Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1359 E. 2026/1404 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1359
- Karar No
- 2026/1404
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1359
KARAR NO: 2026/1404
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/05/2026
NUMARASI: 2026/34 Esas - 2026/496 Karar
DAVA: Zayi Belgesi Verilmesi
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/07/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 07/07/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
TALEP: Davacı şirketin yetkilisi ...'in, 07.01.2026 tarihinde "...Mah. ... Sk. No:... ..." adresinde müvekkili şirkete ait karar defterinin de içinde bulunduğu poşetin çalındığını fark ettiğini, Müvekkili şirket yetkilisinin derhal ...Polis Merkez Amirliği'ne giderek 07.01.2026 tarih ...olay tarihli Şikayetçi İfade Tutanağı ile çalıntı kaydı oluşturduğunu, anılan nedenle müvekkili şirkete ait karar defteri zayi olduğunu, davacı şirkete ait karar defteri müvekkili şirket yetkilisinin tüm özen ve dikkatine rağmen çalındığından zayi olan şirket karar defterinin tespiti ve zayi belgesinin verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece: "Davaya konu karar defterinin her ne kadar çalındığı belirtilmiş ise de İstanbul Anadolu CBS'nin 22.04.2026 tarihli 2026/8306 Dosya No 2026/8460 sayılı kararı uyarınca "kayıp eşya" olarak nitelendirildiği, hırsızlık suçunun konusu olmadığını ve davacı şirketinde karar defterini kaybettiği anlaşılmakla basiretli bir tacir olarak saklaması gereken evraklar için gerekli dikkat ve özeni göstermediği anlaşılmakla davanın reddine,..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Talep eden davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin, ceza soruşturması sonucunu hukuk yargılamasında doğrudan belirleyici kabul etmek suretiyle hatalı değerlendirme yaptığını, zayi belgesi verilmesi bakımından asıl meselenin, defterin fiilen zayi olması olup mahkemenin bu temel unsuru yeterince incelemediğini ve “basiretli tacir” ilkesini soyut ve otomatik bir ret gerekçesi olarak kullanmış; somut kusur incelemesi yapmamış olduğunu, savcılık kararının talep edenin eşyaları kaybettiği esasına göre hazırlanmış ise de şirketin yetkilisinin dava dilekçesi ekinde yer alan kolluk ifade tutanağında karar defterinin bulunduğu poşetin yanında olmadığını fark ettiğini ve çevresinde kimseyi göremediğini beyan ettiğini, davacı şirketin yetkilisi o sırada olayın hırsızlık olup olmadığını bilebilecek bir durumda olmadığını, ilk derece mahkemesinin delillerin toplanması ve değerlendirilmesi konusunda TTK m. 82/7’nin amacına uygun hareket etmediğini, zayi belgesi kurumunun tacirin kötü niyetini değil hukuki durumunu açıklığa kavuşturmayı amaçladığını; somut olayda davacı tarafın kötü niyeti veya menfaat temini amacı bulunmadığını, kararın gerekçesinin yetersiz olmakla hükmün, maddi vakıa ile hukuki sonuç arasındaki bağlantıyı yeterli biçimde kurmadığını beyanla ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesin talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :Dava, TTK’nun 82/7 maddesi uyarınca zayii belgesi verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar vermiş, karara karşı davacı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
TTK’nun 82/7 maddesi “Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren 30 gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir.” düzenlemesini içermektedir.
Anılan yasa maddesinde zayi belgesi verilmesini gerektiren afet halleri sınırlı şekilde sayılmamış ise de zayi belgesi verilebilmesi için maddede belirtilenler gibi hallerden birinin olayda mevcut olması ve defterlerin zayi olmasında kusur ve sorumluluğunun bulunmaması, tedbirli bir tacir gibi davranmasına rağmen zayi olayına engel olamamış durumda olması gerekir.
Davacı şirket karar defterinde çalınan poşet içerisinde bulunduğu belirtilerek İstanbul Anadolu Cumhuriyet Savcılığına bulunulan suç duyurusu üzerine eşyanın kayıp eşya niteliğinde olduğu gerekçesiyle soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği görülmüştür.
Somut olayda; davacı şirket şirkete ait karar defterinin de bulunduğu poşetin çalındığı iddiasıyla zayii belgesi verilmesi talep edilmektedir. Şirket karar defterinin bu şekilde saklanmasında davacı kusurlu olduğu gibi basiretli bir tacir olarak talebe konu defterlerin korunması için gerekli tedbirleri aldığı ve defterin muhafazasında gerekli dikkat ve özeni göstermediği söylenemeyecektir. (Yargıtay 11 H.D'si 27/11/2014 tarih,E: 2014/10531 - K:2014/18528. Sayılı ilamı).
Bu durumda davacı TTK'nın 82/7 maddesi uyarınca zayi belgesi talep edemeyeceğinden mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından talep eden davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Talep eden tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
...-Talep eden tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)ç maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 07/07/2026