Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/964 E. 2026/1089 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/964
Karar No
2026/1089
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/964 Esas

KARAR NO:2026/1089

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ:13/05/2025

NUMARASI:2025/33 Esas, 2025/402 Karar

DAVA:Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)

KARAR TARİHİ:16/07/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "mobilya sektöründe" faaliyetler yürüten müvekkili şirketin vadesi geçmiş ve gelecek borçlarını ödeyemez hale geldiğini ve mali bütünlüğünün bozulma tehlikesinin bulunduğunu, diğer gerçek kişinin şirketin ortağı ve şirketin borçlarına teminat veren kişi olduğunu belirterek alacaklıların alacağına kavuşması amacıyla hazırlanan proje ve ekli belgeler uyarınca borçlu şirket ve gerçek kişi hakkında geçici ve kesin mühlet kararları verilerek konkordatonun tasdik edilmesini talep etmiştir. Bir kısım alacaklılar konkordato talebinin reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; komiser raporlarının dosyaya, duruma uygun olduğu, alacakların tahsili, sermaye artırımı ve ticari işletmenin devamı ile oluşacak faaliyet karına dayanıldığı, ancak gerçek, samimi bir kaynak gösterilmediği, gayri faal olan şirketin hedeflenen karlılık oranlarını sağlamasının mümkün olmadığı, rayiç tespitlere göre davacı şirketin ciddi anlamda borca batık durumda olduğu, sonuç olarak ön projenin inandırıcı ve gerçekçi olmadığı, proje ve teklifin kabulünün mümkün görülmediği, bu haliyle kesin mühlet kararı verilemeyeceği, davacı şirket yönünden iflas koşullarının oluştuğu, davacı şirket hakkında İİK. 292/1-a, b, d hükümleri uyarınca iflas koşullarının oluştuğu, mal varlığı nazara alınarak tasfiyenin basit tasfiye şeklinde yapılması gerektiği gerekçesiyle davacı şirket hakkında geçici mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddi ile davacı şirketin İİK'nun 308. maddesi uyarınca iflasına; davacı ...’ın tacir sıfatının bulunmadığı ve iflasa tabi olmadığı gerekçesiyle bu davacı yönünden davanın reddine; her iki davacı yönünden tedbirlerin kaldırılmasına karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Karar yasal süresinde konkordato talep edenler vekili tarafından istinaf edilmiştir.Konkordato talep edenler vekili istinaf nedenleri olarak; komiser raporunun dosyaya sunulduğunu, kendilerine tebliğ edilmediğini, rapora karşı beyan ve itiraz sürelerinin beklenmediğini, hukuki dinlenilme hakkı kapsamında savunma haklarının ihlal edildiğini, mahkemenin süreç boyunca objektiflikten ve gerçeklikten uzak rapor tanzim eden komiser heyeti raporunu dikkate alarak karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, revize proje sunma taleplerinin dikkate alınmadığını, mahkemenin gerekçeli kararında sunacakları revize projeyi görmeden soyut nitelemesi yapmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Talep, İİK'nun 285. vd. maddeleri uyarınca geçici ve kesin mühlet kararları verilmesi ile konkordatonun tasdikine ilişkindir.Mahkemece, konkordato talep edenler hakkında 13.01.2025 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği, daha sonra verilen üç aylık geçici mühletin 13.04.2025 tarihinden itibaren bir ay süre ile uzatılmasına karar verildiği, 13/05/2025 tarihinde ise konkordato talep edenler hakkındaki geçici mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine ve şirketin iflasına karar verildiği görülmüştür. Karar, konkordato talep edenler vekili tarafından istinaf edilmiştir.Konkordato talepleri ile ilgili 2004 sayılı İİK'nın 285. maddesinde, yetkili ve görevli mahkeme düzenlenmiş olup yasada iflasa tabi olan borçlu için, İİK'nın 154. maddesine atıf yapılarak ilgili maddenin birinci veya üçüncü fıkradaki yazılı yerlerdeki asliye ticaret mahkemesinin yetkili ve görevli olduğu, iflasa tabi olmayan borçlu için ise yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğu vurgulanmıştır. Somut olayda, davanın, yetkili olan asliye ticaret mahkemesinde açıldığı ve 6100 sayılı HMK'nun 74. maddesinde belirtilen şekilde borçlu şirket ve gerçek kişiye ilişkin sunulan vekaletnamede konkordato ile ilgili özel yetkinin mevcut olduğu anlaşılmıştır.Uyuşmazlık, konkordato talep edenler yönünden konkordato projesinin başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığı ve buna göre kesin mühlet şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.Konkordato talep eden borçlu, ön projede, faaliyetine devam etmek ve konkordatoyu başarılı kılmak için gerekli mali kaynağı nasıl sağlayacağını mutlaka açıklamalıdır. Bu çerçevede, ön projede, özellikle, konkordato mühleti içinde işletme sermayesinin nasıl sağlanacağı açık ve net bir şekilde gösterilmelidir.Öte yandan, alacaklılara ödeme yapılabilmesi için gerekli mali kaynağın nasıl elde edileceği açıklanmalıdır; bu çerçevede, ortakların yeni sermaye getirmeleri veya sermayeyi karşılıksız tamamlamaları, kişisel malvarlıklarını paraya çevirerek şirkete getirmeleri, sermaye artırımı yaparak yeni ortak almaları, -güç olmakla birlikte- işletmenin bir bankadan kredi bulması gibi yöntemler ilk akla gelenlerdir (Yen Konkordato Hukuku, Öztek.., sh.185). İİK 289. maddesinde,konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması halinde borçluya 1 yıllık kesin mühlet verileceği düzenlenmiştir. Borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali "konkordatonun başarı şansı" kavramı altında ifade edilmiştir. Başarı olasılığı kavramından anlaşılan husus, konkordato projesinin gerçekleşme şansına sahip görülmesidir. Bu sonuca, borçlunun durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetilerek, objektif verilere göre konkordato başarı olasılığı yargıç tarafından belirlenecektir.(Konkordato ve Yeniden Yapılanma Huk -Av.Sümer Altay, S. 112, 1. Cilt).Kefil, mahkemeye sunacağı konkordato ön projesinde kefalet borcunu hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, ödemelerin yapılması için mevcut mallarını satıp satmayacağını, kefalet borcu ödemesini yapabilmek için gerekli mali kaynağı nasıl sağlayacağını açıkça belirtmelidir. (Y. Konkordato Huk, Editör Selçuk Öztek, 2. B, sh. 148).İİK'nın 292.maddesinde; İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir:

a) Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa.

b) Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa.

c) Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa.

d) Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse.İflâsa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâllerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine resen karar verir.Mahkemenin kesin mühlet kararını verebilmesi için konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olması gerekmektedir. İİK'nun 287. maddesinde, borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali "konkordatonun başarı şansı" olarak nitelendirilmiştir. İİK'nın 289/1. maddesinde mahkemenin kesin mühlet hakkındaki kararını geçici mühlet içinde vereceği düzenlenmiştir. İİK'nın 288/1. ve 287/5. maddeleri yollaması ile geçici mühlet içinde uygulanacak İİK'nın 292. maddesinde ise iflasa tabi borçlu bakımından kesin mühletin verilmesinden sonra anılan maddede sayılan hususların gerçekleşmesi halinde, mahkemenin kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflasına resen karar vereceği düzenlenmiştir.Yargıtay 6. HD. 14.12.2021 tarihli 2021/4653 E. 2021/2252 K. Sayılı ilamı; "... Konkordato iflas ertelemenin aksine şirket kurtarma yolu değildir. Alacaklıların alacağına kavuşmasını amaçlayan bu kurum özünde borçlu şirketin faaliyetlerine devamını sağlamayı ve bu sayede borçların ödenmesini amaçlamaktadır. Konkordatonun tasdik şartlarından biri alacaklının eline olası bir iflasta geçecek bedelden daha fazlasının geçmesidir. Bu aslında konkordatonun amaçladığı sonuçlardan biridir. Konkordato sürecinde, dava teorisinin aksine yargılama sırasında değişen sermaye artırımı, iş ortaklığı yapılması vs. gibi durumların da nazara alınması, değişen hususların projenin uygulanabilirliğine etkisinin tartışılması gerekmektedir." şeklindedir.Konkordato talep edenlerce sunulan ödeme teklifinde; konkordato kapsamındaki borçların konkordatonun tasdikinden sonra (Haziran 2026 dan Mart 2029 a kadar 3 er aylık vadelerle taksitler halinde 12 eşit taksitte ödeme şeklinde ödeneceği, borçlar için ilave (+) %25 faiz ödeneceği belirtilmiştir. Borçlu gerçek kişi tarafından revize projede, borcun Haziran 2026 tek seferde %25 faiziyle birlikte ödeneceği belirtilmiştir. Konkordato geçici komiser heyeti tarafından düzenlenen 04/05/2025 tarihli 5 aylık geçici mühlet nihai raporunda; davacı ... Şirketi yönünden; davacı ... Şirketi'nin tacir olduğu ve tacir sıfatıyla konkordato talebinde bulunduğu, davacı şirketin çalışma kabiliyetini kaybettiği, davacının herhangi bir makine teçhizat ve stokunun bulunmadığı, davacının merkezinin bir sanal ofis olduğu ve buradan faaliyetini sürdürmesinin mümkün görünmediği, konkordato projesinde zikredilen borç rakamı ile şirketin ticari defter kayıtlarındaki borç rakamının uyumlu olduğu; ancak bu borç rakamının doğruluğunun ve fiktif olmayan bir borç olup olmadığı hususunda şirketçe heyetimize herhangi bir mutabakat mektubunun sunulmadığı, şirketin 31.03.2025 tarihi itibariyle Kaydi değerlere göre özvarlığının (+)3.508.647,48 TL olarak tespit edildiği, bir önceki raporun gayrimenkul bilirkişi raporunun sonuç kısmında yer alan "davacı ... ve ... Şirketine ait rayiç değerlerin tespitine yönelik olup, taşınmazların rayiç değerleri aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.” ifadesi ve şirket mizanlarında gayrimenkullerin bulunması nedeniyle maddi hata yapılarak söz konusu gayrimenkullerin davacı ... Şirketine ait gayrimenkuller olduğu yönde borca batıklık hesabı yapıldığı, ancak rayiç değer tespiti yapılan gayrimenkullerin tamamının şirket ortağı ...'a ait olduğu diğer davacı ... şirketine ait olmadığı anlaşıldığı, bu kapsamda Şirketin 31.03.2025 tarihi itibariyle TTK 376/3. maddesinde belirtilen "aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları esas alınmak suretiyle düzenlenen bilançolara göre" hesap yapıldığında davacı şirketin özvarlığının (-) 6.711.806,31 TL olduğu, dolayısıyla da davacı şirketin 31.03.2025 tarihi itibariyle borca batık durumda olduğu, gerçek kişi davacı ...'ın revize konkordato projesinde gayrimenkullerinin satışından elde edeceği bedel karşılığı sermaye artış taahhüdünün 2026 yılında yapılacağı hususu şirketin borca batıklık tutarına bu aşamada etki etmeyeceği, davacı şirketin konkordato ön projesinde borçlarının ödenmesine yönelik olarak kaynaklarını faaliyetlerinin devamı ile öngörülen kar, gayrimenkul satışı, alacaklardan tahsilat ve stoklar olarak belirtmiş ise de şirketin gayri faal olması, herhangi bir makine teçhizat ve stoklarının bulunmaması, konkordato geçici mühlet tarihinden itibaren herhangi bir faaliyetinin bulunmaması vb. sebeplerle hedeflenen satış gelirleri ile karlılık tutarlarının sanal ofis ortamında ve mevcut tüm makinelerinin satılmış olması karşısında ulaşamayacağının değerlendirildiği, şirketin kaynak olarak gösterdiği stoklarının talep tarihinden sonra 13.01.2025 geçici mühlet tarihinden önce çok cüzi bir tutara satışının yapılarak kaynak açığı oluştuğu, davacının söz konusu kaynak açığını nasıl tamamlayacağını dayanaklarıyla dosyaya sunmadığı, şirketin kaynak olarak gösterilen alacaklarının 2021 yılından beri durağan alacak olarak devam ettiği, proforma nakit akış tablosunda da söz konusu alacakların 2025 ve 2026 yıllarında tahsil edileceğinin öngörüldüğü, açıklamalar neticesinde söz konusu alacakların tahsilinin şüpheli olarak değerlendirildiği, söz konusu alacakların tahsil edilebilir olduğunun somut dayanaklarıyla ortaya konulmadığı, kaynak olarak gösterilen ortak alacağına ilişkin olarak, bilirkişi tarafından tespit edilen gayrimenkullerin satışı suretiyle söz konusu tutarın şirkete sermaye artışı şeklinde aktarılmasının öngörüldüğü; ancak, ortak kişinin kâr payı dışında herhangi bir gelirinin bulunmadığı dikkate alındığında, şirkete olan borcunu nasıl ifa edeceğine dair somut ve doğrulanabilir herhangi bir verinin dosyaya sunulmadığı, şirketin yasal defter kayıtlarında yer alan gayrimenkullere ilişkin, tapu sicilinde şirkete ait herhangi bir kayda rastlanamaması nedeniyle bilirkişi tarafından söz konusu varlıkların tespitinin yapılamadığı; bu nedenle, şirketin yasal defter kayıtlarının maddi gerçeği yansıtmadığı, konkordato projesinin uygulanabilir olmadığı kanaatine varıldığı; davacı gerçek kişi yönünden; davacı borçlunun gerçek kişi olduğu, VUK. m.176 kapsamında defter tutma yükümlülüğü olan tacirlerden olmadığı, ...'ın konkordato talep eden diğer borçlu şirketin tek ortağı ve yetkilisi olduğu, konkordato talep eden gerçek kişinin, konkordato talep eden diğer borçlu Şirketi'n bankalara olan borçlarına kefil olduğu, davacı ...'ın kefil olduğu ve şahsi borçlarının nasıl ödeneceğine dair dosyaya revize konkordato projesi sunduğu, revize konkordato projesi kapsamında sunulan nakit akış tablosu incelendiğinde, '... tarafından yapılacak ödemeler' satırında kaynak olarak gösterilen toplam 23.162.365,95 TL tutarındaki finansmanın, davacı ... şirketinin mevcut finansal kaynaklarının yetersizliği ve konkordato ön projesinin uygulanabilir bulunmaması nedeniyle, gerçek kişi borçlu tarafından da karşılanamaması durumunda, kaynak yetersizliği sebebiyle konkordato projesinin uygulanabilirliğinin mümkün olmadığı kanaatine varıldığı yönünde görüş bildirilmiştir.İİK'nın 292. maddesi uyarınca konkordato talep eden şirketin konkordato talebinin reddi ile davacı şirketin iflasına karar verileceği düzenlenmiş olup, İİK. 292/son fıkrası “Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder.” hükmünü içermektedir.Konkordato talep eden şirket yetkilisi duruşmaya davet edildiğinden kanunun bu yöndeki emredici hükmü mahkemece yerine getirilmiştir.

1-Komiser heyeti raporuna karşı konkordato talep edenler vekili tarafından duruşma sırasında rapora karşı ayrıntılı beyan sunulmak üzere ayrıca bir süre talep edilmiş ise son komiser heyeti raporunun uyapa yüklenme tarihi ile duruşma tarihi arasında 8 gün gibi makul bir süre varken duruşma gününe kadar rapora karşı beyanda bulunulmamıştır.Öte yandan, duruşma gününe kadar ayrıca bir revize proje sunulmadığı gibi duruşmada da bu yönde bir talepte bulunulmamıştır. Belirtilen nedenlerle, konkordato talep edenler vekilinin raporların tebliğ edilmediği ve revize proje sunulması için imkan tanınmadığı yönündeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

2-Yukarıda yer verilen denetime ve hükme elverişli nihai komiser raporundaki tespitler gereğince, konkordato talep eden şirketin çalışma kabiliyetini kaybettiği, davacının herhangi bir makine teçhizat ve stokunun bulunmadığı, konkordato projesinde zikredilen borç rakamı ile şirketin ticari defter kayıtlarındaki borç rakamının uyumlu olduğu; ancak bu borç rakamının doğruluğunun ve fiktif olmayan bir borç olup olmadığı hususunda şirketçe herhangi bir mutabakat mektubunun sunulmadığı, rayiç değer tespiti yapılan gayrimenkullerin tamamının şirket ortağı ...'a ait olduğu, diğer davacı ... şirketine ait olmadığı, bu kapsamda Şirketin 31.03.2025 tarihi itibariyle özvarlığının (-) 6.711.806,31 TL olduğu, dolayısıyla da davacı şirketin 31.03.2025 tarihi itibariyle borca batık durumda olduğu, gerçek kişi davacı ...'ın revize konkordato projesinde gayrimenkullerinin satışından elde edeceği bedel karşılığı sermaye artış taahhüdünün 2026 yılında yapılacağı beyan edilmekle şirketin borca batıklık tutarına bu aşamada etki etmeyeceği, şirketin gayri faal olması, herhangi bir makine teçhizat ve stoklarının bulunmaması, mevcut tüm makinelerinin satılması, konkordato geçici mühlet tarihinden itibaren herhangi bir faaliyetinin bulunmaması vb. sebeplerle hedeflenen satış gelirleri ile karlılık tutarlarına sanal ofis ortamında ulaşamayacağı, şirketin kaynak olarak gösterdiği stoklarının talep tarihinden sonra 13.01.2025 geçici mühlet tarihinden önce çok cüzi bir tutara satışını yaparak kaynak açığı oluşturduğu, davacının bu kaynak açığını nasıl tamamlayacağını dayanaklarıyla dosyaya sunmadığı, şirketin kaynak olarak gösterilen alacaklarının 2021 yılından beri durağan alacak olarak devam ettiği, proforma nakit akış tablosunda söz konusu alacakların 2025 ve 2026 yıllarında tahsil edileceğinin öngörüldüğü, bu nedenle söz konusu alacakların tahsilinin şüpheli olduğu, söz konusu alacakların tahsil edilebilir olduğunun somut dayanaklarıyla ortaya konulmadığı, kaynak olarak gösterilen ortak alacağına ilişkin olarak, bilirkişi tarafından tespit edilen gayrimenkullerin satışı suretiyle söz konusu tutarın şirkete sermaye artışı şeklinde aktarılmasının öngörüldüğü, ancak ortak kişinin kâr payı dışında herhangi bir gelirinin bulunmadığı dikkate alındığında, şirkete olan borcunu nasıl ifa edeceğine dair somut ve doğrulanabilir herhangi bir verinin dosyaya sunulmadığı, şirketin yasal defter kayıtlarında yer alan gayrimenkullere ilişkin, tapu sicilinde şirkete ait herhangi bir kayda rastlanmaması nedeniyle bilirkişi tarafından söz konusu varlıkların tespitinin yapılamadığı, bu nedenle şirketin yasal defter kayıtlarının maddi gerçeği yansıtmadığı tespit edildiğinden konkordato projesinin uygulanabilir olmadığı ve borçlu şirketin konkordatoyu başarıya ulaştırma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmakla mahkemece borçlu şirketin konkordato talebinin reddi ile birlikte iflasına karar verilmesi yerinde olmuştur.

3-Konkordato talep eden gerçek kişi yönünden yapılan değerlendirmede ise, gerçek kişinin kâr payı dışında herhangi bir gelirinin bulunmadığı, gerçek kişinin şahsi borçlarını projeye bağladığı, ancak kefili olduğu borçları herhangi bir projeye bağlamadığı, kefaleten 17.062.448,65 TL tutarında borcu bulunduğu, kefaleten borçlarını konkordato talep eden şirketin konkordatoyu başarıya ulaştırmasına bağladığı, taşınmazları satmasının taşınmazların satış değerleri dikkate alındığında borca bir etkisinin olmadığı, bu nedenlerle borçlu gerçek kişinin konkordato projesinin başarıya ulaşmasının mümkün olmadığı anlaşılmakla mahkemece, borçlu gerçek kişinin konkordato talebinin de reddine karar verilmesi yerinde olmuştur.Yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında ve komiser raporunda yapılan tespitler gereğince, konkordato talep eden borçluların durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetildiğinde objektif verilere göre konkordatonun başarı olasılığı bulunmadığından mahkemece tesis edilen karar isabetlidir.Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan konkordato talep edenler vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/33 Esas, 2025/402 Karar sayılı ve 14/05/2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan konkordato talep edenler vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,

2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf harçları konkordato talep edenler tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,

3-Konkordato talep edenler tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, İİK'nun 308/a maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.16/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/964, K. 2026/1089, T. 16.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-964-e-2026-1089-k-b681936a4bd6