Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/923 E. 2026/1040 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/923
- Karar No
- 2026/1040
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/923 Esas
KARAR NO:2026/1040
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:11/02/2026
NUMARASI:2025/1068 Esas, 2026/169 Karar
DAVA:İTİRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ:09/07/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili nezdinde ticari paket sigorta poliçesi ile sigortalı ...'a ait ... dağıtım hattına 12/09/2022 tarihinde davalı tarafından yapılan ... çalışması esnasında hasar verildiğini, bu sebeple müvekkili tarafından sigortalısına 62.231,70 TL ödeme yapıldığını, 18/10/2022 tarihli eksper raporunda tespit edilen 10/08/2022 ile 30/09/2022 tarihleri arası oluşan hasarlara istinaden müvekkili tarafından toplu ödeme yapıldığını, ödeme yapan müvekkilinin TTK'nun 1472. maddesi uyarınca sigortalısının haklarına halef olduğunu, hasar bedelinin rücuen tahsili amacıyla Bakırköy 2. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, davanın ... Genel Müdürlüğü'ne ihbarını talep ettiklerini, davacının dava dosyasına sunduğu belgelerle iddiasını ispatlayamadığını, gerek hasarın meydana geliş şekli gerekse hasara ilişkin zarar hesabının yalnızca davacının beyanları, eksik ve taraflı belgeler ile oluşturulduğunu, ayrıca müvekkili tarafından yürütülen tüm çalışmaların, gerekli ruhsat ve izin belgesi alınarak gerçekleştirildiğini ve usulüne uygun olduğunu, bu nedenle hasarın sebebinin ... firma hattının şartnameye aykırı tesis edilmiş olup olmadığının da belli olmadığını, hasar bedeline yönelik belgelerin tamamen tutarsız olduğunu ve gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafından yapılan ödemenin bir jest ödemesi (...) olduğunu belirterek davanın reddi ile davacı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; sigorta şirketinin rücu talebi ile başvurularında sigortalısı ile aynı konumda olacağı, dolayısı ile sigortalısı hangi hak ve defilere sahipse davacının da bunları sigortalısının yerine geçerek kullanabileceği, hasara ilişkin zarar görenin ve zararının 30/09/2022 tarihinde tespit edildiği, 18/10/2022 tarihli eksper raporunda bu durumun tekrardan tespit edildiği, davacının toplu ödemeleri 02/12/2022 tarihinde yaptığı, davaya konu eylemin ceza yargılamasına konu olmadığı gibi taksirle mala zarar verme suçunun da ceza kanununda düzenlenmediği, fiil ve failin öğrenilmesinden itibaren iki yıllık zamanaşımı süresinin icra takip tarihinden (11/12/2024 ) önce dolduğu, bu süre içerisinde zamanaşımını kesen ve durduran sebebin de olmadığı gerekçelerine istinaden davalının zamanaşımına ilişkin itirazları yerinde görülerek davanın zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira müvekkili tarafından hasarın 02/12/2022 tarihinde ödenmesinden sonra henüz 2 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan 12/09/2024 tarihinde İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, davalı borçlunun yetki itirazı kabul edilerek dosya Bakırköy İcra Dairesine gönderilerek takibe devam edilmiş ise de, yetkisiz icra dairesinde başlatılan takibin de zamanaşımını kesen bir işlem niteliğinde olduğunu, bu nedenle zamanaşımının kesildiği tarih olarak 12/09/2024 tarihinin esas alınması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, işyeri sigorta poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan davacının ödediği bedelin, zarardan sorumlu olduğu iddia edilen davalıdan rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Mahkemece, davalının zamanaşımı itirazı yerinde görülerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olup hüküm davacı tarafından istinaf edilmiştir.Uyuşmazlık, dava konusu alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, buna göre mahkemece tesis edilen kararın yerinde olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.Davacı ilk olarak İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında davalıya karşı icra takibine girişerek 62.231,70 TL asıl alacak ve işlemiş faizi ile birlikte toplam 74.226,22 TL'nin tahsilini talep etmiştir. Davalı borçlu, ödeme emrine yönelik itirazında, borca itirazları ile birlikte aynı zamanda adresi itibariyle Bakırköy İcra Dairelerinin yetkili olduğunu ileri sürmüştür. Akabinde yetkisizlik üzerine gönderilen ve Bakırköy 2. İcra Müdürlüğünün ... sırasına kaydı yapılan icra dosyasında düzenlenip tebliğ edilen ödeme emrine karşı davalı borçlunun takibe ve borca karşı itirazda bulunması üzerine işbu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun "halefiyet" başlıklı 1472/1 maddesine göre; sigortacının, sigorta tazminatını ödedikten sonra hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın, tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği, sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacının, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebileceği belirtilmiştir.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.3.1944 tarihli E.37, K.9 sayılı kararında; sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı davanın, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmadığı, bu davanın, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibi olduğu, sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hakkın sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusu olduğu belirtilmiştir."...Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, zamanaşımı süresinin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı kararında bu husus “sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur” şeklinde vurgulanmaktadır.Sonuç olarak, sigortacının açtığı rücu davalarında zamanaşımı, sigorta ettirenin aynı şahıs aleyhine açabileceği davanın zamanaşımı süresine tabi olup zamanaşımı da aynı tarihte başlar..." (Yargıtay 17. HD'nin 2019/2952 Esas 2021/2938 Karar sayılı ilamı).Somut olayda, davacı sigorta şirketi, davalı tarafından yapılan kazı çalışması sırasında sigortalısının ... dağıtım hattına verilen zarara karşılık yaptığı hasar ödemesinin rücuen tahsiline yönelik başlattığı icra takibine itiraz üzerine işbu davayı açtığına göre zamanaşımı süresinin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınmalıdır. Buna göre sigortalı ve davalı şirket arasındaki hukuki ilişki haksız fiilden doğduğundan TBK'nun 72. maddesi uyarınca haksız fiillerde geçerli zamanaşımı süresinin esas alınması gerekir.Davacı vekili, müvekkili nezdinde ticari paket sigorta poliçesi ile sigortalı ...'a ait ... dağıtım hattına 12/09/2022 tarihinde davalı tarafından zarar verildiğini ve bu sebeple sigortalısına 62.231,70 TL ödeme yaptığını belirtmiş ve toplu ödeme yapıldığından bahisle 02/12/2022 tarihli ve 278.702,66 TL bedelli dekontu sunmuştur. Mahkemece zamanaşımı süresinin tayininde TBK'nun 72. madde hükmünün dikkate alınması yerinde ise de, hükmün somut olaya uygulanmasında hataya düşülmüştür. Zira mahkemece hasara ilişkin zarar görenin ve zararının 30/09/2022 tarihinde tespit edildiği kabul edildikten sonra İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında 12/09/2024 tarihinde başlatılan ilk icra takibi gözden kaçırılarak yetki itirazı üzerine dosyanın gönderildiği Bakırköy 2. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında düzenlenen ödeme emri tarihi olan 11/12/2024 tarihi esas alınarak hüküm tesis edilmiştir. Buna göre hem mahkemenin zamanaşımı başlangıcına esas kabul ettiği tarih hem de hasar tarihinden itibaren ilk icra takibine başlanan 12/09/2024 tarihine kadar 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı sabittir. İcra dosyası yetkiye itiraz üzerine sonradan gönderilmiş ise de, Yargıtay içtihatları gereği, yetkisiz icra dairesine yapılan takip talebi ile de zamanaşımı kesilir. Bu nedenlerle mahkemece tesis edilen karar isabetli olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmüştür.Açıklanan sebeplerle, yargılamaya devam olunarak uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince yazılı olduğu şekilde davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,
2-Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/1068 Esas, 2026/169 Karar sayılı ve 11/02/2026 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.4 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,
4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf harcı davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
5-Davacı tarafından karşılanan istinaf harç ve yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.4 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.09/07/2026