Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1518 E. 2026/1636 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1518
- Karar No
- 2026/1636
- Karar Tarihi
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2026/1518
KARAR NO: 2026/1636
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 07/05/2026
NUMARAS: 2020/154 Esas - 2026/425 Karar
DAVANIN KONUSU: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin
Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/09/2026
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 09/09/2026
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2020/154 Esas 2026/425 Karar sayılı ilamına karşı , davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; Dava dışı muris ... ile müvekkili banka arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, imzalanan genel kredi sözleşmeleri uyarınca dava dışı ...'a müvekkili banka tarafından krediler kullandırıldığını, dava dışı ...'ın söz konusu bu krediden dolayı oluşan borçlarını zamanında ödemediğini, bunun üzerine ... tarihinde ihtarname gönderildiğini, tebligatın ...'ın vefat etmiş olması sebebiyle iade geldiğini, Kayseri 3.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/546 Esas sayılı dosyasından alınan veraset ilamına göre mirasçılara ... tarihinde ihtarname gönderildiğini borcun ödenmemesi üzerine davalılar aleyhine Kayseri 3.İcra Müdürlüğü nün ... (Kayseri Genel İcra Dairesinin ... Esas ) sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalıların itirazı ile takibin durduğunu, Davalı borçluların yaptıkları Kayseri 3.İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı (Kayseri Genel İcra Dairesinin ... Esas) dosyasına vaki tüm itirazlarının iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatı ile birlikte yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin de karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; Davacı tarafından yapılan yasal takibin haklı olmadığını, ziraa yasal takibin ... A.Ş. ... Şubesinden çekilen kredi için düzenlenen ... poliçe nolu sigorta gereği bakiye borcun ödenmesi poliçe tutarı üzerinden kalan tutarın müvekkillerine ödenmesi, kredi borcu nedeni ile bakiye borç nedeniyle takip yapılmaması gerektiğini, müvekkillerinin murisi ...'ın ... tarihinde vefat ettiğini, ...'ın davacı ... A.Ş. ... Şubesi ile ... tarihli genel kredi sözleşmesi akdettiğini ... tarihinde 9.000 TL zirai işletme kredisi kullandığını bu kredi için ... poliçe nolu ferdi kaza sigortası düzenlendiğini, bu kredinin ... vadeli 4.723,89 TL vadeli son taksidinin ödenemediğini, bu krediye ilişkin hayat sigortası yaptırılıp yaptırılmadığı, ferdi kaza sigortasının yenilenip yenilenmediğinin müvekkilleri tarafından bilinmediğini, ...'ın ... tarihinde 11.250 TL zirai işletme kredisi kullandığını bu kredi için ... poliçe nolu artı ... sigorta poliçesi düzenlendiğini, ...'ın vefatının poliçe süresinde gerçekleştiğini, Müteveffa ... 'ın yaşı, taşıdığı risklerin belli olduğunu sigorta şirketini hiçbir surette aldatmadığını, epikriz raporu ve hastane kayıtlarından anlaşılacağı üzere vefata giden sürecin çok hızlı gerçekleştiğini, Yeşilhisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/49 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını, davanın reddini davacının %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini harç ve masraflarının ve vekalet ücretinin davacı yandan tahsil edilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;" Dosya kapsamında alınan 06/08/2024 tarihli asıl ve 11/03/2025 tarihli bilirkişi ek raporlarında ... .... ... numaralı kredi nedeniyle davacı bankanın davalı mirasçılardan talep edebileceği asıl alacak 10.956,62 TL, işlemiş faiz 178,05TL BSMV ise 8,90 TL olarak hesaplanmıştır. Bilirkişi tarafından yapılan bu hesaplama kesinleşen, yukarıda anılan Yeşilhisar dosyasındaki tespitlere, davacı/temlik veren bankanın kat ihtarına uygun olduğu görülerek hükme esas alınmıştır. ... .... ... ve ... .... ... kredilere ilişkin alacak talebi, bu nedenlerle yerinde görülmemiştir. Neticede davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ..." gerekçesiyle - Davanın KISMEN KABULÜ ile , Kayseri Genel İcra Dairesinin ... Esas (eskisi Kayseri 3. İcra Dairesi ... Esas) sayılı icra takibine davalılar tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile 10.956,62 TL asıl alacak 178,05 TL işlemiş faiz 8,90 TL BSMV olmak üzere toplam 11.143,57 TL üzerinden takibin devamına, -Fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir. İşbu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkilin alacağı temlik aldığı banka olan ... A.Ş. İle ... ... arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinden kaynaklı borcun bulunması sebebiyle mirasçılara gönderilen ihtarname doğrultusunda başlatılan Kayseri 3.İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı (Kayseri Genel İcra Dairesinin ... Esas) icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle dava açılmıştır. Ancak yerel mahkeme tarafından yapılan incelemeler sonucu; "Dosya kapsamında alınan 06/08/2024 tarihli asıl ve ... tarihli bilirkişi ek raporlarında ... .... ... numaralı kredi nedeniyle davacı bankanın davalı mirasçılardan talep edebileceği asıl alacak 10.956,62 TL, işlemiş faiz 178,05TL BSMV ise 8,90 TL olarak hesaplanmıştır. Bilirkişi tarafından yapılan bu hesaplama kesinleşen, yukarıda anılan Yeşilhisar dosyasındaki tespitlere, davacı/temlik veren bankanın kat ihtarına uygun olduğu görülerek hükme esas alınmıştır. ... .... ... ve ... .... ... kredilere ilişkin alacak talebi, bu nedenlerle yerinde görülmemiştir." Şeklinde gerekçe yazılarak davanın kısmen kabulüne ve kabul/red oranında aleyhe/lehe vekalet ücretine hükmedilmesine karar verildiğini, yerel mahkemenin reddedilen alacak hakkındaki kararı usul ve yasaya aykırı olup istinaf incelemesi sonucu kaldırılması gerektiğini, karar usul ve yasaya aykırı olup eksik inceleme ve hatalı hukuki nitelendirmeye dayandığını, yerel mahkeme, dava konusu üç kredi alacağından yalnızca bir kısmı yönünden itirazın iptaline karar verdiğini, diğer iki kredi bakımından ise sigorta şirketlerinin sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine hükmettiğini, mahkemenin ulaştığı sonuç, hem Türk Borçlar Kanunu'nun alacağın sona ermesine ilişkin hükümlerine hem bankacılık ve sigorta hukukunun temel prensiplerine hem de dosya kapsamındaki delillere açıkça aykırı olduğunu, mahkeme, sigorta şirketlerinin sorumluluğuna ilişkin tespit ile banka alacağının sona erdiği sonucunu birbirine karıştırmış; ödeme olgusunu araştırmaksızın, yalnızca varsayımsal bir sorumluluk değerlendirmesi üzerinden alacağın mevcut olmadığı sonucuna ulaştığını, bu yönüyle karar eksik incelemeye dayandığını, sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunması, banka alacağının ortadan kalktığı anlamına gelmediğini, dosya kapsamından görüleceği üzere mahkeme, Yeşilhisar Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/49 Esas sayılı dosyasında verilen karar doğrultusunda iki kredi yönünden sigorta şirketlerinin sorumlu olduğu kanaatine ulaştığını, ancak sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunması ile kredi alacağının sona ermesi birbirinden tamamen farklı hukuki sonuçlar olduğunu, bir borcun sona erdiğinin kabul edilebilmesi için; ifa, ibra, takas, yenileme, birleşme, zaman aşımı, mahkeme kararıyla ortadan kalkma gibi hukuken tanınmış sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmiş olması gerektiğini, somut olayda ise sigorta şirketi tarafından ödeme yapıldığına ilişkin herhangi bir belge, ödeme dekontu, banka hesap hareketi, tahsil kaydı, ibraname, makbuz dosya içerisinde mevcut olmadığını, mahkeme, ödeme olgusunu araştırmaksızın ve gerçekleşip gerçekleşmediğini ortaya koymaksızın alacağın sona erdiği sonucuna ulaştığını, oysa TBK'nın temel sistematiği gereği borç ancak ifa ile sona erer. İfa gerçekleşmeden yalnızca üçüncü kişinin sorumluluğunun varlığından hareketle alacağın ortadan kalktığı kabul edilemediğini, HMK M.303 anlamında kesin hükmün kapsamı hatalı değerlendirildiğini, yerel mahkeme kararının önemli bir kısmı Yeşilhisar Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/49 Esas sayılı dosyasına dayandırıldığını, HMK m.303 uyarınca kesin hüküm yalnızca hüküm fıkrası ile sınırlı olduğunu, gerekçedeki değerlendirmeler bağımsız şekilde kesin hüküm oluşturmadığını, ayrıca kesin hüküm etkisi, yalnızca çözümlenen hukuki ilişki bakımından geçerli olduğunu, menfi tespit davasındaki temel uyuşmazlık ile eldeki itirazın iptali davasındaki uyuşmazlık aynı olmadığını, menfi tespit davasında; mirasçıların belirli bir borçtan sorumlu olup olmadığı, itirazın iptali davasında ise; alacağın mevcut olup olmadığı ve takip hakkının bulunup bulunmadığı değerlendirildiğini, mahkeme kesin hüküm kurumunu genişletici şekilde uygulayarak hukuki hata yaptığını, temlik alan davacının hakları göz ardı edildiğini, mahkeme kararında dava konusu alacağın ... tarafından müvekkil ... A.Ş.'ye temlik edildiği kabul edildiğini, TBK m.183 ve devamı hükümleri gereğince alacağın temliki ile birlikte; alacağa bağlı faizler, fer'i haklar, teminatlar, talep hakları temlik alana geçtiğini, temlik alan müvekkil, alacak bakımından temlik eden bankanın hukuki konumuna halef olduğunu, mahkeme bir taraftan temliki kabul etmekte, diğer taraftan alacağın sona erdiğini kabul ederek temlik alanın müktesep haklarını ortadan kaldırdığını, bu yaklaşım TBK m.183 ve devamı hükümlerine açık aykırılık oluşturduğunu, bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler giderilmeden hüküm kurulduğunu, dosyada alınan bilirkişi raporlarında kredi bazında farklı hesaplamalar yapılmış, çeşitli aşamalarda birbirinden farklı sonuçlara ulaşıldığını, mahkeme hangi hesaplamayı neden tercih ettiğini açıklamamış, raporlar arasındaki çelişkileri gidermediğini, dain-i mürtehin bir alacağa teminat sağlamak amacıyla bir mal üzerine kurulan ve herkese karşı ileri sürülebilen mutlak bir hak olduğunu, bu hak alacaklıya daini mürtehin kaydı konulan malda ya da bu mal üzerinde doğacak tüm hak ve menfaatlere öncelikle sahip olma hakkı sağladığını, davalı tarafların murisinin kullandığı krediler üzerindeki sigorta güvence poliçelerinde müvekkilin daini mürtehin kaydı mevcut olduğunu, kredi sigortalarında rizikonun gerçekleşmesi üzerine ödenecek tazminatlarda öncelikle birinci derece alacaklı olan taraf olmasına rağmen bilirkişilerce bu durum değerlendirilmeden rapor hazırlanmaktadır. Sigorta poliçeleri incelendiğinde görüleceği üzere müvekkilin alacağı temlik aldığı ... T.A.Ş. dain-i mürtehin kaydı mevcut olduğunu, yapılacak ödemelerde birinci derece alacaklı olan taraf müvekkil olduğunu, sigorta süresi içinde riziko gerçekleştiğinden kredi sözleşmesinin alacaklı tarafı olması ve poliçelerde daini mürtehin sıfatına haiz olması nedeniyle bilirkişilerce bu durumun değerlendirilmesi ve alacaklı olan tarafına toplam 39.310,74 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiziyle ödenmesi gerektiğini, bankacılık ve sigorta hukukunun temel prensiplerine aykırılık bulunduğunu, bankacılık uygulamalarında kredi teminatı niteliğindeki hayat sigortası veya kredi güvence sigortası, kredi borcunu doğrudan sona erdiren değil, belirli şartlar altında ödeme yükümlülüğü doğuran bir teminat mekanizması olduğunu, sigortacının ödeme yükümlülüğünün varlığı ile ödeme fiilinin gerçekleşmesi birbirinden farklı olduğunu, yerel mahkeme bu ayrımı göz ardı ederek bankacılık ve sigorta hukukunun temel ilkelerine aykırı şekilde hüküm kurduğunu, açıklanan ve dairenizce re'sen dikkate alınacak nedenlerle; Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07.05.2026 tarih ve 2020/154 Esas, 2026/425 Karar sayılı kararın istinaf incelemesi sonucu kaldırılmasına ve davanın reddedilen bölümleri yönünden yeniden değerlendirme yapılarak itirazın tamamının iptaline, davalıların icra inkar tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.Mahkemesince yapılan yargılama sonunda 07/05/2026 tarih ve 2020/154 E - 2026/425 K sayılı ilamla davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İş bu kararı davacı vekili 03/06/2026 tarihinde istinaf etmiş, dosya dairemize gelmiş ve esasa kaydı yapılmıştır. Dosyanın istinaf incelemesi aşamasında ve henüz dairemizce bir karar verilmeden önce davacı vekili tarafından mahkemesine sunulan ve mahkemesince de dairemize UYAP'tan gönderilen ekli 22/07/2026 tarihli dilekçeyle, işbu dosyada verilen karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurusundan feragat ettiğini beyan ettiği anlaşılmıştır.Davalı vekili tarafından dairemize sunulan 10/07/2026 tarihli beyan dilekçesi ile, davacının davadan feragat halinde karşılıklı olarak herhangi bir yargılama ve vekalet talebinin bulunmadığını beyan etmiştir.Dava dosyası dairemizin esasını aldıktan sonraki aşamada ve istinaf talepleri yönünden dairemizce henüz bir karar verilmeden önce davacı vekili tarafından UYAP üzerinden ilk derece mahkemesine, ilk derece mahkemesince de üst yazıyla dairemize 22/07/2026 tarihinde gönderilen dilekçesiyle,, davadan feragat ettiklerini bildirmiştir.6100 sayılı HMK'nın "Davadan feragat" başlıklı 307. Maddesinde; Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmıştır.
HMK'nın 310.maddesi; "(1) Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. (2) (Ek:22/7/2020-7251/29 md.) Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verilir. (3)(Ek:22/7/2020-7251/29 md.) Feragat veya kabul, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat veya kabul hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir. "
Feragat beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Feragat ve kabul, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyet, ona göre belirlenir. (HMK 312) Dosya incelendiğinde davacı vekilinin, ilk derece mahkemesince nihai kararın verilmesinden sonra ancak karar kesinleşmeden, dosya davacı vekilinin istinafı nedeniyle dairemizde istinaf incelemesi aşamasındayken ve dairemizce de henüz bir karar verilmemişken işbu davadan feragat ettiği ve vekaletnamesinde davadan feragata dair yetkisinin de bulunduğu görülmüştür.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının işbu davasından ilk derece mahkemesince verilen nihai karardan, kararın istinafı nedeniyle dosyanın dairemizce gelmesinden sonra ve dairemizce henüz bir karar verilmesinden önceki aşamada feragat etmiş olması nedeniyle, HMK'nın 307, 310 ve 352/1-b.2 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve davacının davasından feragatı nedeniyle davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden olmak üzere düzeltilerek yeniden esas hakkında dairemizce karar verilmesine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-KAYSERİ 2.. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 07/05/2026 tarih ve 2020/154E - 2026/425 K sayılı nihai kararının HMK'nın 353/1-b.2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
HMK'nın 307 ve 310/2. maddeleri gereğince düzeltilerek esası hakkında yeniden bir karar verilmesine, buna göre;
"1-Davacının davasından feragat etmiş olması nedeniyle HMK'nın 307.maddesi gereğince davanın feragat nedeniyle REDDİNE,
2-Alınması gerekli 732,00 TL maktu karar ve ilam harcından davacı yanın peşin yatırdığı 474,78 TL harccn mahsubundan sonra geriye kalan 257,22 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına
3-Davacı tarafça yapılmış başvuru harcı ve yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Taraf vekillerinin talepleri de nazara alınarak taraf vekilleri lehine vekalet ücreti takdirine ve yargılama gideri tayinine yeri olmadığına,
5-HMK'nın 333.maddesi gereğince artan gider avansının talebi halinde yatıran tarafa iadesine"
2-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafın yaptığı istinaf posta/yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan incelemeyle HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/09/2026