Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1349 E. 2026/1450 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1349
- Karar No
- 2026/1450
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1349
KARAR NO: 2026/1450
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/05/2026
NUMARASI: 2024/789 Esas
TALEP: İhtiyati Tedbir
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/07/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir talep eden vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
TALEP : İhtiyati tedbir talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbir talep eden vekilinin mahkememizin 15.04.2026 tarihli duruşmasında verilen (4) nolu ara kararından rücu edilmesi ile birlikte dava konusu 13.09.2024 tarihli genel kurulda A grubu imtiyazlı pay sahibi ihtiyati tedbir talep eden şirket tarafından önerilen yönetim kurulu adaylarının nihai karar verilene kadar ihtiyati tedbir niteliğinde geçici olarak karşı taraf şirketin yönetim kurulu olarak atanmaları suretiyle TTK 32/4 madde kapsamında ticaret siciline geçici olarak tesciline ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, "İhtiyati tedbir talep eden vekilinin talebi HMK 389 ve devamı maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbire ilişkindir. İhtiyati tedbir talebinin konusu ile dava dilekçesindeki sonuç talepler incelendiğinde ihtiyati tedbir talep edenin dava dilekçesi sonuç kısmındaki talebini aynen ihtiyati tedbir talebine de konu ettiği anlaşılmaktadır. Davanın niteliği dikkate alındığında, ihtiyati tedbir kararı ile davanın esasını çözecek şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesi hukuken mümkün olmadığından ihtiyati tedbir talep eden yanın dava sonunda verilebilecek bir kararı ihtiyati tedbir yolu ile elde etmesi mümkün görülmeyerek talebinin reddine," karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İhtiyati tedbir talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi olayın özelliklerine ve dosya kapsamındaki delillere ilişkin yeterli bir değerlendirme yapmadığını, İlk Derece Mahkemesi, dava dilekçesindeki iki talep aynı mahiyette olmadığını ve aralarında açık bir maddi hukuk farkı bulunduğunu, talep edilen tedbir, esasa ilişkin nihai hüküm yerine geçici hukuki koruma niteliğinde olduğunu, imtiyazlı pay sahibi ihtiyati tedbir talep eden şirket tarafından önerilen yönetim kurulu adaylarının, ihtiyati tedbir mahiyetinde TTK m. 32/4 kapsamında geçici olarak tesciline karar verilmesinin elzem hale geldiğini, üç yıl için seçilecek yönetim kurulu adaylarının, yargılamanın daha da uzaması hâlinde, ihtiyati tedbir talep eden şirket lehine verilecek bir karar sonucunda dahi seçilmeleri gereken adaylar bakımından üç yıllık sürenin geçmiş olması nedeniyle, mahkeme kararına rağmen fiilen görev yapamaması gibi telafisi güç ve imkansız bir sonuç doğacağını, dava konusu genel kurulda ihtiyati tedbir talep eden şirkete esas sözleşme ve TTK m. 360/1 kapsamında tanınan aday gösterme imtiyazının, objektif nitelikte haklı bir sebep gösterilmeksizin bertaraf edildiğini ve bu nedenle iptal taleplerinin ciddi biçimde haklı olduğunu, bu değerlendirmeler, ihtiyati tedbir bakımından aranan yaklaşık ispat koşulunun fazlasıyla gerçekleştiğini, sırf yönetim kurulunun görev süresinin dolduğu gerekçesiyle bir ticaret şirketinde organ boşluğu bulunduğu iddiası ile kayyım atanmasının kabul edilmez olduğunu, ihtiyati tedbir talep eden şirketin esas sözleşme ve kanunun emredici hükümleri ile koruma altında bulunan imtiyaz hakkı fiilen bertaraf edildiğini, ihtiyati tedbir talep eden şirket halihazırda bu haktan yararlanamadığını, davaya müdahil olan üçüncü kişi grubu pay sahiplerinin çelişkili davranışlarının TMK m. 2'deki dürüstlük kurallarına açıkça aykırı olduğunu, davalı şirket genel kurulunun, haklı ve geçerli bir sebep ortaya koymaksızın, imtiyazlı pay sahibi ihtiyati tedbir talep eden şirketin bu imtiyazını yok saymak ve ihlal etmek suretiyle farklı yönde karar almasının açıkça esas sözleşmeye, kanuna ve dahası TMK m. 2’deki dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, davalı şirket genel kurulunda aleyhte oy kullanan ve huzurdaki davaya müdahil olan bu pay sahiplerinin bu davranışının “hakkın kötüye kullanılması” olarak kabul edileceğini, olayda, davalı şirketin gerek bankalarla olan kredi ilişkileri gerekse yeni yatırım, satın alma ve benzeri olağan iş ve işlemleri bu süreçte sekteye uğradığını, genel kurulda ihtiyati tedbir talep eden şirket tarafından önerilen adayların üç yıl süre ile seçilmiş olduklarının tespiti isteminin hukuken anlam kazanabilmesi için tedbir kararı verilmesinin gerekli olduğunu, ihtiyati tedbir talep eden şirketin, davalının yönetim kurulunun tamamını önerme imtiyazına sahip payların sahibi olduğu hususunda herhangi bir çekişme bulunmadığını, bu imtiyazın, tedbir talebi için kanunun aradığı yaklaşık ispatın da ötesinde güçlü bir ispat mevcut olduğunu, beyanla, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Talep, genel kurul kararının kararının butlanla batıl olduğu istemli davada davacı şirketin önerdiği yönetim kurulu üyelerinin, ticaret siciline geçici olarak tesciline ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ihtiyati tedbir şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.6100 Sayılı HMK 389 /(2) Maddesi uyarınca" Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." Aynı yasanını 390 Maddesi "tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." hükmünü içermektedir.
İhtiyati tedbir, hukuksal niteliğinden dolayı uyuşmazlığı esastan çözmeyen geçici hukuki koruma olup, ileride açılacak bir davanın veya açılmış bir davanın sonucunun etkisiz veya anlamsız kalmasını önlemeye yarar. Buna karşılık kesin hukuki koruma ise ancak açılan bir dava üzerine yapılan yargılama sonucunda verilen karar ile sağlanabilir. Geçici hukuki koruma yargılamasını, asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Geçici hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte; zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu göz ardı etmez. Bu sebepledir ki; genelde geçici hukuki korumalara, karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.
Somut olayda, davacı, davalı...A.Ş.'nin 13 Eylül 2024 tarihli 2023 Olağan Genel Kurul Toplantısındaki, Yönetim Kuruluna, ana sözleşmedeki imtiyaz maddesine de riayet edilerek, üç yıl görev yapmak üzere yönetim kurulu üyesinin seçilmesi yönündeki genel kurul ret kararının, Şirket esas sözleşmesine ve kanuna açıkça aykırı olması sebebi ile öncelikle butlanla batıl olduğunun tespitine, bu talep uygun görülmez ise, hukuka aykırı dava konusu gündemin 3 numaralı kararın iptaline, dava konusu genel kurulda imtiyazlı pay sahibi davacı müvekkil şirketin gündemin (3) numaralı maddesinde önerdiği yönetim kurulu üyelerinin, davalı ...A.Ş.'nin yönetim kurulu üyeleri olarak tespitine ve buna dair kararın ticaret sicil nezdinde tescil ve ilanı talep etmiş olup,dosyanın geldiği aşama itibarı ile ibraz edilen deliller, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için gerekli olan yaklaşık ispata elverişli olmadığı gibi hüküm sonucu elde edilebilecek ihtiyati tedbir kararı da verilemeyeceğinden mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
HMK'nin 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi ara kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle:
1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.09/07/2026