Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1109 E. 2026/1108 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1109
- Karar No
- 2026/1108
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1109 - 2026/1108 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/1109 KARAR NO : 2026/1108
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/05/2025 NUMARASI : 2024/554 Esas - 2025/350 Karar
DAVACI : VEKİLİ : Av.
DAVALI : VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : İstirdat KARAR TARİHİ : 02/07/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 03/07/2026
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı ... Şirketi vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı alacaklının, davacı aleyhine Ankara 1. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2024/7687 Esas sayılı dosyasına kayden ilamsız takip başlattığını, davacının 7 gün içerisinde itiraz etmemesinden dolayı iş bu dosya ile davalı alacaklının aslen haklı olmadığı bir alacağı, kötü niyetle tahsil ederek zenginleşmiş olduğunu, davacının 12.03.2024 tarihinde dosya borcunu ödemesi ile icra dosyasının tahsilatla infaz edildiğini, icra dosyasının içerisinde herhangi bir bilgi ve belgenin olmadığının fark edildiğini, davalı taraftan alacağın hesaplama yöntemine ilişkin bilgi talebinde bulunulmuş ise de, davacıya müsbet bir dönüşün olmadığını, hal böyleyken de, davacının dayanaksız ve halen hesaplama yöntemi bilinmeyen Ankara 1. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2024/7687 Esas sayılı dosyasına yaptığı ödemenin yerinde olmadığının açık olduğunu belirtilerek, Ankara 1. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2024/7687 Esas sayılı dosyasına haksız ve dayanaksız olarak ödenen tutar bakımından fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL'nin ödeme tarihi olan 12.03.2024 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte istirdatına karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı Sigorta Şirketi ile davacı arasında 1366314922 numaralı ZMMS poliçesinin imzalandığını ve bu kapsamda davacıya ait ... plakalı aracın sigortalanmış olduğunu, 27.11.2022 tarihinde sigortalı aracın ...'nın sevk ve idaresindeyken tek yönlü yol olan...Caddesini takiben ters yönde seyirle, kendi yolundan gelen ...plakalı araçla çarpışmış olduğunu, davalı tarafça dava dışı araç malikine tazminat ödemesi yapıldığını, sigorta şirketinin rücu imkanının doğması için belirli şartların sağlanmasının gerektiğini, şartların sağlanmaması halinde sigorta şirketinin rücu hakkının doğmakta olduğunu, rücu hakkını haksız olarak ileri süren veya icra takibi başlatan sigorta şirketine karşı yasal yollarla itiraz etmenin mümkün olduğunu, somut uyuşmazlıkta, düzenlenen kaza tespit tutanağı ve ekspertiz raporu neticesinde davacının %100 oranında kusurlu olduğunun sabit olduğunu, takibin belgeye dayanmadığı hallerde ortada bir belge yokken belgenin aslının ya da onaylı örneğinin takibe eklenmesinin beklenmeyeceğini, bu hallerde ödeme emrinde sadece borç sebebinin bildirilmesinin yeterli olduğunun Yargıtay kararları ile sabit olduğunu bildirerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, uyuşmazlığın, davalı Sigorta Şirketi'nin ZMMS sigortalısı olan davacının aracının karıştığı kaza nedeni ile 3. Kişiye ödediği bedeli sigortalısı olan davacıdan talep etme hakkının olup olmadığı, davacının kazanın gerçekleşmesinde kasti veya ağır kusurunun olup olmadığı, davacının Ankara 1 Genel İcra Müdürlüğü'nün 2024/7687 Esas sayılı dosyasında icra tehdidi altında davalı Sigorta Şirketi'ne yaptığı ödemeyi geri istemekte haklı olup olmadığına ilişkin olduğu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, davacıya ait araç sürücüsü ... kazanın gerçekleşmesinde %100 kusurlu ise de, davacıya ait araç sürücüsünün kazanın gerçekleşmesinde alkollü olmadığı ya da sürücü belgesiz araç kullanmadığı, davacı araç sürücüsünün kazanın gerçekleşmesinde ağır kusurlu olduğunun da söylenemeyeceğinin bilirkişi raporu ile tespit edildiği, dolayısı ile davalı Sigorta Şirketi'nin sigortalısı olan davacıya ait aracın 3. kişilere verdiği zarardan sorumlu olduğu, davacı hakkında başlattığı takibin haksız olduğu, belirtilen sebeplerle davacının icra tehdidi altında Ankara 1 Genel İcra Müdürlüğü'ne yaptığı ödemeleri davalı Sigorta Şirketi'nden geri istemekte haklı olduğu gerekçesiyle; "Davanın kabulüne, 102.790,00 TL'nin ödeme tarihi olan 12/03/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine," karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; öngörülen bir durumun meydana gelme ihtimalinin bilindiği hale bu durumu yok sayarak yoluna devam edilmesi ve akabinde hasarın meydana gelmesinin sürücünün ağır kusuru olarak nitelendirilmesi gerektiğini, her ne kadar gerekçeli kararda ve karara esas alınan bilirkişi raporunda, sigortalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu doğru olarak tespit edilmişse de, davacıya ait araç sürücüsünün kazanın gerçekleşmesinde alkollü olmadığı ya da sürücü belgesiz araç kullanmadığı, davacı araç sürücüsünün kazanın gerçekleşmesinde ağır kusurlu olduğunun da söylenemeyeceği ve bu sebeple ödenen tazminat ödemesinin müvekkili şirket tarafından rücu edilemeyeceği tespitinin kabul edilebilir olmadığını, Karayolları Trafik Kanunu'nun 46.maddesinin (h) bendinde açıkça sürücülerin; "Tek yönlü karayollarında araçlarını ters istikamette sürmemek," zorunda olduklarının düzenlendiğini, sigortalı araç sürücüsünin ilgili kanun maddesini ihlal ederek ters yöne aracı ile giriş yapmış ve söz konusu kazanın oluşumuna sebebiyet verdiğini, bilindiği üzere, Genel Şartların B.4.a. maddesi; “Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise,” sigorta şirketine rücu hakkını tanıdığını, Yargıtay kararları ve genel teamül açısından bakıldığında ise "ters yön ihlali, ‘taşıt giremez’ uyarı levhalarına aykırı davranma" ağır kusur kapsamında değerlendirildiğini, kaldı ki, sürücü tarafından da ters yöne bilerek girildiğinin ikrar edildiğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE İstinaf talebinde bulunan davalı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, istirdat davasıdır. Dava konusu poliçenin düzenlendiği tarihi itibariyle uygulanacak olan yeni Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında sigortacının, sigortalıya rücu hakkı "B.4. Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortanın Sigortalıya Rücu Hakkı" başlıklı maddesinde düzenlenmiş, eldeki dava bakımından ilgili maddede; "Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigortalıya rücu edebilir. Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir: a) Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise,..." denilmiştir. Ağır kusur konusunda ise; Bilindiği üzere, ağır kusur kavramı özel hukuk kavramı olup kasıt olmamakla beraber kasta yakın bir kusurun mevcudiyetini ifade eder. Bu kavram, HGK’nın 10/12/2003 gün, 2003/11-756-743 sayılı ilamında; “...ağır kusurda, hal ve şartların yüklediği özen gösterme ve tedbir alma ödevlerine veya bir hareket tarzı emreden kurallara tam bir aldırmazlık söz konusudur. Ağır kusur bağışlanması kesinlikle olanaksız olan irade eksikliği esasına dayanır.” şeklinde açıklanmıştır. Ağır kusur, yargısal kararlarda "aynı durum ve koşullar altında her mantıklı insanın göstereceği en ilkel dikkat ve özenin gösterilmemesi" şeklinde tanımlanmaktadır. Başka bir anlatımla ağır kusurda; hal ve şartların yüklediği özen gösterme ve tedbir alma ödevlerine veya bir hareket tarzı emreden kurallara "tam bir aldırmazlık" söz konusudur. Ağır kusur, bağışlanması kesinlikle olanaksız olan irade eksikliği esasına dayanır. Bu itibarla, sürücünün tam kusurlu olmasıyla ağır kusurlu olması halini birbirinden ayırmak gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/17-1083 Esas, 2019/26 Karar sayılı ilamı). Somut olayda, sigortalının tam kusurlu olduğu anlaşılmakta ise de, ağır kusurun bulunduğunun mevcut delil durumuna göre ispatlanmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim, Yargıtay 4 . Hukuk Dairesinin 25.10.2023 tarih ve 2021/22117 Esas, 2023/11318 Karar sayılı ilamında; “…tek yönlü yolda ters yöne hareket ettiği esnada meydana gelen kazada, rapor içeriğine göre sürücünün tam kusurlu olduğu anlaşılmakla beraber, yukarıda açıklandığı gibi kasıt veya kasta yakın bir kusur halinin mevcut bulanmadığına," karar verilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı yasal gerekçelere ve özellikle de delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun olan ilk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği kanaati ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 7.021,58 TL nispi istinaf karar harcından, peşin olarak alınan 1.755,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.266,18 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talebinde bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından varsa, kullanılmayan kısmın yatıran tarafa iadesine, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili, iadesi ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 02/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.