Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1446 E. 2026/1479 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1446
Karar No
2026/1479
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1446 Esas

KARAR NO : 2026/1479 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI : 2026/336 Esas (Derdest Dava)

TARİHİ: 29/04/2026 (Ara Karar Tarihi)

DAVA: İtirazın İptali (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 13/07/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili ihtiyati haciz talepli dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında akdedilmiş bulunan bayilik sözleşmesi kapsamında, davalının, müvekkiline karşı mal bedelinden kaynaklanan cari hesap borcu bulunduğunu, sözleşmenin 8.5. maddesi uyarınca ödemelerin havale yolu ile ve peşin olarak yapılması gerekirken, borçlunun bu yükümlülüğüne riayet etmediğini, davalı şirketin, 26.01.2026 saat: 13.35'te ilettiği güncel cari hesap tablosunda , müvekkili şirketin 1.579.850,59 TL alacaklı olduğunun gözüktüğünü, davalı tarafından; müvekkiline gönderilen ve 01.01.2026 – 26.01.2026 dönemini kapsayan cari hesap ekstresi incelendiğinde; borcun kalemleri, işlem tarihleri ve 26.01.2026 itibarıyla bakiyenin -1.579.850,59 TL olduğu hususunda herhangi bir itiraz ileri sürülmeksizin borcun kabul edildiğinin görüleceğini, 26.01.2026 tarihinde davalının gönderdiği cari hesap tablosu uyarınca vadesi geçmiş borç miktarından haberdar olduğunu ve borcun varlığını kabul ettiğinin ispat edildiğini, bu nedenle İİK m 257 uyarınca ihtiyati haciz koşullarının gerçekleştiğini beyanla ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi 29/04/2026 tarih ve 2026/336 Esas sayılı ara kararında;

"....Dosyada taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde ; 8-5 maddesine göre "ödemenin havale yolu ile peşin olarak yatırılması" gerektiği kararlaştırılmış olup, sunulan belgelerde fatura ve cari hesap bulunduğu ancak davalıya teslim edilen ürünlerin miktarı ve bedelinin belli olmadığı anlaşılmıştır.

Mevcut haliyle alacağın varlık ve miktarının yargılamayı gerektirdiği görülmekle ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile,

''1-Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebi değerlendirildiğinde; alacağın varlık ve miktarının yargılamayı gerektirdiği görülmekle ihtiyati haciz talebinin reddine,'' karar verilmiş ve ara karara karşı ihtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil ile davalı arasında sürmüş olan bayilik ilişkisi kapsamında davalının, müvekkile karşı mal bedelinden kaynaklanan cari hesap borcu bulunduğunu, davalı / borçlunun müvekkil şirkete olan dosya konusu borcu bildiğini, zaten davalı müvekkil şirketin cari hesap tablolarının da birbirini doğruladığını ve tarafların 26/01/2026 tarihli cari hesapta mutabık kaldıklarını, işbu cari hesap incelendiğinde borcun kalemleri, işlem tarihleri ve 26.01.2026 itibarıyla bakiyenin –1.579.850,59 TL olduğu hususunda herhangi bir itiraz ileri sürülmeksizin borcun kabul edildiğini, davalının borç miktarının her iki tarafın ticari kayıtları sabit olduğunu, ancak davalının borçtan kurtulmak için haksız ve kötü niyetli bir tutum içerisine girdiğini, bir yandan ürün siparişlerine devam ettiğini ve bir yandan da ödeme yapmadığını, müvekkil şirketin artık suistimal göstermediğini fark ettiğinde de; borcundan kurtulmak için gerçeğe aykırı beyanlarla müvekkil şirkete saldırdığını, müvekkil şirketi kötüleyerek ve suçlayarak şirketin müşterilerini rakip firmalara çekmeyi amaçladığını, söz konusu paylaşımda, müvekkil şirketin; tedarik, sevkiyat ve lojistik faaliyetlerinde aksaklıklar bulunduğu yönünde gerçeği yansıtmayan beyanlara yer verdiğini, hâlbuki sevkiyatın durdurulmasının, tamamen borçlunun sözleşmeden doğan ödeme yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebine dayandığını, bu suretle borçlu, borcun ifa edilmemesinden kaynaklanan kendi sorumluluğunu gizlemeye ve ödeme yükümlülüğünden kaçınmak amacıyla sorumluluğu müvekkile atfetmeye yönelik, açıkça kötü niyetli bir tutum sergilediğini,

Davalı şirketin başlatılan takibe hiçbir gerekçe sunmadan itiraz etmiş olmasının da süreci uzatıp karmaşık hale getirmeyi amaçladığını gösterdiğini, ancak davalının bu kötü niyetli tutumu nedeniyle müvekkil şirketin uğradığı zararın her geçen gün artmakta olduğunu, yerel mahkemenin bu denli fazla sayıda ve belgeli kötü niyet göstergesi olmasına rağmen; ihtiyati haciz talebini reddetmesinin hatalı olduğunu, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispatın yeterli olduğunu, taraflar arasında borcun kabulü niteliğindeki mutabakat, yaklaşık ispatın da üzerinde bir ispat olduğundan; mevcut halde ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Talep, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinden kaynaklı cari hesap alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında ihtiyati haciz istemine ilişkindir.

Mahkemece, ihtiyati haciz talebinin reddine, karar verilmiş, karara karşı talep eden davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili ara karar tarihinden sonra verdiği cevap dilekçesi ile; Müvekkili şirketin, davacı ile arasındaki ticari ilişkiden doğan tüm ödeme yükümlülüklerini zamanında ve eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini, davacı tarafın iddia ettiği borç miktarı, müvekkil şirketimizin ticari kayıtlarında mevcut olmadığını, davacı tarafın sunduğu 26.01.2026 tarihli cari hesap ekstresinde görünen bakiye, müvekkili şirketin kayıtlarıyla uyuşmadığını, müvekkili şirketin, davacıya olan tüm ödemeleri, iadeleri ve prim alacaklarını kendi kayıtlarında gerçeğe uygun bir şekilde işlediğini, bu durumun, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde ortaya çıkacağını belirterek müvekkili şirketin ödeme yükümlülüklerini yerine getirdiğinden davacıya karşı borcu bulunmadığını ileri sürmüştür.

İİK'nun 257/1.maddesinde "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." hükmü, İİK'nın 258/1.maddesinde ise; "Alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur." hükmü yer almaktadır.

Somut olaya döndüğümüzde, talep eden davacı tarafından dava dilekçesine ekli bayilik sözleşmesi başlıklı sözleşmenin 8/5 maddesinde;'' Bayi, ürünlerin bedelini havale yoluyla peşin olarak ödeyecektir. Çek ödemesi kesinlikle kabul edilmeyecektir. '' Hükmü düzenlenmiş, bu düzenlemeye göre satış şeklinin peşin satış olduğu, davalı vekili cevap dilekçesi ile de; davacı tarafın sunduğu 26.01.2026 tarihli cari hesap ekstresinde görünen bakiye, müvekkili şirketin kayıtlarıyla uyuşmadığını, müvekkili şirketin, davacıya borcu olmadığını ileri sürdüğünden, talep eden davacının taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinden kaynaklı açık hesaba dayalı davalı şirketten alacaklı olup olmadığı ve miktarı açılan itirazın iptali davasında iddia ve savunma doğrultusunda yargılama içinde toplanıp incelenecek deliller ışığında ortaya çıkacağından talep eden davacı tarafından dosyaya ibraz edilen deliller alacağının varlığı ve miktarı hususunda 6100 Sayılı HMK'nın 390/3 maddesine göre yaklaşık olarak ispata yeterli değildir. Karşı tarafın, mallarını kaçırmaya, gizlemeye veya kendisinin kaçmaya çalıştığını gösterir delil de sunulmamıştır. Bu hali ile, İİK 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği, değişen durum ve şartlara göre de her zaman yeniden talepte bulunulabilecek olup buna göre, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin verilen karar, usul ve yasaya uygun olduğundan talep eden davacı vekilinin istinaf istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken istinaf karar harcı istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine,

6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 13/07/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1446, K. 2026/1479, T. 13.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1446-e-2026-1479-k-c2c3e0e6e6a4