Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1380 E. 2026/1440 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1380
Karar No
2026/1440
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1380 Esas

KARAR NO : 2026/1440 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi

NUMARASI : 2026/276 D.İş Esas - 2026/276 Karar

TARİHİ: 08/06/2026

TALEP: İhtiyati Tedbir

KARAR TARİHİ: 09/07/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

İhtiyati tedbir talep eden vekili dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'nin çağrı merkezi, iş süreçleri dış kaynak hizmetleri (BPO) ve danışmanlık alanında faaliyet göstermekte olduğunu, müvekkili şirketin çeşitli kurumsal müşterileri adına müşteri hizmetleri desteği, çağrı/e-posta yönetimi ve vize başvuru süreçleri desteği gibi hizmetler sunmakta olduğunu, müvekkilin müşteri portföyü, hangi müşteri için hangi projenin yürütüldüğü bilgisi, proje ve operasyon yöntemleri, personel yapılanması ile müşteri kimlik ve iletişim bilgileri; rakiplerce bilinmeyen, gizli tutulan ve müvekkilin ticari faaliyeti bakımından ekonomik değer taşıyan işletme/ticari sır niteliğindeki bilgiler olduğunu, davalı ..., iş sözleşmesi 01.06.2026 tarihi itibarıyla sona erdiğini, davalı, görevi gereği müvekkilin müşterilerine, yürütülen projelere, operasyon yöntemlerine ve müşteri iletişim bilgilerine erişim sağlamış olduğunu, bu bilgiler kendisine iş ilişkisi kapsamında ve gizlilik içinde emanet edildiğini, iş sözleşmesinin feshinin hemen ardından davalının, müvekkilin bir müşterisinin temsilcisine (“...” adlı kişiye) hitaben e-posta göndermiş ve halen müvekkilin müşterilerine e-posta göndermeye fiilen devam etmekte olduğunu, müvekkilin müşteri ve proje portföyünü “Kanada vize projesi”, “...” markalı ürünlere ilişkin müşteri hizmetleri desteği ve “...vize projesi” dâhil açıkça ifşa ettiğini, iç operasyon ve iş yapış yöntemlerine ilişkin gizli bilgileri projelerin çalışanlar arasındaki dağılımı, çalışanlara verilen zorunlu eğitimler, Romanya merkezli bir eğitmenden mesai saatleri içinde alınan çevrimiçi eğitimler, ek projeler için dizüstü bilgisayar/ekipman kurulumu ve Fransızca dilinde yürütülen çağrı ve e-posta süreçlerini paylaşmış olduğunu, müvekkilinin çalışanlarının ve yöneticilerinin isimlerini ve iç işleyişe ilişkin bilgileri açıklamış olduğunu, müvekkili yönetimine yönelik olarak “tehdit”, “mobbing (işyerinde psikolojik taciz)”, “disiplin tutanakları düzenlenmesi” ve haksız fesih iddialarını içeren, müvekkilinin müşterileri nezdinde küçük düşürmeye elverişli, kötüleyici ve yanıltıcı nitelikte beyanlarda bulunmuş olduğunu, e-postaların doğrudan müvekkilin hizmet sunduğu müşterilere gönderilmesinin müvekkilin ticari sırlarını üçüncü kişilere taşımakta olduğunu, müşteri ilişkilerini ve ticari itibarını ağır ve telafisi güç biçimde zedelemekte olduğunu, müvekkiline ait işletme/ticari sırların ve müşteri bilgilerinin, iş ilişkisi kapsamında öğrenilip üçüncü kişilere ifşa edilmesinin açıkça haksız rekabet teşkil ettiğini belirterek gecikmesinde sakınca ve telafisi güç zarar bulunduğundan, taleplerinin karşı taraf dinlenmeksizin ve ivedilikle değerlendirilmesine, davalının müvekkili şirkete ait işletme/ticari sırları, müşteri kimlik ve iletişim bilgilerini, proje ve operasyon bilgilerini, üçüncü kişilere ve özellikle müvekkilin müşterilerine e-posta dâhil her türlü iletişim aracıyla açıklamasının, iletmesinin ve ifşa etmesinin önlenmesine ve durdurulmasına, davalının, müvekkili şirketi ve yöneticilerini kötüleyici ve yanıltıcı beyanlarını müvekkilin müşterilerine ve üçüncü kişilere iletmesinin önlenmesine, içeriklerin internet ortamında/sosyal medyada yayımlanmış veya yayımlanacak olması hâlinde ilgili içeriklere erişimin engellenmesine, taleplerinin kesin nitelikteki yazılı delillere (e-posta) dayandığından teminattan muafiyetine, aksi kanaatte ise takdiren makul bir teminata hükmedilmesine, ihtiyati tedbir kararına aykırı davranılması hâlinde HMK m. 398 uyarınca disiplin hapsi yaptırımının uygulanacağının davalıya ihtarına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi 08/06/2026 tarih ve 2026/276 D.İş Esas- 2026/276 Karar sayılı kararında;

"....Dosya kapsamına göre taraflar arasındaki somut olayda; haksız rekabet ve iddia edilen zararın oluşup oluşmadığının ancak yargılama ile belirlenebileceği, uyuşmazlığı esastan çözebilecek mahiyette ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği, yargılama sonucu haklılık durumunun ortaya çıkacağı anlaşılmakla sunulan delillere göre talep eden tarafın yasada yer alan yaklaşık ispat koşulunu sağlamadığı (ihtiyati tedbir kararı verilmemesi hâlinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya imkânsız hale geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağına ilişkin) kanaati ile (emsal İstanbul BAM 13. H.D 2022/584E., 2022/513K. ve Adana BAM 9. H.D. 2026/17E., 20206/166 K. Sayılı ilamı) ihtiyati tedbir isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

" gerekçesi ile,

''1-İhtiyati tedbir talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı ihtiyati tedbir talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

İhtiyati tedbir talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin ihtiyati tedbirde aranan ispat ölçüsünü hatalı belirlediğini, haksız rekabetin ve zararın oluşup oluşmadığının ancak yargılama ile belirlenebileceği gerekçesine dayanarak, yargılama sonunda ulaşılabilecek kesin ispat düzeyini aradığını, bu yaklaşım kabul edilirse, hiçbir ihtiyati tedbir talebinin karşılanamayacağını, bu haliyle yerel mahkeme kararının ihtiyati tedbir müessesesinin amacına ve HMK m.390/3 hükmüne açıkça aykırı olduğunu, talep edilen tedbirin uyuşmazlığı çözer nitelikte olmadığını, davalının devam eden hukuka aykırı eylemini geçici olarak durdurmaya yönelik olduğunu, aksi yöndeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, davalının müvekkilin müşterisine iş ilişkisi ve fesih konularında e-posta göndermesinin geçici olarak durdurulmasının, müvekkile yargılama sonunda elde edeceği sonucunu vermeyeceğini, yalnızca her geçen gün artan zararı durduracağını, dolayısıyla “esası çözer nitelikte tedbir verilemeyeceği” değerlendirmesinin somut talep bakımından yerinde olmadığını,

Taleplerinin kesin nitelikte yazılı delillere dayandığını, yaklaşık ispatın fazlasıyla gerçekleştiğini, ancak yerel mahkemenin dosyadaki somut delilleri hiç tartışmadığını, davalının eyleminin halen sürmekte olduğunu, bu delillerin davalının kendi beyanlarına ve müşterinin yazılı bildirimine dayanan, “yaklaşık ispat” eşiğini ziyadesiyle aşan kesin nitelikte yazılı deliller olduğunu, buna rağmen kararın gerekçesinde ne davalının e-postalarına ne de müşterinin itiraz yazısına ilişkin tek bir değerlendirme yapıldığını, bu deliller karşısında yaklaşık ispatın neden gerçekleşmediğinin hiçbir şekilde açıklanmadığını, davalının kendi yazılı beyanları ve müşterinin resmî şikâyeti ortada iken yaklaşık ispatın sağlanmadığı sonucuna varılmasının dosya kapsamıyla bağdaşmadığını,

HMK m.389/1 uyarınca telafisi güç ve imkansız zarar koşulunun somut biçimde gerçekleştiğini, müşteri güveninin yitirilmesi ve ticari itibarın zedelenmesinin nitelikleri gereği sonradan tazminatla giderilmesi mümkün olmayan, telafisi güç zararlardan olduğunu, somut olayda bu zararın soyut olmadığını, müvekkilin müşterisi müşterisi ...'in, yazılı olarak “ciddi itibari ve sözleşmesel sonuçlardan” ve “ticari ilişkinin bütünlüğünün tehlikeye girdiğinden” söz ettiğini ve iletişimin derhal durdurulmasını talep ettiğini, esas hakkında karar verilmesi beklenirse müvekkilin müşteri ilişkisinin yargılama sonuçlanmadan zarar görebileceğini, hatta tamamen sona erebileceğini, davalının eylemine devam etmesi nedeniyle zararın her geçen gün artmakta olduğunu,

Yerel mahkeme kararının gerekçeden yoksun olduğunu, yerel mahkemenin dosyadaki somut delilleri hiç tartışmadan, kalıplaşmış ifadelerle yaklaşık ispatın sağlanmadığı sonucuna ulaştığını, nitekim kararın başlık kısmında uyuşmazlığın sehven “ihtiyati haciz” olarak nitelendirilmiş olduğunu, bu durumun dahi somut dosyaya özgü bir değerlendirme yapılmaksızın matbu bir şablonun esas alındığını gösterdiğini, gerekçeden yoksun işbu kararın kaldırılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Talep, karşı tarafın eski çalışanı olduğunu, iş sözleşmesi sona erdikten sonra haksız rekabette bulunduğu iddiasıyla;1-) Davalının işletme/ticari sırları, müşteri kimlik ve iletişim bilgilerini, proje ve operasyon bilgilerini, üçüncü kişilere ve özellikle müşterilerine e-posta dâhil her türlü iletişim aracıyla açıklamasının, iletmesinin ve ifşa etmesinin önlenmesi ve durdurulması, 2-) Talep eden şirketi ve yöneticilerini kötüleyici ve yanıltıcı beyanlarını müşterilerine ve üçüncü kişilere iletmesinin önlenmesi, 3-) Bu içeriklerin internet ortamında/sosyal medyada yayımlanmış veya yayımlanacak olması hâlinde ilgili içeriklere erişimin engellenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.

Mahkemece, ihtiyati tedbir isteminin reddine, karar verilmiş ve karara karşı talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

TTK'nın 61. maddesinde; "Dava açma hakkını haiz bulunan kimsenin talebi üzerine mahkeme, mevcut durumun olduğu gibi korunmasına, 56 ncı maddenin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde öngörüldüğü gibi haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabetin önlenmesine ve yanlış veya yanıltıcı beyanların düzeltilmesine ve diğer tedbirlere, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ihtiyati tedbir hakkındaki hükümlerine göre karar verebilir. " hükmü yer almıştır.

Burada hüküm bulunmayan konularda, tamamlayıcı hüküm olarak HMK'nın 389 vd. Maddelerinden yararlanılmalıdır.

HMK.nın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır,'' düzenlemesini içermektedir.

Somut olaya döndüğümüzde; talep dilekçesinde ileri sürülen iddiaların haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı açılacak bir davada iddia ve savunma doğrultusunda yapılacak yargılama içinde toplanıp incelenecek deliller ışığında yargılama sonucunda ortaya çıkacaktır. Talep dilekçesi ekindeki deliller, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için gerekli olan yaklaşık ispata yeterli değildir. Ayrıca tedbir alınmaması halinde telafisi imkansız zararların doğacağına ilişkin de yaklaşık ispata yeterli deliller dosyaya sunulmamıştır. Değişen koşul ve delil durumuna göre her zaman yeniden ihtiyati tedbir talep edilebileceği gözetildiğinde ilk derece mahkemesinin takdirine göre talep edenin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esasta reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Talep edenin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine,

6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 09/07/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1380, K. 2026/1440, T. 08.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1380-e-2026-1440-k-ec160d32364c