İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/828 E. 2026/929 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/828
Karar No
2026/929
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/828 KARAR NO : 2026/929

DAVA : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) DAVA TARİHİ : 05/09/2025 KARAR TARİHİ : 14/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin faaliyet gösterdiği sektörde ve genel olarak reel sektörde, ülkemizde 2020 yılı öncesinde etkisini göstermeye başlayan; 2020 yılında yaşanan küresel COVID-19 pandemisi ile derinleşen; 06 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerle ağır biçimde etkilenen; ayrıca bölgesel ve küresel ölçekte devam eden siyasi ve ekonomik belirsizliklerin çarpan etkisiyle daha da ağırlaşan yoğun bir ekonomik kriz ortamı söz konusu olduğunu, bu durum, sektörde faaliyet gösteren tüm aktörlerce açıkça kabul edildiğini, gelinen noktada, ülkemizde resmi enflasyon oranları %40 seviyelerine ulaşmış, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın politika faizi %45’e, banka kredi faizleri ise bileşik %70’ler düzeyine yükseldiğini, özellikle küçük ve orta ölçekli üretici firmalar, bu yüksek faiz ve daralan finansman ortamı içerisinde krediye erişim noktasında ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kaldığını, son dönemde, bankaların kredi kullandırımında oldukça isteksiz davranmaları, yüksek teminat, ek kefalet ve ipotek gibi ağır koşullar öne sürmeleri nedeniyle; mevcut kredi borçlarının çevrilmesi dahi büyük bir sorun haline geldiğini, kredi kaynaklı nakit ihtiyaçlarının karşılanamaması nedeniyle, tedarikçi ödemeleri ve üretim sürekliliğinin sağlanabilmesi için ya yüksek maliyetli finansmanlara başvurulmakta ya da tedarikçilere aylık %6 gibi yüksek oranlarda vade farkları ödemek suretiyle hammadde temini yoluna gidildiğini, içerisinde bulunulan sektör, küresel likidite koşullarındaki daralma, artan jeopolitik riskler, döviz kuru oynaklıkları, petrol ve enerji fiyatlarındaki artışlar, ekonomi ve maliye politikalarındaki belirsizlikler ile birlikte faiz oranlarının seyri gibi pek çok dışsal ve kontrol dışı etkenle doğrudan ilişkili olduğunu, buna ek olarak, döviz kurlarındaki dalgalanma, özellikle ithal hammadde ile çalışan üretici firmalar açısından ciddi maliyet baskısı oluşturduğunu, iç piyasada yüksek enflasyona bağlı olarak hammadde ve diğer temel girdilerde yaşanan artış, satış fiyatlarına kısa sürede yansıtılamamakta, bu da firmaların kârlılığını olumsuz yönde etkilediğini, diğer yandan, hem yurtiçi hem de yurtdışı pazarlarda yaşanan genel ekonomik daralma, nakit akışının zayıflaması, tahsilat süreçlerinin uzaması gibi nedenlerle likidite sorunları derinleşmekte; sıkı para ve maliye politikalarının da etkisiyle piyasadaki genel durgunluk artmakta, bu durum da işletme maliyetlerinin yükselmesine ve faaliyet kârlarının ciddi biçimde düşmesine yol açtığını, tüm olumsuz koşullarda şirket iş hacminde talep ve iş yoğunluğunda bir sıkıntı olmamasına rağmen ön proje de yar alan kredi kullanımı amacı ile bankalara teminat olarak bırakılan çeklerin bankaca yüksek faiz oranlarının uygulanması şirket gelirlerinin faiz ödemesi altında ezilmesine sebebiyet verdiğini, buda gelir gider dengesini bozmuş ödemelerde faiz yükü sebebi olumsuz sonuçlar doğurduğunu, müvekkili şirketin, bugüne kadar hiçbir borcunu aksatmadan ödemiş, faaliyetlerini durdurmadan sürdürdüğünü, ancak mevcut ekonomik görünüm ve piyasaların daralma eğilimi göz önüne alındığında, kısa vadeli nakit yükümlülüklerin karşılanmasında geleceğe dönük bir risk doğduğu ve bu riski yönetmek adına iflasın önüne geçmek için konkordato kurumuna başvurma zorunluluğu ortaya çıktığını, Bu çerçevede; Stok maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle ortaya çıkan kredi ihtiyacının karşılanamaması, Finansman krizinin reel sektördeki etkilerinin derinleşmesi, İç ve dış ekonomik gelişmelerin sektöre doğrudan olumsuz etkisi, Artan maliyetler karşısında kârlılığın daralması ve piyasada oluşan ödeme güçlüğü riski, müvekkili şirketin konkordato başvurusunda bulunmasının zorunlu ve makul nedenleri arasında yer aldığını, müvekkili şirketin konkordato projesi kapsamında, adi (rehinsiz) alacaklılara yönelik ödeme planının tasdik kararının kesinleşmesinden itibaren 31.03.2027 tarihinde başlayacak şekilde, 36 (otuz altı) ay vade ile, 3 aylık eşit taksitler halinde ödeme yapılacağını, bu borçlara yıllık %30 oranında faiz uygulanacağını, borçlarda herhangi bir iskonto uygulanmaksızın ödeme gerçekleştirileceğini, banka ve finans kuruluşlarına yönelik rehinli alacaklar ve kredi borçları ise, İcra ve İflas Kanunu’nun 308/h maddesi uyarınca, ilgili kuruluşlarla yapılacak yapılandırma görüşmeleri çerçevesinde yeniden yapılandırılarak ödeneceğini, yapılan analizlere göre, şirketin iflası halinde alacaklılar yalnızca yaklaşık %50 oranında tahsilat yapabilecekken; konkordato teklifinin kabulü halinde, %130 tahsilat oranına ulaşmalarının mümkün olduğunu, bu durum, konkordato teklifinin alacaklıların menfaatine olduğu kadar kamu yararına da uygun olduğunu ortaya koyduğunu belirterek İİK m. 286 hükmüne göre konkordato talebinin içermesi gereken Konkordato Ön Projesi ile diğer tüm belgelerin işbu dilekçe ve ekinde eksiksiz olarak sunulduğu dikkate alınarak, İİK m. 287 uyarınca müvekkili şirkete tensiple birlikte derhal üç aylık süre ile geçici mühlet verilmesine ve geçici mühlet kararıyla birlikte konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığının yakından incelenmesi amacıyla Sayın Mahkeme tarafından tayin edilmek üzere bir geçici konkordato komiseri görevlendirilmesine; İİK m. 288 uyarınca geçici mühlet kesin mühletin sonuçlarını doğurduğundan, geçici mühlet kararı ile birlikte İİK m. 294 hükmünde belirtilen kesin mühletin sonuçlarına hükmedilmesi ve bahsi geçen hükmün gereği olarak, Mahkemece verilecek geçici mühlet içinde borçlu aleyhine 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir icra ve iflas takibi yapılamaması ve evvelce başlamış takiplerin durması, yeni ihtiyati haciz, haciz ve e-haciz kararı alınmaması, ihtiyatî tedbir, ihtiyatî haciz, haciz ve e-haciz kararlarının uygulanamaması, geçici mühlet içinde ihtiyati haciz ya da haciz kararlarının uygulanması halinde bunun durdurulması, geçici mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesinin durması, müvekkile ait banka hesaplarındaki nakit paraların üzerindeki blokajların kaldırılmasına, müvekkiller tarafından tahsil, takas veya teminat amacı ile banka ve finans kurumlarına verilen çek senet ve diğer kıymetli evrakların müvekkile iadesine, teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin tedbiren önlenmesine, rehinli alacaklılar ile 308/h maddesi uyarınca müzakere edilmesine, finansal kiralamaya konu malların iadesinin önlenmesine ve müvekkillerin malvarlığının korunmasına yönelik diğer tedbirlerin alınmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Dava, Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) istemine ilişkindir. Mahkememizce İİK 286. maddesinde belirtilen belgelerin mevcudiyeti tespit edildikten sonra davacı hakkında 05/09/2025 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 3 aylık geçici mühlet kararı verildiği ve yasada öngörülen tedbirlerin alındığı, geçici konkordato komiser heyetinin oluşturulduğu ve komiser heyetince toplantıların yapıldığı, ön rapor ve ara raporların ibraz edildiği, 3 aylık süre sona ermeden 13/11/2025 tarihli nihai raporun sunulduğu, nihai raporda davacı olan şirketin konkordato projesinin başarıya ulaşma ihtimalinin bulunduğu yönünde görüş ve kanaat belirttikleri anlaşılmıştır. Mahkememizce geçici komiser heyetince düzenlenen nihai rapordaki açıklamalar, alacaklı vekillerinin dilekçeleri birlikte incelendiğinde davacının İİK. 288. maddesi çerçevesinde konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğu kanaatine varılarak davacı yararına 05/12/2025 tarihinden itibaren 1 yıl kesin mühlet verilmesi uygun görülmüştür. Davacı vekili ... 09/10/2026 havale tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiklerini ve bu yönde karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilinin feragat talebi ile ilgili olarak konkordato komiser heyetince borca batık durumda olup olmadığı konusunda yazılı görüş sunulduğu, konkordato komiser heyetince sunulan 13/10/2026 havale tarihli yazılı görüşte; Borçlu Şirketin 31.08.2026 tarihli son mali verileri ve kaydî bilançosu üzerinden, söz konusu 15.09.2026, 17.09.2026 ve 23.09.2026 tarihli bilirkişi raporları dikkate alınarak 31.08.2026 tarihli rayiç değer bilançosunun oluşturulduğu, şirketin 31.08.2026 tarihli kaydi değer bilançosunda, kaydi değer özkaynaklarının (+) 142.765.599,69 TL olarak hesaplandığı ve borca batık olmadığı, Heyetimiz tarafından hazırlanan 31.08.2026 tarihli rayiç değer bilançosunda Şirket’in rayiç değer özkaynaklarının (+) 24.818.615,28 TL olarak hesaplandığı ve İİK m. 179 (Tamamlayıcısı TTK md.376) uyarınca rayicen borca batık olmadığı, Konkordato talep eden borçlu vekili tarafından 09.10.2026 tarihinde mahkeme’ye konkordato talebinden feragat yönünde beyan sunulmuş olduğunun anlaşıldığı, Türk hukukunda borçlunun konkordato talebinden feragat edebileceğinin hem Kanun’da düzenlendiği, hem de doktrinde kabul edildiği, İİK md. 292/1, d düzenlemesinden hareketle; öncelikle konkordato talebinde bulunan her borçlunun konkordato talebinden feragat edebileceği, İİK md. 292/1, d ile feragat ile borca batıklık arasında bir bağlantı kurulduğundan borçlunun iflâsa tabi borçlulardan olmakla beraber borca batık bir sermaye şirketi veya kooperatif değilse konkordato talebinden feragat etmesi durumunda iflâsına karar verilmemesi gerektiği, buna göre somut olayda konkordato talep eden borçlu şirket İİK md.179 uyarınca rayicen borca batık olmadığından iflâs şartının oluşmadığı yönünde görüş ve kanaat belirtilmiştir. Davacı vekilinin vekaletnamesi incelendiğinde, davadan feragat yetkisinin olduğu tespit edilmiştir. HMK 307. maddesi gereğince, feragat davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. HMK 310. maddesi gereğince de, feragatin hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilmesi mümkündür. Dava, konkordatonun tasdikine ilişkin olup, konkordatonun tasdikine ilişkin davadan feragat halinde İİK. 292. maddesinde HMK'da düzenlenen feragatin sonuçlarından farklı bir sonuç öngörülmüştür. İİK. 292/1-d bendinde, borca batık olduğu anlaşılan bir şirketin konkordato talebinden feragat etmesi halinde mahkemece kesin mühletin kaldırılarak iflasına karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir. İİK. 287/5. maddesi uyarınca İİK. 291. ve 292. maddeleri geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanacaktır. Davacı vekilinin davadan feragat ettiği, davacı şirketin borca batık durumda olmadığı ve doğrudan iflas koşullarının mevcut olmadığı komiser heyeti raporlarından anlaşılmakla davanın feragat nedeniyle reddine, kesin mühlet ve tüm tedbirlere son verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davacının konkordatonun tasdiki talebinin feragat nedeniyle reddine, ...Ticaret Sicil Müdürlüğünün ...sicil numarasına kayıtlı ... ŞİRKETİ (MERSİS NO : ..., VERGİ NO : ...) hakkında verilen geçici mühlet, kesin mühlet ve tüm tedbirlerin kaldırılmasına, 2-Komiser heyetinin görevine son verilmesine, komiser heyetinin görevine son verildiğinin ... Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığına bildirilmesine, 3-Geçici mühlet, kesin mühletin ve tüm tedbirlerin kaldırıldığına ilişkin kararın İİK. 288. maddesi kapsamında İİK 166 maddesinde belirtilen usulde ilanların yapılmasına ve ilgili kurum ve kuruluşlara bildirilmesine, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL'den başlangıçta peşin alınan 615,40-TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60-TL'nin konkordato talep eden taraflardan tahsiliyle hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, tarafların yokluğunda, İİK 293/2 maddesi uyarınca borçlu yönünden gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 14/10/2026

BAŞKAN ¸e-imzalıdır ÜYE ¸e-imzalıdır ÜYE ¸e-imzalıdır KATİP ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/828, K. 2026/929, T. 14.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-828-e-2026-929-k-6c73023b591c