İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/135 E. 2026/557 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/135
- Karar No
- 2026/557
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/135 Esas KARAR NO : 2026/557
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 28/02/2019 KARAR TARİHİ : 01/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı Vekili dava dilekçesinde özetle; 10.01.2010 tarihinde ...plakalı aracın sürücüsünün kusurlu hareketi neticesinde meydana gelen trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunan müvekkili ...'ın ağır şekilde yaralandığını, müvekkilinin vücudunda birden fazla kırık ve çıkık meydana geldiğini, kaza tarihinden itibaren 6 ay süreyle ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yatarak tedavi gördüğünü, toplamda 2 yıla yakın bir süre tedavi sürecinin devam ettiğini, 10/01/2010 ile 16/02/2011 tarihleri arasında sürekli ameliyatlar geçirdiğini, vücudundaki eksiklikler nedeniyle çok sayıda plastik cerrahi operasyonu yapıldığını, 16/02/2011 tarihinde hastaneden çıkış yapılmasına rağmen fizik tedavi sürecinin devam ettiğini, ... Teknik Üniversitesi Adli Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 20.04/2018 tarihli raporda müvekkilin 9 aya kadar %100 malul sayılması gerektiğinin ve sürekli iş göremezlik oranının %25,2 olarak belirlendiğini, davalı ... A. Ş'ye yapılan başvurunun zamanaşımı gerekçesiyle reddedildiğini, Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde açılan 2018.E. ... numaralı dosyanın da aynı gerekçeyle reddedildiğini, Yargıtay içtihatları uyarınca zamanaşımının kalıcı iş göremezlik durumunun öğrenilmesiyle başlayacağını, davalı ... şirketi ile yürütülen arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını, müvekkilin geçici ve kalıcı iş gücü kaybı zararı ile bakıcı giderlerinin davalı şirketin tedavi giderleri klozu kapsamında sorumluluğunda bulunduğunu belirterek, 6100 sayılı HMK m. 107 uyarınca toplanacak delillere göre tazminat hesabı yaptırılmasını, olay tarihindeki sigorta limitleri aşılmamak kaydıyla geçici ve kalıcı iş gücü kaybı zararı ile bakıcı gideri zararının temerrüt tarihi olan 08/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalı ... şirketinden tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAPLAR: Davalı ...vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dosyasının usul ve esasa aykırı şekilde açıldığını, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca davanın zamanaşımına uğradığını, bu hususun Sigorta Tahkim Komisyonu 2018.E. ... nolu dosyada da belirtildiğini, zamanaşımı def'inin dikkate alınarak davanın reddedilmesi gerektiğini, dava açılmadan önce sigorta şirketine yapılması gereken başvuruda eksiklikler bulunduğunu, trafik kazası tespit tutanağı, sürücü ve tanık ifadeleri, karakol yazısı, alkol raporları, araç ruhsatları, ehliyet ve nüfus cüzdanı fotokopileri, araç malik bilgileri, sigorta poliçeleri, savcılık iddianamesi, takipsizlik kararı, ceza dosyası bilgileri, C. Savcılığı Hazırlık Aşamasında Veya Ceza Mahkemesi tarafından yapılan keşif ve bilirkişi raporları, adli tabip raporları, kaza geçiren kişinin mesleki ve kazanç bilgileri, hastane kayıtları ile tedavi belgelerinin sunulmadığını, bu eksiklikler nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, ... plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde 07.01.2010-07.01.2011 tarihleri arasında .../0 nolu Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalı olduğunu, müvekkil şirketin sorumluluğunun işleten ve sürücünün kusuru ile poliçe limitiyle sınırlı bulunduğunu, poliçe limitinin manevi tazminatları kapsamadığını, dosya hesabı için aktüerler siciline kayıtlı bilirkişi seçilmesi gerektiğini, müvekkil şirketin dava tarihinden önce temerrüde düşmediğini, bu nedenle dava tarihinden itibaren yasal faizden sorumlu olabileceğini, davacıların emniyet kemeri takıp takmadığının ve mütefarik kusurlarının tespit edilmesi gerektiğini, emniyet kemeri takılmaması durumunda hava yastıklarının açılmayacağını, tazminatın tenkisi gerektiğini, hatır taşıması olup olmadığının araştırılması gerektiğini, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2005/2090 E. esas ve 2006/1208 K. karar sayılı 16-02-2006 tarihli ilamında hatır taşımasının indirim nedeni sayıldığını, davacı tarafın yol, bakım, bakıcı gideri ve tedavi masraflarına ilişkin taleplerinin teminat dışı olduğunu, 6111 sayılı yasa gereğince trafik kazası kaynaklı sağlık hizmeti bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanması gerektiğini, davacının tedavi giderlerini sigorta şirketinden değil Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan talep etmesi gerektiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.3.2013 tarihli 2012/10 esas ve 2013/339 karar karar sayılı ilamında sigorta şirketinin 6111 sayılı yasa kapsamındaki tutarları kuruma aktarıp aktarmadığının araştırılmasına gerek bulunmadığının hükme bağlandığını, tüm bu nedenlerle davanın zamanaşımı ve esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...Vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dosyasının usul ve esasa aykırı olarak açıldığını, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca davanın zamanaşımına uğradığını ve bu hususun Sigorta Tahkim Komisyonu 2018.E. ... nolu dosyada da belirtildiğini, dava açılmadan önce sigorta şirketine yapılması gereken zorunlu başvuruda eksiklikler bulunduğunu, trafik kazası tespit tutanağı, sürücü ve tanık ifadeleri, karakol yazısı, alkol raporları, araç ruhsatları, ehliyet ve nüfus cüzdanı fotokopileri, araç işleten bilgileri, sigorta poliçeleri, zarar gören kişi bilgileri, savcılık iddianamesi veya takipsizlik kararı, ceza dosyası bilgileri, C. Savcılığı Hazırlık Aşamasında Veya Ceza Mahkemesi tarafından yapılan keşif ve bilirkişi raporları, adli tabip raporları, kaza geçiren kişinin mesleki ve sosyal durumuna ilişkin belgeler ile hastane ve tedavi kayıtlarının sunulmadığını, kazaya karışan ...plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde 07.01.2010-07.01.2011 tarihleri arasında .../0 nolu Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalı olduğunu, müvekkil şirketin sorumluluğunun sigortalının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı bulunduğunu, poliçenin manevi tazminatları içermediğini, dosya hesabı için seçilecek bilirkişinin aktüerler siciline kayıtlı olması gerektiğini, müvekkil şirketin dava tarihinden önce temerrüde düşmediğini, davacıların emniyet kemeri takıp takmadığının ve mütefarik kusur durumunun tespiti gerektiğini, hava yastıklarının açılmaması hususunun maddi hukuk açısından değerlendirilmesi gerektiğini, hatır taşıması olup olmadığının araştırılmasının zorunlu olduğunu, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2005/2090 E. ve 2006/1208 K. sayılı 16-02-2006 tarihli kararı uyarınca hatır taşımasının indirim nedeni sayıldığını, davacı tarafın yol, bakım, bakıcı ve tedavi giderlerine ilişkin taleplerinin teminat dışı olduğunu, 6111 sayılı yasa gereğince sağlık hizmeti bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanması gerektiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.3.2013 tarihli 2012/10-1156 esas ve 2013/339 karar sayılı kararı uyarınca sigorta şirketinin kuruma aktarım yapıp yapmadığının araştırılmasına gerek bulunmadığını, tüm bu nedenlerle davanın zamanaşımı def’i ve esastan reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. KALDIRMA KARARINDAN ÖNCE DELİLLER : Bilirkişiler ... ve ... tarafından hazırlanan 05/06/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; 10.01.2010 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı tarafından sigortalanan ...plakalı aracın sürücüsü ...'in %80 oranında asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, sigortalı araçta yolcu olan davacı ...'ın emniyet kemeri takmaması sebebiyle yüzde yirmi oranında müterafik kusurunun bulunduğunu, belirlenen maddi zarardan yüzde yirmi müterafik kusur ve % 20 hatır taşıması indirimi yapıldığını, davacının geçici iş göremezlik dönemine ait maddi zararının 6.516,82 TL tutarında olduğunu, sürekli iş göremezlik dönemine ait yüzde yirmi maluliyet oranına göre maddi zararının 123.044,65 TL olarak hesaplandığını, üç aylık bakıcı gideri nedeniyle maddi zararının 1.312,20 TL tutarında bulunduğunu, davacının maddi zararlarının poliçe limiti içinde kaldığının anlaşıldığını, temerrüdün 13.04.2018 tarihinde gerçekleştiğini, dava dilekçesinde yasal faiz talep edildiğini, davacı tarafından davalı aleyhine Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 2018.E. ... sayılı dosyası ile daha önce başvuru yapıldığını, ancak söz konusu başvurunun sonucuna ilişkin dosyada herhangi bir bilgi veya belge bulunmadığını, bu hususun takdirinin mahkemeye ait olduğunu ve 05.06.2020 tarihinde raporun tanzim edildiği kanaatine varıldığı tespit edilmiştir. ..." şeklinde rapor görüşü bildirmişlerdir.
KALDIRMA KARARINDAN SONRA DELİLLER: Mahkememiz tarafından tarafların delil listesinde gösterdikleri tüm deliller celp ve incelenmiş, mahkemece değerlendirilmiştir. İstanbul ... Adli Tıp İhtisas Kurulunun sunmuş olduğu 28/07/2025 tarihli rapordan özetle; ... oğlu 21/11/1986 doğumlu ...'ın 10/01/2010 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanmasının incelendiğini, 11/10/2008 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmelik hükümlerinden yararlanıldığını, mesleği bildirilmediği için Grup1 kabul edildiğini, XII(6a) maddesinden %29 oran belirlendiğini, XII(32a) maddesinden %5 oran verildiğini, XIV(1A) maddesinden %17'nin yarısı olan %8,5 oranının hesaplandığını, Balthazard formülüne göre %38,28 sonucuna ulaşıldığını, E cetveline göre %33 oranında meslekte kazanma gücü kaybı oluştuğunu, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 18 aya kadar uzayabileceğini, %33 oranındaki kaybın alt ekstremitedeki kırıklar sonucu meydana geldiğini, kaza ile illiyetli olduğunu, 16/10/2024 tarihli muayene bulgularıyla tespit edildiğini, dava konusu olaya bağlı yeni gelişen bir durumun bulunmadığını, maluliyet oranında artış veya azalma meydana gelmediğinin oy birliğiyle mütalaa edildiği kanaatine varıldığı tespit edilmiştir. "... şeklinde mütalaada bulunmuştur. İstanbul ... Adli Tıp İhtisas Kurulunun sunmuş olduğu 11.05.2026 tarihli rapordan özetle; Mevcut Belgelere Ve İlgili İhtisas Kurulu bünyesinde yapılan muayene neticesinde ... oğlu 21/11/1986 doğumlu ...'ın 10/01/2010 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanmalarının incelendiği, meslek grubu Grup 1 kabul edilerek yapılan hesaplamalarda %29, %5 ve %8,5 oranlarının belirlendiği, Balthazard formülü uyarınca toplam maluliyet oranının %38,28 olarak hesaplandığı, E cetveline göre meslekte kazanma gücü kayıp oranının %33,0 olduğu, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 18 aya kadar uzayabileceğinin öngörüldüğü, söz konusu %33,0 oranındaki kaybın alt ekstremitedeki kırıklar sonucu meydana geldiği, dava konusu kaza ile illiyet bağının bulunduğu, 16/10/2024 tarihli muayene bulguları ile bu durumun sabit olduğu, dava konusu olaya bağlı yeni bir gelişmenin yaşanmadığı, maluliyet oranında herhangi bir artış veya azalma meydana gelmediği, tüm bu hususların oy birliği ile mütalaa edildiği kanaatine varıldığı tespit edilmiştir. "... şeklinde mütalaada bulunmuştur. . .... Bilirkişi ... tarafından hazırlanan 14/10/2025 tarihli bilirkişi EK raporundan özetle; ".... 10.01.2010 tarihinde meydana gelen trafik kazasına ilişkin olarak davalının yüzde 90 kusur oranında sorumlu olduğunun belirlendiğini, ilk karara mesnet hesap raporunun düzenlendiği 05.06.2020 tarihindeki verilerin esas alındığını, Adli Tıp Kurumu tarafından belirlenen yüzde 33 maluliyet oranına göre hesaplama yapıldığını, yüzde 20 müterafik kusur indirimi uygulandığını, davacı ...'ın geçici iş göremezlik dönemine ait maddi zararının 8.689,09 TL olarak hesaplandığını, sürekli iş göremezlik dönemine ait maddi zararının 22 TL tutarında bulunduğunu, 3 aylık bakıcı gideri nedeniyle oluşan maddi zararın 1.749,60 TL olduğunu, hesaplanan geçici ve sürekli iş gücü kaybı toplamının 150.000,00 TL olan poliçe limitini aştığını, tedavi gideri kapsamında olan bakıcı giderinin ise limit içerisinde kaldığını, Adli Tıp Kurumu raporu ile maluliyet oranının artması ve mahkeme kararı doğrultusunda hatır taşıması indirimi uygulanmaması nedeniyle yeniden belirlenen zarar tutarlarının ilk rapordaki tutarlardan yüksek çıktığını, davacının ilk kararı istinaf etmemesi nedeniyle ilk kararın davalı lehine kaldırıldığını, bu kapsamda ilk kararla hüküm altına alınan 123.044,65 TL sürekli iş göremezlik, 6.516,82 TL geçici iş göremezlik ve 1.312,20 TL bakıcı gideri zararlarının kesinleşip kesinleşmediği hususundaki hukuki takdirin mahkemeye ait olduğunu, ilk kararda 13.04.2018 temerrüt tarihinden itibaren yasal faize hükmedildiği ve bu hususun kaldırma kararı dışında kaldığı kanaatine varıldığı tespit edilmiştir...." şeklinde rapor görüşü bildirmişlerdir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici/ kalıcı iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri istemine ilişkindir. Mahkememizden verilen 08/09/2020 tarih ve ... sayılı kararında " Tüm dosya kapsamı ve toplanılan delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda; 10/01/2010 tarihinde dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç seyir halinde iken sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu meydana gelen tek taraflı trafik kazası neticesinde araçta yolcu olarak bulunan davacının yararlandığından bahisle eldeki tazminat davasının açıldığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamında davacının davalı ... şirketine başvuru evrakı mevcut olmakla KTK’nun (Karayolları Trafik Kanunu) 97. maddesi gereğince dava şartının yerine getirildiği, davacının davadan önce Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurusu bulunmakla, tahkim yargılaması esnasında itiraz hakem heyetince incelemenin süresinde tamamlanamayacağından bahisle taraflardan ek süreye muvafakat talep edildiği, davalı yanın muvafakat etmemesi nedeniyle tahkim sonlandırılarak yetkili ve görevli mahkemede dava açılması yönünde karar verildiği görülmekle, kararın niteliği itibarıyla HMK'nun 114/1-i anlamında kesin hüküm teşkil etmediği, davacı yanın 20/04/2019 tarihli ... tarafından düzenlenen adli kurul raporu ile kaza nedeniyle %20 maluliyete uğradığını somut olarak öğrendiği, bu hususun KTK'nun 109. maddesi kapsamında zararın öğrenildiği tarih olarak kabulünün gerektiği, davacı açısından 2 yıllık zamanaşımı süresinin adli kurul raporunun verildiği itibaren başlayacağı, nitekim davacının rapor tarihinden itibaren 2 yıl geçmeden davasını açtığı, zira yine aynı maddede düzenlenen 10 yıllık uzun zamanaşımı süresi 2010 tarihli kaza nedeniyle 2020 senesinde dolacağından dava tarihi itibarıyla bu sürenin de geçmediği, bu nedenle davalı yanın talebin zamanaşımına uğradığına yönelik itirazı ve diğer itirazları mahkememizce kabul edilmeyerek işin esasına geçilmiştir. Dosya kapsamına alınan ve hüküm kurmaya elverişli bulunan ... Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 24/09/2019 tarihli raporunda; davacının geçirmiş olduğu trafik kazası nedeniyle ortopedik arızasının tıbbi iyileşme süresinin 18 aya kadar uzayabileceği ve bu sürede %100 malul sayılması gerektiği, maluliyet oranının %20 olduğunun mütalaa edildiği görülmüş, raporda kaza tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Tespit İşlemleri Yönetmeliği’ne göre maluliyet tespitinin yapıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce görevlendirilen bilirkişilerin 04/06/2020 tarihli raporlarının kusura ilişkin değerlendirmelerine göre; davacının araçtan fırladığına göre emniyet kemeri takmayarak kazada müterafik kusurlu bulunduğu, davacının müterafik kusurunun haricinde dava dışı sürücü ...’in %100 kusurlu olduğunun tespit edildiği, aktüer hesaplamalarına göre; kaza tarihi itibarıyla uygulanması gereken PMH yaşam tablosuna göre davacının muhtemel hayat süresinin tespit edildiği, davacının hesap tarihi itibariyle talep edebileceği sürekli maluliyet tazminatının 205.074,41 TL, geçici maluliyet tazminatının 10.861,36 TL, bakıcı giderinin 2.187,00- TL olduğu, davacının emniyet kemeri takmayarak müterafik kusuru nedeniyle %20 indirim uygulanmasının gerektiği, her ne kadar soruşturma dosyasındaki ifadelerden davacının dava dışı sürücünün halasının oğlu olduğu, bu nedenle taşımada maddi ve manevi menfaat olmadığından hatır taşıması indiriminin yapılmaması gerek ise de, davacının rapor doğrultusunda talebini ıslah ettiği anlaşıldığından taleple bağlılık ilkesi gereğince raporda %20 müterafik kusur indirimine ek fazladan 43.624,55 TL'ye tekabül eden %20 hatır taşıması indirimi uygulanarak belirlenen toplam 130.873,67 TL tazminata mahkememizce hükmedilmesinin gerektiği, gerçi kaza tarihi itibarıyla davalının ZMSS poliçesine istinaden kişi başına 150.000,00- TL ölüm ve sakatlanma teminatının mevcut olduğu, raporda hesaplanan tazminatın poliçe limiti dahilinde kaldığı anlaşılmıştır. Hükme esas alınan 04/06/2020 tarihli kusur ve aktüer bilirkişi raporuna, davalı yanca somut bir itirazda bulunulmadığı, genel ifadelerle aleyhe hususların kabul edilmediği şeklinde itiraz edildiği görülmüştür. KTK'nun 99. Maddesine göre, davalı açısından temerrüdün sigortaya yazılı başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içinde ödeme yapılmaması halinde söz konusu olacağı, davacı yanca bu başvurunun 02/04/2018 tarihi itibarıyla yapıldığı, 8 iş günü geçtikten sonra davalı temerrüdünün 13/04/2018 tarihi itibarıyla oluştuğu anlaşıldığından, hesaplanan tazminata bu tarihten itibaren faiz işletilmesine dair, açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir." şeklinde belirtilmiş olup İstanbul BAM 8. Hukuk Dairesi'nin 2020/2185 E, 2023/2094 K. Sayılı ilamıyla mahkememiz kararının kaldırıldığı görülmüştür. İstanbul BAM 8. Hukuk Dairesi'nin 2020/2185 E, 2023/2094 K. Sayılı ilamında özetle " davaya konu trafik kazası 10.01.2010 tarihinde gerçekleşmiş, davacı tarafça dosyaya sunulan ... Üniversitesi Adli Bilimler Enstitüsü tarafından hazırlanan 20.04.2018 günlü heyet raporunda davaya konu kaza nedeniyle davacının iyileşme süresinin 9 ay olduğu, bu süreçte %100 malül sayılması gerektiği, beden gücü kaybı oranının ise %25,2 olduğu tespit edilmiştir. Davacı, kazadan sonra 2 yıla yakın bir süre tedavi gördüğünü, tedavisinin ilk 6 ayında yatarak tedavi gördüğünü, birden fazla ameliyat geçirdiğini, en son 16.02.2011 tarihinde çıkış işlemi yapıldıktan sonra fizik tedavi için sık sık hastaneye gittiğini, halen iyileşemediğini, bu nedenle maluliyet oranının belirlenemediğini ileri sürmüş; davalı, davanın zaman aşımına uğradığını savunmuş, yerel mahkemece davalı tarafın zaman aşımı defi itibar görmemiş ve yazılı şekilde karar verilmiştir. Ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, kısaca, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise, artık "gelişen durum" ve dolayısıyla, gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler (zarardaki değişme) söz konusu olacaktır. Böyle hallerde, zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olamayacağı için zamanaşımı süresi bu gelişen durumun durduğunun veya ortadan kalktığının öğrenilmesiyle birlikte işlemeye başlayacaktır. " şeklinde belirtilmiştir. Dosya kapsamından, davacının tedavi evrakının tetkikinden, tedavi sürecinin bir süre devam ettiği anlaşılmakta ise de, davacının maluliyet durumu ile ilgili olarak gelişen bir durum olup olmadığı hususu, konusunda uzman bilirkişi heyetinin değerlendirmesi ile netlik kazanabilecek bir olgudur. Bu durumda, davacıya tedavisine ilişkin tüm evrakları ( fizik tedavi, ameliyat ..vs) sunması için süre verilmesi, tedavi evrakların tamamının ilgili yerlerden getirtilerek dosyaya kazandırılması, akabinde kaza tarihinde yürürlükte bulunan Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'ine hükümlerine göre Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi'nden, trafik kazası nedeniyle davacının işgücü kaybı oranının kesin olarak belirlenmesi ve davacının işgücü kaybında kaza tarihinden sonraki süreç içerisinde gelişen bir durum olup olmadığı, olmuş ise gelişen bu durumun ne zaman son bulduğu ve maluliyet oranının hangi tarihte netleşmiş olduğu hususlarının da irdelendiği bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK 353/1.a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemizin kaldırma kararı gereğince işlem yapılıp yeniden bir karar vermek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır." gerekçesi ile kaldırılması üzerine dosyanın mahkememizin yukarıda belirtilen esasına kaydedildiği görülmüştür. Kaldırma ilamı sonrası dosyanın mahkememize tevzi edilerek mahkememizin 2024/135 Esasına kaydı yapıldığı anlaşılmıştır. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda tüm dosya kapsamı doğrultusunda somut olay incelendiğinde; dava trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici/ kalıcı iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri istemine ilişkin olup mahkememizce verilen karar istinaf incelemesi sonucu kaldırılmış olup işbu esasa kaydı yapılmıştır. Mahkememizce kaldırma ilamında belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere yargılama yapılmıştır. Buna göre davacının maluliyet durumu ile ilgili olarak gelişen bir durum olup olmadığı hususunun tespiti için ilgili hastane evraklarının celbi sonrası ATK'dan raporlar alınmıştır. Nihai olarak İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kurulunun sunmuş olduğu 11.05.2026 tarihli raporda " dava konusu olaya bağlı yeni bir gelişmenin yaşanmadığı, maluliyet oranında herhangi bir artış veya azalma meydana gelmediği, tüm bu hususların oy birliği ile mütalaa edildiği kanaatine varıldığı" tespit edilmiştir. O halde davacıda artan bir maluliyetin olmadığı sabit hale gelmiş olup davalı usulüne uygun zaman aşımı def'i ileri sürdüğünden dava tarihi itibari ile zaman aşımının geçip geçmediğinin değerlendirilmesi gerekmiştir. 2918 sayılı KTK'nın 109. maddesinde haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerinin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı, davanın, cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanununun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş olması halinde, bu sürenin maddi tazminat talepleri içinde geçerli olacağı hüküm altına alınmıştır. Yine maddi ve manevi tazminat istemlerinin bağlı olduğu zamanaşımı süreleri kaza tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60.maddesinde düzenlenmiştir. (Benzer düzenleme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72.maddesinde de bulunmaktadır.) 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60.madesinde "Zarar ve ziyan yahut manevi zarar namıyla nakdi bir meblağ tediyesine müteallik dava, mutazarrur olan tarafın zarara ve failine ittila tarihinden itibaren bir sene ve her halde zararı müstelzim fiilin vukuundan itibaren on sene mürurundan sonra istima olunmaz. Şu kadar ki, zarar ve ziyan davası ceza kanunları mucibince mühdeti daha uzun müruruzamana tabi cezayı müstelzim bir fiilden neşet etmiş olursa şahsi davaya da o müruruzaman tatbik olunur. " denilmektedir. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 72.maddesinde de; "Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır" denilerek mülga 818 sayılı BK'nın 60. maddesinde olduğu gibi üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüştür. 6098 Sayılı TBK'nın 72/1. (BK'nın 60/1.) maddesi, özellikle zamanaşımının başlangıç anını belirleyen bir düzenlemedir. Bu düzenlemeye göre tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Burada, uygulamada "kısa süreli zamanaşımı" olarak adlandırılan süre söz konusu olup, sürenin başlangıcı sübjektif bir koşula bağlanmıştır. Çünkü, sürenin başlaması zarar görenin zararı ve tazminat sorumlusu kişiyi öğrenmesi gibi sübjektif bir koşulun gerçekleşmesi ile mümkündür. Mutlak nitelikteki "uzun süreli zamanaşımı"nın başlangıç tarihi ise zarar verici eylemin gerçekleştiği tarihtir. Buna göre, tazminat istemi her halde eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren on yılın geçmesi ile zamanaşımına uğrar. Burada on yıllık sürenin başlangıç anı, zarar verici eylemin gerçekleştiği tarih gibi objektif bir koşula bağlanmıştır. Olağan zamanaşımı süresi iki yıllık olan kısa zamanaşımı süresidir. Yani zarar ve zararın sorumlusu olan kişi öğrenildiği takdirde davanın kısa zamanaşımı süresi içerisinde açılması gerekir. Bu iki yıllık zamanaşımı süresi on yıllık süre ile sınırlıdır. Bu nedenle zarar veren eylemin işlenmesinden itibaren on yıl geçtikten sonra zarar ve zararı veren kişi öğrenilmiş olsa bile tazminat istemi, zamanaşımı def'î ile karşılaştığında reddedilir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 20/12/2017 tarih ve 2017/3-2786 E., 2017/2016 K. Sayılı kararı). TBK'nın 72/1. (BK'nın 60/2.) maddesinde düzenlenen üçüncü süre ise "ceza zamanaşımı süresi"dir. Zarara neden olan eylem, aynı zamanda ceza kanunları uyarınca suç teşkil eden bir eylem oluşturuyor ve bu eylem için ceza kanunlarının öngördüğü zamanaşımı süresi daha uzun bir süre ise bu takdirde uygulanacak olan zamanaşımı süresi, o suçun bağlı olduğu ceza zamanaşımı süresidir. Ceza zamanaşımı süresinin başlangıç anı da zarar verici eylemin gerçekleştiği tarihtir. Ne var ki, bazı hallerde ortaya çıkan zarar kendi özel yapısı içerisinde sonradan değişme-gelişme eğilimi gösteriyor, zararı doğuran eylem ve işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise, böyle hallerde zararın kapsamını belirleyecek husus gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz gerçekleşmiş olmayacağı için 2 yıllık kısa zamanaşımına ilişkin süre bu değişen-gelişen durumun durduğunun veya ortaya kalktığının öğrenilmesiyle başlayacaktır. Gelişen-değişen durum olup olmadığı da hekim raporuyla açıklığa kavuşturulmalıdır. (Emsal ilam: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi 2024/2071 Esas 2024/1710 Karar) Açıklamalardan sonra dosyada yapılan incelemede; davacıda artan bir maluliyetin olmadığı ve 10 yıllık genel zaman aşımı süresinin uygulanamayacağı, kaza tarihi itibariyle zararın meydana geldiğinin sabit olduğu dolayısıyla KTK 109. Maddesi uyarınca 2 yıllık zaman aşımı süresinin esas alınması gerektiği mahkememizce benimsenmiş olup kaza tarihi olan 10.01.2010 ile dava tarihi olan 28/02/2019 arasında işbu sürenin geçtiği anlaşıldığından davanın zaman aşımı nedeniyle reddi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 1.907,40-TL'nin yatıran tarafa iadesine, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı şirket tarafından yapılan 270,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Devletçe karşılanan 1320 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 7-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 01/07/2026
Katip ... E-İMZA
Hakim ... E-İMZA