İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1277 E. 2026/19 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1277
Karar No
2026/19
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 29. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1277 Esas KARAR NO : 2026/19

DAVA : İtirazın İptali ( 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanundan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/06/2026 KARAR TARİHİ : 27/08/2026

Dava dosyası mahkememize tevzi edilmekle dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı şirket ile müvekkili şirket arasında 11.09.2024 tarihli “... Sponsorluğu Sözleşmesi” akdedildiğini, sözleşme kapsamında davalı tarafça sözleşme’de tanımlanmış olan kart şeması ve kart şemalarından alınan ...’lerin ve buna bağlı olarak hizmetlerin müvekkiline sunulması karşılığında müvekkili tarafından da sözleşmenin eklerinde belirlenen hizmet bedellerinin davalıya ödenmesinin kararlaştırıldığını, sözleşme kapsamında sunulması düzenlenen hizmetlerin davalı tarafça sunulabildiğini, 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ve Kanun’a dayanılarak çıkarılan ikincil düzenlemeler kapsamında Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın faaliyet iznine tabi olduğunu, davalı şirketin faaliyet izninin ise TCMB’nin 28/10/2025 tarihli kararıyla askıya alındığını, her ne kadar işbu dava tarihinden kısa bir süre önce bu karar kaldırılmış olsa dahi yaşanan sürecin sözleşme ilişkisinin devamını imkansız hale getirdiğinden hukuki sürece başlanılması zarureti doğduğunu ve işbu davanın konusunda icra takibi başlatıldığını, takibe itiraz neticesinde ise arabuluculuk süreci gerçekleştirildiğini ve süreçte anlaşma olmadığını, yaşanan süreçte anılan TCMB kararı gereği davalı tarafça sözleşme konusu hizmetin verilebilmesinin imkânsız hale geldiğini, bu kapsamda sözleşmeye devam edilebilmesinin müvekkili bakımından imkansız hale geldiğini, sözleşmenin 3.3 maddesinde düzenlenen: “(...) Taraflar’ın işbu Sözleşme kapsamındaki hizmetlerini istenen şekilde sağlamasına engel olacak yasal yaptırıma maruz kalması durumunda diğer Taraf tek Taraflı olarak derhal feshetme hakkına sahip olacaktır.” hükmü uyarınca, davalı tarafın maruz kaldığı yaptırım nedeniyle sözleşmeye devam edebilmesi mümkün olmadığından sözleşmenin davalı tarafa 16.02.2026 tarihinde KEP üzerinden gönderilen ihtarname ile taraflarınca tek taraflı olarak haklı sebeple fesih edildiğini, sözleşme kapsamında sunulacak hizmetlerin karşılığı olarak fesih tarihine kadar davalıya; Kart Paketi Entegrasyon ve Lisans Bedeli adı altında 35.000,00 USD, ... Servis Sağlayıcı Bedeli adı altında 1.500.000,00 TL, ... Maliyetleri adı altında 15.000,00 EUR ve ... Entegrasyon Bedeli adı altında 40.000,00 TL kalemleri altında ödeme fatura kurları ile toplam 4.147.944,00 TL ödeme yapıldığını, sözleşme konusu hizmetin hiç sağlanmadığından, 16.02.2026 tarihli ihtarname ile müvekkilinin yapılmış işbu ödeme kalemlerinin iadesi ve iadenin yapılmaması halinde yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiğini, davalı tarafından ise söz konusu ihtarnameye cevap olarak 19.02.2026 tarihli ihtarname ile sözleşmenin 16.02.2026 tarihli ihtarnamenin taraflarına ulaştığı an itibariyle sona ermiş olduğunu, TCMB kararının nihai bir faaliyet izni iptaline ilişkin olmadığı ve idari tedbir mahiyetinde olduğunu, müvekkili tarafından ödenmiş olan ve 16.02.2026 tarihli ihtarnamelerinde belirtilen ödeme kalemlerinin ifa edilmiş hizmetlerin karşılığı olduğunu, TBK m.77 kapsamında haksız bir fesih söz konusu olduğu ve bu kapsamdaki haklarının saklı olduğunun taraflarına ihtar edildiğini, davalı tarafça taraflarına gönderilen ihtarname ile karşı tarafla sulh olunamayacağı anlaşılmış olduğunu, taraflarına davalının TCMB Kararı’nın tarihi olan 28.10.2025 tarihinden bu yana kararın geçici olarak kaldırıldığı çok kısa bir süre hariç olmak üzere hizmet veremediği ve bu hizmet verememe durumunun halihazırda devam ettiğini, TCMB Kararı ile de bu hizmetin yerine getirilebilmesi imkânsız hale geldiğini, davalı tarafça çekilen 19.02.2026 tarihli ihtarname ekinde sunulan ve hizmetin sunulduğuna ilişkin kayıtların kendileri tarafından da çok iyi bilindiği üzere söz yalnızca sözleşme konusu hizmetin testlerine ilişkin gerçekleştirilmiş işlemler olduğunu ve (kayıtlarda da yer aldığı üzere) yalnızca 40 kadar kart için gerçekleşmiş olduğunu, sözleşme taraflarının sözleşme tarihinde sektördeki büyüklüğü, ulaşabilecekleri büyüklük ve potansiyel kullanıcı sayıları ve sözleşme süresi dikkate alındığında, müvekkilinin sayılarının yüz binleri aşması beklenen kullanıcıları için yapmış olduğu 4.147.944,00 TL tutarındaki ödemenin, mülkiyetinin (test amaçlı) müvekkil şirkete/şirket çalışanlarına ait yalnızca 40 adet kart için yapılmış olamayacağını, toplamı 4.000.000 TL’yi aşan bu bedellerin, sözleşme konusu ile ilgili yapılabilecek -ve hizmetin teminini sağlayan- bazı masraflar ayrıca karşılanmak üzere, sözleşme süresi olan üç yıl için önden ödenmiş olduğunu, bununla birlikte TCMB Kararı uyarınca sözleşmeden kalan süreye ilişkin hizmet sağlanabilme imkânının ise ortadan kalktığını, Türk Borçlar Kanunu’nun “İfa imkânsızlığı” ve “Kısmi İfa İmkânsızlığı” başlıklı 136 ve 138’inci maddeleri uyarınca ifa imkansızlığının borçluyu ancak “borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle” gerçekleşmesi halinde borcundan kurtarabileceği ve somut olayda sıkı regüle bir pazarda faaliyet gösteren davalının mevzuata aykırı eylemleri nedeniyle meydana gelen zarardan sorumsuz tutulamayacağı hususlarını içeren 25.02.2026 tarihli ihtarnameleri davalı tarafa çekilmiş olup aynı tarihte söz konusu alacakların tahsili amacıyla ... Müdürlüğü’nün 2026/... E. sayılı dosyası ile icra takibine başlanmışsa da davalı tarafça söz konusu takibe haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz edildiğinden işbu davayı açma zorunluluğu doğduğunu, davalının kendi kusuru ile ifa imkansızlığına düştüğünü, sözleşme konusu edimlerin ifa edilebilmesi için tarafların sahip olduğu faaliyet izinlerinin olmazsa olmaz öneme sahip olduğunu, taraflar arasında imzalanan ... Sponsorluğu Sözleşmesi incelendiğinde sözleşmenin ifası için her iki tarafın da TCMB nezdinde sahip oldukları lisansların olmazsa olmaz nitelikte olduğunu, taraflardan birinin lisansını kaybetmesinin ilgili taraf bakımından imkansızlık doğuracağının sözleşmenin kurgusundan açıkça anlaşıldığını, sözleşmenin taraflar arasındaki sözleşmenin 6493 Sayılı Kanun ve alt mevzuatı kapsamında teknik bir sözleşme olduğunu, taraflar arasında akdedilen 11.09.2024 tarihli “... Sponsorluğu Sözleşmesi”, davalı tarafça sözleşmede tanımlanmış olan kart şeması ve veya kart şemalarından alınan ...’lerin ve buna bağlı olarak hizmetlerin müvekkiline sunulmasını karşılığında müvekkilinin de sözleşmenin eklerinde belirlenen hizmet bedellerinin davalıya ödenmesini konu aldığını, bu kapsamda sözleşmede tanımlanmış olan; ... ödeme aracını ihraç eden ödeme hizmeti sağlayıcısının, kendisine lisans veren kart şeması tarafından tanımlanmasını sağlayan ve müşterinin kullandığı ödeme aracının detaylarını gösteren numara bloğunu kart şeması, banka kartı, ön ödemeli kart veya kredi kartı ile ödeme yapılmasını sağlayan sistemi oluşturan ve ödeme aracını ihraç eden ödeme hizmeti sağlayıcısına ... tahsis eden ulusal (BKM) ve uluslararası kuruluşları (...) ve kuruluşlara ilişkin ... Numarasını, kart ağını, kart türü, vb. bilgileri içerir tabloları ifade ettiğini, Buna göre Sözleşme konusu hizmeti en basit haliyle anlatmak istersek müvekkil tarafından çıkarılmak istenen kartların (hepimizin kullandığı ödeme aracı olan kartlar) ID’sini oluşturan ve ... olarak tanımlanan numaraların (bu numaralar kartların üzerinde yazan kart numarasının ilk 6 ila 8 hanesidir) davalı aracılığıyla temin edildiğini, kart çıkarmak isteyen kuruluşların kartların ...’lerini TCMB nezdinde lisanslarının buna izin vermesi halinde kendileri sağlayabilecekleri gibi; gerekli lisansa sahip olmamaları halinde lisans sahibi kuruluşlarla “... Sponsorluğu” veya farklı şekilde adlandırılmış iş birlikleri yaparak bu kuruluşlardan temin edebildiğini, davalı tarafın ifa imkansızlığına kendi kusuru ile düştüğünü, davalı tarafıb kendi kusuru ile düştüğü imkansızlıktan sorumlu olduğunu, çeçici ifa imkânsızlığından borçlunun sorumlu tutulabilmesi için öncelikle meydana ifa engelinin borçlunun borca aykırı davranışından kaynaklanmış olması gerektiğini, borçlunun geçici imkânsızlık engelinin ortaya çıkmasına neden olan davranışının hukuka aykırı nitelik taşıdığı tüm hallerde borçlunun borca aykırı davranışından bahsedileceğini,. somut olayda geçici imkânsızlık halinin ortaya çıkmasına neden olan davranışın, davalının sıkı regüle bir sektördeki mevzuata uyum yükümlülüğünün yerine getirilememesinden kaynaklanmış olmasından ötürü bu davranışın “hukuka aykırılık” unsuru taşıdığını bu noktada ortaya çıkan geçici imkânsızlık haline kendi kusuruyla düşen davalının temerrüde düştüğünün de kabul edilmesi gerektiğini, yukarıda açıklandığı üzere, müvekkil tarafından karşılığı ödenmiş hizmetlerin sunulamamasından dolayı davalı taraf sorumlu olup bu kapsamda tarafımızca başlatılan .... İcra Müdürlüğünün 2026/... E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine devam edilmesini gerektiğini, bu kapsamda dava konusu takibe yapılan itirazın iptal edilerek takibe devam edilmesini ve söz konusu takibe haksız olarak itiraz eden davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, .... İcra Müdürlüğünün 2026/... E. sayılı dosyasında takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptal edilerek takibe devam edilmesine karar verilmesini, davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, ... Sponsorluğu Sözleşmesi olarak nitelendirilen sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin 25/11/2021 tarihli 1232 sayılı kararı uyarınca; 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinden, 2) 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinden, 3) 19.10.2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndan (142. maddesinde düzenlenenler hariç), 4) 23.02.2006 tarihli ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’ndan, 5) 21.11.2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’ndan, 6) 06.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’ndan, 7) 20.06.2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşlar Hakkında Kanun’dan Kaynaklanan ve asliye ticaret mahkemesinin görev alanına giren ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı kapsamında gelecek işlere; a) İki veya üç asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 2 numaralı, b) Dört veya beş asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 4 numaralı, c) Altı veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerler de 6 numaralı, d) On veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6 ve 7 numaralı, e) On dört veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6, 7 ve 8 numaralı, f) Yirmi veya daha fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına, (Örneğin asliye ticaret mahkemelerine bu kapsamda gelecek dava ve işlere; a) Kayseri’de iki asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 2 numaralı, b) Konya’da dört asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 4 numaralı, c) İzmir’de yedi asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6 numaralı, d) İstanbul Anadolu’da on üç asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6 ve 7 numaralı, e) Ankara’da on dört asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6, 7 ve 8 numaralı, f) İstanbul’da yirmi bir asliye ticaret mahkemesi bulunması nedeniyle 6, 7, 8 ve 9 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin bakmasına) karar verilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 16.10.2023 tarihli uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin 2023/...- 2023/... Esas ve Karar sayılı kararında HSK 1. Dairesinin ... sayılı kararında belirtilen asliye ticaret mahkemeleri ile aynı yerde bulunan diğer asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olmayıp iş dağılımı ilişkisi olduğuna, dosya kendisine yanlış tevzi edilen asliye ticaret mahkemesinin gönderme kararı vererek esasını bu şekilde kapatması gerektiğine dair ilamı gözetilerek talebin 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşlar Hakkında Kanun kapsamında finans Mahkemelerinin görev alanında kaldığı anlaşılmakla dosyanın İstanbul 6,7,8,9 Asliye Ticaret Mahkemelerine tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-)Dosyanın görevli İSTANBUL 6,7,8,9 ASLİYE TİCARET MAHKEMELERİNDEN BİRİNE TEVZİ EDİLMEK ÜZERE İSTANBUL HUKUK MAHKEMELERİ TEVZİ BÜROSUNA GÖNDERİLMESİNE, Esasın bu şekilde kapatılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliği ile karar verildi. 27.08.2026

Başkan ...

Üye ...

Üye ...

Katip ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1277, K. 2026/19, T. 27.08.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1277-e-2026-19-k-2d1fff08af97