Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2121 E. 2026/1316 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2121
- Karar No
- 2026/1316
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/2121 KARAR NO : 2026/1316
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/04/2023 NUMARASI : 2016/132 Esas - 2023/351 Karar DAVA : Cezai Şart ve İpotek Bedeli Alacağı (Adi Ortaklığın Tasfiyesine İlişkin Protokolden Kaynaklanan) KARŞI DAVA : Maddi Tazminat (Adi Ortaklıktan Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ: 14/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 14/07/2026
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/04/2023 tarih ve 2016/132 Esas - 2023/351 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA: Davacı-karşı davalılar vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir İli Çiğli İlçesi ... Köyü ... ada ... parsel numaralı taşınmaz üzerinde ....'in davacı.... tarafından kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile inşa edilmeye başlandığı, inşaatlar tamamlanmadan şirketin finansman sıkıntısına düşmesi ile ....-... ile...-... arasında adi ortaklık oluşturulduğu ve arsa sahipleri ile mutabık kalarak işbirliğine gidildiği ve inşaatların tamamlandığı, taraflar arasında 10.04.2015 tarihli sulh protokolünün imzalanmış olduğu, bu protokole göre mal sahiplerine kalan villalar dışında kalan 6 adet villadan 15, 17 ve 19 no.lu villaların ...../ . Şti.ne, 18, 21 ve 22 nolu villaların .../... A.Ş. ne kalacağı, bu villalardan 15 no.lu villanın sulh protokolünün imza tarihinden önce ....'nin belirlediği kişi adına devredildiği, 17 nolu villanın protokole uygun olarak ....'ye devredildiği, 19 nolu villanın da 23.12.2015 tarihinde....'nin belirlediği 3. Kişiye satıldığı ve satış bedelinin 500.000 TL sinin protokolün 8. Maddesi, uyarınca tapu kaydı üzerindeki ipoteğin kaldırılması için... bankasına ödendiği ve ipoteğin kaldırıldığı, ancak 15 no.lu villa üzerindeki 1.000.000 TL lık ...Bankası ipoteği ve 17 no.lu villa üzerinde 400.000,00-TL .... Bankası ipoteğinin fek edilmediği ve ipoteklerin halen devam ettiği, protokolün 4. Maddesine göre ..../... A.Ş. nin kendi uhdelerinde kalan 18, 21 ve 22 nolu villalardan 2 adedini sattığında 17 nolu villa üzerindeki ipoteği 15 gün içerisinde, 3. villayı sattığında ise 15 no.lu villa üzerindeki ipoteği yine 15 gün içerisinde kaldırmakla yükümlü olduğu, davalıların 21 nollu villayı 23.07.2015 tarihinde 22 no.lu villayı ise 14.10.2015 tarihinde sattığı halde 17 no.lu villa üzerindeki ipoteğin fek edilmediği, 18 no.lu villayı da satması halinde 15 nolu dairenin üzerindeki, ipoteğin fek edilmeyeceğinin anlaşıldığı, 15 ve 17 no.lu villaların üzerinde mevcut ipoteklerin protokole göre kaldırılması gerekirken kaldırılmadığı, protokolün 11. maddesine göre yükümlülüğünü yerine getirmeyen ..../.... A.Ş.nin ilave cezai şart 100.000 TL ve buna ek olarak ifade gecikilen her ay için 20.000 TL ödemekle yükümlü olduğunu belirtilerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla cezai şart tazminatı ve ipoteklerin kaldırılması yükümlülüğünden kaynaklanan belirsiz alacak olarak, şimdilik 500.000 TL nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalılar-karşı davacılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından davaya dayanak olarak sunulan protokolün taraflar arasında imzalanmış 3 ayrı sözleşmeden biri olduğu, 01.02.2013 tarihinde “kat karşılığı inşaat sözleşmesi hak devrine ait anlaşma” düzenlendiği, 04.02.2013 tarihinde “Ortaklar arası özel anlaşma” düzenlendiği, bu anlaşmada inşaatın tüm teknik sorumluluğunun .....'ye, finansman ile ilgili sorumluluğun .....'a ait olduğu konusunda mutabık kalındığı, bu anlaşmada tarafların karı ve zararı paylaşmayı taahhüt ettiği, ilerleyen süreçte taraflar arasında problemlerin büyüdüğü ve 10.04.2015 tarihli protokolün imzalandığı, protokole göre iki villa satışı yapıldığı için 17 nolu villa üzerindeki ipoteğin kaldırılması gerekirken protokolün imzalanmasından sonra....'nin evrakta sahtecilik ve güveni kötüye kullanmak suretiyle haksız olarak ne kadar parayı zimmetine geçirdiği tam olarak tespit edilememekle birlikte bu meblağın çok yüksek olduğu ve ipoteklerin fek edilmesi halinde bu zararın tazmininin imkânsız hale geleceğinin ortaya çıktığı, .....'nin sorumluluğunda ve kontrolünde yapılan bitmiş olarak bilinen işlerde eksik ve kusurların giderilmesi kapsamında ek maliyete katlandıkları, bu nedenle ipoteklerin kaldırılması durumunda....'nın zararını tazmin etmesinin imkânsız hale geleceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. KARŞI DAVA : Davalı-karşı davacılar vekili karşı dava dilekçesinde özetle; ....Sitesinin ....'nin yöneticisi olduğu .... Şti. tarafından inşa edilmeye başlandığı ancak .... Şti.' nin finansman sıkıntısına düştüğü için inşaatları tamamlayamadığı ve ....ile görüşerek projenin çok karlı olduğu konusunda ikna ettiği, el yazısı ile yazılmış bütçe verdiği buna göre her villanın maliyetinin 248.925,00 TL hesaplandığını, 04.02.2013 tarihli anlaşma ile inşaatın tüm teknik sorumluluğunun ....'ye ait olduğunu, finansman sorumluluğunun ise ....'a ait olduğu konusunda anlaştıklarını, tarafların kar ve zararı paylaşmayı taahhüt ettikleri, ilerleyen süreçte taraflar arasında problemlerin büyüdüğü ve 10.04.2015 tarihli protokolün imzalandığı, protokolün imzalanmasından sonra ....'nin evrakta sahtecilik ve güveni kötüye kullanmak suretiyle haksız olarak ne kadar parayı zimmetine geçirdiği tam olarak tespit edilememekle birlikte bu meblağın çok yüksek olduğu ve ipoteklerin fek edilmesi halinde bu zararın tazmininin imkansız hale geleceğini, ....'nin her bir villanın maksimum maliyetinin 248.925 TL olacağını taahhüt ettiği ancak her bir villanın bunun iki katının üzerinde mal olduğu, ....'nin şirketten aldığı ödemeleri zimmetine geçirdiği, sahte ödeme belgeleri düzenlediği, teknik sorumluluğunu üstelendiği işi hiç ya da eksik yerine getirdiği, bu nedenlerle davalı karşı davacıların ağır ve telafisi imkansız zararlara uğradığını belirtilerek; zararın tam olarak tespit edilememesi sebebiyle ile belirsiz olan alacağın fazlasına ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 300.000,00-TL alacağın tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. Davacı- karşı davalılar vekili karşı dava dilekçesine cevap dilekçesinde özetle; karşı dava dilekçesinde talebin sebebinin ve kapsamının anlaşılır olmadığı, finansman ve muhasebe işlerinin .... yetkisinde olduğu, bu gücü ve yetkiyi kendi lehine ve istediği biçimde kullandığı, ince işleri yüksek maliyetle kendi arkadaşlarına yaptırdığı, inşaatta gereksiz yıkımlar yapılması sonucu maliyetin yükseldiği, bankalardan bilgileri dışında alınan tüm kredi faizlerinin ortaklık hesabına kaydedildiği, kendilerine ödenmeyen paraların ödenmiş gibi hesaplara kaydedildiği, arsa sahibi ile yapılan sözleşmedeki yükümlülüklerin çok üstüne çıkılarak maliyetlerin yükseltildiği, reklam giderleri, satılan villalarda yapılan tadilatlar, ısı pompası, jeneratör yapımı, sinek perdesi gibi ilave işler yapılarak bu işlerin bedelinin ortaklar hesabına kaydedilerek maliyetin yükseldiğini iddia ederek, karşı davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR: Mahkemece; "...Davanın KABULÜ ile 100.000,00-TL cezai şart alacağı, 62.666,00-TL gecikme bedeli, 337.334,00-TL ipotek bedeli olmak üzere toplam 500.000,00-TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ..... ve .... AŞ den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, Davacıların fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, Karşı davanın REDDİNE..." şeklinde hüküm kurulmuştur. Karara karşı, davalı-karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı-karşı davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili ....-.... ile ....-.... arasında adi ortaklık kurulduğunu, müvekkilinin adi ortaklığın kurulmasını kabul ettiğini ve tarafların işin sonunda arsa sahiplerine verilecek villalar verildikten sonra kalanların satılarak kar paylaşımına gidileceği konusunda anlaştıklarını, ortaklık kurulurken tarafların iş bölümü yaptıklarını, ancak işin başlamasından sonra gerçek durumun müvekkillerine bildirildiği gibi olmadığını, .....Şti.’nin defter ve kayıtlarının kasıtlı olarak yanıltıcı şekilde tutulduğunu, piyasa borcunun aslında yazılandan çok olduğunu, yaptığı bir çok ödemenin elden verildiği için kayıtlarda olmadığını, ilgili alacaklıların aslında ödeme aldıkları halde .... ile birlikte hareket edip müvekkil .... A.Ş’den mükerrer tahsilatlar yapmaya başladığının tespit edildiğini, aynı şekilde ....Şti.’nin inşaat projesinde bir çok eksiklik ve hata yaptığı yapılan bir çok imalatın yıkılarak yeniden yapılması gerektiğinin, yine proje aykırılıklar sebebi ile ilgili belediyeden cezalar geldiğinin sonradan tespit edildiğini, müvekkili ....'nın çok uzun yıllar yüksek cirolarla iş yapan marka değeri olan bir firma olduğunu ancak ... . ile ortaklık sonrası mal sahiplerine ve projeden satış yapılan alıcılara verilen proje dışı yüksek maliyetli taahhütlerin yerine getirilmesi ve ....’nin sürekli ortaya çıkan gerçek dışı ödeme talepleri sebebi ile iflas edecek konuma geldiğini, esas işini yapamaz durumda olduğunu, adi ortaklığın her aşamasında... ..’nin müvekkili firmadan haksız gelir elde etmek için bin bir türlü işlem yaptığını, sahte imza, şişirilmiş maliyetler, olmayan çalışanlara yapılan ödemeleri gibi güveni kötüye kullanma, zimmet gibi eylemleri gerçekleştirdiğinin görüldüğünü, bu sebeple müvekkilinin sürekli bu ortaklığı sonlandırmaya çalıştığını, davaya konu yapılan tasfiye protokolü de müvekkilin bu sömürüden kurtulmak için imzaladığı sözleşme olduğunu, yerel mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmadığını, ....Şti.'nin defter ve kayıtlarının incelenmediğini, davacı tarafça talep edilen bedelin ortaklık payı karşılığı hakkettiğini ileri sürdüğü bir alacak olduğunu, tarafların tasfiye konusunda anlaşmadıklarını, yerel mahkemece adi ortaklığın tasfiyesinin usulünün uygulanması ve yasada yer alan şekilde adi ortaklığı tasfiyeye sokması gerektiğini, yerel mahkemece adi ortaklıkta tarafların birbirinin haklılığı ya da haksızlığına karar veremeyeceğini, ancak adi ortaklığı tasfiyeye sokarak tarafların alacak ve borç kalemlerini belirleyebileceğini, açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini belirterek, istinaf isteminde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl dava; adi ortaklığın, tasfiyesine ilişkin düzenlenen sulh protokolünden doğan cezai şart, gecikme bedeli ve ipoteğin kaldırılmamasından doğan zararın tazmini, karşı dava ise, iş ortaklığı sözleşmesi kapsamında verilen yetkinin kötüye kullanılmasından doğan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiş; hüküm davalı-karşı davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. 1. Dosya kapsamına göre somut olayda, İzmir ili, Çiğli ilçesi, .... Köyü .... ada ... numaralı parsel üzerinde davacı şirket ile dava dışı arsa sahipleri arasında imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği davacı yüklenici şirket tarafından yapımına başlanılan "...." isimi inşaat projesinin tamamlanması konusunda taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi kurulduğu, projeye ilişkin inşaatın 22.03.2015 tarihinde tamamlandığı, taraflar arasında imzalanan 10.04.2015 tarihli "Sulh Protokolü"nün adi ortaklığın tasfiyesi niteliğinde olduğu, adi ortaklığın tasfiyesinde irade özerkliği ilkesi hakim olduğundan, ortakların adi ortaklığın tasfiyesinin nasıl ve kimler tarafından yapılacağını ortaklık sözleşmesiyle kararlaştırabilecekleri gibi ortaklığın sona ermesinden sonra yapacakları bir anlaşmayla düzenleyebilecekleri, taraflar arasında düzenlenen 10.04.2015 tarihli protokol adi ortaklığın tasfiyesine ilişkin olup, artık kanuni tasfiye usulüne başvurulmadan, tasfiyenin protokol hükümlerine göre yapılması gerektiğinden ve tasfiye hususunda taraflarca anlaşıldığından tasfiyenin TBK hükümlerine göre yapılmasının gerekmediği anlaşılmakla davalı-karşı davacılar vekilinin bu husustaki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, taraf ehliyeti de son bulur. Ancak bu durumda, 6100 sayılı HMK'nın 55. maddesine göre mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar, konusuz kalmaz. Bu halde, ölen tarafın mirasını reddetmeyen mirasçılarının, davayı mecburî dava arkadaşı olarak hep birlikte takip etmeleri gerekir. Dava sırasında istinaf aşamasında davacı ....'nin 25.12.2024 tarihinde öldüğü anlaşılmıştır. Taraf teşkili işin esasının incelenebilmesi için yapılması zorunlu işlemlerden olup kamu düzenine ilişkin olduğundan yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden göz önünde tutulur. Açıklanan tüm maddi ve hukuki vakıalar karşısında somut uyuşmazlıkta mahkemece; istinaf aşamasında ölen davacı .....'nin davada taraf olma ehliyetinin son bulduğu, davacının malvarlığına ilişkin olan işbu davadaki alacak haklarının mirasçılarına geçtiği, ölüm ile kişilik hakları ve vekillik ilişkisi son bulduğundan anılan davacının mirasçılarının belirlenip tebligat çıkarılarak, taraf teşkili sağlandıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden, kararın re'sen gözetilen bu nedenle kaldırılması gerekmiştir. 3. Kabule göre de; asıl davaya ilişkin dava dilekçesinde cezai şart ve ipoteğin kaldırılması yükümlülüğünün ihlalinden kaynaklanan alacak isteğine ilişkin olarak davacının faiz talebi bulunmadığı, 6100 sy HMK'nun 26. maddesinde tanımlanan taleple bağlılık kuralı gereği talepten fazlasına ve talep edilenden başka bir şeye hükmedilemeyeceği halde ilk derece mahkemesince talep aşılarak kabul edilen asıl davada hüküm altına alınan alacağa faiz işletilmesi doğru olmamıştır. 4. Kararın ortadan kaldırma sebep ve şekline göre davalı-karşı davacılar vekilinin sair istinaf itirazları ise şimdilik incelenmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı-karşı davacılar vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı-karşı davacılar vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile; İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/132 Esas ve 2023/351 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davalı-karşı davacılar vekilinin sair istinaf itirazlarının kararın ortadan kaldırma sebep ve şekline göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-İSTİNAF AŞAMASINDA; davalı-karşı davacılardan peşin alınan istinaf karar harcının talep halinde davalı-karşı davacılara iadesine, 5-İstinaf aşamasında davalı-karşı davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-Kararın taraflara tebliği, harç, teminat ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. 14/07/2026