Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2008 E. 2026/20 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/2008
Karar No
2026/20
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

69. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/2008

KARAR NO : 2026/20

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 19/02/2026

NUMARASI : 2026/159 Esas, 2026/88 Karar

DAVA: Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)

KARAR TARİHİ: 01/10/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'un ... Mah. ... Sk. No:... İstanbul adresinde ikamet ettiğini, müvekkilinin ... Limited Şirketi'nin %100 sermayedar ortağı olduğunu, iflasa tabi olmadığını, ortağı bulunduğu şirketin tüm banka kredi borçlarına müşterek borçlu müteselsil kefil olduğunu, banka kredi borçlarına kefil olduğu şirketlerin konkordato talep etmesi nedeniyle şahsi konkordato talebi bulunduğunu, müvekkili şirketlerin İkitelli'de faaliyet gösterdiği adresin kentsel dönüşüm nedeniyle yıkılması ve mevcut adrese taşınmanın etkisiyle müvekkilinin ek maliyet altına girdiğini, müşteri görüşmeleri neticesinde stoklara yatırımlar yapıldığını ancak azalan talepler neticesinde stokların eritilemediğini, bir kısım alacakların vadelerinde tahsil edilemediğini, faiz oranlarının yükselmesinin tedarik maliyetlerini olumsuz etkilediğini, finansal olarak kontrolsüz büyümenin olumsuz etkilerine maruz kaldıklarını belirterek müvekkilinin alacaklılarının alacaklarına kavuşabilmesi ve ticari faaliyetlerin sürdürülebilmesi amacıyla müvekkili talep eden hakkında geçici ve kesin mühlet kararları verilerek konkordato projesinin tasdik edilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; konkordato talep eden ...'un "... Mah. ... Sk. No:... İstanbul" adresinde ikamet ettiği, ... Limited Şirketi'nin %100 sermayedar ortağı olduğu, iflasa tabi olmadığı, ortağı bulunduğu şirketin tüm banka kredi borçlarına müşterek borçlu müteselsil kefil olduğu, banka kredi borçlarına kefil olduğu şirketlerin konkordato talep etmesi nedeniyle şahsi konkordato talebi bulunduğu, mahkemenin 2025/713 esas sırasında 25.09.2026 tarihinde dava açıldığı, ...'un davasının tefrik edilerek mahkemenin 2026/159 esas sırasına kayıt edildiği, konkordato talep eden ...'un şahsi borçlarının sınırlı olduğu, konkordato teklifinin esasında şirketin borçlarına kefil olmasından kaynaklandığı, kefâleti dışındaki şahsî borçlarını karşılamaya yeterli mal varlıklarının olmadığı, kefilin, mahkemeye sunacağı konkordato ön projesinde kefalet borcunu hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, ödemelerin yapılması için mevcut mallarını satıp satmayacağını, kefalet borcu ödemesini yapabilmek için gerekli mâli kaynağı nasıl sağlayacağını açıkça belirtmesi gerektiği (Yeni Konkordato Hukuku, Editör Selçuk Öztek, 2. Baskı sh. 148), somut olayda konkordato talep eden ...'un ortağı olduğu şirketten bağımsız bir konkordato projesinin bulunmadığı, projelerinin kendine özgü, gerçekçi konkordato tedbiri ve hedefi içermediği, ortağı olduğu borçlu şirketin projesi üzerine temellendirildiği ve ilişkilendirildiği, yasanın aradığı şartları sağlamadığı, öte yandan salt alacaklıların icra takibine maruz kalmamak için konkordato talep edilmesinin de konkordato müessesesinin amacına uygun düşmeyeceği gerekçesiyle konkordato talep eden ...'un konkordato ve kesin mühlet talebinin yasal koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Karar yasal süresinde konkordato talep eden ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Konkordato talep eden ... vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkili ...’un, ... Limited Şirketi’nin %100 oranında tek ortağı ve münferit yetkilisi olduğunu, aynı zamanda grup şirketleri olan ... Limited Şirketi ile ... Limited Şirketi’nin banka kredi borçlarına da müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/713 Esas sayılı dosyası üzerinden şirketler ve yetkili gerçek kişiler için konkordato talebinde bulunulduğunu, mahkemece 26.09.2025 tarihinde 3 aylık geçici mühlet kararı verildiği ve bu sürenin daha sonra 2 ay daha uzatılarak toplam 5 aya çıkarıldığını, süreç içerisinde müvekkili ... adına "Revize Konkordato Ön Projesi"nin dosyaya sunulduğunu, kesin mühlet duruşmasında asıl borçlu şirketler açısından kesin mühlet talebi kabul edilmesine rağmen müvekkili gerçek kişi ...’un dosyasının 19.02.2026 tarihli ara karar ile tefrik edilerek 2026/159 Esas sırasına kaydedildiğini ve aynı gün müvekkilinin konkordato talebinin reddine, komiser heyetinin görevinin sonlandırılmasına ve ihtiyati tedbirlerin kaldırılmasına karar verildiğini, mahkemenin bu kararının usule, yasaya ve yerleşik Bölge Adliye Mahkemesi içtihatlarına açıkça aykırı olduğunu, mahkemenin "bağımsız proje bulunmadığı" gerekçesinin hukuka ve emsal kararlara aykırı olduğunu, müvekkilinin dosyaya sunduğu Revize Konkordato Ön Projesi’nin tamamen kendisine ait gelir kaynaklarına ve şahsi ödeme planına dayandığını, projede açıkça belirtildiği üzere müvekkilinin aylık 100.000,00 TL tutarındaki huzur hakkı geliri bulunduğunu ve yakınlarına ait gayrimenkullerin satışından elde edilecek nakitler ile borçlarını ödemeyi taahhüt ettiğini; borçların %100’ünün herhangi bir iskonto yapılmadan %25 faiz ilavesiyle 14 taksitte ödeneceğinin açıkça projelendirildiğini; bu hususların projenin şahsa özgü ve bağımsız olduğunu kanıtladığını, mahkemenin projenin bağımsız olmadığı yönündeki içerik değerlendirmesinin emsal Bölge Adliye Mahkemesi kararlarıyla açıkça çeliştiğini, emsal kararlar ışığında mahkemenin müvekkilinin projesini peşinen şirkete bağımlı ve yetersiz bularak reddetmesinin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 285. ve devamı maddelerine açıkça aykırı olduğunu, revize proje hakkında komiser heyetinden teknik görüş alınmadığını, müvekkilinin geçici mühlet süresi içerisinde değişen şartları ve şirketlerin durumunu göz önüne alarak "Revize Konkordato Ön Projesi" sunduğunu, mahkemenin bu revize projenin uygulanabilirliği, müvekkilinin şahsi gelirleri ve kefalet borçlarının durumu hakkında konkordato komiser heyetinden özel ve teknik bir rapor almaksızın doğrudan ret kararı verdiğini, bu durumun hukuki dinlenilme hakkının ihlali olduğu gibi usule de aykırılık teşkil ettiğini, revize projenin teknik olarak incelenmemesinin ve sübjektif değerlendirme yapılmasının hukuki dinlenilme hakkının ihlali olduğunu, müvekkilinin yargılama sürecinde revize konkordato ön projesi sunduğunu ve ödeme planını güncellediğini, ancak mahkemenin, bu revize projenin başarıya ulaşma ihtimalini bilirkişi veya komiser heyeti vasıtasıyla somut verilere dayalı olarak denetlemek yerine müvekkilinin niyetini okuyarak salt alacaklıların icra takibine maruz kalmamak için konkordato talep ettiği gerekçesiyle davayı reddettiğini, şirketlere kesin mühlet verilmişken kefil gerçek kişinin talebinin reddedilmesinin işletme bütünlüğünü bozduğunu, müvekkilinin borçlarının büyük bir kısmının, %100 oranında ortağı ve yetkilisi olduğu ... Limited Şirketi ile diğer grup şirketlerinin banka kredilerine verdiği müteselsil kefaletlerden kaynaklandığını, mahkemenin aynı duruşmada asıl borçlu şirketler için konkordato kesin mühlet kararı verdiğini, asıl borçlu şirketlerin projelerinin tasdik edilmesi ve borçlarını ödemesi halinde, müvekkilinin kefaletten doğan sorumluluğunun da ortadan kalkacağını, ayrıca dosyaya sunulan ... A.Ş. raporuna göre ... şirketinin özkaynaklarının rayiç değerlere göre (+) 36.145.476,00 TL olduğunu ve şirketin borca batık bulunmadığını, hal böyleyken şirketlere yaşama şansı tanınırken şirketin yegane temsilcisi ve kefili olan müvekkilinin konkordato talebinin tefrik edilerek reddedilmesinin alacaklıların doğrudan müvekkiline yönelmesine ve şirketin yönetim zafiyetine düşmesine neden olacağını, İİK madde 303 uyarınca, şirket konkordatosuna muvafakat etmeyen alacaklıların doğrudan kefile başvurabileceğini, bu durumun kesin mühlet alan şirketin ticari faaliyetlerini de fiilen imkansız hale getireceğini, dosyanın tefrik edilmesinin usul ekonomisine ve davanın bütünlüğüne aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:

HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;

Dava, İİK'nun 285. vd. maddeleri uyarınca geçici ve kesin mühlet kararları verilmesi ile konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir.

Konkordato talep eden her iki şirket hakkında 26/09/2025 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği, bu sürenin iki ay daha uzatıldığı, 19/02/2026 tarihinde ise konkordato talep eden hakkındaki mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine karar verilmiştir.

Konkordato talepleri ile ilgili 2004 sayılı İİK'nın 285. maddesinde, yetkili ve görevli mahkeme düzenlenmiş olup yasada iflasa tabi olan borçlu için, İİK'nın 154. maddesine atıf yapılarak ilgili maddenin birinci veya üçüncü fıkradaki yazılı yerlerdeki asliye ticaret mahkemesinin yetkili ve görevli olduğu, iflasa tabi olmayan borçlu için ise yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğu vurgulanmıştır. Somut olayda, davanın yetkili olan asliye ticaret mahkemesinde açıldığı ve 6100 sayılı HMK'nun 74. maddesinde belirtilen şekilde borçlu gerçek kişiye ilişkin sunulan vekaletnamede konkordato ile ilgili özel yetkinin mevcut olduğu anlaşılmıştır.

İstinafa konu uyuşmazlık; konkordato talep eden borçlu yönünden kesin mühlet şartlarının oluşup oluşmadığı ile konkordato talebinin reddi kararında usul ve yasaya aykırılık bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.

Konkordato talep eden borçlu, ön projede, faaliyetine devam etmek ve konkordatoyu başarılı kılmak için gerekli mali kaynağı nasıl sağlayacağını mutlaka açıklamalıdır. Bu çerçevede, ön projede, özellikle, konkordato mühleti içinde işletme sermayesinin nasıl sağlanacağı açık ve net bir şekilde gösterilmelidir. Öte yandan, alacaklılara ödeme yapılabilmesi için gerekli mali kaynağın nasıl elde edileceği açıklanmalıdır; bu çerçevede, ortakların yeni sermaye getirmeleri veya sermayeyi karşılıksız tamamlamaları, kişisel malvarlıklarını paraya çevirerek şirkete getirmeleri, sermaye artırımı yaparak yeni ortak almaları, -güç olmakla birlikte- işletmenin bir bankadan kredi bulması gibi yöntemler ilk akla gelenlerdir (Yen Konkordato Hukuku, Öztek.., sh.185).

İİK 289. maddesinde, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması halinde borçluya 1 yıllık kesin mühlet verileceği düzenlenmiştir. Borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali "konkordatonun başarı şansı" kavramı altında ifade edilmiştir. Başarı olasılığı kavramından anlaşılan husus, konkordato projesinin gerçekleşme şansına sahip görülmesidir. Bu sonuca, borçlunun durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetilerek, objektif verilere göre konkordato başarı olasılığı yargıç tarafından belirlenecektir. (Konkordato ve Yeniden Yapılanma Huk -Av.Sümer Altay, S. 112, 1. Cilt).

Kefil, mahkemeye sunacağı konkordato ön projesinde kefalet borcunu hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, ödemelerin yapılması için mevcut mallarını satıp satmayacağını, kefalet borcu ödemesini yapabilmek için gerekli mali kaynağı nasıl sağlayacağını açıkça belirtmelidir. (Y. Konkordato Huk, Editör Selçuk Öztek, 2. B, sh. 148).

İİK'nın 292. maddesinde; İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir:

a) Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa.

b) Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa.

c) Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa.

d) Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse.

İflâsa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâllerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine resen karar verir.

Mahkemenin kesin mühlet kararını verebilmesi için konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olması gerekmektedir. İİK'nun 287. maddesinde, borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali "konkordatonun başarı şansı" olarak nitelendirilmiştir.

İİK'nın 289/1. maddesinde mahkemenin kesin mühlet hakkındaki kararını geçici mühlet içinde vereceği düzenlenmiştir. İİK'nın 288/1. ve 287/5. maddeleri yollaması ile geçici mühlet içinde uygulanacak İİK'nın 292. maddesinde ise iflasa tabi borçlu bakımından kesin mühletin verilmesinden sonra anılan maddede sayılan hususların gerçekleşmesi halinde, mahkemenin kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflasına resen karar vereceği düzenlenmiştir.

15.02.2026 tarihli geçiçi konkordato heyeti nihai komiser heyeti raporunda; ...'un %100 ... ortağı olduğu, ... şirketinin rayiç özkaynağının +36.145.476 TL olduğu, net kâr üretmiş bir şirket olduğu, aylık 100.000 TL gelirinin bulunduğu, yakınlara ait satış taahhüdünün bulunduğu, ...'in faaliyet kârlılığı üretmesinin ve rayiç özkaynağının pozitif olmasının, şahsi projenin temel dayanağını oluşturduğu, şirketin nakit üretme kapasitesinin, kefalet riskinin yönetilebilir düzeyde olduğunu gösterdiği, şahsi konkordato planının, şirket ödeme planı ile uyumlu bir yapı arz ettiğini; konkordato talebinde bulunan şahısların revize projeleri birlikte değerlendirildiğinde, ödeme kaynaklarının düzenli maaş gelirlerine (aylık 100.000 TL), şirket ortaklık paylarının rayiç özkaynak değerine, şahsi gayrimenkullere (teminat niteliğinde), yakınlara ait taşınmazların satışına ilişkin taahhütlere, şirket borçlarının ödenmesi hâlinde kefalet yükünün fiilen ortadan kalkacak olmasına dayandığı, şahısların projelerinde, alacaklılardan herhangi bir iskonto talep edilmediğini; ana para borcunun %25 faiz ilavesiyle ve 14 eşit taksit halinde ödenmesinin taahhüt edildiği, bu yönüyle şahsi projelerin alacaklılar bakımından aleyhe bir yapı içermediği, şahısların bağımsız ve yüksek tutarlı likit varlıklarının sınırlı olduğu görülmekle birlikte, ortak oldukları şirketlerin rayiç özkaynaklarının pozitif olmasının ve faaliyetlerini sürdürmelerinin, kefalet riskinin makul ve yönetilebilir seviyede bulunduğunu gösterdiği, şirketlerin rayiç değerlere göre borca batık olmamasının ve operasyonel faaliyetlerini devam ettirmelerinin, şahsi ödeme planlarının ekonomik zeminini güçlendirdiğini, zira şirket konkordato planının başarıya ulaşması hâlinde, şahısların kefalet yükümlülüklerinin fiilen doğma ihtimalinin önemli ölçüde azalacağını, şahsi gayrimenkullerin teminat niteliği ve yakınlara ait taşınmazların satış taahhüdünün de, ödeme planına ilave güvence sağlayan unsurlar olarak değerlendirildiği, şahısların 14 taksitli ödeme planının şirketlerin aynı zaman çizelgesine bağlandığı, şirket ödeme planının başarıya ulaşması halinde kefalet yükünün fiilen minimize edileceği, şahsi konkordato planının destekleneceği, şahıs projelerinin şirketlerden tamamen bağımsız güçlü likit kaynak göstermediği, ancak şirket ödeme planı ile uyumlu bir yapı arz ettiği, şahıs projelerinin şirket projeleri ile ekonomik bütünlük içerisinde değerlendirilmesi gerektiği, şahıs projeleri şirket projelerinden ekonomik olarak bağımsız görünmekle birlikte fiilen

şirket ödeme kapasitesine bağlı olduğu, şahsi konkordatonun reddi halinde şirket konkordato planının finansal dengesinin olumsuz

etkilenebileceği, şahıs ve şirket projeleri birlikte değerlendirildiğinde bütüncül bir yapının ortaya

çıkacağı yönünde görüş bildirilmiştir.

15.02.2026 tarihli komiser heyeti nihai raporu sunulduktan sonra konkordato talep eden vekili tarafından 13.02.2015 tarihli beyan dilekçesi ile ekinde revize projenin ertesi gün 16.02.2026 tarihinde sabah dosyaya sunulduğu, mahkemece 19.02.202026 tarihli duruşmada bu talep dilekçesinin ve 15.02.2026 tarihli komiser heyeti nihai raporunun duruşmada okunduğu, davacı vekilince duruşmada bu talep dilekçesindeki beyanların tekrar edildiği, akabinde konkordato talep eden gerçek kişi yönünden dosyanın tefrik edilerek yukarıda belirtilen esas sayılı dosya numarası üzerinden konkordato talebinin reddine verildiği görülmüştür.

Talep eden vekili kesin mühlet talepli beyan dilekçesinde; mahkemece görevlendirilen konkordato komiserleri tarafından mahkemeye sunulan raporlarda müvekkillerinin konkordato sürecini başarıyla yürüttüğü yönünde değerlendirmelerde bulunulduğunu, müvekkili şahıslara ait gayrimenkullerin, müvekkili şirketlerin bir kısım kredi borcu için alacaklı bankalara ipotek olarak verildiği, müvekkili şahıslar hakkında mahkemece kesin mühlet kararı verilmemesi durumunda ihtiyati tedbir kararının kalkacağını, alacaklı bankaların müvekkili şahıslara ait ipotek konusu gayrimenkulleri icra ve haciz yoluyla değerinin çok altında satacağını, bu şekilde hem alacaklı bankaların daha az tahsilat yapacağını hem de de müvekkili şirketlerin borcu daha az ödenmiş olacağını, müvekkili şirketlerin borç ödemelerinde kullanabileceği kaynak miktarının korunabilmesi için müvekkili şahıslar hakkında kesin mühlet kararı verilmesi gerektiğinin tabii olduğunu, diğer yandan müvekkili şahısların şahsi konkordatolarının reddine karar verilmesi durumunda müvekkili şirketlerin kredi borçları için kefil olunan alacaklı bankalar tarafından müvekkili şahısların ortak olduğu şirkette müvekkili şahıslar yönünden icra ve haciz işlemleri için sürekli taciz edileceğini ve müvekkili şirketlerin bu çerçevede ticari faaliyetlerinin zarar görebileceğini, bu kapsamda müvekkili şirketlerin ticari faaliyetlerinin zarar görmemesi ve işletme bütünlüğünün zarar görmemesi bakımından müvekkili şahıslar hakkında kesin mühlet kararı verilmesi gerektiğini, mahkemece müvekkillerine verilen geçici mühlet süresince müvekkillerinin, verilen tedbirler ve Komiser Heyeti talimatları doğrultusunda faaliyetlerine devam ettiğini, gerek ülke ekonomisine gerekse de istihdama büyük katkı sağladıklarını ve sağlamaya da devam ettiklerini, müvekkili davacıların mahkemeye sunmuş oldukları konkordato projesini başarıyla uygulayabilecek ve borçlarını ödeyebilecek kapasitede bulunduğunu belirterek yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle müvekkili şahıslar ve şirketler hakkında İİK 289. md. kapsamında 1 yıllık kesin mühlet kararı verilmesini talep etmiştir.

Talep eden vekili tarafından beyan dilekçesi ekinde dosyaya sunulan revize projede; konkordato sürecinde meydana gelen gelişmeler, Geçici Konkordato Komiser Heyetince mahkemeye sunulan raporlarda belirtilen hususlar ve bilirkişi raporları çerçevesinde daha önce dosyaya sunulan konkordato ön projesinin revize edilmesi gerektiğini, konkordato talep eden ...’un, ... Limited Şirketi’nin %100 oranında ortağı ve münferit imza yetkilisi olarak faaliyetlerini sürdürdüğünü, ortağı ve yöneticisi olduğu bu şirketten aylık 100.000 TL tutarında maaş gelirinin bulunduğunu, hissedar olduğu ... şirketinin sermayesinin 15.000.000 TL ve pay oranının %100 olduğu, TTK 376/3 maddesi çerçevesinde yapılan değerlendirmede rayiç değerlere göre özkaynakların (+) 36.145.476,00 TL olarak hesaplandığını ve şirketin borca batık bulunmadığını; ...’un kefaletten doğan borçları ile şahsi borçlarını, aylık olarak elde ettiği huzur haklarıyla ve yakınlarına ait gaymenkullerin satışından elde edilecek nakitler ile ödeyebileceğini, şahsi konkordatosunun reddine karar verilmesi durumunda alacaklı bankalar tarafından ortak olduğu şirkete icra ve haciz işlemlerinin yapılabileceğini ve şirketin ticari faaliyetlerinin zarar göreceğini, bu kapsamda şahsi konkordatosunun işletme bütünlüğü ve projenin gerçekleştirilmesi açısından büyük önem arz ettiğini, TTK 376/3 maddesi çerçevesinde yapılan değerlendirmede borçlarını ödeyebileceği ve özkaynaklarının rayiç değerlere göre (+) 36.145.476,00 TL olarak hesaplandığı yönünde makul güvence raporu verilmiş olduğunu, şirketin kefalet konusu borcunun ödenmesi durumunda ... tarafından ödenmesi gereken kefalet konusu bir borcun kalmayacağını, şahsi borçları ile müteselsil kefil olduğu borçlarını, herhangi bir iskonto yapılmadan %25 faiz ilavesiyle konkordato tasdik tarihinden itibaren ilk taksit ödemesi 30.09.2026 ve son taksit ödemesi 29.12.2029 tarihinde olmak üzere 3 ayda bir toplam 14 taksitte ödeyeceğini, ...’un vade konkordatosu talebinde bulunduğunu, işbu projenin kefil olduğu şirketin projesinden bağımsız olarak hazırlandığını, bu projenin kefil olduğu şirketin projesine bağlı ve bağımlı olmayıp münhasır ve bağımsız bir proje olduğu belirterek revize konkordato ön projesinin kabulünü talep etmiştir.

Borçluların konkordato taleplerinde, sunulan projenin ciddi, somut, denetlenebilir ve borçların tasfiyesini fiilen mümkün kılacak nitelikte olması gerekir.

Somut olay değerlendirildiğinde, gerçek kişinin huzur hakkı dışında herhangi bir gelirinin bulunmadığı, talep edenin şahsi borçlarına nazaran borçlarının büyük kısmının yetkilisi olduğu şirkete olan kefaletlerinden kaynaklandığı, kefaleten borçlarını konkordato talep eden şirketin konkordatoyu başarıya ulaştırmasına bağladığı, talep edenin projenin başarısının, şirketin projesinin başarısına bağlı kılındığı, davacı gerçek kişi tarafından sunulan "Revize Konkordato Ön Projesi"nde davacının, şahsi mali sorumluluğu ile müteselsil kefaletlerinden kaynaklanan borçlarını ödeme kaynağı olarak "yakınlarına ait gayrimenkullerin satışından elde edilecek nakitleri" gösterdiğini, ancak söz konusu gayrimenkullerin hangi il, ilçe, ada ve parselde yer aldığını, mülkiyetlerinin kime ait olduğunu, güncel rayiç değerlerini ve satış kabiliyetlerini somut veri ve belgelerle ortaya koyamadığı, yakınlarının bu satışa onay verdiğini gösterir ispata yarayan hiçbir belgenin dosyaya sunulmadığı, bu durumun projenin denetlenebilirliğini ve gerçekçiliğini ortadan kaldırdığı, kaynağı ve hukuki niteliği belirsiz, soyut ve gelecekte gerçekleşip gerçekleşmeyeceği meçhul mal varlığı unsurlarına dayalı projelerin somut ve uygulanabilir kabul edilmesinin mümkün bulunmadığı, davacının yakınlarının taşınmazlarını satarak borç ödeyeceğine dair soyut beyanının, hukuki ve mali açıdan alacaklılar için makul ve denetlenebilir bir güvence teşkil etmediği, davacının revize projesini bu yönüyle somutlaştırmadığı, talep edenin ortağı olduğu şirketten elde ettiğini beyan ettiği aylık 100.000,00 TL tutarındaki huzur hakkı gelirinin, davacının şahsi borçlarının ve müteselsil kefaletlerinden doğan borç yükü karşısında yetersiz olduğu, talep eden gerçek kişinin konkordato projesinin başarıya ulaşma ihtimalinin bulunmadığı, proje kapsamında öngörülen kaynakların, borçların tamamını karşılamakta yetersiz kalması sebebiyle mevcut kaynaklar ile orantılı bir teklifin de sunulmadığı, buna göre konkordato projesinin başarıya ulaşmasının da mümkün gözükmediği anlaşılmakla iflasa tabi olmayan talep eden gerçek kişinin konkordato talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Öte yandan revize projenin duruşma gününden 4 gün önce mahkemeye sunulduğu, mahkemece duruşmada kesin mühlet talepli beyan dilekçesinin duruşma zaptına geçirildiği, talep eden vekilince duruşmada bu beyan dilekçesinin tekrar edildiği, yeni bir somut ve ayrıntılı bir revize projenin dosyaya sunulmadığı, sunulan revize projenin de yukarıda belirtilen sebeplerle somutlaştırılmadığı tespit edilmekle komiser heyetinden görüş alınmamasının sonuca etkili olmayacağı, sunulan projenin hukuki değerlendirmesi kapsamında kaldığı değerlendirilmekle talep eden vekilinin hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği yönündeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.

Mahkemenin kesin mühlet kararını verebilmesi için konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olması gerekeceğinden nihai komiser heyeti raporundan sonra mahkemece dosyanın konkordato talep eden gerçek kişi yönünden tefrik edilerek karar verilmesinde de bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında ve komiser raporunda yapılan tespitler gereğince, konkordato talep eden borçlunun durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetildiğinde objektif verilere göre konkordatonun başarı olasılığı bulunmadığından mahkemece tesis edilen karar isabetlidir.

Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan konkordato talep eden vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/159 Esas, 2026/88 Esas sayılı ve 19/02/2026 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan konkordato talep eden vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,

2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf harcı konkordato talep eden tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,

3-Konkordato talep eden tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 2004 sayılı İİK'nun 293/2 fıkrası gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 01/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/2008, K. 2026/20, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-2008-e-2026-20-k-d31645e1a956