Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1717 E. 2026/1388 K. – Tanıma Ve Tenfiz

Konu: Tanıma Ve Tenfiz

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1717
Karar No
2026/1388
Karar Tarihi
Konu
Tanıma Ve Tenfiz

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/1717

KARAR NO: 2026/1388

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 16/09/2025

NUMARASI: 2025/233 Esas - 2025/456 Karar

DAVA: Tanıma Ve Tenfiz

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/07/2026

Taraflar arasındaki Tanıma Ve Tenfiz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı arasındaki 04/10/2022 tarihli çarter parti sözleşmesinden kaynaklanan alacakları nedeniyle davacının Londra Deniz Ticareti Hakemler Birliği'ne tahkim yoluyla başvurduğunu, tahkim yargılaması neticesinde verilen 24/07/2023 tarihli hakem kararında davalının davacıya tazminat ödemesine hükmedildiğini, ancak davalının bu tazminatı ödemediğini, taraflar arasında geçerli bir tahkim sözleşmesinin bulunduğunu, hakem kararının tenfizi için gereken şartların sağlandığını, tenfiz engelinin mevcut olmadığını, bu nedenlerle davalının mal varlığı ve hakları üzerinde 54.687,50 USD ve anılı tutara 30/11/2022 tarihinden itibaren işleyecek yıllık %8 faizi ile alacak tutarını, 15.000,00 USD ve anılı tutara 24/07/2023 tarihinden itibaren itibaren işleyecek yıllık %5 faizi ile yasal masrafları, 7.500 GBP ve anılı tutara 11/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek yıllık %5 faizi ile tahkim yargılaması masrafları, 420 GBP ve anılı tutara 02/01/2023 tarihinden itibaren işleyecek yıllık %5 faizi hakem araması masrafı karşılayacak tutarda teminatsız olarak ihtiyati haczine, mahkeme aksi kanaatte ise takdir edilecek makul bir teminat karşılığında ihtiyaten haczine, 24/07/2023 tarihli hakem kararının davacı lehine tenfizine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın görevsiz Mahkemede açıldığını, tahkim anlaşmasının geçersiz olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...davacı tarafından 21/07/2025 tarihinde teminatın yatırıldığı belirlenmiştir.24/07/2023 tarihli yabancı tahkim kararının incelenmesinde; 04/10/2022 sefer tarihli gemi kiralama sözlemesi ile komisyoncuların o tarihe ilişkin fikstür özetiyle kanıtlandığı şekliyle davacı ...davalıya yükleme limanı olarak ... boşaltma limanı olarak ... dökme ... tohumunu yük olarak taşımak üzere kiraladığı, 24/07/2023 tarihli tahkim kararı uyarınca armatörlerin tazminat talebinin 54.687,50 ABD Doları tutarındaki ana tutarda kabul edildiğine karar verildiği, gemi kiralayanların söz konusu 54.687,50 ABD Doları tutarındaki ana para tutarını 30/11/2022 tarihinden ödemeye kadar üç aylık aralar ile yıllık %8 oranındaki bileşik faizi ile birlikte armatörlere ödemelerine karar verildiği görülmektedir. 24/10/2023 tarihli kesinleşme evrakının incelenmesinde; 24/07/2023 tarihinde verilen hakem kararının belirlenen hususlar açısından nihai olduğunun tasdik edildiği, hakem kararının ne İngiltere Mahkemeleri nezdinde devam eden bir temyiz konusu olup ne de 1996 tarihli İngiliz Tahkim Yasası tarafından öngörülen karar tarihinden itibaren yasal 28 günlük süre içerisinde hakem kararına ilişkin herhangi bir başvuru veya temyiz yapılmadığı teyit edildiği, bu suretle hakem kararının 24/10/2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi hakkında uygulanacak hükümler 5718 Sayılı MÖHUK'un 60-62 maddeleri ile Türkiye'nin de taraf olduğu 1958 tarihli New York Sözleşmesidir. Yabancı bir hakem kararının tanınması ve tenfizi, New York Sözleşmesinin kapsamına girmesi halinde MÖHUK hükümleri uygulanmayacaktır.

Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York Sözleşmesi onaylanmasına ilişkin 20877 Sayılı 21.05.1991 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 3731 Sayılı Kanunun 2. maddesideki ''Türkiye Cumhuriyeti sözleşmenin 1. maddesinin 3. paragrafına uygun olarak sözleşmeyi sadece karşılıklılık esasına göre bu sözleşmeye taraf olan bir devlet ülkesinde verilmiş olan hakem kararlarının tanınması ve tenfizi hakkında uygulayacağını, ayrıca sözleşmeyi yalnız akdi veya akit dışı hukuki münasebetlerden kaynaklanan ve kendi iç hukukuna göre ticari mahiyette sayılan uyuşmazlıklar hakkında uygulayacağını beyan eder.'' şeklinde ifade ile sözleşmeye çekince koymuş olup, bu çekince nedeniyle Türk Hukuku bakımından ticari olan uyuşmazlıklarda ve karşılıklılık esasına göre sözleşmeye taraf olan bir devlet ülkesinde verilmiş olan hakem kararları bakımından New York Sözleşmesi uygulama alanı bulacaktır.

Davacının talebinin söz konusu deniz taşımacılığına ilişkin çarter parti gemi kiralama armatör alacağının faizi ile tahsiline ilişkin yabancı hakem kararın tenfizi talebine ilişkin olduğu, tarafların tacir olması hasebi ile Mahkememizin görevli ve davalı şirketin merkezinin bulunduğu yer itibarı ile genel yetkili olduğu, karar içeriğinde kamu düzenine ilişkin bir durumun bulunmadığı, dolayısıyla tenfizi elverişli kararlar arasında yer aldığı, kararın taraflarca kararlaştırılan İngiliz- Londra Hukukuna göre kesin ve nihai olduğu, ...ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki sözleşmede karşılıklılık ilkesinin benimsenmediği, bu nedenle davacının teminat göstermekten muaf olmadığı, yabancılık teminatının davacı tarafından yatırıldığı, uyuşmazlığın Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisine girmediği, davacının kendisinin sözleşmedeki tahkim kaydına dayanarak tahkim yoluna başvurduğu, söz konusu yabancı hakem kararına karşı kararın verildiği ülkede karara karşı her hangi bir kanun yolu başvurusunun yapılmadığı belirlenmekle tenfiz şartları oluşmakla yabancı hakem kararının tenfizine" karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerek 1958 tarihli New York Konvansiyonu (“New York Konvansiyonu”) gerekse de 5718 sayılı Milletler Arası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (“MÖHUK”) ve sair mevzuat gereğince tenfiz edilebilirlik şartlarını taşımayan ve kamu düzenine aykırı olan hakem kararının, yeterli araştırma yapılmaksızın, kamu düzenine aykırılık sebebiyle tenfiz engeli bulunduğuna ilişkin savunmaları dikkate almaksızın ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına aykırı olarak bilirkişi incelemesi yapılmadan, eksik inceleme ile karara bağlanması hukuka aykırı olduğunu, yargılama boyunca defaatle açıklandığı üzere dava konusu tahkim sözleşmesi yetkisiz kişilerce yapıldığını ve geçersiz olduğunu, kamu düzenine aykırılık oluşturan bu tenfiz engelinin varlığı karşısında yeterli inceleme yapılmaksızın ve bilirkişi raporu alınmaksızın verilen tenfiz kararının Yargıtay'ın yerleşik içtihadına aykırı olduğunu, tahkim anlaşmasının yetkisiz temsilciler aracılığıyla akdedilmesi açıkça Türk kamu düzenine aykırılık teşkil etmekle birlikte bu hususun göz ardı edildiğini, tahkim yargılamasına konu 04.10.2022 tarihli sözleşme, sözleşmenin taraflarınca değil temsilcileri eliyle imzalanarak akdedildiğini, TBK madde 504/3 uyarınca özel olarak yetkili kılınmadıkça temsilcilerin tahkim anlaşması yapmasının mümkün olmadığını, New York Konvansiyon'u madde V/1-a uyarınca da tahkim sözleşmesinin “yetkisiz” temsilciler eliyle akdedilmiş olması bir tenfiz engeli olduğunu, tahkim anlaşmasının yetkisiz kişiler tarafından yapılmış olması kamu düzenine aykırılık teşkil etmekle birlikte hakimin davayı aydınlatma görevi kapsamında uyuşmazlığa konu hakem kararının ve bunun dayandırıldığı sözleşmenin Türk kamu düzenine halel getirip getirmediği konusunda bir bilirkişi incelemesi yapılmadığını, bu itibarla, kamu düzenini doğrudan ilgilendiren “yetki” müessesesinin Türk hukukuna göre değerlendirilmesi ve eldeki davaya konu hakem kararının dayanağını oluşturan tahkim sözleşmesinin geçersiz olduğu hususu gözetilerek tenfiz engeli barındıran bu kararın tenfizi talebinin reddedilmesi gerektiğini, tahkim sözleşmesinin genel işlem şartı niteliğinde olduğunu,

Çarter sözleşmesinin esasına uygulanacak hukuk taraflarca İngiliz hukuku olarak kararlaştırıldığını, ne var ki, konu hakem kararının tenfizi bir Türk mahkemesinden talep edilmekle, New York Konvansiyonu ve MÖHUK'un ilgili hükümleri gereğince Türk Hukukunun doğrudan uygulanan kuralları ve gerektiği durumlarda kamu düzeni müdahalesi uygulama alanı bulacağını, tahkim sözleşmesi yapmaya yetkili kılınmamış temsilciler tarafından geçersiz bir tahkim sözleşmesi yapılmış olduğu gibi müvekkil şirketin hak kaybı yaşamamak niyetiyle tahkim yargılaması esnasında savunmada bulunmuş olması da hiçbir şekilde bu tahkim sözleşmesine icazet edildiği anlamına gelmediğini, nitekim, tahkim sözleşmesi ile esas sözleşme ayrılabilir nitelikte olduğundan, Çarter Sözleşmesinin diğer hükümlerine riayet edilmesinin bu sözleşmede yer alan matbu tahkim sözleşmesinin müzakere edilebildiği veya muvafakat edildiği anlamına gelmediğini, müvekkil Şirketin tahkim sözleşmesini müzakere imkanı bulamamış olması ve bu nedenle genel işlem şartı niteliğindeki tahkim kaydı içeren sözleşmeyi akdetmesi, somut uyuşmazlık özelinde, onun basiretli tacir sıfatına halel getirir nitelikte olmadığını, bu nedenle,

TBK'nın 20-25. Maddeleri arasında düzenlenen genel işlem şartlarına ilişkin düzenlemelerin MÖHUK madde 6 altında düzenlenen “doğrudan uygulanan kurallar”dan olduğu gözetilerek, MÖHUK kuralları yerine doğrudan TBK hükmünün uygulanmasına da karar verilmesinin her halde mümkün olduğunu, taşıma ilişkisinin tarafları arasında dahi müzakere edilmediğini ve matbu halleri ile imzalanan bu kayıt ve ifadelerin genel işlem şartı niteliği taşıdıklarını beyanla istinaf kanun yolu başvurularının kabulüne, ilk derece mahkemesi kararı'nın kaldırılmasına ve davanın esastan reddine, yargılama masraflarının ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE:Dava, yabancı hakem kararının tenfizi istemine ilişkindir .İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, tenfiz şartlarının bulunup bulunmadığı noktasındadır.

Taraflar arasında, 04.10.2022 tarihli Çarter Sözleşmesi imzalanmış, sözleşmede Londra'da Londra Deniz Hakemleri Birliği [London Maritime Arbitrators Association (LMAA)] şartlarının ve İngiliz hukukunun uygulanacağı kararlaştırılmıştır.

Davacı tarafça, tahkim şartı kapsamında hakeme başvurulmuş olup, uyuşmazlık hakkında Londra Deniz Ticareti Hakemleri Birliği tarafından verilen hakem kararına ilişkin 28 gün içerisinde herhangi bir başvuru veya temyiz yapılmadığı, bu suretle hakem kararının 24.10.2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Davacı tarafça, yabancı hakem kararının Türkiye'de icra edilebilmesi için tenfizine karar verilmesi istemiyle eldeki davayı açmıştır. Davalı taraf ise tahkim sözleşmesinin yetkisiz kişilerce yapıldığını ve geçersiz olduğunu,tahkim sözleşmesinin genel işlem şartı niteliğinde olduğunu ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi hakkında uygulanacak hükümler 5718 Sayılı MÖHUK'un 60-62 maddeleri ile Türkiye'nin de taraf olduğu 1958 tarihli New York Sözleşmesidir. Yabancı bir hakem kararının tanınması ve tenfizi, New York Sözleşmesinin kapsamına girmesi halinde MÖHUK hükümleri uygulanmayacaktır.

Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York Sözleşmesi onaylanmasına ilişkin 20877 Sayılı 21.05.1991 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 3731 Sayılı Kanunun 2. maddesideki ''Türkiye Cumhuriyeti sözleşmenin 1. maddesinin 3. paragrafına uygun olarak sözleşmeyi sadece karşılıklılık esasına göre bu sözleşmeye taraf olan bir devlet ülkesinde verilmiş olan hakem kararlarının tanınması ve tenfizi hakkında uygulayacağını, ayrıca sözleşmeyi yalnız akdi veya akit dışı hukuki münasebetlerden kaynaklanan ve kendi iç hukukuna göre ticari mahiyette sayılan uyuşmazlıklar hakkında uygulayacağını beyan eder.'' şeklinde ifade ile sözleşmeye çekince koymuş olup, bu çekince nedeniyle Türk Hukuku bakımından ticari olan uyuşmazlıklarda ve karşılıklılık esasına göre sözleşmeye taraf olan bir devlet ülkesinde verilmiş olan hakem kararları bakımından New York Sözleşmesi uygulama alanı bulacaktır.

Tahkim sözleşmesine ve hakem kararına taraf olan davalı şirketin ticari işletmesinin bulunması nedeniyle 6102 sayılı TTK 16/1 maddesi gereği tacir olması ve TTK 19/2 maddesi hükmü uyarınca da taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmelerin, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılması karşısında uyuşmazlığın ticari nitelikte bulunmasına ve hakem kararının New York Sözleşmesi'ne taraf olan İngiltere'de verilmesine göre tenfiz şartları bakımından Türkiye’nin de taraf olduğu New York Sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.

Tenfiz yargılamasında davacı, New York Sözleşmesi’nin IV. maddesinde belirtildiği gibi Hakem kararının usulüne uygun onaylanmış aslı veya aslına uygunluğu onaylanmış örneğini, tahkim anlaşmasının aslı veya aslına uygunluğu onaylanmış bir örneğini ve ayrıca bu belgelerin onaylı tercümelerini sunmak zorundadır.

Hakem kararının tenfizi için mahkemeye başvuru yapıldığında, davalı, hakem kararının tanınması veya tenfizini engellemek için New York Sözleşmesi’nin V(1). maddesinde sınırlı olarak sayılan ret sebeplerinin varlığını ispat yükü altındadır. Tarafların ehliyetsizliği nedeniyle tahkim anlaşmasının geçersiz olması veya geçerli bir tahkim anlaşmasının bulunmaması; davalının tahkim yargılamasından usulüne uygun olarak haberdar edilmemiş olması veya davalıya tahkim yargılamasının usule uygun yürütülmemesi nedeniyle delillerini ikame etme imkânını bulamamış olması; hakem kararının tahkim anlaşmasının dışında kalan veya tahkim anlaşmasının kapsamını aşan bir konuda verilmiş olması; hakem kurulunun oluşması veya tahkim yargılama usulünün tarafların anlaşmasına veya tarafların bu konuda bir anlaşması yoksa tahkim yeri hukukuna aykırı olması; kararın bağlayıcı olmaması veya kararın verildiği ülke hukukunun yetkili mercii tarafından iptal edilmesi veya icrasının geri bırakılması, sözleşmedeki ret sebepleridir.

Bunların yanı sıra, mahkeme uyuşmazlığın konusunun tenfiz talep edilen ülke hukukuna göre tahkime elverişli olmaması veya kararın tenfizinin, tenfiz talep edilen ülkenin kamu düzenine aykırı olması, sebepleriyle de tanıma ve tenfiz istemini kendiliğinden reddedebilir. Mahkemenin kendiliğinden inceleyeceği bu ret sebeplerinin, davalı tarafça da ileri sürülebilmesine bir engel bulunmamaktadır. Sözleşmede sayılan ret sebepleri dışında tanıma ve tenfizi isteminin reddedilmesi mümkün değildir.

Davalı taraf, söz konusu ret sebeplerinden, tahkim sözleşmesinin geçersizliğine dayanmıştır. New York Sözleşmesinde, taraf ehliyetine ve tahkim sözleşmesinin geçersizliğine hangi hukuk kurallarının uygulanacağı düzenlenmemiştir.

Bu halde, taraf ehliyetine ve tahkim sözleşmesinin geçersizliğine ilişkin olarak tanıma ve tenfiz başvurusunun yapıldığı ülke kanunlar ihtilafı kuralları uygulanacak olup, dolayısıyla eldeki istem yönünden Türk kanunlar ihtilafı kuralları uygulanacaktır. MÖHUK'un 30/2. maddesine göre, temsilcinin bir fiilinin, temsil olunanı üçüncü kişiye karşı taahhüt altına sokabilmesi için aranan şartlara temsilcinin işyeri hukuku uygulanır.

Davalının ticari merkezi Türkiye olduğuna göre, davalının yöneticilerinin temsil yetkisinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK) hükümlerine göre belirlenmesi gerekir. Ancak, Yargıtay kararlarında tahkim anlaşmasının geçersizliğinin ilk defa tenfiz aşamasında ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanılması kabul edilmektedir(Yargıtay 6. HD'nin 19/06/2023 Tarih ve 2023/1902 E. - 2023/2401 K. Sayılı kararı, Yargıtay 11. HD'nin 17/04/2007 Tarih ve 2005/14428 E. - 2007/6022 K. Sayılı kararı). Somut olayda davalıya, dava dilekçesi yerine geçen tahkim başvuru dilekçesi tebliğ edilmiş ve cevap dilekçesi ve duruşma talebine ilişkin bilgilendirmelerde bulunulmuş olup, davalının tahkim yargılamasının tüm aşamalarından haberdar olduğu anlaşılmaktadır.

Davalı, tahkim yargılamasında, bu hususa ilişkin tahkim sürecinde bir itirazda bulunmamış, tahkim sözleşmesinin geçersizliğini ileri sürmemiştir. Ayrıca tahkim kararının iptali için de girişimde bulunmamıştır. Bu durumda tahkim şartını içeren sözleşme hükümlerinin yerine getirilmesinden sonra ve tahkim yargılaması sırasında böyle bir savunmada bulunmayan davalının ilk defa tenfiz yargılamasında tahkim anlaşmasının davalıyı temsile yetkili olmayan kişinin imzasının bulunduğu iddiasıyla tahkim anlaşmasının geçersizliğini ileri sürülmesi TMK'nın 2. maddesinde ifadesini bulan dürüstlük kuralına aykırıdır. (Yargıtay 11.HD'nin 2005/14428 Esas ve 2007/6022 Karar sayılı kararı) Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumayacağından, davalının tahkim anlaşmasının geçerli olmadığı itirazı yerinde değildir. ( Yargıtay 19. HD'nin 07.11.2002 tarih ve 2002/2249 Esas 2002/7219 Karar sayılı kararı) Diğer yandan davalı tarafından çarter sözleşmesinde yer alan tahkim şartının genel işlem koşulu olduğu savunmasında bulunulmuş ise de tahkim sözleşmesinin, imzanın, ehliyetin yeniden incelenmesi mümkün değildir (Yargıtay 19.HD'nin 2018/3424 Esas ve 2020/568 Karar sayılı kararı) Bu haliyle, davalı tarafça dayanılan ret sebepleri ispatlanamamış olup, uyuşmazlığın Türk hukukuna göre tahkime elverişli olması ve hakem kararında Türk kamu düzene aykırılık teşkil eden bir yön bulunmaması nedeniyle davayı konu hakem kararının tenfizi şartları oluşmuştur.

Tenfiz şartlarının oluşup oluşmadığı hakimin hukuk bilgisi ile çözmesi gereken hususlar olduğundan bilirkişiden rapor alınmamasında usul ve yasaya aykırılık yoktur. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olmuştur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/1717, K. 2026/1388, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1717-e-2026-1388-k-4d680df58ea6