Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1400 E. 2026/1442 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1400
- Karar No
- 2026/1442
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1400 Esas
KARAR NO : 2026/1442 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2026/728 Esas (Derdest Dava)
TARİHİ: 22/05/2026 (Ara Karar)
İ. TEDBİR İSTEYEN
DAVA: İstirdat
TALEP: İhtiyati Tedbir
KARAR TARİHİ: 09/07/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari alım-satım ilişkisi bulunduğunu, bu ilişki kapsamında davalıya toplam 2.800.000,00-TL bedelli üç adet çek verildiğini, çeklerden ikisinin geri alındığını ancak... ... Şubesi’ne ait 30.05.2026 keşide tarihli, 700.000,00-TL bedelli çekin davalı uhdesinde kaldığını, davalı tarafından müvekkiline çeşitli faturalar düzenlenmiş olmasına rağmen bu faturalara konu ürünlerin hiçbir zaman teslim edilmediğini, teslimi kanıtlayacak herhangi bir sevk veya taşıma irsaliyesinin de bulunmadığını, bu nedenle çekin karşılıksız şekilde bedelsiz kaldığını, davalının yalnızca fatura düzenlemekle yetinerek sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmediği ve TTK ile TBK hükümleri kapsamında müvekkilinin söz konusu çek nedeniyle herhangi bir borcunun bulunmadığını, ayrıca davalının kötü niyetli şekilde hareket ettiğini, müvekkile teslim edilmeyen ürünleri daha düşük bedellerle üçüncü kişilere sattığını, bu durumun müvekkiline e-ticaret faaliyetlerini ciddi şekilde zarara uğrattığını, müvekkilinin müşterilerine karşı taahhütlerini yerine getiremediğini, sipariş iptalleri yaşandığını, mağaza puanının ve ticari itibarının önemli ölçüde düştüğünü, satış hacminin azaldığını ve başka tedarikçilerle çalışma imkânının da kısıtlandığını, bu kapsamda, dava konusu çekin üçüncü kişilere devredilmesi veya bankaya ibraz edilmesi halinde telafisi güç zararlar doğacağını beyanla; dava konusu çek hakkında ödeme yasağı şeklinde ihtiyati tedbir uygulanmasını, çek nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitini, çekin iadesini ve uğranılan menfi zararların bilirkişi incelemesiyle belirlenerek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 22/05/2026 tarih ve 2026/728 Esas sayılı ara kararında;
"........Davacı talebi ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, tedbir talep konusu çektir. Çek, bir ödeme vasıtası olup sebepten mücerrettir. Talep eden tarafça aksini ispatlayacak güçte yaklaşık ispata dair delil dosyaya ibraz edilmemiştir. Ayrıca, mahkemece ancak dosyanın tarafları hakkında karar verilebileceği, yüksek tedavül kabiliyeti bulunan çekin tedavülünü imkansız kılan ve çeki sonradan iyi niyetle iktisap eden kişilerin haklarını sınırlar şekilde ihtiyati tedbir kararı da verilemeyeceğinin kabulü ile davacı vekilinin dava konusu çeke ilişkin ödeme yasağı kararı verilmesi yönündeki ihtiyati tedbir talebinin yasal şartlarının ve yaklaşık ispat koşullarının somut olayda oluşmadığı kanaatine varılmakla ihtiyati tedbir talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. " gerekçesi ile,
''1-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yaklaşık ispat kuralının fazlasıyla yerine getirildiğini, tarafların tacir olduğunu, aralarındaki satım sözleşmesinde malların teslim edildiğinin yegane ispat aracının sevk veya taşıma irsaliyesi olduğunu, davalı tarafın fatura kestiğini, ancak malları müvekkile hiçbir zaman teslim etmediğini, ortada faturaya konu malların teslim edildiğini gösterir hiçbir irsaliye kaydı veya teslim belgesi olmadığını, faturanın varlığının tek başına malın teslim edildiğini göstermeyeceğini,
Çekin mücerretliğinin taraflar arasındaki temel ilişkide ileri sürülebileceğini, yerel mahkemenin çekin mücerret bir kambiyo senedi olduğuna dair tespitinin kural olarak doğru olmadığını, somut olaya uygulanmasının hatalı olduğunu, zira davacı müvekkil ile davalının doğrudan temel ilişkinin tarafları olduğunu, senedin ihdasına neden olan alt ilişkinin tarafları arasında şahsi defilerin her zaman ileri sürülebileceğini, davalı lehdarın malı teslim etmediği için çeki tahsil etme hakkına sahip olmadığını, yerel mahkemenin doğrudan çekin soyutluğuna sığınarak tedbir talebini reddetmesinin menfi tespit davalarının ruhuna aykırı olduğunu,
İyi niyetli üçüncü kişilerin korunması gerekçesinin tedbirin bizatihi amacına aykırı olduğunu, malı teslim etmeyen kötü niyetli davalının, bu çeki iyi niyetli 3. kişilere ciro etmesi halinde müvekkilin şahsi defileri 3. kişilere karşı ileri süremeyeceğini, çekin tedavüle girmesinin; müvekkilin hiç teslim almadığı mallar için 700.000 TL ödemek zorunda kalması ve telafisi imkansız zararlara uğraması anlamına geleceğini, mahkemenin HMK m. 392 uyarınca müvekkilden uygun bir teminat talep ederek tedbir kararı verebileceğini, talebi kökten reddederek müvekkili mağdur ettiğini,
Davalının kötü niyetinin dosyaya sunulan deliller ile sabit olduğunu, müvekkile fatura ettiği ancak göndermediği ürünleri, aynı tarihlerde kendi e-ticaret mağazalarından 3. Kişilere sattığını gösteren ekran görüntülerinin dosyada mevcut olduğunu, davalının hem malları elinde tutup 3. kişilere satarak haksız kazanç elde etmekte hem de malların karşılığı olan 700.000 TL'lik çeki uhdesinde tutmakta olduğunu, mahkemenin bu denli açık bir haksızlık ve kötü niyet karşısında, müvekkilin ağır bir zarara uğramasını göz ardı ederek salt senedin mücerretliğinden bahisle tedbir vermesinin hukuki güvenlik ilkesiyle bağdaşmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Talep, dava konusu çekin avans olarak verildiği, mal teslimi yapılmadığı, çekin bedelsiz kaldığı iddiasına dayalı olarak açılan menfi tespit davasında davaya konu çek hakkında ödeme yasağı konulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, ihtiyati tedbir isteminin reddine, karar verilmiş ve karara karşı talep eden davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389/1. maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir," hükmünü içermektedir. Aynı kanunun 390/3. maddesi hükmü uyarınca da, ihtiyati tedbir talep edenin davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gerekir.
Somut olaya döndüğümüzde, dava konusu çekin avans olarak verildiği, teslimi gereken malların davalı tarafından teslim edilmediği, çekin bedelsiz kaldığı yönündeki davacı iddiası ispata muhtaç olup açılan eldeki davada iddia ve savunma doğrultusunda yargılama içinde toplanıp incelenecek deliller ışığında yargılama sonucunda ortaya çıkacaktır. Talep eden davacı tarafından dosyaya ibraz edilen belgeler, HMK'nın 390/3 maddesine göre yaklaşık olarak ispata yeterli değildir. Dava ve ara karar tarihi itibariyle yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediğinden, ihtiyati tedbir talebinin reddi yönündeki ilk derece mahkemesi kararı dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun bulunmuş, kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 09/07/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.