Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/917 E. 2026/1039 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/917
Karar No
2026/1039
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/917 Esas

KARAR NO:2026/1039

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ:01/06/2026

NUMARASI:2026/745 Esas, 2026/312 Karar

TALEP:KONKORDATO

KARAR TARİHİ:09/07/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Talep edenler .... A.Ş., .... A.Ş., ... A.Ş. ile ... vekili konkordatonun tasdiki talepli dilekçesinde; müvekkillerinin ilk olarak 2024 yılı Eylül ayında konkordato başvurusunda bulunmaları üzerine Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/773 Esas sayılı dosyasından 24/09/2024 tarihinden itibaren 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiğini, akabinde geçici mühletin 2 ay süre ile uzatıldığını, daha sonra 1 yıllık kesin mühlet kararı verilmiş ise de, mahkemenin 08/01/2026 tarihli kararı ile konkordato talebinin reddi ile tedbirlerin kaldırılmasına karar verildiğini, 11/02/2026 tarihinde revize projelerle tekrardan konkordato başvurusunda bulunulduğunu, mahkemece 13/02/2026 tarihinden itibaren 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verilerek muhafaza tedbirleri uygulandığını ve komiser heyeti atandığını, ancak mahkemenin 30/04/2026 tarihli kararı ile bu konkordato talebinin de reddine karar verildiğini, mevcut konkordato başvurularının ise, önceki yargılamalarda mahkeme ve komiser heyeti tarafından tespit edilen dönemsel sapmaların ve cari kamu borcu yükümlülüklerinin telafi edildiği, piyasa dalgalanmalarının geçici etkilerinden arındırılmış mutlak surette uygulanabilir yeni bir finansal yapılandırma modeline dayandığını, değişen mali veriler ve konjonktürel piyasa koşulları altında, müvekkili şirketlerin operasyonel ve ticari varlığını sürdürebilmesi ve alacaklıların menfaatlerinin en rasyonel şekilde korunabilmesi adına işbu davanın ikame edilmesinin hukuki bir zorunluluk halini aldığını, ilk konkordato talebinden sonra değişen durum ve koşullara göre tekrar konkordatoya başvurulmasına bir engel bulunmadığını, ilk konkordato sürecinden bugüne kadar müvekkillerinin faaliyetlerini ve istihdamını artırarak devamlılık arz eden ulusal ve uluslararası iş ortaklıklarına ve sözleşmelere imza attıklarını, müvekkillerinin konkordatodan yararlanması halinde faaliyetlerine devam edebileceğini ve alacaklıları ile anlaşma zemini bulabileceğini, aksi takdirde müvekkillerinin ifalasa sürüklenerek alacaklıların alacaklarının büyük bir kısmına kavuşamayacağını, müvekkili şirketlerin %100 hissesinin ... Şirketler ... A.Ş.'ye ait olduğunu, müvekkili ...'ın ise yönetim kurulu başkanı vasfıyla münferiden imza yetkilisi olarak şirketleri temsile yetkili kılındığını, müvekkili .... A.Ş.'nin tekstil sektöründe "Suni ve sentetik elyafların bükülmesi ve iplik haline getirilmesi (filament ipliği ve suni ipek elyafı imalatı hariç)" faaliyetini gerçekleştirdiğini, müvekkili .... A.Ş.'nin plastik-ambalaj-kauçuk-PVC pencere imalatı sektöründe "..." faaliyetlerinde bulunduğunu, müvekkili ... A.Ş.'nin tekstil sektöründe "Diğer tekstil ürünleri toptan ticareti" faaliyetlerinde bulunduğunu, müvekkili ...'ın ise, diğer müvekkili olan şirketlerin %100 hissedarı olan ... Şirketler ... A.Ş.'nin %100 pay sahibi ve ortağı olduğunu, ayrıca bu şirketlerde münferiden temsil ve ilzama yetkili olduğunu, müvekkili ...'ın, müvekkili şirketlerin bankalara ve finansal kiralama şirketlerine olan borcuna kefaletinden ve şahsi kredilerinden kaynaklı borçlarının bulunduğunu, müvekkillerinin birbirlerine müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla destek vererek borçlanmaları sebebiyle konkordatonun başarılı olabilmesi için konkordato talebinde bulunmak zorunda kaldığını, müvekkili şirketlerin, Türkiye ve dünya ekonomisinin içinde bulunduğu çok katmanlı negatif konjonktür nedeniyle faaliyet gösterdikleri stratejik sektörlerde finansal bir darboğaza sürüklendiğini, döviz kuru ve maliyetlerde ortaya çıkan artışlar, COVID-19 pandemisi ile birlikte yatırımların duraksaması, deprem felaketinin üretim merkezlerinde yarattığı yıkıcı etkiler, bankalar ve yine ekonomide yaşanan sıkıntılar sebebiyle bankalar tarafından kredi verilmemesi üzerine finans ihtiyacının karşılanması için faktöring firmalarına ödenen yüksek faiz, piyasalarda ve döviz kurlarında yaşanan dalgalanma, Rusya-Ukrayna ile yakın zamanda İsrail - Filistin ve İran-Amerika-İsrail arasında yaşanan savaşlar gibi hususların müvekkili şirketleri olumsuz etkilediğini, mevcut proje ile adi (rehinle tesis edilmemiş) borçların tamamının her yıl için ayrı ayrı %25 oranında faiz hesaplanarak ödemesiz dönem olmadan 36 aylık vade ile eşit taksitler halinde ödenmesinin teklif edildiğini, teminatlı (rehinle tesis edilmiş) borçların da, 36 ay vadeli ve eşit taksitlerde, %100 anapara (tenzilatsız) üzerinden ve ayrıca anapara tutarına 36 aylık süre için yıllık %30 vade farkı oranı üzerinden işletilecek faizle birlikte ödenmesinin teklif edildiğini, buna göre konkordatonun iflas haline nazaran alacaklıların daha lehine olduğunu, müvekkillerinin faaliyetini devam ettirerek konkordatonun başarılı olabilmesi için müvekkili ...'ın malvarlığının da korunmasının gerektiğini belirterek gerekli tedbirlerin alınarak geçici ve kesin mühlet verilmesine, akabinde konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; konkordato talebi ile mahkemeye başvuran borçlunun, konkordato başvurusundan önceki süreçte konkordato başvurusunu doğrudan etkileyebilecek nitelikteki işlemleri ile konkordato süreci içerisindeki bütün iş ve işlemlerinde dürüstlük kuralına uygun hareket etmesinin beklendiği, borçluların dürüstlük kuralına aykırı davranışlarının tespit edilmesi halinde konkordato taleplerinin reddine karar verilmesinin hukukun bir gereği olduğu, borçlunun dürüst olup olmadığının somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesi gerektiğini, bu kapsamda konkordato bakımından ise, bu başvurunun yapılmasından önceki iş ve işlemlerinin maksadının göz ardı edilmemesi gerektiğini, dava açılmadan hemen önce şirket merkezinin değiştirilmiş olması, ortakların şirkete yüklü miktarda borçlanması veya şirketten alacaklı hale getirilmesi, davadan hemen önce şirkete ait ciddi miktarda taşınır, taşınmaz vb. malların elden çıkarılmış olması gibi hususların, konkordato talep eden şirketin, talebinde ne kadar ciddi ve samimi olup olmadığı, dürüstlük kuralına uygun hareket edip etmediği noktasında nazara alınması gerektiğini, somut olayda, konkordato talebinde bulunanların, dava tarihinden kısa bir süre önce yerleşim yerlerini değiştirerek mahkemenin yargı çevresine taşıdıkları hususunun resmi belge ve kayıtlar ile sabit olduğu, talep edenler hakkında Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/147 Esas sayılı dosyasında, konkordato talebinin reddine karar verildiği, konkordato talebinin ister esastan isterse feragat gibi usulden reddedilmesi halinde, yalnızca yetkili mahkemeyi değiştirmek maksadıyla adres nakli gerçekleştirilerek yeniden konkordato talebinde bulunulmasının hukuk düzeninin koruyacağı bir durum olmadığı, buna göre konkordato talep edenlerin konkordato talebinden çok kısa bir süre önce adres değişikliği yapmak ve kesin yetki kuralını bertaraf etmek sureti ile dürüstlük kuralını ihlal ettiği, talep edenlerin Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/147 Esas sayılı dosyasında geçici mühlet aşamasında iken projenin başarısız olacağına dair komiser heyeti raporu uyarınca ret kararı aldığı, yapılan açıklamalar bağlamında davacıların dürüst borçlu sıfatını haiz olmadığı ve sonuç olarak TMK'nun 2. ve HMK'nun 29. maddesine aykırı davranıldığının değerlendirildiği, bu sebeple geçici mühlet kararı verilmeksizin talebin doğrudan reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı, ayrıca kesin yetki kuralı gereğince HMK'nun 114/1-ç ve 115/2 maddelerinin tatbik edilip edilmemesi hususunun da yapılan müzakerede görüşüldüğü, buna göre, talep edenin, talebi açmadan önce Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/147 Esas sayılı dosyasında açtığı davada geçici mühlet süresi içinde mahkemece ret kararı verilmesi üzerine konkordato sürecine dürüstlük kuralına aykırı olarak mahkemelerinde devam ettiği gözetildiğinde, kesin yetki dava şartı yokluğu sebebi ile davanın usulden reddi ile kesin yetkili mahkemeye başvuru yolunun açılması durumunda da, konkordato müessesesinin düzenleniş amacına ulaşılmasının hukuken mümkün olamayacağı, böyle bir durumda kötü niyetli borçlular ile alacaklılar arasındaki adil dengenin bozulacağı gerekçelerine istinaden konkordato talebinin reddine dair karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde konkordato talep edenler vekili tarafından istinaf edilmiştir.Konkordato talep edenler vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece, müvekkili şirketlerin adreslerini kısa bir süre önce Küçükçekmece'ye taşımış olmaları mutlak bir kötüniyet göstergesi olarak nitelendirilmiş ise de, bahse konu adresin kesinlikle bir sanal ofis veya yargılamayı manipüle etmeye yönelik paravan bir tebligat adresi olmadığını, aksine mülkiyeti bütünüyle müvekkili .... A.Ş.'ye ait olan, fiziki yapısı itibarıyla son derece büyük, operasyonel, idari ve stratejik bir faaliyet merkezi olduğunu, bu adresin 2021 tarihli ticaret sicili gazetesinde ilan edildiği üzere çok uzun yıllar öncesinden beri şirketin ...Şubesi olarak halihazırda faal bir biçimde kullanıldığını, kanun koyucunun, şirketlerin muamele merkezlerini ne kadar süre önce değiştirdiklerine dair herhangi bir zaman sınırlaması getirmediğini ve önemli olan yegane hususun başvuru anında fiili ve hukuki muamele merkezinin o yargı çevresinde bulunup bulunmadığı olduğunu, üretim faaliyetlerinin Kilis veya Gaziantep gibi farklı illerdeki devasa fabrikalarda yürütülüyor olmasının, şirketlerin idari ve muamele merkezinin İstanbul olduğu gerçeğini hiçbir surette değiştirmediğini, şirketlerin ticaret sicilindeki adresinin, muamele merkezi yönünden oldukça güçlü bir karine niteliğinde olduğunu, adres değişikliğinin, yalnızca yetkili mahkemeyi değiştirmek maksadıyla yapıldığına dair dosyada hiçbir somut kanıt bulunmadığını, ayrıca, konkordato hukuku bakımından Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere muamele merkezinin tespiti teknik bir konu olup mahkemenin tensip zaptıyla taraflara söz hakkı tanımadan ve detaylı bir inceleme yapmadan karar vermesinin hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, İcra ve İflas Kanunu ile yönetmelikte belirtilen evrakların eksiksiz ibraz edildiği hallerde mahkemece şekli inceleme yapılarak doğrudan geçici mühlet kararı verilmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesi kararının aynı zamanda bu kuralın da ihlali niteliğinde olduğunu, dosya kapsamında evrak eksikliği bulunmadığından mahkemece yapılması gerekenin, derhal geçici mühlet kararı vererek müvekkil şirketlerin malvarlığını muhafaza altına almak olduğunu, dürüstlük kuralı ve projenin uygulanabilirliği incelemelerinin ancak geçici mühlet kararı verildikten sonra komiser heyeti tarafından yapılması gerektiğini, İcra ve İflas Kanunu'nda iflas içi konkordato bakımından borçlunun ancak bir kez başvurabileceği yönünde açık ve kesin bir sınırlama bulunmasına rağmen, iflas dışı adi konkordato bakımından başvuru sayısına ilişkin herhangi bir yasal kısıtlamanın öngörülmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Talep,İİK'nun 285. vd. maddeleri uyarınca geçici ve kesin mühlet kararı verilmesi ile akabinde konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Konkordato talepleri ile ilgili yetkili ve görevli mahkemenin düzenlendiği 2004 sayılı İİK'nun 285. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, yetkili ve görevli mahkemenin; iflâsa tabi olan borçlu için 154 üncü maddenin birinci veya ikinci fıkralarında yazılı yerdeki, iflâsa tabi olmayan borçlu için yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesi olduğu belirtilmiştir.2004 sayılı İİK'nun 285. maddesinin atıf yaptığı İİK'nun 154. maddesinin 1. ve 2. fıkraları ise; "(1) İflas yoliyle takipte yetkili merci, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu mahaldeki icra dairesidir. (2) Merkezleri yurt dışında bulunan ticari işletmeler hakkında yetkili merci, Türkiye’deki şubenin, birden ziyade şubenin bulunması halinde merkez şubenin bulunduğu yerdeki icra dairesidir." hükmünü içermektedir."...İİK'nın 285. maddesi yollaması ile İİK'nın 154 maddesi uyarınca; konkordato taleplerinde yetkili ve görevli mahkeme, borçlunun muamale merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi olup bu yetki kuralı, kamu düzenine ilişkin ve kesindir.Konkordato talebinde bulunan şirketin ticaret siciline kayıtlı olduğu yer, muamele merkezi yönünden karine teşkil ederse de, ticaret sicilinde kayıtlı yerden başka bir yerin muamele merkezi olduğu kanıtlanırsa davanın da bu yer ticaret mahkemesinde açılması gerekir. Aynı kural konkordato davaları için de geçerli bulunmaktadır. Muamele merkezinden kasıt, borçlunun ticarethanesinin olduğu yer olmayıp; borçlunun, ticaret yaptığı kişilere yönelik olarak işlerini takip ettiği yerdir. Gerçek veya tüzel kişi tacir birden fazla yerde ticari faaliyetlerde bulunuyor; ancak, bu işletmelerden birinde yoğun şekilde ticari faaliyetler yürütüyor ve tüm ticari işletmesini buradan idare ediyor ise muamele merkezi, ticari faaliyetlerin idare edildiği yer olarak vasıflandırılmaktadır..."(Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2022/4017 Esas 2022/4956 Karar sayılı ilamı).Dosya kapsamından, konkordato talep eden şirketlerin daha önceden "... Şehitkamil/Gaziantep" adresinde kayıtlı iken alınan genel kurul kararı ile muamele merkezinin "... Küçükçekmece/İstanbul" olarak değiştirildiği ve muamele merkezine ilişkin değişikliğin ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği (.... A.Ş. yönünden 20/05/2026, .... A.Ş. ile ... A.Ş. yönünden 21/05/2026 tarihli ticaret sicil gazetesinde), konkordato talep eden ...'ın ise daha önceden "... Şehitkamil/Gaziantep" olarak kayıtlı olan adresinin 12/05/2026 tarihinde "...Küçükçekmece/İstanbul" olarak değiştirildiği anlaşılmış olup işbu eldeki dava ise 01/06/2026 tarihinde açılmıştır.Somut olayda, ilk derece mahkemesince, karar içeriğinde kesin yetki kuralına yönelik tartışma ve değerlendirme yapılmış ise de, konkordato talebinden çok kısa bir süre önce adres değişikliği yapmak ve kesin yetki kuralını bertaraf etmek sureti ile dürüstlük kuralını ihlal ettikleri gerekçesi ile konkordato talep edenlerin "dürüst borçlu" sıfatını haiz olmadığından bahisle geçici mühlet kararı verilmeksizin doğrudan talebin reddine karar verilmiştir. Ancak yukarıda açıklandığı üzere, dava şartlarına ilişkin olması sebebiyle resen gözetilmesi gereken konkordato talebine ilişkin yetki kuralı, kamu düzenine ilişkin ve kesin niteliktedir. Konkordato talebinde bulunan şirketin ticaret siciline kayıtlı olduğu yer, muamele merkezi yönünden karine teşkil ederse de, ticaret sicilinde kayıtlı yerden başka bir yerin muamele merkezi olduğu kanıtlanırsa davanın da bu yer ticaret mahkemesinde açılması gerekir. Bu durumda, emredici nitelikte olan mahkemenin yetkisine ilişkin hüküm yönünden gerekli araştırma yapılıp mahkemenin yetkili olduğu tespit edilmeden konkordato talep edenlerin "dürüst borçlu" sıfatını haiz olmadığından bahisle konkordato talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bu nedenle öncelikle kesin yetkiye ilişkin dava şartı ile ilgili yapılacak değerlendirmenin sonucuna göre karar verilmesi gerektiği izahtan varestedir.Ayrıca konkordato talebinde bulunanların sayısı dikkate alındığında dört ayrı başvurma ve peşin harç yatırılması gerekirken iki başvurma harcı ve tek peşin harç yatırıldığı anlaşılmakla bu yönden de 492 sayılı Harçlar Kanunu ve 6100 sayılı HMK hükümleri uyarınca eksikliğin giderilerek tamamlatılması, aksi halde sonucuna göre karar verilmesi gerekir.Açıklanan nedenlerle, konkordato talep edenler vekilinin istinaf başvurusunun esasa dair hususlar incelenmeksizin kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.4 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiğine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Konkordato talep edenler vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,

2-Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/745 Esas, 2026/312 Karar ve 01/06/2026 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.4 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,

4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince konkordato talep edenlerin her biri yönünden ayrı ayrı alınması gereken istinaf harçları yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,

5-Konkordato talep edenler tarafından karşılanan istinaf harç ve yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate ALINMASINA Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.4 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.09/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/917, K. 2026/1039, T. 09.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-917-e-2026-1039-k-b9eb4bd66084