İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1893 E. 2026/52 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1893
- Karar No
- 2026/52
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 28. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1893 Esas KARAR NO : 2026/52
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/07/2026 KARAR TARİHİ : 11/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirket hakkında .... İcra Müdürlüğünün 2026/ ... Es. Sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığı, müvekkili şirkete yapılan işbu takibin dayanağı olan kambiyo senedinin düzenlenme ve vade tarihine bakıldığında aradaki borç ilişkisinin gerçeği yansıtmama ihtimali bulunduğu, müvekkili şirkete yönelik yapılan işbu takibin dayanağı kambiyo senedi olarak gösterilmiş, kambiyo senedinin hangi borç ilişkisine dayalı olduğu belirtilmediği, müvekkili şirkete yönelik yapılan takipte dayanak belge olarak kullanılan kambiyo senedinde kullanılan imza müvekkil şirket yetkilisine ait olmadığı, bahse konu imzanın incelenmesi ve müvekkil şirket yetkilisinin imzasının karşılaştırılması sonucunda bahse konu durum anlaşılacağı, müvekkili şirket aleyhine yapılan icra takibi nedeniyle müvekkili şirketin ticari faaliyetleri aksamakta, müvekkili şirketin işletmesindeki malları tahliye yoluna dahi gidilmeye çalışıldığı, müvekkili şirket haksız ve hangi hukuki ya da ticari bir ilişkiye neden olduğu belli olmayan bir takipten kaynaklı olarak ticari faaliyetini sürdürmekte güçlük çektiği, işbu nedenle bahse konu takibin teminatsız olarak durdurulması gerektiği, müvekkili şirketin faaliyetlerine devam etmesi ve istihdam sağlaması için takibin tedbiren durdurulmasını talep ve dava etmiştir. Davalının 03/08/2026, 31/08/2026 ve 02/09/2026 tarihli beyan dilekçesi ile; davacı tarafından son tutanağın sunulmadığı, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizin 03/08/2026 tarihli ara karar ile; "Arabuluculuk Son Tutanağının aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini 1 HAFTALIK KESİN SÜRE içerisinde sunmasının istenmesi için davetiye çıkarılmasına, sunmadığı takdirde davanın usulden reddedileceği hususunun ihtarına," hususunda davacıya ihtaratlı davetiye çıkartılmıştı. Davacı 17/08/2026 tarihli beyan dilekçesi ekinde arabuluculuk son tutanağını dosyaya sunduğu görülmüştür. Dava dilekçesi, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava, menfi tespit isteminden ibarettir. Dava şartları bakımından HMK.nın 114 ve 115. maddeleri bakımından re'sen yapılan inceleme sonucunda; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nın 114 maddesinde, dava şartları açıkça sayılmış olup, mahkeme tarafından resen gözetilir. HUAK m. 18/A (2) hükmünde dava şartı arabuluculuğa mutlaka dava açmadan önce başvurulması zorunlu tutulmuştur. HMK 114/2 ye göre (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır. denilerek özel kanunlarla da özel dava şartı getirildiğinden resen inceleme yapılacağı sabittir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 17/06/2020 gün, 2020/932 Esas sayılı, 2020/5773 Karar sayılı ilamı; "Davacı tarafından yukarıda anılan mevzuat uyarınca dava tarihi itibariyle arabuluculuğa başvurduğundan bahsettiği ancak buna ilişkin tutanağın sunulmadığı da görülmüştür. Uyuşmazlığın giderilmesinde uyuşmazlık, davacı vekiline arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağının aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dosyaya ibraz edilmemesi halinde bu belgelere UYAP sisteminden ulaşılabilmesi nedeniyle suretinin yeterli olup olamayacağı noktasında toplanmaktadır.''Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi taktirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir'' hükmüyle davacının arabulucuk faaliyetine ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dosyasına sunulmasını ''dava şartı'' olarak kabul etmiş, bu şartın gerçekleşmemesi halinde de müeyyidesinin ne olacağını açıkça kural altına almıştır. Bu yönüyle emredici nitelikte olan norm, hakime taktir yetkisi tanımamıştır. şeklindedir. 6102 sayılı TTK' nın 5/A maddesi; " (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. " şeklinde düzenleme karşısında davacının davasının arabuluculuk özel dava şartını ihtiva etmesi gerekmektedir. Yine 7155 sayılı Yasa ile değişik 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi hukmü ise "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklindedir. "...Davacı tarafça sunulan tutanağa göre anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanak düzenlenmeden dava açıldığı açık olduğundan 6325 sayılı kanunun 18/A-2. Fıkrasının birinci cümlesinin yerine getirilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından mahkemece davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının bu yönlere ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir." İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi, 2021/815 Esas, 2021/894 Karar. Somut olayda; İşbu davanın 28/07/2026 tarihinde açıldığı, davacı vekili tarafından 17/08/2026 tarihinde arabuluculuk tutanağı sunduğu ancak sunulan arabuluculuk tutanağının incelenmesinde; başvuru tarihi, başvuru numarası, arabuluculuk numarası vs. sorgulamaya dair herhangi bir bilginin yazılmadığı, ıslak imza veya e-imzalı şekilde arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneği sunulmadığı anlaşılmakla davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle aşağıdaki şekilde usulden reddine karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın, TTK'nin 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2. bendinin son cümlesi uyarınca 'arabulucuya başvurulmadan dava açılması nedeniyle' 6100 sayılı HMK'nin 114/(2) ve 115. maddelerine göre DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL harcın, davacı tarafça peşin yatırılan toplam 11.954,08-TL harçtan mahsubu ile 11.222,08-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya İADESİNE, 3-Davacı taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 7/2,13/1 maddeleri uyarınca hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Mahkememizce 28/07/2026 tarihli ara karar ile; İstanbul 13. İcra Dairesi'nin 2026/19457 Esas sayılı dosyasında icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi hususunda verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının KALDIRILMASINA, bu hususta yazı yazılmasına, 6-Davacı taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde davacı tarafa İADESİNE, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden tarafların yokluğunda karar verildi. 11/09/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır