Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1391 E. 2026/1472 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1391
Karar No
2026/1472
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1391 Esas

KARAR NO : 2026/1472 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

NUMARASI : 2024/511 Esas- 2025/877 Karar

TARİH: 11/11/2025

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 13/07/2026

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 02/01/2024, 24/01/2024, 18/03/2024, 21/03/2024, 22/03/2024, 22/03/2024, 03/04/2024 tarihlerinde davalı borçlu şirkete endüstriyel giyim ve iş ekipmanı ürünleri satılmış olduğunu, Satım konusu ürünlerin toplam bedeli 587.258,62 TL olup davalı borçlu şirket, müvekkil şirkete ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... numaralı faturalara dayalı yalnızca 312.564,51 TL ödeme yapılmış olduğunu, bütün ihtarlara rağmen 274.694,11 tl kalan tutar ödenmemiş olduğunu, Bunun üzerine bakiye borcun ödenmesi için müvekkil şirket çalışanlarının davalı şirket yetkilisi ile görüşmüşse de, Davalı şirket yetkilisi ürünleri üçüncü bir firmaya sattığını, parasını tahsil edemediğini, bundan bahisle müvekkil şirkete de ödeme yapmayacağını, alacağın tahsili amacı ile dava yoluna gidilirse de davanın yıllarca sürüp paranın pul olacağını beyan etmiş olduğunu, davacı Şirket .... Ltd. Şti. tarafından İstanbul Anadolu 13. İcra Dairesi ... E. Sayılı Dosyası ile alacağının tahsili için icra takibi başlatmış olduğunu. Davalı tarafından işbu icra takibine itiraz edilmiş olduğunu, haklı icra takiblerinin durdurulmuş olduğunu , Takibin durdurulması akabinde İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosu 2024/9259 sayılı arabuluculuk dosyasında görüşme yapılmış olduğunu, yapılan görüşmelerde ödeme yapılmayacağının beyan edilmiş olduğunu, Bu beyanın üzerine anlaşmama tutanağı düzenlenerek işbu davanın açılması zarureti hasıl olduğunu, borcun likit bir borç olduğunu ve davalının tüm itirazları tamamıyla takibi uzatma amacına matuf, kötü niyetli olduğu iddialarında bulunarak , itirazlarının iptali ile takibin devamına ve karşı tarafın %20 den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili İcra takibi ve dava konusu alacak ile ilgili müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmamakta olduğunu, Alacaklı olduğunu iddia eden davacının bunu ispatlamasının gerekmekte olduğunu, davacı ticari defterlerini delil olarak sunmuş olsa da müvekkilinin ticari defterleri ile davacının ticari defterlerinin birbirini doğrulamadığından davacının ticari defterlerini lehine delil olarak kullanamayağı. Davacının, alacak iddiasını kesin deliller ile ispat külfeti altında olduğunu, Dava, faturadan kaynaklanan satış nedeni ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptaline ilişkindir. Davacı satıcı, mal teslimini kanıtlamak zorundadır. Davada münhasıran karşı tarafın defterlerine dayanılmamıştır. Davacının kendi defterlerindeki kayıtlar dayanak belge ile doğrulanmadığı sürece mal teslimi hususunda tek başına delil olarak kabul edilemez. Mahkemece, ispat yükünün davacıda olduğu kabul edilerek, davacının teslimine ilişkin kanıtları toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, mahkeme kararının bozulması gerekmiştir., davacının dava dilekçesinde her ne kadar faturalara dayalı bir alacaktan bahsetmişse de faturaların tek başına alacağın varlığını kanıtlayamayacağını, Faturalarla birlikte aynı zamanda fatura konusu işlemin gerçekleştiğinin ispatlanması gerekmekte olduğu iddialarında bulunarak, müvekkili aleyhine açılmış davanın reddine,.... karar verilmesi talep edilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi 11/11/2025 tarih ve 2024/511 Esas- 2025/877 Karar sayılı kararında;

Davanın hukuki niteliği itibariyle davacının davalıdan faturadan kaynaklı alacağı olduğu iddiasıyla başlatılan İstanbul Anadolu 13. İcra Dairesi ... E. Sayılı icra dosyasının davalı tarafça yapılan itirazın ile takibin durduğu, davanın itirazın iptali ve takibin devamı istemi ile açıldığı, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, taraflar arasında açık hesap ilişki olduğu, davacının ticari defter kayıtlarına göre en son 30.04.2024 tarihinde davalı tarafından davacının hesabına havale yoluyla ödeme yapıldığı, borç alacak durumunun deftere işlendiğini gösteren muavin hesaplarda 30.04.2024 tarihi itibariyle 271.694,11 TL tutarında alacak bakiye tutarının olduğunun tespit edildiği, davacı tarafın ticari defter kayıtalrına göre, davalı tarafın takip konusu fatura bedellerinin 271.694,11 TL kısmını ödemediği, davacı tarafın davalıdan 271.694,11 TL tutarında alacaklı olduğu, davacı tarafın düzenlediği 9 (dokuz) adet faturanın tamamının davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, tarafların 2024 yılı sonu bakiyelerinin davacının başlattığı takipteki faiz öncesi tutarla aynı olduğu, davacının aynı tutardaki alacağına karşılık davalının da aynı tutarda borçlu gözüktüğü, aksi yönde bir delilin (iptal, iade, ayıp, red ya da ödeme gibi...) sunulmadığı, bu durumun fatura içeriği malin tesliminin ispatlandığı, davacının 24.05.2025 takip tarihi itibariyle davalıdan 274.694,11 TL ana para alacağını talep edebileceği, taraflar arasında kesin vade belirlenmediği ve davacının icra takibinden önce temerrüte düşürülmediği, bu sebeple işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne, İstanbul Anadolu 13. İcra Dairesi ... Esas sayılı takibe yapılan itirazın iptali ile takibin asıl alacak olan 271.694,11- TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar 3095 sayılı yasanın 2/2 m. uyarınca faiz uygulanmasına, alacak likit ve belirlenebilir olduğundan %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; icra takibine yapılan itirazın yalnızca asıl alacak miktarı üzerinden devamına ve işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmesinin yasaya aykırı olduğunu, faturalar üzerinde 60 gün vade belirlendiği, ayrıca TTK'nın 1530 maddesi uyarınca da davacının işlemiş faize hak kazandığından işlemiş faiz talebinin kabul edilmesi gerektiğini, davalı lehine vekalet ücreti takdirinin de hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Dava; fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacı vekili tarafından işlemiş faiz talebinin reddine ilişkin karara karşı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Dava, taraflar arasında faturaya konu mal satışısından kaynaklanan alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. TTK'nın 1530.maddesi ise mal tedarik sözleşmesine ilişkin olduğundan somut olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. Taraflar arasında satış bedelinin hangi tarihte ödeneceği kararlaştırılmamıştır. Faturada da kesin bir vade tarihi kararlaştırılmamış olup, fatura üzerinde belirtilen "60 gün vadeli cari hesap" ibaresi kesin vade tarihi olarak kabul edilemez. Borçlunun temerrüdü TTK'nın 10/1 ve TBK'nın 117/1 fıkrası uyarınca alacaklının ihtarı ile gerçekleşir. Somut olayda, mahkeme gerekçesinde de değinildiği gibi davacının davalıyı bakiye fatura bedeli borcu için takipten önce temerrüde düşürmediği anlaşılmış olup, mahkemece işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmesi ve HMK'nın 326/2 maddesi uyarınca reddedilen miktar ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 maddesi dikkate alınarak davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmesi isabetlidir.

Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine,

6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 13/07/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1391, K. 2026/1472, T. 13.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1391-e-2026-1472-k-e30f00ef778f