Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/335 E. 2026/1270 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/335
- Karar No
- 2026/1270
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/335 - 2026/1270 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/335 KARAR NO : 2026/1270
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15.11.2024 NUMARASI : 2024/70 Esas 2024/747 Karar
DAVACILAR : 1-... 2-.. 3-... 4-... VEKİLİ : Av.
DAVALILAR : 1 -... VEKİLİ : Av. 2 -...
3 -... VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Sebebiyle Maddi ve Manevi Tazminat) KARAR TARİHİ : 03.07.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 13.07.2026
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 22.06.2016 tarihinde, davalı ... AŞ’nin zorunlu mali mesuliyet sigortacısı, davalı ... Şirketinin kasko sigortacısı, davalı ...’ün idaresindeki ve işleteni olduğu çekici ve dorseli araç ile davacıların murisi ...’ın idaresindeki aracın çarpışması sonucu meydana gelen kazada, davacı ...’ın eşi, ... ve ...’ın babası, ... ve ...’ın oğlu olan ...’ın vefat ettiğini, kazanın meydana gelmesinde davalı ...’ün tam kusurlu olduğunu, müteveffanın herhangi bir kusurunun bulunmadığını, ceza yargılamasının devam ettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere her bir davacı için destekten yoksun kalma tazminatı olarak, 500,00’er TL olmak üzere toplam 2.500,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı eş için 75.000,00 TL, davacı çocuklar için 50.000.00’er TL ve davacı anne-babanın her biri için 30.000,00’er TL olmak üzere toplam 235.000.00 TL manevi tazminatın davalı ... ve davalı ... Şirketinden (poliçe limiti ile sınırlı olarak) kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 19.10.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla talebini davacı eş ... için 37.122,23 TL'ye (...ile davalı ... müşterek ve müteselsil sorumlu), davacı çocuk ... için 25.066,45 TL'ye (Bu bedelin 13.502,49 TL'sinden trafik sigortacısı ... AŞ sorumlu, 11.563,96 TL'sinden ...sorumlu, araç maliki/işleteni ... ise tamamından sorumlu), davacı çocuk ... için 4.213,26 TL'ye (Bu bedelin 2.621,44 TL'sinden trafik sigortacısı ... AŞ sorumlu, 1.591,82 TL'sinden...sorumlu, araç maliki/işleteni ... ise tamamından sorumlu), davacı ... için 52.404,43 TL'ye (Bu bedelin 40.970,82 TL'sinden trafik sigortacısı ... AŞ sorumlu, 11.433,61 TL'sinden ...Sigorta sorumlu araç maliki/işleteni ... ise tamamından sorumlu), davacı ... için 46.778,59 TL'ye (Bu bedelin 36.456,08 TL'sinden trafik sigortacısı ... AŞ sorumlu, 10.322,51 TL'sinden...sorumlu, araç maliki/işleteni ... ise tamamından sorumlu olmak üzere ) yükseltmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, kusur durumunun, raporun yanlış tutulmuş olmasından kaynaklandığını, kazaya müteveffanın sebebiyet verdiğini, beyanların dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, mahkemece yeniden olay yerinde bizzat keşif yapılması gerektiğini, öncelikle sigorta şirketlerinin sorumlu olduğunu, eylemli ve düzenli destek olunduğunun ispat edilmesi gerektiğini, davalının kusurunun varlığının ispat edilmesi gerektiğini, ayrıca davacılardan eş ve çocuklar adına sigorta şirketince ödeme yapıldığını, talep edilen manevi tazminatın fahiş ve zenginleşme amacı taşıdığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; davacıların destekten yoksun kalma taleplerine istinaden uzman aktüerler tarafından yapılan hesaplamaya göre 09.12.2016 tarihinde 179.148,34 TL ödeme yapıldığını, hesaplamanın TRH 2010 tablosu kullanılarak Genel Şartlarda belirtilen hususlara göre yapıldığını, bakiye tazminat alacağı bulunmadığını, kazaya karışan aracın sigorta şirketi nezdinde ZMMS ile sigortalı olduğunu, sorumluluklarının sigortalısının kusuru ve poliçe limiti dahilinde olduğunu, rücuya tabi ödeme olup olmadığı hususunun araştırılması gerektiğini, hesaplamanın aktüerler tarafından yapılması gerektiğini, usulüne uygun müracaat olmaması sebebiyle faiz sorumlulukları olmadığını, talep edilebilecek faizin yasal faiz olabileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili, cevap dilekçesinde; kazaya karışan aracın davalı sigorta şirketi nezdinde Birleşik Kasko Sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, kusur durumunun Adli Tıp Kurumundan tespit edilmesi gerektiğini, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılmaması gerektiğini, Genel Şartlar uyarınca davalı şirket açısından temerrüt tarihinin tüm belgelerin ulaştırılmasından 8 iş günü sonra olabileceğini, ticari faiz taleplerinin ve davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından daha önce verilen 01.02.2021 tarihli, 2017/9 Esas 2021/86 Karar sayılı kararın davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, Dairemiz 22.12.2023 tarih, 2021/1582 E. 2023/1102 K. Sayılı kararı ile kararın, davalı şirket lehine kaldırılması sonrasında yeniden yapılan yargılamada davanın; tazminat (ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat) isteminden ibaret olduğu; kusur yönünden yapılan bilirkişi incelemesinde; alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamında, ...’ın vefat etmiş olması nedeniyle eşi ... için bakiye destekten yoksun kalma tazminatının bulunmadığı, ...’ın vefat etmiş olması nedeniyle oğlu ... için bakiye destekten yoksun kalma tazminatının bulunmadığı, ...’ın vefat etmiş olması nedeniyle kızı ... için bakiye destekten yoksun kalma tazminatının 10.693,76 TL olduğu ve bu tutarın zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi sınırlarında kaldığı, ...’ın vefat etmiş olması nedeniyle babası ... için destekten yoksun kalma tazminatının 35.592,48 TL olduğu ve bu tutarın ZMSS poliçesi sınırlarında kaldığı, ...’ın vefat etmiş olması nedeniyle annesi ... için destekten yoksun kalma tazminatının 48.567,02 TL olduğu ve bu tutarın ZMSS poliçesi sınırlarında kaldığı, destekten yoksun kalma tazminatı tutarları için bakiye tutarın ZMSS poliçesi limiti dahilinde kaldığı dikkate alınarak kesinleşen yönler ve istinafa başvuran taraf lehine oluşan durum gözetilerek davanın kısmen kabulüne karar vermek gerektiği, manevi tazminat yasal şartları oluştuğu gerekçesiyle; “Davanın kısmen kabulüne, Davacı ... için açılan davanın reddine, davacı ... için;a-13.502,49-TL tazminatın davalılardan ... AŞ yönünden 05.12.2016 tarihinden itibaren, davalı ... yönünden 22.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... AŞ ve ...’den alınarak davacıya verilmesine, davalı... A.Ş. yönünden açılan davanın reddine, davacı çocuk ... için;a-2.621,44 TL tazminatın davalılardan ... AŞ yönünden 05.12.2016 tarihinden itibaren, davalı ... yönünden 22.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... AŞ ve ...’den alınarak davacıya verilmesine,davalı... A.Ş. yönünden açılan davanın reddine, davacı ... için; a-40.970,82 TL tazminatın davalılardan ... A.Ş. yönünden 05.12.2016 tarihinden itibaren, davalı ... yönünden 22.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... AŞ ve ...’den alınarak davacıya verilmesine, davalı... AŞ. yönünden açılan davanın reddine, davacı ... için;a-36.456,08 TL tazminatın davalılardan ... AŞ yönünden 05.12.2016 tarihinden itibaren, davalı ... yönünden 22.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... AŞ ve ...’den alınarak davacıya verilmesine, davalı... yönünden açılan davanın reddine, Manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulüne, davacılardan ... için 30.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL, çocuk ... için 30.000,00 TL ... için 20.000,00 TL ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 22.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’ten alınarak davacılara ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine,” karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; aktüer raporunun hatalı olduğunu, BAM kaldırma kararında progresif rant yöntemi uygulanması gerektiği belirtilmiş ise de teknik faiz uygulanmaması için kaldırma yapılmadığını teknik faizin %0 uygulanmasının davalı sigorta şirketleri lehine olduğunu, hesaplamanın BAM kaldırma kararına uygun olmadığını, bilirkişi raporunda usuli kazanılmış hakkının ihlal edildiğini, bu nedenle de kararın hatalı olduğunu, ilk kararı Allinaz Sigorta’nın istinaf etmemiş olması nedeniyle yapılan hesaplamada Allianz Sigortanın sorumlu olduğu tazminat miktarının azaltılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, vefat edenin emekli maaşının tazminat hesaplamasında nazara alınması gerektiğini, yapılan ödemenin davacı Hülya’nın zararının %99,43’ünü karşılamış olmasına rağmen zararın karşılandığının kabul edilmiş olmasının hatalı olduğunu, takdir edilen manevi tazminatın da çok düşük takdir edildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece verilen kararda, kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenin sıfatına göre, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, ayrıca ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın kaldırma kararı üzerinden verilmiş olması nedeniyle ilk kararda kesinleşen yöneler ve usuli kazanılmış haklar nazara alınarak yapılan inceleme neticesinde; Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm sebebiyle destekten yoksun kalma nedeniyle maddi tazminat ve manevi tazminat istemidir. İlk derece mahkemesi tarafından daha verilen kararın, sadece davalı ... tarafından istinaf edilmesi sonrasında, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş hüküm davacılar vekili tarafından, usuli kazanılmış haklarının korunmadığından ayrıca hesaplamanın da uygun olmadığından bahisle istinaf edilmiştir. Öncelikle, davacılardan 'ın, yargılama aşmasında 14/11/2023 tarihinde vefat ettiği, vefatı üzerinde taraf teşkili sağlanmaksızın yargılamaya devam edildiği, davacılar vekilinin, diğer davacılar yanında, ölüm ile vekalet ilişkisi sona ermesine rağmen, bu davacı yararına da kararın istinaf edildiği anlaşılmıştır. Yargılama süresince tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip bulunmaları usul hukukunun temel ilkelerindendir ve dava şartıdır (6100 sayılı HMK 114,1/d maddesi). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 50. maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 8 ve 28. maddelerine göre her gerçek kişi, yaşadığı sürece taraf ehliyetine sahiptir ve taraf ehliyeti, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar, ölümle sona erer. Bu nedenle, ölmüş kişinin taraf ehliyeti yoktur. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur (4721 sayılı TMK 28/1. maddesi). Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkân yoktur. Ölen tarafın mirasçılarına karşı veya onun mirasçıları tarafından davaya devam edilip edilmeyeceğinin tespiti için bir ayrım yapmak gerekir. Yalnız öleni ilgilendiren yani mirasçılarına geçmeyen haklara ilişkin davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalır; bu davalara ölen tarafın mirasçılarına karşı (veya tarafından) devam edilmesine imkan yoktur. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen yani mirasçıları da ilgilendiren mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara, ölen tarafın mirasçılarına karşı (veya mirasçıları tarafından) devam edilir. Bunlar malvarlığı haklarına ilişkin davalardır. Bu halde, ölen tarafın mirasçıları, davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip ederler. Taraflardan birinin ölümü halinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir (6100 sayılı HMK 55. maddesi). Öte yandan; yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın ehliyeti sona ereceğinden, ölen tarafın vekili varsa ölüm ile vekalet ilişkisi de kural olarak sona erer (TBK 43/1, 513/1. maddeleri). Vekilin davaya devam etmesi mümkün olmayıp sadece bu kişinin mirasçıları tarafından davaya devam edilebilir. Somut olayda; davacı yargılama aşmasında karar verilmeden önce, 14.11.2023 tarihinde ölmüştür. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen göz önünde bulundurulması gerekir.Davacının ölümü sonucu vekil ile arasındaki vekalet ilişkisinin sona erdiği, bu nedenle karar tebliğinin usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, öncelikle yargılama sırasında vefat eden davacının mirasçılık belgesi getirtilerek, mirasçılarına usulüne uygun tebligat yapılıp, mirası reddetmeyen mirasçılarının mecburi dava arkadaşı olarak yöntemince davaya katılımını sağlamak, mirasçılar davayı birlikte takip etmekten kaçınırlarsa terekeye temsilci tayin ettirmek suretiyle, taraf teşkili sağlandıktan sonra, hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken; taraf teşkili sağlanmaksızın, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olduğundan ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir. Öte yandan; ilk derece mahkemesi tarafından verilen ve istinaf konu karar, davalılardan ... tarafından daha önce verilen kararın istinaf edilmesi üzerine verildiği anlaşılmaktadır. İlk verilen karara ilişkin olarak, davacıların istinaf başvurusu olmadığı gibi, diğer davalılarında istinaf başvurusu olmamıştır. Bu durumda ilk verilen kararda istinaf etmeyen taraflar açısından kesinleşen yönler, istinaf eden davalı açısında ise usuli kazanılmış haklar korunarak karar verilmesi gerekirken, kaldırma kararı istinaf etmeyen bir kısım tarafların hak ve borçlarına sirayet ettirerek, davacılar aleyhine karar verilmiş olması da doğru görülmemiştir. Yukarıda, açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-(4).(6) maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, öncelikle vefat eden davacı ... mirasçıları tespit edilerek, yukarıda açıklandığı üzere taraf teşkili sağlanarak, ilk verilen ilk derece mahkemesi kararında istinaf edilmeyerek kesinleşen yönler ve ilk kararın sadece davalı ... tarafından istinaf edilmiş olması nedeniyle oluşan usul kazanılmış haklar korunarak, davanın esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının, HMK’nın 353/1-a-(4).(6). maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Davanın yeniden görülüp, usulünce taraf teşkili sağlanarak sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 2-Kararın kaldırılma sebebine göre davacılar vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 3-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden traflara iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 03.07.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.