Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1353 E. 2026/1452 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1353
Karar No
2026/1452
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1353

KARAR NO: 2026/1452

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : (KAPATILAN)BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 21/05/2026

NUMARASI: 2026/425 Esas (Ara Karar)

TALEP: İhtiyati Tedbir

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/07/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir talep eden vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

TALEP : İhtiyati tedbir talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; İhtiyati tedbir talep eden .... Şti. ile ... .... A.Ş.'nin sermayesinin 7/8'ine (10.200 payın 8.925'i) sahip oldukları, karşı taraf ...'nun ise her iki şirkette yalnızca 1/8 (1.275 pay) hisseye malik bulunduğu, karşı tarafın münferit temsil yetkisini kötüye kullanarak, hiçbir ticari ilişkiye dayanmayan, dava dışı ...lehine 16.06.2025 tanzim ve 16.02.2026 vade tarihli 4.800.000 ABD Doları bedelli bir bono düzenlediği, bu senette ...'ın asıl borçlu, ...'nin avalist olarak gösterildiği, senede dayanılarak... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasından 217.000.000,00 TL bedelli takip başlatıldığı ve karşı tarafın kendi kurguladığı takibe itiraz etmeyerek kesinleşmesine kasten göz yumduğu, ayrıca Antalya Kadastro Mahkemesi'nin 2026/47 E. sayılı dosyasında muvazaalı kabul beyanıyla taşınmaz devrinin sağlandığı ve .... Şti. hisselerinin bedelsiz biçimde karşı taraf uhdesine geçirildiği iddialarıyla, karşı tarafın her iki şirketteki yönetim/temsil yetkisinin tedbiren durdurulmasını, şirketlere karşı taraf yönünden yönetim kayyımı (terditli olarak denetim/onay kayyımı) atanmasını ve esastan TTK m. 630 uyarınca haklı sebeple azlini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu ara kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, " Karşı tarafın yönetim ve temsil yetkisinin "dava sonuna kadar durdurulması" talebi ise, fiilen ve sonuçları itibarıyla azil talebinin bizatihi kendisini geçici koruma kalıbı altında peşinen sağlamaya yöneliktir. Bu hal, ihtiyati tedbirin amacını ve sınırlarını aşmakta; yargılama yapılmaksızın, karşı tarafın savunması alınmaksızın, esasa ilişkin nihai sonucun tedbir yoluyla verilmesi anlamına gelmektedir.

Tedbir talebinin bu yönüyle, HMK m. 389'un öngördüğü "geçici koruma" sınırını aştığı değerlendirilmiştir. Karşı taraf yetkisinin durdurulması ve şirketlere kayyım atanması gibi ağır ve istisnai bir tedbire esas olabilecek düzeyde yaklaşık ispat şartının henüz gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır.

... A.Ş. yönünden ise, burada esasa ilişkin olarak ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husus bulunmaktadır: TTK m. 630, limited şirket müdürünün haklı sebeple azline ilişkindir. Dava dilekçesinde ...'ın bir kısım yerde "A.Ş." (yönetim kurulu yapısıyla), bir kısım yerde ".... Şti." olarak gösterilmesi suretiyle ortaya çıkan çelişki giderilmek durumundadır. Şirketin anonim şirket olması hâlinde, yönetim kurulu üyesinin görevden alınması TTK m. 364 uyarınca genel kurulun yetkisindedir ve çoğunluk pay sahibi ihtiyati tedbir talep eden, gündeme bağlılık ilkesi çerçevesinde toplanacak genel kurulda karşı tarafı haklı sebep dahi aranmaksızın görevden alabilecektir.

Görüldüğü üzere ihtiyati tedbir talep eden, iddia ettikleri zararı önlemek için sahip oldukları kurumsal yönetim araçlarına başvurabilecek konumdadır. İhtiyati tedbir ve kayyım, ulaşılması mümkün olan iç hukuk yollarının yerine ikame edilebilecek bir kurum değildir. İhtiyati tedbir talep edenin korunmak istediği menfaatlerin ilgili derdest dosyalarda doğrudan ve etkili biçimde korunabilecek olması karşısında, işbu azil davası içinde aynı sonuçların tekraren ve tedbir yoluyla elde edilmek istenmesi, usul ekonomisi ve geçici hukuki korumanın amacı bakımından gerekli görülmemiştir. İhtiyati tedbir talep eden tarafça... ve Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılıklarına nitelikli dolandırıcılık, sahtecilik ve güveni kötüye kullanma suçlarından şikâyette bulunulduğu bildirilmiş ise de; bu soruşturmalar henüz iddianame düzenlenip kovuşturmaya dönüşmemiş, soruşturma aşamasındaki dosyalardır. Anayasa m. 38/4 ve AİHS m. 6/2 kapsamındaki masumiyet karinesi uyarınca, hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet bulunmayan karşı tarafın, henüz sübuta ermemiş suç isnatları gerekçe gösterilerek, ekonomik ve kişisel sonuçları ağır olan yetki durdurma tedbirine maruz bırakılması isabetli görülmemiştir. Suç isnadına dayalı bu olguların, ilgili ceza dosyalarındaki gelişmelere göre yargılama sırasında yeniden değerlendirilmesi her zaman mümkündür.

İhtiyati tedbir talep edenin bu yönde dayandığı emsallerde (örn. Antalya BAM 11. HD, 2022/1766 E.) tedbire esas alınan belirleyici olgu, "karşı taraf şirketin tek yetkilisi olması"dır; oysa somut olayda karşı taraf tek yetkili olmayıp, ihtiyati tedbir talep eden de en az onun kadar (münferiden) yetkilidir.

Emsal kararlarla somut olayın bu yönüyle örtüşmediği değerlendirilmiştir. İhtiyati tedbir talep edenin terditli talebi olan ve şirketin borçlandırılması, kambiyo senedi düzenlenmesi ile olağan faaliyet dışı mal varlığı satışlarının kayyım onayına bağlanmasını öngören "denetim/onay kayyımı" yönünden de; (i) ihtiyati tedbir talep edenin kendi münferit temsil yetkileriyle bu tür işlemleri zaten denetleyip dengeleyebilecek konumda olmaları, (ii) tehlike konusu somut işlemlerin ilgili derdest dosyalarda korunabilir olması ve (iii) bu aşamada yaklaşık ispat şartının gerçekleşmemiş olması nedenleriyle, tensip aşamasında talebin reddi gerekmiştir. Bu husus da, tarafların delillerini somutlaştıracağı ön inceleme aşamasının ardından, gelişen olgulara göre yeniden değerlendirilmeye elverişlidir. Açıklanan gerekçelerle; ihtiyati tedbir talep eden vekilinin tüm geçici hukuki koruma taleplerinin tensip aşamasında reddine...," karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İhtiyati tedbir talep edenler vekili istinaf dilekçesinde özetle; yaklaşık ispat şartı fazlasıyla gerçekleştiğini ve karşı tarafın şirketleri zarara uğrattığını, mahkemenin ret kararından hemen sonra, geçtiğimiz hafta içinde şirketlerin oldukça değerli taşınmazları üzerine 224 Milyon TL gibi astronomik hacizler konulduğunu, Antalya Genel İcra Dairesi'nin dosyası ile ihtiyati tedbir talep eden şirketler aleyhine yeni bir icra takibi başlatıldığını, karşı taraf ..., icra dosyasına bizzat sunduğu dilekçesinde takibe ve borca itiraz etmediğini, takibi kendi iradesiyle kesinleştirdiğini ve karşı taraf lehine yatan teminatın iadesine muvafakat ettiğini, bu durum, danışıklı dövüşün (muvazaanın) ve şirketin içinin boşaltılması kastının en somut ve inkar edilemez belgesi olduğunu, genel kurul sürecinin beklenmesi, şirketlerin mahvına neden olacağını ve mahkemenin "öz-çözüm" gerekçesinin hatalı olduğunu, karşı tarafın münferit temsil yetkisi devam ettiği sürece, bu 1 aylık bekleme süresi zarfında 3. kişiler lehine yeni astronomik senetler düzenlemeyeceğini, şirketlerin tüm mal varlığını devretmeyeceğinin hiçbir garantisinin olmadığını, HMK m. 389/1'de ifade edilen "gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi" şartı somut olayda en ağır şekliyle mevcut olduğunu, terditli talepleri olan "denetim ve onay kayyımı" atanmasının reddinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, ihtiyati tedbir talep eden münferit yetkili olması, karşı taraf ...'nun cebinde taşıdığı şirket kaşesiyle tek başına 3. kişilere milyonlarca dolarlık yeni senetler düzenlemesini fiziken ve hukuken engelleyemediğini, karşı tarafın kötüniyetli işlemleri ancak ve ancak kendisinin yapacağı işlemlerin bağımsız bir kayyımın onayına tabi tutulmasıyla durdurulabileceğini, tehlikenin diğer derdest dosyalarda korunabilir olduğu gerekçesi fiilen ve hukuken yanlış olduğunu, karşı tarafın kötüniyetli ve danışıklı borçlandırma eylemleri dava açıldıktan sonra da hız kesmeden devam ettiğini, beyanla, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE : Talep, tarafların ortak olduğu şirketlerin temsilcisi olan davalının sorumluluğuna dayalı olarak açılan davalının şirket müdürlüğü görevinden azli istemli derdest davada, davalının.... Şti. ile .... Şti.'deki yönetim ve temsil yetkilerinin dava sonuna kadar tedbiren durdurulması, davalı yönünden şirkete yönetim, denetim veya onay kayyımı atanmasına karar verilmesi istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ihtiyati tedbir şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 630/2. maddesine göre, her ortak haklı sebeplerin varlığında yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. Maddenin 3. fıkrasına göre ise yöneticinin özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur.

TTK'nın 630. maddesinde, azil davası yönünden özel bir geçici hukuki koruma öngörülmediğinden, bu konuda HMK'nın 389 vd. maddelerinin uygulanması gerekir. İhtiyati tedbir kararı verilebilmesinin en önemli şartı bir ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hakime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır (HMK m. 389/1). Kanun, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından" söz etmektedir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi hâlinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hale gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir.

Ancak, ihtiyati tedbir verilebilmesi için, HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca, davacının, yaklaşık ispat koşulunu yerine getirmiş olması gerekir. Ticaret şirketlerinin seçilmiş organları eliyle yönetilmesi asıl olup, kural olarak şirkette organ boşluğu bulunmaması halinde şirkete kayyım atanmasına gerek bulunmamaktadır. Ancak ortaklığın ve ortakların menfaatinin gerektirmesi halinde, ortaklığın yönetimi ile ilgili usulsüzlüklerin tespiti halinde şirkete ihlalin ağırlığına göre denetim ve onay kayyımı veya yönetim kayyımı atanabilir.

Somut olayda; istinafa konu ara karar tarihinde, dosyaya mübrez delillere göre; tarafların ortağı olduğu şirkette bir organ boşluğu bulunmadığı, davacının azil istemine yönelik iddialarının esası bakımından delil durumuna göre bu aşamada yaklaşık ispat koşulu oluşmadığı gibi mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağı hususu da yaklaşık düzeyde ispat olunmamıştır.

Değişen durum ve koşullara göre mahkemeden her zaman yeniden tedbir talep edilebileceği de gözetildiğinde mahkemece şirkete ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle:

1-İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-İhtiyati tedbir talep eden davacılar tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-İhtiyati tedbir talep eden davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.09/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1353, K. 2026/1452, T. 09.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1353-e-2026-1452-k-fa1d3eec0f69