Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1347 E. 2026/1433 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1347
Karar No
2026/1433
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1347

KARAR NO: 2026/1433

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 08/05/2026 (Ara Karar)

NUMARASI: 2026/381 Esas (Derdest)

GEÇİÇİ ÖDEME VE İHTİYATİ TEDBİR İSTEYEN

TALEP: Geçiçi Ödeme ve İhtiyati Tedbir

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/07/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün geçiçi ödeme ve ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

TALEP: Geçiçi ödeme ve ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili talep dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 01/05/2023 tarihli personel taşıma sözleşmesi tanzim edilmiş olup; işbu sözleşme ve ekleri kapsamında araçların tipleri, taşıma yapılacak güzergahlar ve bunlara dair ödemeler kararlaştırıldığını, davalı şirket hak ediş miktarlarını tespit edip oluşturarak müvekkile bildireceğini, müvekkili ise bu miktarlar üzerinden fatura tanzim edeceğini, davalı şirketçe müvekkilin yaptığı işe karşılık olarak müvekkile fatura etmesi için gönderilen tutarlar üzerinden tanzim edilen onaylanan ... (31.08.2025 tarihli), ... (31.08.2025 tarihli), ... (30.09.2025 tarihli), ... (31.10.2025 tarihli), ... (31.10.2025 tarihli), ... (31.12.2025 tarihli), ... (31.01.2026 tarihli) faturalarla ilgili herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı tarafça ... (31.01.2026 tarihli), ... (31.12.2025 tarihli) faturalar için ise kısmi ödeme yapıldığını, tüm bu hususlar davalı şirketinde ikrarında olduğunu, .... Noterliğinin 10/03/2026 tarihli ihtarında da bu hususlar açıkça belirtildiğini, müvekkili ile davalı arasında yapılan sözleşme kapsamında müvekkili ..., ... no ve 22.10.2025 tarih ile ..., ... no ve 06.11.2025 tarihli teminat mektupları davalı şirkete verildiğini, halihazırda davalı taraf müvekkilin ciddi bir ödemesini yapmamış iken aynı zamanda teminat mektuplarının da bozdurulması müvekkilinin çok ciddi boyutta sarsacağını, bu kapsamda öncelikle teminat mektupların müvekkile iadesini, aksi halde dava sonuna kadar mahkemede tutulmasını talep etmek gerektiğini, davalı şirket ile yapılan tüm müzakere ve arabuluculuk toplantılarından da herhangi bir sonuç alınmadığını, davalı şirketçe müvekkile ait fatura ve araç tipi farkından kaynaklı ödemeler yapılmadığından ve müvekkili şirketin ciddi boyutta zararları olduğunu, bu sebeple işbu davayı açtıklarını, geçici ödemeye ve öncelikle teminat mektupların müvekkiline iadesine, aksi halde dava sonuna kadar mahkemede tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati tedbir/haciz talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, " Tüm dosya kapsamı mahkememizce incelenmekle; ihtiyati tedbirin yalnızca dava konusu üzerine konabileceği, tedbir ile amaçlananın dava konusunu dava sonuçlanıncaya kadar muhafaza etmek olduğu; somut olayda, dava konusunun bir miktar para alacağı olduğu bu nedenle de ihtiyati tedbir talebinin kanunda belirtilen şartları ihtiva etmediğinden reddine," karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Geçiçi ödeme ve ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; taraflar arasında 01/05/2023 tarihli personel taşıma sözleşmesi tanzim edilmiş olup; işbu sözleşme ve ekleri kapsamında araçların tipleri, taşıma yapılacak güzergahlar ve bunlara dair ödemeler kararlaştırılmıştır.

Buna göre davalı şirket hak ediş miktarlarını tespit edip oluşturarak davacıya bildirecek; davacı ise bu miktarlar üzerinden fatura tanzim edeceğini, bu kapsamda, davalı şirketçe davacının yaptığı işe karşılık olarak davacıya fatura etmesi için gönderilen tutarlar üzerinden tanzim edilen ve onaylanan; ... (31.08.2025 tarihli), ... (31.08.2025 tarihli), ... (30.09.2025 tarihli), ... (31.10.2025 tarihli), ... (31.10.2025 tarihli), ... (31.12.2025 tarihli), ... (31.01.2026 tarihli) faturalarla ilgili herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı tarafça ... (31.01.2026 tarihli), ... (31.12.2025 tarihli) faturalar için ise kısmi ödeme yapıldığını, tüm bu hususlar davalı şirketinde ikrarında olup; .... Noterliğinin 10/03/2026 tarihli ihtarında da bu hususların açıkça belirtildiğini, yine taşımacılık sözleşmesi kapsamında 2025 yılının eylül ayında fatura bedelinin yüzde %65 lik kısmı tanzim ettirilmiş ve fakat kalan %35'lik kısmın tanzimine izin verilmediğini, daha sonra işbu faturanın kesilmesi üzerine ise davalı taraf faturayı iade ettiğini, ancak, fatura bedelinin ne olduğu konusunda şüphe bulunmamakta ve davalı tarafta fatura bedelinin % 65 lik kısmının kesildiğini ve kalan kısmının kesilmediğini maillerinde ve ihtarlarında belirttiğini, tüm bu ödemelerin yapılmaması üzerine .... Noterliğinin ... Yevmiye ve 24/02/2026 tarihli ihtarı ile davalı tarafa ödeme ihtar çekilmiş; davalı taraf temerrüde düşürülmüş ancak işbu ihtara karşılık yine herhangi bir ödeme yapılmadığını, fatura bedellerinin ödenmemesinin yanında davalı şirkete hizmet verildiği sırada daha yüksek ödeme gerektiren araç hizmet vermiş olmasına rağmen daha düşük bedelden ödeme yapılmış olması yani araç tipinden kaynaklı eksik ödeme yapıldığı tespit edilmiş, bu durumda yine davalı şirket tarafından ve dava dilekçemiz ekinde sunulan ihtarnamede açıkça '' Muhatap'in araç tipi farkından kaynaklanan alacaklı olduğu tutarın KDV dahil 25.579.389-TL olduğu'' ifadeleri ile ikrar edildiğini, bu kapsamda ödenmeyen fatura bedelleri ile araç tipi farkından kaynaklanan yani daha yüksek maliyetli aracın hizmet vermiş olmasına rağmen daha düşük maliyetli aracın hizmet vermiş olduğunun kabul edildiği ve böylelikle davacı şirkete daha az ödeme yapıldığı davalı tarafça tanzim edilen ihtarnamelerden de açıkça görülmekte ve bu ödemelerinde davacıya yapılması gerektiğini, davalı taraf işbu ödemeyi yapacağını belirtmesine rağmen ödeme yapmadığı gibi başaltılan takibe de itiraz ettiğini, davacı şirket, davalının yeni araç talebini karşılamak için bankadan kredi çekmiş ve ödeme gelmeyince kredileri ödeyemediğini, davacı şirkette davalıya hizmet vermek için yaklaşık 56 araç çalışmakta ve bu araçların yakıtı için %14'lük indirim ödeme gelmeyince ve yapılmayınca iptal edildiğini, davacı şirket bünyesinde çalışmakta olan işçilerin işçilik alacakları, SGK primleri ve diğer giderler hesap edildiği zaman yaklaşık 13 yıldır hizmet veren firmanın hak edişlerine tamamen hukuka aykırı şekilde el konulmuş olunası nedeni ile davacı firma iflas etme eşiğine geldiği görülmekte olup mahkemece TBK 76. madde kapsamında geçici ödeme kararını istinaf etmek gerekmiş dava dilekçe ekinde bulunan evraklardan; vergi dairesi borçları, SGK ödemeleri, banka kredileri, akaryakıt evrakları bu durumu kanıtladığını, yerel mahkemenin somut olayda davacının bu kadar mağdur olmasına ve iflas etme eşiğine gelmesine rağmen geçici ödeme talebini reddettiğini, davacı ile davalı arasında yapılan sözleşme kapsamında davacı ..., ... no ve 22.10.2025 tarih ile ..., ... no ve 06.11.2025 tarihli teminat mektupları davalı şirkete verildiğini, halihazırda davalı taraf davacının ciddi bir ödemesini yapmamış iken aynı zamanda teminat mektuplarının da bozdurulması davacıyı çok ciddi boyutta sarsacağını, bu kapsamda öncelikle teminat mektupların davacıya iadesini, aksi halde dava sonuna kadar mahkemede tutulmasını talep etmek gerektiğini, dava konusunun dayanağı olan sözleşmeye aykırılık söz konusu olduğundan ve teminat mektupları da bu sözleşme kapsamında verildiğinden tedbir şartları gerçekleşmiş olup teminat mektuplarının tedbiren davalıdan alınmasına herhangi bir engel olmadığını, bu nedenle, teminat mektuplarının iadesi veya mahkemede tutulması gerektiğini beyanla, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve geçici ödeme ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE :Talep, taşıma sözleşmesine dayalı olarak alacak ve uğranılan zararların tazmini istemli olarak açılan davada geçiçi ödeme ve ihtiyati tedbir kararı verilmesi, istemidir.

İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, talep konusuna ilişkin olarak geçici ödeme ve talep edilen ihtiyati tedbirin şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.

Geçici ödeme ve ihtiyati tedbir isteyen davacı tarafça, verilen taşıma hizmetine karşılık fatura bedelleri ve araç tip farkından kaynaklanan alacağın ödenmediği, bu durumum munzam zarara neden olduğu iddiasıyla geçici ödemeye karar verilmesi ve öncelikle teminat mektupların müvekkiline iadesine, aksi halde dava sonuna kadar mahkemede tutulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.

Türk Borçlar Kanunu’nun “Geçici Ödemeler” başlıklı 76/1. Maddesi, zarar gören, iddiasının haklılığını gösteren inandırıcı kanıtlar sunduğu ve ekonomik durumu da gerektirdiği takdirde hakim, istem üzerine davalının zarar görene geçici ödeme yapılmasına karar verebilir, şeklinde düzenlenmiştir.

6098 sayılı TBK nun 76. maddesinde düzenlenen geçici ödemeye dair düzenleme 6100 sayılı HMK'nın 389 vd. Maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir kapsamında olmayıp, özel nitelikte düzenlemedir. HMK'nın 341/1. maddesine, ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilineceği şeklindeki açık düzenleme karşısında, ara kararların istisnalar hariç olmak üzere istinafı mümkün değildir. Bu nedenle her ne kadar TBK'nın 76. Maddesi uyarınca talep edilen geçici ödeme ödemesi talebinin reddine dair karara karşı istinaf yoluna başvurulmuş ise de; söz konusu karar, HMK'nın 389 vd. Maddeleri kapsamında olmayan ara karar niteliğinde olup, bu ara kararın istinaf edilebileceğine ilişkin Kanunda herhangi bir düzenleme bulunmadığından bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulamaz. Bu nedenle davacının istinaf dilekçesinin geçici ödeme talebine ilişkin olarak reddine karar vermek gerekmiştir.

6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389/1. Maddesi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir.

Davacı tarafça öncelikle teminat mektuplarının müvekkiline iadesi, aksi halde dava sonuna kadar mahkemede tutulması yönünde tedbir talep edilmiş, davalı tarafından ise fazla ödeme bulunduğu savunulmuş olmasına göre, bu haliyle talep edilen alacağın varlığı ve miktarı çekişmeli olup ancak toplanacak delillere göre yapılacak yargılama sonucu bir neticeye varılabileceğinden yaklaşık ispat olgusunun dosyanın bulunduğu aşama itibariyle gerçekleşmediğinin kabulü gerekir. Bu halde talep edilen ihtiyati tedbirin koşullarının oluştuğundan söz edilmesi mümkün görülmediğinden ilk derece mahkemesince teminat mektuplarına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından geçiçi ödeme ve ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

1-Geçiçi ödeme ve ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Geçiçi ödeme ve ihtiyati tedbir isteyen davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-Geçiçi ödeme ve ihtiyati tedbir isteyen davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 09/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1347, K. 2026/1433, T. 09.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1347-e-2026-1433-k-e641a7760a32