut olayda gerçekleştiği anlaşıldığından kabule konu asıl alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra tazminatına da karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmış olup, söz konusu asıl alacak miktarının %20 oranına tekabül eden 66.510TL icra tazminatına da hükmolunmuş ise de, teselsül talebi olmadığı için davalılardan müştereken tahsili yönünde karar verilmiştir..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalıların İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesi'nin ... sayılı icra dosyasına yönelik itirazlarının iptaline ve takibin devamına, takibe konu asıl alacak miktarı üzerinden hesaplanan %20 icra inkâr tazminatı olan 66.510 TL'nin davalılardan müştereken alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.

Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkemece icra inkâr tazminatının davalılardan müştereken tahsiline karar verildiğini, bunun yanı sıra yargılama giderleri ile vekalet ücretinden de davalıların müştereken sorumluluğuna hükmedildiğini, oysa ticari ilişki nedeniyle verilen ipotekten kaynaklanan ticari alacağın esasında TTK'nın 7. maddesindeki ticari işlerde teselsül karinesine tabi olduğunu, maddede belirtilen teselsül karinesinin aksine, ancak açıkça belirtilmiş ise müşterek sorumluluğa gidilebileceğini, ancak dava dilekçesinde itirazın iptali ile takibin devamına ve yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesine karar verilmesinin istendiğini, buna rağmen yasadan kaynaklanan teselsül karinesine tabi bir davanın talep sonucunda aksine bir ifade bulunmadığından, aksine alacağın tamamının davalılardan tahsili için talepte bulunulduğundan, teselsül hükümlerinin uygulanması gerektiğini, talep sonucunun açık olmaması halinde HMK'nın 119/2.maddesi gereği talep sonucunun açıklanması için süre verilmeden bu sonuca varılmasının yasaya aykırı olduğunu, aynı icra dosyasından müteselsilen borçlu olan davalılar yönünden teselsül talebinin bulunmamasının hayatın olağan akışına ve usul ekonomisine aykırı olduğunu, teselsül talebi bulunduğundan hükmün "müştereken tahsiline" yönelik tüm kısımların kaldırılarak, davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerektiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne ve yargılama giderleri ile icra inkar tazminatının davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.Davalılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dosyaya sunulan bilirkişi raporunun davacının gerçek dışı iddiaları ve tamamen davacı defterlerine göre düzenlendiğini, müvekkili şirketin borcu bulunmamasına rağmen başka firmaların borçlarının davacı tarafından müvekkilinin hesabına borç olarak virman yapıldığını, bu durumun müvekkilinin şirket kayıtlarının incelenmesi ve virman makbuzu ile belirlendiğini, müvekkili ile bir bağlantısı olmayan ....A.Ş ye ait 75.697,20TL borcun müvekkili hesabına virman yapıldığını, benzer şekilde bir çok virman yapıldığını, sadece yargılama sırasında sunulan makbuzun bulunabildiğini, bu şekilde müvekkiline ait olmayan borçların haksız şekilde müvekkiline aktarılarak borç oluşturulduğunu, bilirkişi raporunda bu şekilde yapılan virman işlemlerinin nazara alınamadığını ve müvekkil şirket kayıtlarının yeterli derecede incelenmediğini, ayrıca müvekkilince yapılan ödemelerin gerekçesiz şekilde göz ardı edildiğini, raporda "davalının ticari defterlerinde mesnetsiz ödeme kayıtlarının olduğu iş bu sebepten dolayı davacının ticari defterlerinin esas alınması gerektiği " şeklinde değerlendirme yapıldığını, raporda ödemelerin hangi nedenle mesnetsiz olduğunun açıklanmadığını, bu ibare ile neyin kast edildiğinin açıklanmadığını, yine raporda davacı defterlerine göre 2016 yılında 194.722,09 TL borç varken 2017 yılında bu rakamın ne şekilde 15.132,40 TL'ye düştüğünün açıklanmadığını, davacı defterlerinin dahi bu ödemeyi teyit ettiğini, bilirkişinin mesnetsiz olarak kabul ettiği ödemelerin 2016 ve 2017 yılındaki ödemeler olup olmadığının açıklanmadığını, buna karşın 2018 yılında borç miktarının 654.256,37 TL'ye yükseldiğini, borcun bir yıl içerisinde yaklaşık 45 kat arttığını ve bunun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bilirkişilerin ve davacının borç miktarındaki bu ani artışın ve takip edilen yılda ise hiçbir şekilde değişmemesinin izah edilmesi gerektiğini, ispat vasıtalarının takdirinin mahkemeye ait olmasına rağmen, bilirkişilerin bu husustaki değerlendirmelerinin yok hükmünde olduğunu, hukuki açıdan gerekse teknik açıdan eksik ve hatalı olan raporun hükme esas alınmasının doğru olmadığını, davalı olarak gösterilen ... aleyhine hüküm tesis edilmesinin usule aykırı olduğunu, TMK'nın 887.maddesi uyarınca ipotekli taşınmazın malikinin borçtan şahsen sorumlu olmaması halinde alacaklının ödeme isteminin ona karşı etkili olması, bu istemin hem borçluya, hem kendisine karşı yapılmış olmasına bağlı olduğunu, ...'in ipotekli gayrimenkulün maliki ve ipotek veren durumunda olduğunu ve borçtan şahsen sorumlu olmadığını, buna rağmen davacının bir ihbarda bulunmadan doğrudan ... hakkında icra takibi başlatmasının bu hükme aykırı olduğunu, alacak borç miktarının varlığı ve miktarı hususunda açık bir uyuşmazlık bulunmakla birlikte iddia edilen alacak bakımından likit olma şartının gerçekleşmemesine ramğen icra inkar tazminatına karar verilmesinin hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 150/a maddesi atfıyla aynı Kanun'un 67. maddesi uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davacı ve davalı şirket arasındaki yetkili satıcılık sözleşmesinin varlığı, davalı gerçek kişilerin ipotek tesis edilen taşınmazların maliki olduğu konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Davacı ile davalı şirket arasında satım sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ve bu sözleşmeden kaynaklı doğmuş ve doğacak her türlü alacağın teminatını oluşturmak üzere diğer davalıya ait dava konusu edilen taşınmazın ipotek edildiği, davalı şirketçe imzalanan ve dava dilekçesine eklenen muacceliyet kabulü, feragat ve ibraname başlıklı belgeden anlaşılmaktadır. İpotek sözleşmesinin 13. maddesinde davacı şirketin defterlerinin münhasır delil olacağı düzenlenmiştir. Sözleşmede davalı ...'in imzası bulunduğu ve anılan kişinin sicil kaydına göre davalı şirketin temsilcisi olması nedeniyle sözleşmenin HMK'nın 193.maddesine göre geçerli olduğu anlaşılmıştır. TMK’nın 887. maddesine göre asıl borçluyla beraber borçtan şahsen sorumlu olmayan ipotekli taşınmaz malikine ihbar yapılmadıkça, ipotek borçluları bakımından borç muaccel hale gelmez (Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 04.03.2019 tarihli ve 2017/4649 Esas, 2019/1322 Karar sayılı kararı, 26.05.2014 tarih ve 2013/13111 Esas, 2014/9718 Karar sayılı kararları). Malike karşı yapılacak ihbarın amacı, kişisel alacağın değil, ipoteğe ilişkin ayni talebin muacceliyet kazanması için zorunluludur. Akit tablosu kayıtsız şartsız belli bir para borcu ikrarına havi değil ise, başka bir ifadeyle somut olaydaki gibi, ipotek ticari ilişkinin teminatı olarak verilmiş ise, bu halde alacağın miktarını kesin olarak akit tablosundan anlamak mümkün olmayacağından ipotek veren taşınmaz malikine/maliklerine gönderilecek muacceliyet ihbarında, ipotekle teminat altına alınan alacağın miktarının açıkça gösterilmesi gerekir. Davacının, takip öncesi asıl borçlu şirket ile ipotek verene gönderdiği Karşıyaka ... Noterlinin, 31.01.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarıyla, yasa hükmünde ve yukarıda belirtilen açıklamalara göre ihtarda bulunduğu görülmüştür. İpotek verenin eşinin muvafakatine ilişkin Kartal ... Noterliğinin 25.03.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarının dosyada olduğu anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince davalı defteri üzerinde talimat yoluyla bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Mali müşavir bilirkişi tarafından ibraz edilen 07.05.2021 tarihli raporda, davacı defterlerinin usulüne uygun olarak düzenlendiği belirlenerek tarafların cari hesabı da incelenip davacının ticari defterlerine göre 332.551,78 TL borçlu olduğu belirlenmiştir. Bilirkişi raporunda ihtarın tebliği ile takip tarihi arasındaki 24 günlük süre için işlemiş faiz de takip talebine uygun şekilde belirlenmiştir. Bu rapordan sonra mahkemece davalı defterleri üzerinde inceleme yapılmıştır. Mali müşavir bilirkişi tarafından sunulan 31.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda, davalı şirketin kendi defterlerine göre davacıya 654.256,37 TL borçlu olduğu belirlenmiştir. Bilirkişi raporunda bu kaydi borca rağmen bir kısım ödemelerle borcun azaltıldığı belirlenmiştir. Ödeme bir itiraz olup yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir. Ancak ödeme kaybının davalı defterinde bulunması başlı başına bu ödemenin esas alınmasını gerektirmez. Ödeme olgusunun usulüne uygun düzenlenmiş makbuz veya banka dekontu ile kanıtlanması gerekir. Bu olgunun ispatı davalıya aittir. Hukuk davasının taraflarca hazırlanması ilkesi gereğince, ileri sürülen vakıanın delillerinin de taraflarca sunulması gerekir. Mahkemenin, davalının ticari defterlerine dayanak bir belge olmaksızın kayıt edilmiş ve hiç bir belgeye dayanmayan ödeme olgusunun hangi belgeye dayandığını araştırma yükümlülüğü bulunmamaktadır. İstinaf başvurusunda dahi somut bir ödeme olgusu veya belgesinden söz edilmeyerek soyut şekilde, davalı defterinde dayanaksız şekilde kayıt edilen ödeme kayıtlarının yeterince araştırılmadığı belirtilmiştir. Taraflar arasında süreklilik arz eden açık hesap şeklinde bir ticari ilişki söz konusudur. Bu nedenle karşılıklı mal alım satımı ve ödemeler bu hesaba kayıt edilerek bakiye borç bulunmuştur. Ticaretin sürekli devam etmesi ve 31.03.2022 tarihli bilirkişi raporunun 5 ve devamı maddelerindeki davalı defterlerine göre yapılan tespitlerde, satım faturalarının davalı defterlerinde kayıtlı olması, ancak ödeme olgusunun ispatlanması hususu dikkate alındığında, davalının ipotek miktarından daha fazla borcunun bulunduğu kesin şekilde belirlenmiştir. Ticari ilişkinin süreklilik arz etmesi ve satılarak davalıya teslim edilen emtia konusunda taraf defterlerinin mutabık olması nedeniyle borcun belli bir dönemde fazlaca artmış olmasının araştırılacak bir yönü bulunmamaktadır. Zira tespit edilen belli bir tarihte sıfır olan borcun, kısa bir süre içerisinde satın alınan emtia ile bir gün içerisinde yükselmesi mümkündür. Somut bir olgu olmaksızın ve faturalar davalı defterinde kayıtlı olmasına rağmen, bu hususun somut bir neden gösterilmeksizin mahkemeden resen araştırması beklenemez. Davacının alacağı tarafların ticari defterlerine ve sözleşmeye uygun şekilde belirlendiğinden, davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden ise davacının müteselsil tahsil talebi bulunmadığından, mahkemece icra inkar tazminatı ve yargılama giderlerinin müştereken tahsiline karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, bu yöne ilişkin istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekili ve davalılar vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin davalılar vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine,

2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

3-Davalılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 17.163,00 TL istinaf nispi karar harcının davalılardan müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,

5-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair

HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 02.07.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/2068, K. 2026/1268, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2068-e-2026-1268-k-b76045c099f3