Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/615 E. 2026/1594 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/615
Karar No
2026/1594
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/615 - 2026/1594 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/615 KARAR NO : 2026/1594

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ...(...) ÜYE : ...(...) ÜYE : ...(...) KATİP : ...(...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/02/2025 NUMARASI : 2024/86 Esas - 2025/86 Karar

DAVACI : .... ANONİM ŞİRKETİ - .... Beyoğlu/ İSTANBUL VEKİLİ : Av. ... - .... Kadıköy ISTANBUL DAVALI : .... GEMI ACENTELIĞI - .... Körfez/ KOCAELİ VEKİLİ : Av. ... - .... İzmit KOCAELİ

DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 16/02/2024 KARAR TARİHİ : 23/09/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 23/09/2026

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 25/11/2023 tarihinde olumsuz hava koşulları nedeniyle ... gemisine verdikleri römorkör ile refakat hizmeti nedeniyle alacaklı olduklarını, Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2023/132679 numaralı dosya ile başlattıkları takibe itiraz edildiğini beyan ederek itirazın iptaline ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 15/03/2024 itibariyle acentelik ilişkisinin sonlandığını, davacının Sephora gemisine refakat için Kocaeli Liman Başkanlığı tarafından görevlendirildiğini, ödeme emrinin müvekkiline usulüne uygun tebliğ edilmediğini, müvekkilinin ne asaleten ne de izafeten sorumlu olmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Davanın KABULÜ ile; 1-Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2023/132679 esas sayılı dosyasına borçlunun yapmış olduğu itirazın iptaline, 2-Takibin kaldığı yerden devamına, 3-Asıl alacağın %20'si oranında tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ticari davaların, zorunlu arabuluculuk kapsamında olup davacı yanca bu şartın yerine getirilmediğini, davaya konu ödeme emrinin davalıya usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini, davalının ne izafeten ne de asaleten sorumlu olmayıp, ana firmaların borçlarından sorumlu tutulamayacağını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; hizmetin sona erdirilmesi ile birlikte fatura düzenlenerek Gemi'nin acentesi .... yetkilisinin de onayıyla Acente'ye iletildiğini, söz konusu faturaya itiraz edilmediği, itiraz süresinin de geçtiğini, istinaf başvurusuna külliyen itiraz ettiklerini, huzurdaki davada acenteye husumet yöneltilmediği, acenteden herhangi bir talepte bulunulmadığı, acente aleyhine Mahkeme tarafından herhangi bir hüküm kurulmadığı, acentenin aracılık ettiği ve kabul ettiği fatura bakımından gemi donatanına izafeten taraf gösterildiğini, acente aleyhine hüküm kurulmadığı ve acenteden herhangi bir talepte bulunulmadığını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11/02/2025 tarih, 2024/86 Esas - 2025/86 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava faturadan kaynaklanan itirazın iptaline ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacının römorkörcülük ve kılavuzluk hizmeti veren bir şirket olduğunu, 25.11.2023 tarihinde Kocaeli bölgesinde beklenen olumsuz hava koşulları nedeniyle ... IMO numaralı ... isimli gemiye refakat için davacının Kocaeli Bölge Liman Başkanlığı tarafından görevlendirildiğini, 26.11.2023 tarihinde olumsuz havanın etkisini kaybetmesi nedeniyle anılan tarih saat 18:00’de verilen hizmetin sona erdiğini, hizmet talebi hususunda davalının acentesinin de yazılı hizmet talebinin olduğu, davacı tarafından verilen hizmete ilişkin 42.693,75 USD bedelli faturanın düzenlendiği, davalı asıl borçlunun anılan borcu ödemediğinden bahisle davalı asıl borçlu ve acente hakkında takip başlatıldığı, asıl borçlunun borca itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı, davalı tarafça davanın reddinin talep edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. 1- 6102 sayılı yasanın 102.maddesinde acente tanımlanmış olup; ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimseye acente denir. Aynı yasanın 103.maddesine göre sözleşmeleri yerli veya yabancı bir tacir hesabına ve kendi adına yapmaya sürekli olarak yetkili bulunanlar ile Türkiye Cumhuriyeti içinde merkez veya şubesi bulunmayan yabancı tacirler ad ve hesabına ülke içinde işlemlerde bulunanlar için de acentelik hükümlerinin uygulanacağının düzenlendiği görülmektedir. 6102 sayılı yasanın 105.maddesine göre ise; Acente, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkilidir. Bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir. Yabancı tacirler adına acentelik yapanlar hakkındaki sözleşmelerde yer alan, bu hükme aykırı şartlar geçersizdir. Acentelerin ad ve hesabına hareket ettikleri kişilere karşı Türkiye’de açılacak olan davalar sonucunda alınan kararlar acentelere uygulanamaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda acentenin davada müvekkili temsil yetkisi “acentenin yetkileri” kenar başlığı altında düzenlenmektedir. Buna göre, acentenin müvekkiline izafeten davada yer alabilmesinin bir yetki olarak nitelendirildiği açıktır. Bu yüzden özellikle müvekkil bakımından hak kaybının söz konusu olabileceği durumlarda, acente gerekiyorsa müvekkili adına derhal dava açma veya müvekkilini bilgilendirme gibi yükümlülükler altındadır. Acente, temsilci olarak yer aldığı davada kendisinden beklenen özeni göstermez ve bu nedenle müvekkilin menfaatleri korunmamış olursa, bundan dolayı müvekkile karşı sorumlu olur. (Narbay, Şafak., Uyumaz, Murat. “Acentenin Müvekkili Mahkemede Temsil Yetkisi”. Legal Hukuk Dergisi, s. 128; Kaya, Mustafa İsmail. Acentelik Hukuku, Adalet Yayınevi, Ankara, 2014, s. 75; Cengiz, Ali. “Acente Kavramı ve Acentelik Sözleşmesinden Doğan Hak ve Borçları”. Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi, s. 152.) Her ne kadar 6102 sayılı yasanın 105/2.maddesinde “dava” sözcüğünü kullanmış olsa da dava kelimesinin geniş anlamda tüm hukuki süreçleri kapsayacak şekilde anlaşılması gerektiği ifade edilmektedir.( Kayıhan, Şaban: Türk Ticaret Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu Işığında Türk Hukukunda Acentelik Sözleşmesi, Beşinci Baskı, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2018, s. 185; Daniş Akkan, Çiğdem. “Acentenin Müvekkili Mahkemede Temsil Etme Yetkisi”, Batider, s. 222; Narbay, Şafak., Uyumaz, Murat. “Acentenin Müvekkili Mahkemede Temsil Yetkisi”. Legal Hukuk Dergisi, s. 109; Altay, Sıtkı Anlam. “Acentenin Müvekkilini Davada Temsil Etmesi”, Fırat Öztan’a Armağan, Cilt 1, s. 241; Kaya, Arslan. Türk Ticaret Kanunu Şerhi-Birinci Kitap-Ticari İşletme Acentelik, İkinci Baskı, Beta Yayınevi, İstanbul, 2016, s. 58,) Buradan yola çıkarak, usul hukuku bağlamında dava olarak nitelendiremeyecek birtakım işleri de acentenin yer alabileceği süreçler olarak kabul edebilmek gerekir. Bunlara örnek olarak, ilamlı ya da ilamsız icra takiplerini, geçici hukuki koruma tedbiri taleplerini (ihtiyati haciz, ihtiyati tedbir) ya da delil tespiti gibi talepler de verilebilir. Bu konuya örnek olarak Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2008/15858 esas 2008/19443 karar sayılı ilamında; “müvekkilini temsil eden acenteye karşı müvekkilinin borcunun ödenmesi için icra emri gönderilebileceği” ifadesine yer vermiştir. Acentenin temsil yetkisinin kapsamı ile ilgili olarak ele alınması gereken bir diğer konu da davada özel olarak yetki verilmesini gerektiren haller bakımından acentenin konumunun ne olduğudur. 6100 sayılı HMK m. 73’e göre genel kural, vekilin davada her türlü işlemi yapması ise de kanunların özel yetki verilmesini aradığı haller bunun istisnasını oluşturur. Buradaki vekil deyimi, kural olarak dava takibinde tekel hakkı sahibi olarak avukatları kapsasa da eldeki uyuşmazlık itibariyle acente de vekil deyiminin kapsamındadır. (Yılmaz, Ejder. Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Üçüncü Baskı, Yetkin Yayınları, Ankara, 2017, s. 643) 6100 sayılı HMK’nın 74. maddesi, davaya vekâlette özel yetki verilmesi gereken halleri düzenlemektedir. Buna göre vekil; sulh olamaz, hâkimi reddedemez, davanın tamamını ıslah edemez, yemin teklif edemez, yemini kabul, iade veya reddedemez, başkasını tevkil edemez, haczi kaldıramaz, müvekkilinin iflasını isteyemez, tahkim ve hakem sözleşmesi yapamaz, konkordato veya sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması teklifinde bulunamaz ve bunlara muvafakat veremez, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvuramaz, davadan veya kanun yollarından feragat edemez, karşı tarafı ibra ve davasını kabul edemez, yargılamanın iadesi yoluna gidemez, hâkimlerin fiilleri sebebiyle Devlet aleyhine tazminat davası açamaz, hangileri hakkında yetki verildiği açıklanmadıkça kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgili davaları açamaz ve takip edemez. (Arkan, Sabih. Ticari İşletme Hukuku, Yirmi Dördüncü Baskı, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü, Ankara, 2018, s 218; Kaya, Arslan. Türk Ticaret Kanunu Şerhi-Birinci Kitap-Ticari İşletme Acentelik, İkinci Baskı, Beta Yayınevi, İstanbul, 2016, s. 58; Pekcanıtez, Hakan., Taş Korkmaz, Hülya., Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, On Beşinci Bası, Yetkin Yayınları, Ankara, 2017, s. 678; Yılmaz, Ejder. Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Üçüncü Baskı, Yetkin Yayınları, Ankara, 2017, s. 643; Narbay, Şafak., Uyumaz, Murat. “Acentenin Müvekkili Mahkemede Temsil Yetkisi”. Legal Hukuk Dergisi, s. 111; Kaya, Mustafa İsmail. Acentelik Hukuku, Adalet Yayınevi, Ankara, 2014, s. 78; Susuz, Kağan. “Acentenin Tacir Adına Dava Açma ve Tacire Karşı Açılan Davalarda Taciri Temsil Yetkisi”,www.e-akademi.org, -Hukuk, Ekonomi ve Siyasal Bilimler Aylık İnternet Dergisi-, Sayı: 110, Nisan 2011, s. 5) Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2008/5901 esas 2010/3203 karar sayılı ilamında ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2011/11-742 esas 2012/82 karar sayılı ilamlarında özel yetki gerektiren hallerde acentenin özel yetkisi olmadan yaptığı işlemlerin geçerli olmadığına hükmetmiştir. Somut olayda; ... Ltd’nin donatanı olduğu .... IMO numaralı Kamerun bayraklı ... gemisi yönünden ... Gemi Acenteliğinin donatanın acentesi olduğu, tarafların beyanlarının içeriği, 27.11.2023 tarihli kılavuzluk ve römorkörcülük hizmetleri talep ve taahhütnamesi içerinden anlaşılmaktadır. Eldeki dava da ... Ltd’ye izafeten ... Gemi Acenteliğine açılmıştır. Yukarıda detaylandırıldığı üzere; 6102 sayılı yasanın 105.maddesine göre acente olan ... Acenteliğinin aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir. Yine Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2008/15858 esas 2008/19443 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, buradaki dava kavramının geniş yorumlanması gerekmekte olup, bu kavramın icra takiplerini de kapsadığı sabittir. Ancak; anılan bu yetkinin sınırlarının gerek doktrinde gerek ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2008/5901 esas 2010/3203 karar sayılı ilamı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2011/11-742 esas 2012/82 karar sayılı ilamlarında belirtildiği üzere 6100 sayılı yasanın 74.maddesi ve 6098 sayılı 504.maddesinde belirtilmiştir. Buna göre 6100 sayılı yasanın 74.maddesinde açıkça “alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurma” özel yetki kapsamında olup, bu hususta acenteye özel yetki verilmeden acentenin müvekkilini temsil yetkisi bulunmamaktadır. (Benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2008/5901 esas 2010/3203 karar sayılı ilamı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2011/11-742 esas 2012/82 karar sayılı ilamları) Bu nedenle ... Ltd’nin alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olan arabuluculuk görüşmelerinde müvekkili temsil için acente olan ... Gemi Acenteliğine özel yetki verdiğine dair dosyaya sunulmuş bir delil bulunmadığından ve eldeki dava asıl borçluya izafeten açıldığından arabuluculuk görüşmelerinin ... Ltd. ile yapılması usulüne uygun olup, eldeki dava da ... Ltd’ye izafeten açıldığından ve eldeki davada .... Gemi Acenteliğinin vekil olarak yer aldığı anlaşıldığından bu yöndeki istinaf istemleri yerinde görülmemiştir. 2- İtirazın iptali davası müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Madde metninde de açıkça belirtildiği üzere takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı genel mahkemede açılır ve genel hükümlere göre görülür. Alacaklı bu davada genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava etmektedir. İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III). Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır. Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 e. 2021/197 k. Sayılı ilamı) Somut olayda; davacının alacak iddiasını faturaya dayandırmış olup, tek başına fatura düzenlenmesin hizmetin verildiğini ispata yetmemektedir. Ancak davacı tarafından düzenlene faturanın davalının acentesine tebliğ edildiği ve faturaya 6102 sayılı yasanın 21/2.maddesindeki 8 günlük süre içerisinde itiraz da etmediği, yine dosyaya gelen Kocaeli Bölge Liman Başkanlığının görevlendirme yazısı ve davalı acentesi ... Gemi Acenteliği tarafından yazılı şekilde talep edilen hizmete ilişkin evrak içeriği de dikkate alındığında; davacının faturaya konu hizmeti davalı asıl borçluya sunduğu, faturanın acenteye tebliğinden itibaren yasal sürede bir itiraz da edilmediğinden fatura içeriğinin kabul edilmiş sayıldığı hususları da dikkate alındığında davacının fatura bedeli kadar davalıdan alacaklı olduğu, dosyaya sunulan 19.09.2024 tarihli ve 12.11.2024 tarihli bilirkişi raporlarında anılan borcun davacının ve davalının acentesinin defterlerinde kayıtlı olduğu, dava tarihinden önce bir ödeme olmadığı anlaşıldığından mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi isabetlidir. Ancak bilindiği üzere; itirazın iptali davasında alacak, icra takip tarihi itibariyle belirlenir. Ancak dava tarihine kadar bir ödeme yapılmış ise, yapılan ödeme düşüldükten sonra kalan alacak yönünden itirazın iptali davası açılmalıdır. Dava tarihinden sonra yapılan ödemeler ise icra müdürlüğünce dikkate alınır. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2020/65 esas 2020/1452 karar sayılı ilamı, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2018/6570 esas 2019/8717 karar sayılı ilamı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/19-910 esas 2018/1111 karar sayılı ilamı) Dosyaya sunulan 12.11.2024 tarihli bilirkişi raporunda eldeki davanın açılmasından sonra 25.03.2024 tarihinde davalının acentesi tarafından borca ilişkin olarak 3.731,28 USD ödeme yapıldığı bildirilmiş olup, mahkemece bu ödemenin icra müdürlüğünce infazda dikkate alınmasına yönelik karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2020/65 esas 2020/1452 karar sayılı ilamı) 3-İcra İflas Kanunu’nun 58. maddesine göre icra takibinde alacağın TL. olarak gösterilmesi gerekmektedir. Yabancı para üzerinden alacaklar bakımından talepnamede yabancı paranın gösterilmesi ve ayrıca karşılığının TL. olarak yazılması da mümkündür. Yargıtay uygulaması da bu biçimdeki taleplere geçerlilik tanımaktadır. Ancak asıl alacak yabancı para olsa bile icra takibine yapılan itirazın haksız bulunması halinde inkar tazminatının yabancı para olarak değil, TL. karşılığı olarak karara bağlanması gereklidir. Çünkü İİK.'nun 58/3. maddesinde yabancı para alacağının TL. tutarının takip talepnamesinde gösterileceği hususu kamu düzeni ile ilgili olup emredici niteliktedir. Öte yandan uygulamada icra inkar tazminatı olarak nitelendirilen bu tazminat türü İİK. 67, 68/a, 69, 72, 169/a ve 170. maddelerinde yer almış olup, bu tazminatın amacı bir yönden borçluları dayanaksız bir şekilde icra takibine itiraz etmekten men etmek, diğer yandan ise itiraz yahut ihtiyati tedbir alınmak suretiyle durdurulan icra takibi nedeniyle alacağına zamanında kavuşamayan alacaklının, bu sebepten kaynaklanan zararının ayrı bir davaya gerek olmaksızın giderilmesini sağlamaktır. İcra inkar tazminatının bu özellikleri ile İİK.'nun 58. maddesindeki açık hüküm karşısında, Yargıtay’ın devamlılık arz eden uygulamasında, alacak yabancı para olsa bile icra takibine yapılan itirazın haksız bulunması halinde inkar tazminatının yabancı para olarak değil, Türk parası olarak karara bağlanması gerekmektedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2012/3753 esas 2012/5918 karar sayılı ilamı, Benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/6235 esas 2024/566 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/1308 esas 2022/6854 karar sayılı ilamı) Somut olayda; mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükümde alacağın %20’si oranında tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, tazminatın TL olarak belirlenmediği görülmüş olup; yukarıda açıklandığı üzere; alacak yabancı para olsa bile icra takibine yapılan itirazın haksız bulunması halinde inkar tazminatının yabancı para olarak değil, Türk parası olarak karara bağlanması gerekmektedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2012/3753 esas 2012/5918 karar sayılı ilamı, Benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/6235 esas 2024/566 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/1308 esas 2022/6854 karar sayılı ilamı) Bu nedenle mahkemenin kararının bu nedenle de kaldırılması gerekmiştir. Bu nedenlerle; davalı tarafın istinaf istemlerinin yukarıda açıklanan nedenlerle kamu düzeni yönünden kabulüne, diğer istinaf istemlerinin reddine, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE; 1-)Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11/02/2025 tarih, 2024/86 Esas - 2025/86 Karar sayılı kararının HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince kamu düzeni gereğince KALDIRILMASINA, YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA, Davanın KABULÜ ile; a-Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2023/132679 esas sayılı dosyasına borçlunun yapmış olduğu itirazın iptaline, b-Takibin kaldığı yerden devamına, 25.03.2024 tarihinde davalının acentesi tarafından borca ilişkin olarak yapılan 3.731,28 USD tutarındaki ödemenin İcra Müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınmasına, c-Asıl alacağın takip tarihindeki Türk Lirası karşılığı 1.247.938,31-TL’nin %20'si olan 249.587,66 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ç-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 89.894,25 TL harçtan, peşin alınan 67.423,31‬ TL harcın davalıdan tahsiline, d-Davacı tarafından yapılan 22.898,54‬ TL harç ve 9.370,00 TL sair gider olmak üzere toplam 32.268,54 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, e-Hazine tarafından karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, f-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden 196.236,51 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları; a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 85.246,66 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 22.473,46-TL'nin mahsubu ile bakiye 62.773,20- TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, b-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, c-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davalı taraf üzerinde bırakılmasına, ç-İstinaf eden davalı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davalıya iadesine, d-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, e-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemiz tarafından yerine getirilmesine, İlişkin; Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 23/09/2026

Başkan ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Katip ... e-imzalıdır

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/615, K. 2026/1594, T. 23.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-615-e-2026-1594-k-0543ae0618b3