İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/488 E. 2026/409 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/488
- Karar No
- 2026/409
- Karar Tarihi
T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2026/488 Esas KARAR NO : 2026/409
HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... ..
DAVALILAR : 1- ... - ... 2- ... - ...
DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/06/2026 KARAR TARİHİ : 18/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili, davacının 11.10.2025 tarihinde restoran hizmeti alması amacıyla davalı işletmeye gittiğini, aracın anahtarını işletmede vale olarak görev yapan ...’a teslim ettiğini, Akabinde, müvekkil işletmede yemek yerken .... nın ise esnaf odasında ... adına kayıtlı olduğunun görüleceğini, müvekkilinin bir ticari işletmeye arabasını bıraktığını ve de söz konusu yerde yemek yiyerek restoran hizmetini aldığını, TTK m. 4/1( c ) bendince vedia akdine ilişkin uyuşmazlıkların ticari dava niteliğinde sayıldığını ve görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, söz konusu asli ve yan hizmetin de bir ticari işletmenin faaliyetlerinden kaynaklandığını, Aldığı yemek hizmetinin yanında sahip olunan bir eşyanın ya da değerin korunması da bir yan edim olarak TBK. m. 576 ve 579 hükümlerince restoran sahibiyle beraber kaza yapan çalışan da sorumlu olduğunu, bu hükümler altında aynı zamanda hizmet sözleşmesi gereğince aracın yemek süresince saklanmasının TBK m. 561 vd. hükümler altında Yargıtay’ın da yaygın uygulamasında benimsendiği şekilde lokantanın otoparkına park edilmesi üzerine teslim edilen aracın vedia akdi olduğunu ve doğan zararlardan işletmenin sorumlu olduğunu kanunda sayılan haller bulunmadıkça yani, sorumluluğun bizatihi olarak müşteriden kaynaklandığını ve özenli hareket ettiğini ispatlamadıkça, sözleşmenin varlığı halinde her şekilde ticari işletmenin sorumlu olduğunu, aracın fiili hakimiyetinin ticari işletmenin çalışanına verilmesiyle beraber, ticari işletmenin hakimiyet alanına geçtiğini ve onun sorumluluğunda bulunduğunu, meydana gelen kaza sebebiyle davacı aracında değer kaybının oluştuğunu ve aynı zaman da mahrumiyet zararının da bulunduğunu belirterek davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL nin kaza tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Tensiben karar verildiğinden dava dilekçesi davalılara tebliğ edilmemiştir. GEREKÇE : Dava; davalıların işleteni ve valesi olduğu lokantada yemek yiyen davacının aracını davalı valeye vermesinin akabinde meydana gelen kaza sebebiyle aracı değer kaybına uğrayan ve ayrıca mahrumiyet zararı da doğan davacının davalı işleten ve davalı valeye karşı açtığı maddi tazminat istemlerine ilişkindir. Eldeki davada öncelikle görev hususunun irdelenmesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta ileri sürülen maddi ve hukuki olgular ile dosya kapsamı dikkate alındığında; davacının, yemek yediği lokantanın valesine aracını teslim ettiği ve aracın valenin yönetiminde iken trafik kazasına karıştığı anlaşılmaktadır. Davada husumet ise hizmet alınan restoranın işletmesine ve haksız fiil faili olan valeye yöneltilmiştir. Bu hali ile dava, dava dilekçesinde belirtildiği gibi doğrudan vedia akdinden kaynaklanmamakta olup, hizmet sözleşmesinden ve meydana gelen kazada sebebiyle de bu hizmetin ayıplı şekilde ifa edilmesinden kaynaklanmaktadır. 28.05.2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/k maddesinde tüketici; "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi", 3/ı maddesinde tüketici işlemi ise; "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 73/1. maddesinde, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir. HMK'nın 1. maddesinde, görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği belirtilmiştir. Ayrıca HMK'nın 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartları arasında sayılmış olup, HMK'nın 115. maddesi hükümleri gereğince dava şartlarının mevcut olup olmadığı, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen dikkate alınması gereken hususlardandır. Somut olayda, davanın açıldığı tarih itibariyle 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un yürürlükte olduğu, davacının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu hizmetin tüketici işlemi sayıldığı, buna göre yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca işbu davaya bakma görevinin tüketici mahkemesine ait bulunduğu açıktır. Bu durumda davanın, hizmet sözleşmesinden kaynaklanması, aracın valeye verilmesinin de bu hizmet sözleşmesi kapsamında yükümlenen yan edim olması ve uyuşmazlığın, davalıların konumu ve sıfatı gözetildiğinde doğrudan vedia sözleşmesinden kaynaklanmaması, uyuşmazlığın ayıplı şekilde verilen hizmet çerçevesinde değerlendirilmesi gerekliliği ve davacının da tüketici vasfına sahip olması, bir tarafı tüketici olan hizmet sözleşmesinin dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kalması nedeniyle, davaya bakma görevinin Tüketici Mahkemesine ait olması ve uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. (Emsal kabul edilen kararlar: ... BAM 3. Hukuk Dairesinin 2026/1257 Esas, 2026/1442 K. Sayılı ilamı, 2022/3202 Esas, 2023/3246 K. Sayılı ilamı,) Bu itibarla; açıklanan gerekçelerle davaya bakmaya Mahkememizin değil; ... Nöbetçi Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu kanaatine varılmakla HMK 114/1-c ve 115/2 m. gereğince davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-6100 sayılı HMK’nın 114/1-c.m. delaleti ile 115/2.m. gereğince davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE, 2-HMK 20.m. gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 hafta içerisinde talepte bulunulması halinde dava dosyasının davaya bakmaya ... Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesine, aksi takdirde davanın açılmamış sayılacağının davacı vekiline ihtarına, 3-Yargılama giderlerinin görevli Mahkeme tarafından değerlendirilerek karara bağlanmasına, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde HMK 331/2.m. gereğince yargılama giderlerinin dosya üzerinden Mahkememiz’ce karara bağlanmasına, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK’nın 6763 sayılı Kanun ile değişik 341 ve 345.m. gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/06/2026
Katip ...
Hakim ...