Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/73 E. 2026/1188 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/73
Karar No
2026/1188
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/73

KARAR NO: 2026/1188

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 27/11/2025

NUMARASI: 2025/160 Esas - 2025/796 Karar

DAVA: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ : 10/06/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacılardan ...'nin, davacı şirket ...'nin tek ortaklı sahibi olduğunu, diğer davacı ...'nin ise ...'nin eşi olduğunu, davalı şirket ...'nin davalı ...'nin babasına ait olan .... Şti.'nin alacaklısı olduğunu, davalı icra takip alacaklısı ...'nin .... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasında dava dışı .... Şti. aleyhine icra takibi yaptığını, bu dosyadan .... İcra Müdürlüğü'nün ...Talimat sayılı dosyasına haciz ve muhafaza işlemleri için talimat yazıldığını ve 14/11/2024 tarihinde davacı ...'ne ait lokanta gece kulübü ve bar şeklinde işletilen yerde istihkak iddiasına rağmen haciz tatbik edildiğini, 02/12/2024 tarihinde ikinci kez hacze aynı yere gelinerek "mal kaldıracağım, masa ve sandalyeleri götüreceğim, iş yapamayacaksınız" baskısı ile davacının elinden 4.220.000,00 TL tutarında bir senedi, diğer borcun kefaletine olacak şekilde baskı kurarak zorla alındığını, ancak davacının bunu icra memuruna bildirmeyip zapta geçirmediğini, alacaklı davalının bu senedi .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında icraya koyarak, mükerrer alacaklı durumuna geçtiğini, davalı tarafın ayrıca dosyaya sunulan protokol ile .... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası için protokol imzalattırdığını, bu protokollerin icra dosyasına sunulmadığını, daha sonra davacının evine hacze gelinmesi üzerine (her iki dosyadan) ihtirazi kayıt konularak ödemelerin yapılmak zorunda kalındığını, ikrah tehdit ve zorla yararlanmanın şartlarının oluştuğunu, davacı ...'nin eşinin rızası alınmadan kefaletinin geçersiz olduğunu, senedin ve protokolün iptalinin gerektiğini, davacıların davalıya borçlarının olmadığını, bu nedenle davacının davalıya ödediği 4.220.000,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte istirdadına, protokolün şekil şartlarının oluşmaması nedeniyle hükümsüz sayılmasını talep ve dava etmiştir.

CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının dava dışı .... Şti.'e ait 3 adet çek nedeniyle .... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasında kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yaptığını, bu icra dosyasında .... İcra Müdürlüğü'nün ....... Talimat dosyasında haciz ve muhafaza tedbirleri için adrese gidildiğinde .... Şti. ile davacı ...'nin bir süre aynı yerde çalıştığının tespit edildiğini, hatta .... Şti.'ne ait fatura SGK belgelerinin bulunduğunu ve icra memurunca haciz tutanağına geçirildiğini, ...'nin istihkak iddiasında bulunduğunu, buna itiraz edildiğini,

İstanbul 21. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 26/11/2024 tarih ve 2024/622 Esas 2024/634 Karar sayılı kararı ile istihkak iddiasına yapılan itirazların haklı görülerek takibin devamına karar verildiğini, hacizden 18 gün sonra 02/12/2024 tarihinde adrese 2.kez gidildiğinde protokol ile dava konusu edilen 4.220.000,00 TL senedin alındığını, ...'nin bu senede herhangi bir ihtirazi kayıt koymadığını, senette (bono) kayıtsız şartsız borç ikrarının olduğunu, bononun vadesinde ödememesi üzerine bu sefer .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında takip yapıldığını, ancak davacının bonoya dayalı borcunu icra dosyasına yapmayıp 13/12/2024 tarihli makbuzdan da anlaşılacağı üzere borcun elden ödendiğini, icra dosyasına da 16/12/2024 tarihinde haricen tahsil bildirimi yapılarak dosyanın kapatıldığını, davacının tacir olup basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü olduğunu, davacı ...'nin babasına ait borcu üstelenerek ödemesinin borçlu olunmayan bir borcun ödenmesi niteliğinde olmadığını, davacı ...'nin dava dışı babasının şirketinin borcunu üstlenmesi niteliğinde olduğunu, borcunun naklinin herhangi bir şekil şartına bağlı olmadığını, borcun üstlenilmesinde eş rızasının gerekmediğini, .... Şti. ile ... arasında organik bağ bulunduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Davanın konusu davacının .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında haricen yaptığı ödemenin istirdatı davası ile davacı borçlular ... ve ... ile davalı alacaklı.... Şti. arasında yapılan protokolden dolayı davacıların davalıya borçlu olmadıklarının tespiti davasıdır. Dava konusu protokol incelendiğinde davacılar ... ve ... isimli şirketin .... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasındaki ödenmeyen borca karşılık 2 ayrı bono düzenledikleri ve protokolde bahsi geçen icra borcuna karşılık bu iki senedin düzenlendiğini, bonolar vadesinde ve miktarında ödendiği takdirde ödenen miktarların icra borcundan mahsup edileceğini, vadesinde ödeme yapılmaz ise tahsilde tekerrür olmamak şartıyla icra takibine geçileceği, bonoların şarta bağlı olmadığını, bu protokol ile kayıtsız şartsız bonolar miktarınca borcun davacılar tarafından kabul edildiğini, bonoların teminat aracı değil borç ödeme aracı olarak düzenlendiğini, şeklinde olduğu anlaşılmıştır. Hukuki değerlendirme ve nitelendirme mahkememize ait olduğundan ayrıca bilirkişi raporu alınmasına gerek yoktur. Alınan bonolar kefalet senedi olmadığı gibi teminat senedi de değildir.

Ayrıca protokol de kefalet sözleşmesi değildir. Dava konusu protokol bir çeşit borç üstlenmesidir. Ancak şarta bağlı olmayıp asıl borç yerine geçmek üzere öncelikli olarak ve şarta bağlı olmaksızın vadesinde bononun tahsil edilebileceğine ilişkin bir protokoldür. Kefalet sözleşmesi olmadığı için eş rızasına ihtiyaç yoktur.

Düzenlenen bonolar teminat bonosu olmadığı gibi süresinde ödenmediği için başlatılan yeni icra takibi sonucu haricen tahsil edilmiş olup; tahsil edilen bu borcun istirdadı mümkün değildir. Bononun konu edildiği .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasında yapılan haricen tahsilat, protokol gereği daha önce başlatılan .... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyanın borcuna mahsup edilebilir. Bunun dışında protokol geçerli olup açılan menfi tespit davasının reddi gerekir. Sonuç olarak hem istirdat davası hem de menfi tespit davasının reddine karar vermek gerekmiştir.

Davacılardan ... dava konusu bononun ve protokolün tarafı olmayıp, bu davacı açısından aktif husumet yokluğundan davanın reddi yoluna gidilirken diğer iki davacı yönünden ise davanın esastan reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur. Bonoların bedeli haricen tahsil edildiğinden reddedilen menfi tespit davasında İİK 72 maddesi gereğince tazminata kararı verilmesine," karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin zorlanarak, haciz sırasında lokantasındaki ve evindeki eşyaların muhafaza korkusu ve baskısı altında, borcu üstlenmek zorunda kaldığını, mahkemenin gerekçesinde ikrah, korkutma gibi hiçbir iddiayı incelemediğini, durumu sadece borcun üstlenilmesi olarak addettiğini ve gerekçelendirdiğini, ancak dış borç üstlenilmesinin de kefalet hükümlerine tabi olduğunu, müvekkilinin alacaklı/davacıya hiçbir borcu bulunmadığını, TMK 2. Maddesine göre kötüniyetli davranıldığını,

Muhafaza hakkının kötüye kullanılarak, müvekkilinin korkutulduğunu ve dava dışı 3.şahısın borcunun müvekkiline baskı ile ödettirildiğini, ayrıca eş rızasının da alınmadığını, eşin rızası alınmamış ise eşin davada menfaatinin bulunacağını, eşin dava açarak kendisinin ve ailesinin menfaatlerini koruması da yasaca öngörülmüş olmasına rağmen mahkemenin eş dava açamaz şeklindeki kararının yanlış olduğunu, bunun tersi düşünülür ise, hiçbir eşin kocasının kefaletlerine itiraz edemeyeceğini ve davayı sadece kocası açacak bir mantıksız durumla karşılaşacağını, müvekkilin adresi ile borçlu adresinin 2021 yılından beri tamamen değişik adreste olduğunu, borcun da devir tarihi olan 2021 'den 3 sene sonra 2024 tarihinde oluştuğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE :

Dava, takip borçlusu olmayan üçüncü kişiler tarafından haciz baskısı altında düzenlendiği iddia edilen protokol ve keşide edilen bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile bono bedelinin ödenmiş olması nedeniyle istirdadı istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçe doğrultusunda davacı ... ...nin aktif husumeti bulunmadığından, diğer davacıların ise esas yönünden davalarının reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinafa gelen uyuşmazlık, takip borçlusu olmayan davacıların, haciz sırasında takip alacaklısı davalı ile yaptıkları protokol ve keşide ettikleri bono yönünden borçlu olup olmadıkları ve bonoya dayalı yapılan ödemenin davalıdan talep edip edemeyeceği noktasındadır.

Takip dosyasında borçlu olmadığı halde haciz baskısı altında borcu ödeyen 3. şahısların durumu İİK'nın 72. maddesi kapsamında değerlendirilemeyecek olup, 6098 sayılı TBK'nın 77/1. maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde ele alınması gerekir. Anılan maddede, haklı bir sebep olmaksızın bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşenin, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.

Davacı tarafça protokol ve bonoların muhafaza baskısıyla yapılmak zorunda kalındığı ileri sürüldüğüne göre, davacının ödemeyi yaptığı takip alacaklısı davalıdan sebepsiz zenginleşme hükümleri doğrultusunda talepte bulunabilir. Zira, davacının haksız yere ödeme yaptığının saptanması halinde, takip borçlusunun sebepsiz zenginleşmiş olacağı açık olduğu gibi takip alacaklısının da malvarlığında sebepsiz bir artış meydana geleceği şüphesizdir.

Nitekim üçüncü şahıs konumunda olan davacının yaptığı ödeme ile dava dışı takip borçlusu borcundan kurtulmuş olmakla birlikte aynı anda alacağını takip borçlusu olmayan üçüncü bir şahıstan tahsil etmiş olan takip alacaklısı da, alacağını haklı bir sebep olmaksızın ödemeyi yapan üçüncü şahsın malvarlığından zenginleşmiş sayılmalıdır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/2448-4038 E-K sayılı 13.10.2020 tarihli kararı)

Takip borçlusu ile borcu ödeyen üçüncü şahıs arasında organik bağ bulunup bulunmadığı ve ödemenin haciz baskısı gibi tazyik altında yahut serbest irade ile yapılıp yapılmadığı hususlarının net bir biçimde aydınlatılmasının gerekmektedir. (Emsal Yargıtay 11. H.D'nin 04/03/2010 tarih ve 2008/6613 E-2010/2420 K., Yargıtay 19. H.D'nin 22/10/2015 tarih ve 2015/943 E-13382 K. Sayılı kararları)

Davacılardan ...'nin ....Şti.' nin tek pay sahibi ve temsilcisi olduğu, ...'nin ...'nin eşi olduğu, gerek protokolde gerek bono üzerinde herhangi bir sıfatla yer almadığı, davacı şirketin dava dışı ....Şti.'den alacaklı olduğu, bu şirketin davacı ...'nin babasını şirketi olduğu, davalının .... İcra müdürlüğünün ...e dosyası ile başlattığı icra takibinde .... icra müdürlüğünün ... Talimat dosyası ile 14/11/2024 tarihinde ... mahallesi ...bulvarı, No... adresinde haciz işlemi yapıldığı, davacı ... tarafından istihkak iddiasında bulunulduğu, hacizli mallar ...'ye yediemin olarak bırakıldığı, alacaklı şirket tarafından .... İcra hukuk mahkemesine başvurularak takibin devamı talep edildiği, bu mahkemenin 26/11/2024 tarih ve 2024/622 E. 2024/634 K sayılı ilamı ile istihkak iddiası yerinde görülmeyerek takibin devamına kesin olarak karar verildiği, bu tarihten sonra 02/12/2024 tarihinde haciz mahallinde yeniden haciz işlemi tatbik için gidildiği, haciz tutanağına göre bir işlem yapılmadığı, ancak taraf beyanlarına göre bu aşamada dava konusu protokol ve eki bonoların düzenlendiği, bilahare bononu .... İcra dairesinin ... E. Dosyası ile takibe konu edildiği, davacı ... tarafından alacaklı vekiline 13/12/2024 tarihinde dava açma hakları saklı kalmak kaydıyla 4.100.000 TL ödendiği, ayrıca banka havalesi ile 20.000 TL alacaklıya ödendiği anlaşılmaktadır.

Dosyaya ibraz edilen düzenleme tarihi taşımayan ancak tarafların beyanından 02/12/2024 tarihli olduğu anlaşılan protokol uyarınca davacı tarafça davaya konu edilen 02/12/2024 tanzim 09/12/2024 vade tarihli 4.220.000,00 TL bedelli bononun davalıya teslim edildiği ve borcun tasfiyesine dair ... ve ....Şti ile davalı alacaklı arasında ayrıntılı protokol düzenlendiği, görülmektedir.

Taraflar arasında görülen istihkak davası ile verilen kesin hükme göre davacının süresinde istihkak davası açarak hacze konu malların mülkiyetinin dava dışı takip borçlusuna ait olduğu anlaşılmaktadır.

Somut olayda dosyaya toplanan deliller ile üçüncü kişi olarak icra dosyası borcunu ödeyen davacının, muhafaza tehdidi altında olan malların mülkiyetinin kendisine ait olduğunu, borçlu şirket ile hiç bir bağının bulunmadığını, buna bağlı olarak alacaklının sebepsiz yere zenginleştiğini ispatlamış değildir.

Bilakis icra hukuk mahkemesince verilen karar ile haciz konusu malların davacılara değil dava dışı borçlu şirkete ait olduğu kesin karar ile ortaya konulmuştur. Dava konusu protokol ve bononun icra hukuk mahkemesi kararından sonra yapılan haciz işlemi esnasında düzenlendiği tarafların kabulündedir. Bu durumda davacıya ait olmayan malların muhafaza altına alınmak istenmesi haksız bir işlem olmadığı gibi protokol ve bononun muhafaza tehdidi altında alındığını göstermez.

Davacı taraf hür iradesi ile babasına ait şirketin borcu için dava konusu protokol ve bonoyu düzenlediği, gerek protokolün gerek bononun kefalet sözleşmesi niteliğinde olmadığından kefaletin şekil şartlarının aranmasına gerek bulunmadığı, burada hareketle eş rızasını gerektirir bir durumunda somut olayda mevcut olmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiştir.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davacılar tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.846,20 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 1.114,20 TL'nin davacılara iadesine,

3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,

4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 10/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/73, K. 2026/1188, T. 10.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-73-e-2026-1188-k-ef17d4f374f1