Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1304 E. 2026/1531 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1304
- Karar No
- 2026/1531
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1304
KARAR NO: 2026/1531
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/04/2026
NUMARASI: 2026/37 Esas - 2026/321 Karar
DAVA: Tanıma Ve Tenfiz
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/07/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... (.../Fon)'nun “..." (.../...) silahlı terör örgütüne üye olmak ve terörizmin finansmanı suçlarından dolayı yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliği'nin 23.01.2017 tarih ve 2017/236 Değişik İş sayılı kararı ve İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliği'nin 02.02.2017 tarih ve 2017/353 Değişik İş sayılı kararı ile ... Anonim Şirketi'ne (... Giyim) ve ... Grup bünyesinde bulunduğu tespit edilen diğer 11 şirkete kayyım olarak atandığını, ... Giyim hisselerinin %4'lük kısmının sahibi olduğunu iddia eden ... vatandaşı ... tarafından Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile ... Hükümeti arasında akdedilen Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması yükümlülüklerinin Türkiye Cumhuriyeti tarafından ihlal edildiği gerekçesiyle Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Birleşmiş Milletler Uluslararası Ticaret Hukuku Komisyonu (...) nezdinde 30.09.2019 tarihinde tahkim başvurusunda bulunulduğunu, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürlüğü'nün 11.10.2019 tarihli ve ... sayılı yazısı ile söz konusu tahkim davasında uyuşmazlık konusu yapılan hususların, Kurumlarının görev alanına girmesi ve her türlü bilgi ve belgenin Kurumlarında bulunması sebebiyle; ...'nin asli işlev üstlenmesi, daha önce yürütülen bu tür tahkim süreçlerindeki uygulamalar dikkate alınarak yerli veya yabancı avukatlık ortaklıklarından hizmet satın alınması, söz konusu tahkim davasına ilişkin yargılama giderleri ve davanın takibine yönelik yapılacak tüm harcama ve ödeme işlemlerinin ... tarafından gerçekleştirilmesi, davanın 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde Cumhurbaşkanlığı Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürlüğü koordinatörlüğünde ... ve hizmet satın alınmasına ihtiyaç duyulması halinde hizmet satın alınacak avukat ve/veya avukatlık ortaklıklarınca birlikte yürütülmesinin uygun görüldüğünün bildirildiğini, ... tarafından söz konusu tahkim başvurusunda; ... Grubu şirketleri yönetiminin kayyımlara devredilmesine ilişkin kararın iptal edilmesi, ... .... şirketinin 2016 - 2019 tarihleri arasında elde etmiş olduğu kardan hissesine karşılık gelen kar payı ve diğer hak ve ödemelerin faiziyle birlikte eksiksiz ödenmesi, şirkete ait denetim raporu, mali tablolar, bütçe, strateji planlaması dahil olmak üzere şirket yönetimiyle ilgili bilgilerin eksiksiz açıklanması ile davacının Yönetim Kurulu üyeliği görevine iadesi talep edildiğini, uğranıldığı iddia ettiği zararların 36.000.000 USD tutarında olduğunun belirtildiğini,
Tahkim dosyasından 18.10.2023 tarihinde verilen karar ile...'ın iddiaları reddedilerek tahkim masrafları olarak 355.000 EUR ve vekalet ücreti ile diğer masraflara karşılık olarak 556.655,78 USD tutarın Türkiye Cumhuriyeti'ne ödemesine hükmedildiğini, bu kapsamda tahkim dosyasının takibi için gerekli tüm harcamaların kurumları tarafından yapıldığını, tahkim kararında Türkiye Cumhuriyeti lehine hükmedilen 355.000 EUR tahkim masrafı ve vekalet ücreti ile diğer masraflara karşılık olarak 556.655,78 USD'nin kurumları tarafından tahsili zarureti hasıl olduğunu, söz konusu tutarların tahsili için işbu davaya konu tahkim kararının tenfizi gerekmekte olduğunu, kararın tenfizi için 5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunu'nda (MÖHUK) aranan tüm şartların sağlandığını, tüm bu nedenlerden dolayı ve mahkemece resen takdir olunacak nedenlerle; 18/10/2023 tarihli ve ... dosya numaralı ... kararının tanınması ve tenfizini, başta ...Anonim Şirketi'ndeki hisseleri olmak üzere davalının Türkiye Cumhuriyeti nezdindeki her türlü nakit, taşınır ve taşınmaz malları hak ve alacakları üzerinde; HMK'nın 389. Maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesini, tenfize konu kesinleşmiş tahkim kararı gözetilerek ...Anonim Şirketi'ndeki hisseleri de dahil olmak üzere davalı yedinde olanlar ile tahkim kararı tarihinden itibaren üçüncü kişiler nezdindeki doğmuş/doğacak hak ve alacakları ile her türlü taşınır ve taşınmaz malları hak ve alacaklarına ilişkin davalıya tebligat çıkarılmadan dosya üzerinden takdiren teminatsız, İİK'nın 257. Maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretini davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı cevap dilekçesinde özetle; 6100 Sayılı Kanununun 6. maddesi uyarınca genel yetkili mahkemenin davalının gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, dava yetkisiz mahkemede açıldığından ve yerleşim yeri Büyükçekmece ilçesi olduğu için davanın yetkili mahkemeye gönderilmesini öncelikle talep ettiğini, ... uyruklu bir iş adamı olduğunu ve ...Anonim Şirketi'nin %4 hissedarı olduğunu, kendi dışında gelişen olaylar neticesinde hissedarı olduğu şirketi 2017 yılından beri ...'nin yönettiğini, yaşanan mağduriyeti gidermek ve yabancı yatırımcı olması nedeniyle ... nezdinde 2019 yılında tahkim başvurusu olduğunu ve 2023 yılında başvurunun reddedilerek tahkim ve diğer masrafların tarafına hükmedildiğini ancak 4686 Sayılı Milletlerarası Tahkim Kanununun 15. maddesi uyarınca anılan tahkim kararı kesinleşmediğini, bu sebeple açılan davanın reddi gerektiğini, ayrıca davacı tarafın ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararının reddi gerektiğini çünkü hissedarı olduğu ancak tasarrufta bulunamadığı şirket üzerinde kontrol yetkisinin ... olduğunu, bu sebeple şirket değeri gözetildiğinde bu talebin reddi gerektiğini, tüm bu nedenlerle ve mahkemece gözetilecek sebepler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, öncelikle dava yetkisiz mahkemede açıldığı için ve MTK md. 15 uyarınca tahkim kararı kesinleşmediğinden davanın reddini, mahkeme aksi kanaatte ise davacının ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebinin reddi ile iyi niyetli pay sahibi olarak müsaderesine karar verilen hissedarı olduğu ...Anonim Şirketi'nin ... tarafından ihale yoluyla satışının bekletici mesele yapılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Açıklanan ilkeler çerçevesinde somut talep değerlendirildiğinde; Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile ... arasında Yatırımların Karşılıklı Korunması ve Teşviki Antlaşması'nın imzalandığı, hakem kararının genel ahlâka veya Türk kamu düzenine aykırı olduğunun iddia edilmediği, hakem kararına konu olan uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümünün mümkün olduğu ve Birleşmiş Milletler Uluslararası Ticaret Hukuku Komisyonu (...) nezdinde görülen ... sayılı dava dosyasına ilişkin 18.10.2023 tarihli kararın kesinleşmiş olduğu, ISCID Konvansiyonu 53.ve devamındaki maddelerden; kararın ilgili devlet mahkemelerinden verilmiş bir karar gibi uygulanmasının sağlanması gerektiği anlaşılmakla 18.10.2023 tarihli ... dosya numaralı ... kararının tanınmasına ve tenfizine," karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının iddiasının aksine tenfizi talep edilen hakem kararının kesinleştiğini, kurumun tenfiz davasını ikame etmeye yetkili olduğunu, kurumun tenfiz davasını açmakta hukuki yararı bulunduğunu, tenfiz talebini incelemeye asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğunu, tenfiz dilekçesine ilgili belgelerin eklendiğini, yabancı mahkeme kararının tenfizi şartlarının sağlandığını, tahkim kararının tenfizinin karşılıklılık esasına dayandığını, kararın Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisine girdiğini, kararın Türk kamu düzenine aykırı olmadığını, tahkim davasının davacısının savunma haklarına uyulduğunu, davacı Kurum ...'nin, tenfiz davasında harçtan muaf olduğunu, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. Maddesinin b/2 fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesinin İlk Derece Mahkeme Kararının gerekçesini düzelterek yeniden esas hakkında karar vermeye yetkili olduğunu, kararın gerekçesinde bahsi geçen .... Konvansiyonu Uluslararası Yatırım Anlaşmazlıkları Çözüm Merkezi (ICSID) nezdinde görülen tahkim dosyalarına uygulanabilir olduğunu, bu davaya konu tahkim kararı ... nezdinde verilmiş olduğundan mahkeme kararının New York Konvansiyonuna uygun olarak tenfize karar vermesi gerektiğini beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve kararın düzeltilerek esas hakkında yeniden karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin gerekçeli kararda; Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile ... arasında Yatırımların Karşılıklı Korunması ve Teşviki Antlaşması'nın imzalandığından bahsettiğini, bahse konu antlaşma uyarınca davalının haklarının korunması gerekirken ... tarafından davalının hissedarı bulunduğu şirketlerin davalının iyi niyetli pay sahibi saklı kalmak kaydıyla 25.10.2024 tarihli ... sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde iyi niyetli pay sahiplerinin hakları saklı kalmak kaydıyla ...Anonim Şirketi’nin ve...Anonim Şirketi’nin tek pay sahibinin Hazine ve Maliye Bakanlığı olduğunun ilan edildiğini, ... tarafından yürütülen 23.9.2025 gününde yapılan ve 18.12.2025 gününde onaylanan ihale ile ...Anonim Şirketi’nin ve...Anonim Şirketi’nin satışının gerçekleştirildiğini, satış sonrası davalının payının da bulunduğu ihale bedelinin Hazine'ye aktarıldığını, davalının kendi rızası dışında satılan şirket hisselerinin bedeline dahi kavuşamamışken kendisinden hukuka aykırı bir şekilde 18.10.2023 tarihli ... dosya numaralı ... kararının tanınması ve tenfizine karar verilmek suretiyle mağduriyetine sebebiyet verildiğini, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanununun 15. maddesi uyarınca anılan tahkim kararının kesinleşmediğini, aynı zamanda dava tarihinde kesinleşmeye ilişkin dosya içinde delil bulunmadığını, 05.02.2026 tarihinde ... vekili tarafından yerel mahkemeye ibraz edilen belgenin HMK md. 319 iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında olduğunun yerel mahkemece irdelenmediğini,davalının hissedarı olduğu şirketin rızası dışında satıldığı ve ihale bedelinin kendisine ödenmediği hususlarının da yerel mahkemece irdelenmediğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :
Dava, MÖHUK'un 60 vd. maddeleri uyarınca yabancı hakem kararının tenfizi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davacı ... (Birleşmiş Milletler Uluslararası Ticaret Hukuk Komisyonu) Tahkim Kuralları Çerçevesinde görülen ... sayılı .../10/2023 tarihli kararının tanınması ve tenfizini talep etmiştir.
Davalı taraf tahkim kararının kesinleşmediğinden bahisle davanın reddini savunmuştur.
Yürürlükteki hukukumuzda yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi konusunda iki ayrı düzenleme yapılmıştır. Bu düzenlemelerden biri 5718 Sayılı MÖHUK'te yer alan hükümler, diğeri de Türkiye Devletinin taraf olduğu 1958 tarihli New York Sözleşmesidir.
Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York Sözleşmesi onaylanmasına ilişkin 20877 Sayılı 21.05.1991 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 3731 Sayılı Kanunun 2. maddesinde ''Türkiye Cumhuriyeti sözleşmenin 1. maddesinin 3. paragrafına uygun olarak sözleşmeyi sadece karşılıklılık esasına göre bu sözleşmeye taraf olan bir devlet ülkesinde verilmiş olan hakem kararlarının tanınması ve tenfizi hakkında uygulayacağını, ayrıca sözleşmeyi yalnız akdi veya akit dışı hukuki münasebetlerden kaynaklanan ve kendi iç hukukuna göre ticari mahiyette sayılan uyuşmazlıklar hakkında uygulayacağını beyan eder.'' şeklinde düzenleme yapılmıştır. Bu düzenlemeden anlaşılacağı üzere New York Konvansiyonu Türk Hukukunda sadece ticari uyuşmazlık larda ve New York sözleşmesine taraf olan ülkeler bakımından uygulanacaktır.
Tenfizi talep edilen hakem kararı ticari şirket ortaklığından kaynaklanmakla , uyuşmazlığa tenfiz şartları bakımından Türkiye’nin de taraf olduğu “New York Sözleşmesi” hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır.
Yabancı hakem kararlarının Türkiye’de icra edilebilmesi, tenfiz prosedürüne tabi olduğundan, New York Sözleşmesine göre, tenfiz şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesine gelince; yabancı hakem kararlarının tenfizini engelleyen haller New York Sözleşmesinin (V). maddesinde düzenlenmiştir. Sözleşmenin (V). maddesindeki şartlardan bir kısmını tenfiz mahkemesi re’sen dikkate almak zorundadır. Diğer şartları ise tarafların iddia ve ispat etmesi gerekir.
Mahkeme tarafından re’sen dikkate alınacak şartlar şunlardır: 1- Hakem kararının konusunu teşkil eden uyuşmazlığın tanıma veya tenfiz istenilen ülkenin hukukuna göre tahkim yoluyla çözümünün mümkün olmaması, 2- Hakem kararının kamu düzenine aykırı olmasıdır.
Taraflarca iddia ve ispat edilecek tenfiz engelleri ise 1- Tahkim anlaşmasının taraflarının ehliyetsiz olması veya tahkim anlaşmasının geçersiz olması, 2- Hakkında hakem kararının tenfizi istenen tarafın hakem seçiminden veya tahkim yargılamasından usulen haberdar edilmemiş olması veya delillerini sunma imkânından mahrum edilmesi, 3- Hakem kararının, tahkim anlaşmasında yer almayan bir hususa ilişkin olması veya tahkim anlaşmasının sınırlarını aşması, 4- Hakemlerin seçimi veya hakemlerin uyguladıkları usulün, tarafların anlaşmasına, böyle bir anlaşma yok ise hakem hükmünün verildiği yer hukukuna aykırı olması, 5-Hakem kararının tabi olduğu veya verildiği yer hukuku hükümlerine göre kesinleşmemiş veya icra kabiliyeti kazanmamış veya verildiği yer mahkemesi tarafından iptal edilmiş olmasıdır.
5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 60-63. maddelerinde yabancı hakem kararlarının tenfizi düzenlenmiştir. Buna göre, “kesinleşmiş” ve “icra kabiliyeti kazanmış” veya “taraflar için bağlayıcı olan” yabancı hakem kararlarının tenfiz şartlarını yabancı mahkeme kararlarının tenfizi şartlarından farklı olarak ve New York Sözleşmesi'ne paralel olarak düzenlenmiştir.
İç hukuktaki kamu düzeni kavramı Türk toplumunun temel yapısı ve temel çıkarlarını koruyan, tarafların uymak zorunda olduğu kamu hukuku ve özel hukuka ilişkin emredici kurallar bütünüdür. Kamu düzenine aykırılık halleri, Anayasa'da düzenlenen temel hak ve özgürlüklere, Türk kanunlarının ana ilkelerine, Türk adap ve ahlak anlayışına aykırılıklar olarak örneklenebilir. Kamu düzeni kavramı zamana, yere ve olayın özelliğine göre değişebilir.
Hakem kararının kamu düzenine aykırı olup olmadığının denetlenmesi, esasa ilişkin olarak yapılacak bir denetleme değildir. Taraflarca kamusal bir otorite olan devlet yargı sistemi yerine alternatif tahkim sisteminin seçilmiş olması nedeniyle, hakemlerin esasa ilişkin olarak verecekleri kararı baştan kabul etmiş sayılacaklardır.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında: hakem kararının konusunu teşkil eden uyuşmazlığın Türkiye'de meri hukuka göre tahkim yoluyla çözümünün mümkün olduğu, Hakem kararının kamu düzenine aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile ... arasında Yatırımların Karşılıklı Korunması ve Teşviki Antlaşması'nın imzalandığı, hakem kararının genel ahlâka veya Türk kamu düzenine aykırı olduğunun iddia edilmediği, hakem kararına konu olan uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümünün mümkün olduğu anlaşılmaktadır.
Davalı taraf kararın kesinleşmediğine yönelik istinafı yönünden yapılan değerlendirmede: Tahkim yargılamasının 1976 ... Tahkim Kuralları çerçevesinde yürütüldüğü, ilgili kuralların tahkim kararının kesinleşmesine ilişkin 32. Maddesinin "hükmün Şekli Ve Yürürlüğü (Madde 32) 1. Hakem kurulu, nihai kararın yanı sıra geçici, ara veya kısmi karar verme hakkına da sahip olacaktır. 2. Karar yazılı olarak verilecek ve taraflar için nihai ve bağlayıcı olacaktır.
Taraflar, kararı gecikmeksizin yerine getirmeyi taahhüt ederler. 3. Taraflar herhangi bir gerekçe gösterilmeyeceği konusunda anlaşmaya varmadıkça, tahkim kurulu kararın dayandığı gerekçeleri belirtecektir. 4. Karar, hakemler tarafından imzalanacak ve kararın verildiği tarihi ve yeri içerecektir. Üç hakemin bulunması ve bunlardan birinin imza atmaması halinde, kararda imza eksikliğinin nedeni belirtilecektir. 5. Karar ancak her iki tarafın rızasıyla kamuya açıklanabilir. 6. Hakemler tarafından imzalanan kararın kopyaları, hakem heyeti tarafından taraflara iletilecektir. 7. Tahkim kararının verildiği ülkenin tahkim hukuku, tahkim kararının tahkim kuruluna sunulmasını veya tescil edilmesini gerektiriyorsa, kurul, kanunda öngörülen süre içerisinde bu zorunluluğa uymak zorundadır." şeklinde düzenlendiği görülmektedir.
Tahkim kararının 18.10.2023 tarihinde verildiği, bahsi geçen madde uyarınca taraflar açısından nihai ve bağlayıcı olduğu, ... Tahkim Kuralları içerisinde karara karşı herhangi bir kanun yolu veya başka bir hukuki çare düzenlenmediği anlaşılmaktadır.
Uluslararası tahkim hukukunda yerleşik "Lex Arbitri" prensibi uygulaması gereği tahkim yargılaması ve bu yargılama sonucunda verilen kararların denetimi, taraflarca seçilen "Tahkim Yeri" (Seat of Arbitration) hukukuna tabidir. Başka bir deyişle, tahkim kararı hakkında temyiz/iptal denetimi yapma yetkisi münhasıran tahkim yeri mahkemesine aittir.
1958 tarihli Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkındaki New York Konvansiyonu'nun V(1)(e) maddesinden de bu durum açıkça anlaşılmaktadır. “MADDE V 1. Kararın aleyhine ileri sürüldüğü tarafın, tenfiz isteğinin yapıldığı yetkili makama aşağıdaki delilleri sunması halinde, hakem kararının tanınması ve tenfizi reddedilebilir: e) Kararın taraflar için henüz bağlayıcı hale gelmemiş olması veya kararın verildiği ülkenin veya hukukuna göre verildiği devletin yetkili makamı tarafından iptal edilmiş veya icrasının durdurulmuş olması.”
1958 tarihli New York Konvansiyonu’nun V(1)(e) maddesi, bir tahkim kararının iptal yetkisini "kararın verildiği ülke" veya "hukukuna göre verildiği devletin" yetkili makamına bırakmıştır. Buna göre bir tahkim kararının iptal yetkisi ilgili yargılamada "tahkim yeri" olarak seçilen yer mahkemesine aittir ve bu yer hukuku uygulanacaktır.
Somut olayda tahkim yeri olarak "İsviçre" seçilmiş olup karara karşı hukuki çareler bakımından İsviçre kanunları geçerlidir. Konuyla ilgili olarakİsviçre Federal Milletlerarası Özel Hukuk Kanunu'nun (PILA) 190. maddesinde uluslararası tahkim kararlarının iptali düzenlenmiş olup 4. Fıkrası" İptal davası açma süresi başvurusunda bulunma süresi, kararın iletildiği tarihten itibaren 30 gündür."
Davalı tarafça tenfizi istenen hakem kararına karşı İsviçre hukukuna göre itiraz/iptal/temyiz yoluna gidildiğine dair bir iddia ileri sürülmediği gibi bir belgede sunulmuş değildir.
Birleşmiş Milletler Daimi Hakemlik Mahkemesi (PCA) Genel Sekreter Yardımcısı tarafından 30.01.2026 tarihinde imzalanan tasdik şerhi ile 18.10.2023 tarihli kararın ... Kuralları uyarınca "yargılamayı sona erdiren nihai karar" olduğu, taraflar üzerinde "nihai ve bağlayıcı" sonuç doğurduğu ve kararın PCA arşivlerinde kesinleşmiş haliyle muhafaza edildiği resmen teyit edilmiştir. Söz konusu kararın Birleşmiş Milletler Daimi Hakemlik Mahkemesi (PCA) tarafından mühürlenen ve onaylanan apostilli örneği dosyaya sunulmuş olmakla dava konusu ... tahkim kararının; gerek New York Sözleşmesi, gerek tahkim yeri hukuku olan İsviçre Federal Milletlerarası Özel Hukuk Kanunu, gerekse de ... Kuralları uyarınca kesinleştiği infaz edilebilir olduğu anlaşılmakla davalının istinaf istemin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacının katılma yolu ile istinafı yönünden yapılan değerlendirmede eldeki uyuşmazlığın yabancı hakem kararının kesinleşip kesinleşmediğine yönelik olduğu, davacı tarafça dahi kesinleşmeye ilişkin açıklamalarda Newyork sözleşmesine atıfta bulunulduğu, mahkemece de kararın kesinleştiğinden bahisle davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmakla davacı tarafın katılma yolu ile istinaf istemin de reddine karar vermek gerekmiştir.
HMK 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı ve davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davalı ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
4-Davacı ve davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.14/07/2026