Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/312 E. 2026/1403 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/312
- Karar No
- 2026/1403
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/312 Esas
KARAR NO : 2026/1403 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2019/533 Esas - 2023/616 Karar
TARİH: 17/07/2023
DAVA:Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 09/07/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin borçlu sıfatıyla imzaladığı 18.07.2017 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi gereği, davalı bankadan 15 ay vadeli 2.761.000,00 TL tutarında ticari kredi kullandığını, genel kredi sözleşmesi tahtında yapılan yanlış hesaplamalar sebebiyle, yine müvekkil şirkete adına 06.12.2018 tarihinde açılan taksitli ticari kredi kapsamında, faizin yanlış hesaplanması ve kredi sözleşmesi kapsamına dahil olmayan fazla tahsilatların ve kesintilerin iadesi için işbu davayı açma zaruretinin hasıl olduğunu, şöyle ki, Müvekkil şirketin, davalı bankadan kullandığı 15 ay vadeli 2.761.000,00-TL tutarındaki ticari kredinin dayanağı olan 18.07.2017 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi tahtında, bahsi geçen sözleşme kapsamında yapılan yanlış hesaplamalar yüzünden yine davalı bankadan 06.12.2018 tarihinde 6 ay vadeli 107.000,00-TL tutarlı taksitli tüketici kredisi kullandığını, mezkur kredi kullanımı için açılan hesaptan, müvekkilin bilgisi ve onayı olmadan ücret ve masraflar kesildiğini, bankadan celp edilecek hesap dökümlerinden söz konusu ücretlerin tespit edilebileceğini, oysa ki, kredi sözleşmesine ilişkin bir hesap açılması ve bu hesaptan sadece kredi ile ilgili işlemler yapılması durumunda, kullanıcıdan bu hesaba ilişkin herhangi bir isim altında ücret veya masraf talep edilmemesi, yine kullanıcının açık talimatı olmaksızın kredi sözleşmesi ile ilişkili bir kredili mevduat hesabı sözleşmesi yapılamaması gerektiğini, dolayısıyla, işbu hesaptan kesilen ücret ve masrafların da davacıya iadesinin gerektiğini, müvekkil şirketin 18.07.2017 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi'nin devamı olarak kullandığı 06.12.2018 tarihli taksitli tüketici kredisi hakkındaki 06.12.2018 tarihli Türk Lirası Ticari Kredi Kullandırım Talimatında, kredi faiz oranı %33,68 olarak belirtilmiş olmasına rağmen; aynı krediye ait taksitli ödeme tablosunda yıllık akdi faiz oranının %34,68 olarak belirtildiğini, bu kapsamda müvekkilden tahsil edilen faiz tutarının, gerek kredi sözleşmesine, gerekse taksitli kredi ödeme tablosuna aykırı olup, fazla yapılan faiz tahsilatının iadesinin gerektiğini, bununla birlikte, taksitli tüketici kredilerinde taksitlerin, anapara, faiz tutarı ve BSMV toplamından oluştuğunu, ödeme planında da, işbu toplamın kredi tutarından düşülmesi suretiyle kalan bakiyenin tespit edilmesi ve her bir taksit için aynı işlemin yapılmasının gerektiğini, oysa, davaya konu krediye ait ödeme tablosunda, anapara, faiz tutarı ve BSMV toplamından oluşan taksit tutarları doğru tespit edilmiş olmasına rağmen; mezkur taksitlerin ödenmesi sonucu kalan bakiyeler yanlış tespit edilmiş olduğundan, müvekkilden haksız ve hukuka aykırı olarak fazla tahsilat yapıldığını, örneğin, 07.01.2019 tarihli 19.818,74-TL tutarındaki ilk taksitin; 16.355,37-TL anapara, 3.298,45-TL faiz ve 164,92-TL BSMV'den oluştuğu yönündeki tespit yerinde olmasına rağmen, kalan bakiyenin 107.000,00 - 19.818,74 = 87.181,26-TL yerine 90.644,63-TL olarak tespit edilmesinin hatalı olduğunu, taksit ödemelerinin başlangıcından itibaren yapılan bu hatanın, devam eden ödemeler sonucu kalan bakiyenin her seferinde yanlış tespit edilmesi ile sonuçlandığını, bu kapsamda müvekkil şirketten haksız ve hukuka aykırı olarak fazla tahsilatlar yapıldığını, davalı banka tarafından, fazla tahsil edilen faiz sebebiyle 107.000,00-TL'lik yeni bir kredi kredi kullanılmak zorunda kalınmış olmakla birlikte, mezkur kredi kapsamında yasaya aykırı olarak yapılan fazla kesinti ve tahsilatların kendilerince tespit edilebilen toplamının şimdilik 10.000,00-TL olup, davaya konu kredi sözleşmelerinin, müvekkil banka hesap bilgilerinin ve tahsilat makbuzlarının davalı bankadan celbi ile, müvekkilin gerçek alacağının tespitinin mümkün olacağını, işbu sebeple, 6100 sayılı HMK'nın 107. maddesi kapsamında, alacağın belli veya belirlenebilir olmasını müteakiben artırılmak üzere şimdilik 10.000,00-TL tutarındaki haksız ve hukuka aykırı nitelikteki fazla tahsilatın, reeskont faiziyle birlikte iade edilmesini talep etme zaruretinin hasıl olduğunu beyan ederek HMK m. 107 kapsamında fazlaya ilişkin artırım ve talep hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000,00-TL tutarındaki haksız ve hukuka aykırı nitelikteki fazla tahsilatın, dava tarihinden işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekilinin 21/12/2021 harçlandırma tarihli talep arttırım dilekçesi ile netice-i talebini 21.759,71-TL'ye çıkardığı, 01/03/2023 harçlandırma tarihli talep arttırım dilekçesi ile talebini bu kez 23.064,97-TL'ye yükselttiği anlaşılmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının bilgisi dışında kendisinden ücret ya da masraf tahsilatı yapılmadığını, dava dilekçesinin (1) numaralı bendinde davacıdan haksız şekilde masraf ve ücret tahsilatı yapıldığı belirtilerek hak iddiasında bulunulduğunu, iddia sahibinin iddiasını ispatla mükellef olduğunu, davacı kendisinden haksız şekilde ve ne kadar masraf kesintisi yapıldığını ispatla mükellefken soyut ifadelerle hak iddiasında bulunulmasının mümkün olmadığını, davacıya kullandırılan her iki krediye ait ödeme planlarının, hem davacının elinde mevcut, hem de internet bankacılığı vasıtasıyla her zaman ulaşabileceği belgeler olduğunu, 18.07.2018 tarihinde 2.761.000,00.-TL ve 06.12.2018 tarihinde 107.000.-TL olarak kullandırılan kredilere ait ödeme planları incelendiğinde davacıdan kredi komisyonu tahsil edilmediğinin açıkça görüleceğini, bunların haricinde davacıdan peşin ödenen faiz de tahsil edilmemiş olup bu hususun da ödeme planından rahatça tespit edilebileceğini, ancak davacının soyut ifadelerle kendisinden masraf tahsilatı yapıldığını iddia ederek haksız kazanç elde etme gayesinde olduğunu, dava dilekçesinin (2) numaralı başlığında 06.12.2018 tarihli kredi kullandırım talimatında talep edilen kredi faiz oranının yıllık %33,68 olduğu ancak aynı tarihli ödeme planında faiz oranının yıllık %34,68 olduğu iddia edilerek müşteriden fazladan tahsil edildiği iddia edilen faiz tutarının iadesinin talep edildiğini, dava dilekçesi ekinde bulunan 06.12.2018 tarihli kredi kullandırım talimatının davacı tarafından paraf edilerek düzeltilen faiz oranını gösterir halinin dilekçeleri ekinde sayın mahkemeye ibraz edildiğini, bu belgeden de görüleceği üzere davacının kredi kullandırım talimatının kredi faizi kısmını eliyle düzelterek %34,68 yaptığını ve yanına unvanını yazarak imzaladığını, dolayısıyla kredi kullandırım talimatı ile ödeme planında bulunan faiz oranlarının birbiri ile uyumlu olduğunu, bu belgenin davacının elinde bulunmaması ya da bu hususun davacının bilgisi dahilinde olmamasının mümkün olmadığını, buna rağmen davacının geçerliliği olmayan bir belgeyi mahkemeye gerçekmiş gibi sunarak delil olarak gösterdiğini, davacının gerçeğe aykırı belgelerle sayın mahkemeyi yanıltmak ve haksız şekilde kazanç sağlamak gayesinde olduğunu, bu kapsamda davacı hakkında suç duyurusunda bulunma haklarını saklı tuttuklarını, davacı dilekçesinin 3.sayfasında kredi taksit tutarının tamamını anaparadan düşerek kendince bir hesaplama yaptığını ve müvekkil banka hesabının hatalı olduğunu iddia ettiğini, oysa davacı örneğinden yola çıkarsak 19.818,74 TL tutarlı taksitin 16.355,37.-TL’sinin anapara, 3.298,45.-TL’sinin faiz ve 167,92.-TL’sinin ise BSMV olduğunu, 107.000.-TL anapara tutarlı krediden elbette ödenen anapara tutarının düşülerek ve ödeme planında kararlaştırılan tutarda faiz tahsilatı yapılacağını, davacı mantığına göre müvekkil bankanın faizsiz kredi kullandırmış olması gerektiğini, oysa yine bizzat davacı tarafından dosyaya sunulan ödeme planında kredi taksit ödemesinin detayları ve hangi kalemlerin oluştuğunun açıkça yazdığını, davacının örnek hesaplamasının hatalı olduğunu, huzurdaki davanın hukuki temeli ve mesnedinin olmadığını beyan ederek, öncelikle sayın mahkemenin delilleri toplaması ve tahkikat aşamasına geçerek teknik incelemeye dahi gerek olmaksızın davayı reddetmesini, Sayın mahkeme aksi kanaatte ise de delilleri topladıktan sonra bankacı bilirkişiye inceleme yaptırarak mutlak gerçeği tespit etmesi ve davayı reddetmesini, Yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 17/07/2023 tarih ve 2019/533 Esas - 2023/616 Karar sayılı kararında; " (...) Bilirkişi raporlarında da işaret edildiği üzere: davacı şirket ile davalı banka arasında 25.12.2013 tarihli ve 5.000.000,00-TL limitli bir Genel Kredi Sözleşmesi ve devamında da buna ek olarak 18.07.2017 tarihli "Genel Kredi Sözleşmesine Ek Nakit Yönetim Sözleşmesi" imzalanarak davalı banka davacı şirkete 18.07.2017 tarihinde, aylık % 1,50 yıllık % 18 faiz oranıyla 15 değişken taksitle geri ödenmek üzere 2.761.000,00.-TL ve 06.12.2018 tarihinde de aylık % 2,89 yıllık % 34,68 faiz oranıyla 6 eşit taksitte geri ödenmek üzere 107.000,00.-TL Taksitli Ticari Krediler kullandırmıştır. Davacı, bu kredi ilişkisi kapsamında kendisinden fazladan masraf ve kesintiler yapıldığını, ayrıca fazla faiz tahsil edildiği için 107.000,00.-TL tutarında ikinci krediyi kullanmak zorunda kaldığını iddia ederek, bu haksız tahsil edilen kesinti ve faizlerin iadesini istemektedir.
Davacı taraf her ne kadar davalı bankanın kredi faiz oranını %33,68 uygulaması gerekirken % 34,68 olarak fazla uyguladığını iddia etmekte ise de davalı bankanın cevap dilekçesi ekinde sunduğu 06/12/2018 tarihli "TÜRK LİRASI (TL) TİCARİ KREDİ KULLANDIRIM TALİMATI" belgesindeki faiz oranının matbu olarak "%33,68" olarak yazdığı ancak daha sonra mürekkepli kalemle "%34,68" olarak düzeltildiği, muhtemelen karışıklık olmasın, tam anlaşılsın diye ayrıca elle "34,68" yazıldığı ve aynı kalemle davacının ünvanı yazılarak altına yine aynı kalemle imzalattırıldığı, bu imzaya itiraz etmediği, davacının bu faiz oranından yani "%34,68" oranında faiz uygulanacağından bilgisinin olduğu anlaşıldığından bu husustaki itiraz ve talebi haklı bulunmamıştır.
18.07.2017 Tarihli Krediden Fazla Faiz Alındığı İddiaları Yönünden;
Davalı bankaca, Davacı şirkete 18.07.2017 tarihinde; aylık % 1,50 yıllık % 18 faiz oranıyla, ilk 7 ayı aylık 5.000,00.- TL, takip eden 7 ayı 395.000,00.- TL ve son taksidi de 494.657,05.-TL olmak üzere toplam 15 eşit olmayan taksitte geri ödenmek üzere 2.761.000,00.-TL. Taksitli Ticari Kredi kullandırılmıştır. Zaten bu hususta taraflar arasında da tartışma yoktur.
Alınan ilk bilirkişi raporunda (09.05.2021 tarihli I. Ek Rapor, Sh.4) ilk 7 takside ait hesaplanması gereken faizlerin aylık olarak ötelendikleri belirtilmiş, ancak faizlerin 7 aylık ötelenen tutarları hesaplanırken, 7 ay boyunca hak edilen faizlerin aylık tutarları alınmıştır. Bu faizler akdi faiz olup, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre; ticari işler bakımından bunların kapital faizi olarak anaparaya eklenerek faizlendirilmesi mümkün iken, bu yapılmadan sadece 7 aylık faizlerin toplamından hareket edilerek yapılan hesaplamalar sonucunda 2.761.000,-TL. lık kredi için 18.339,97 TL. fazla faiz tahsilatı yapıldığı tespitinde bulunulmuştur. Halbuki, taraflar arasındaki ilişki ticari olduğundan ve ilk 7 aylık dönemde ötelenen faizler akdi faiz olmakla; anaparaya eklenerek faizlendirilmesi mümkün olduğundan bu hesaplama biçimi bilirkişi heyetince doğru bulunmamıştır. Ötelenen akdi faizlere de akdi faiz istenebileceği, mahkemenin kabulünün de bu yönde olması halinde (raporun 4.sayfasındaki tabloda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere) yapılan ödemelerle dava konusu borcun tamamen ödenmiş olmayıp 9.617,58 .-TL daha borç bulunduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Bilindiği üzere 6102 sayılı TTK.nun 8/2.maddesi gereğince; Üç aydan aşağı olmamak üzere, faizin anaparaya eklenerek birlikte tekrar faiz yürütülmesi şartı, yalnız cari hesaplarla her iki taraf bakımından da ticari iş niteliğinde olan ödünç sözleşmelerinde geçerlidir. Şu şartla ki, bu fıkra, sözleşenleri tacir olmayanlara uygulanmaz. Taraflar arasındaki ilişkinin temelde ödünç para verme sözleşmesinden kaynaklı bir ticari iş olduğu kuşkusuzdur.
Yukarıda açıklanan ve davacıya kullandırılan kredi sabit taksitli bir kredi türü değildir. Sabit taksitli krediler ana para + faiz ile ödenecek aylık miktar belirlenmektedir ve ilk taksitlerde faiz miktarı ana paradan çok daha fazladır. Örneğin, 10.000,00.-TL taksitin 8.000,00.-TL si faiz iken, 2.000,00.-TL'si ana para olmaktadır. Taksitin sonlarına doğru bu durum tam tersine dönüşmektedir. Taksit içerisindeki faiz miktarı düşerken ana para artmaktadır. Davamıza konu kredinin ise, İlk 7 ayı aylık 5.000,00.- TL, takip eden 7 ayı 395.000,00.- TL ve son taksidi de 494.657,05.-TL olmak üzere toplam 15 eşit olmayan taksitli kredidir. Bunun anlamı şudur. İlk ayların taksitlerinin düşük tutulabilmesi için alınması gereken faiz miktarı düşük tutularak, sonraki aylara ötelenmiştir. Bu nedenle ötelenen faiz ana paraya eklenmiştir. Bilirkişi heyeti buna göre hesaplama yaptığında davacının alacağının bulunmadığını söylemektedir. Bu rapor mahkememizce de makul ve dosya kapsamına uygun bulunarak hükme esas alınmış, davacının bu husustaki talepleri kabul edilmemiştir.
Haksız Tahsil Edildiği İddia Edilen Masraflar Yönünden;
Davacı taraf, bilirkişi heyetinin de işaret ettiği gibi, hangi masrafların haksız olarak tahsil edildiğini somut olarak belirtmemekle beraber 06.12.2018 tarihinde yukarıda açıklanan nedenlerle bankanın hatası nedeniyle kredi kullanmak zorunda kaldığını belirttiğinden, bu nedenle yapılan masrafları istediği anlaşılmaktadır. Bu masraflar yönünden de miktar belirtmemiş, diğer talebi ile birlikte toplam miktar üzerinden kısmi dava açmıştır. Bu konudaki talep net olmadığından bilirkişi heyetince davacıya ait davalı banka nezdindeki tüm mevduat hesaplarının hareketleri dosya içine alınarak, bu hesap ekstreleri incelenmiştir. Bu incelemeler sonucunda; gerek Genel Kredi Sözleşmesinde ve gerekse de düzenlenen geri ödeme planlarında davacıdan masraf veya komisyon alınacağına dair bir madde bulunmamasına rağmen; davalı bankanın davacı şirketten 06.12.2017 tarihinde 60,00.- TL. ve 10.07.2018 tarihinde de 60,00.-TL ve 26.06.2019 tarihinde de 10,00.-TL olmak üzere toplam 130,00.-TL Hesap İşletim Ücreti adı altında masraf ve 26.06.2019 tarihinde de her biri 30,60.-TL olan 2 adette toplam 61,20 TL vergi ödemesi izahatıyla 2 adet tahsilat yaptığı, ancak bunların ne vergisi olduğu belirli olmadığından, toplam fazla tahsilatın 130,00.-TL + 61,20.-TL = 191,20.-TL olduğu belirtilmiştir. Bu bedellerden hesap işletim ücreti adı altında alınan bedellerin toplamda 130,00.-TL olduğu belirtilmekte ise de bu yönde bir dava yoktur. Talep, 06.12.2018 tarihinde kullanılan kredinin, önce kullanılan kredide bankanın hatası olduğundan kullanılmak zorunda olunan kredi olduğu, bu nedenle masrafların da ayrıca istendiği belirtilmektedir. Önceki kredi faizinin hesaplanmasında davalı bankanın bir hatasının veya fazla tahsilatının olmadığı yukarıda açıklanmıştır. Bu nedenle söz konusu talep de yerinde görülmemiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile,
'' Davanın REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki iddiaları tekrar ile; somut olayda taraflar arasında cari bir hesap bulunmadığını; tarafların böyle bir iddiaları olmadığını; taraflar arasında ödünç sözleşmesi değil kredi sözleşmesi bulunduğunun tarafların kabülünde olduğunu; bu nedenle verilen kararın TTK'nın 8/2 maddesine açıkça aykırı olduğunu, mahkemenin tacir olan tarafların dilekçelerinde ileri sürmedikleri iddia ve savunmalara ilişkin varsayımlarda bulunarak, adeta davalı yerine geçerek kendisinin oluşturduğu hukuka aykırı savunma ile davanın reddine karar verdiğini, davacı şirket, davalı bankadan genel kredi sözleşmesi uyarınca belirli faiz oranları doğrultusunda ödeme tablosu oluşturularak kredi kullanmış olup, ödemeler tamamlanıp krediler kapandıktan sonra fazlaca tahsil edildiği anlaşılan faiz ve masraflar için davayı açtığını, taraflar arasında mevcut kredi sözleşmesi şart ve koşulları dikkate alınarak alınmış bilirkişi raporları ile davacı şirketten fazlaca faiz ve masraf tahsil edildiğinin tespit edildiğini, taraflar arasındaki kredi sözleşmesinde kapital faize ilişkin bir hüküm bulunmadığını; ödeme planı ve faiz oranı belirli olduğu gibi davalı bankanın da aksi yönde bir iddiası bulunmadığını, kullandırılan ikinci kredinin müşteri nüshasında kredi faiz oranı %33,68 olarak belirlenmesine rağmen hükme alınan esas alınan bilirkişi raporlarında %34,68 faiz oranı üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, taraflarınca dosyaya dava dilekçesinin ekinde sunulan 06.12.2018 tarihli kredi kullandırım talimatında faiz oranı %33,68 olarak belirtilmesine rağmen davalı yan tarafından dosyaya sunulan kredi kullandırım talimatında %34,68 olarak belirtildiğini; taraflarınca dosyaya sunulan taksitli kredi ödeme tablosunda da faiz oranının %33,68 olduğunu; davalı tarafın davacıya çok sayıda evrakı üst üste imzalattığını ve kötüniyetli olacak şekilde davacının incelemesine fırsat vermeden kredi faiz oranını değiştirdiğini, bu nüshayı davacıya vermediğini, bu sebeple dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında %34,68 olarak belirtilen faiz oranı üzerinden hesaplama yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ileri sürerek, arz edilen ve re'sen göz önüne alınacak sebeplerle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesi kapsamında davalı tarafından davacıya 18/07/2017 tarihinde kullandırılan taksitli ticari krediden fazla faiz ve masraf kesintisi yapıldığı, bu kredinin son taksidinin kapatılabilmesi için 06/12/2018 tarihinde davacıya kullandırılan krediye uygulanan akdi faiz oranının anlaşmaya aykırı olarak uygulandığı, ayrıca bu kredi için yapılan taksit ödemelerinin de hatalı mahsup edilmesi nedeniyle davacıdan fazla faiz tahsil edildiği iddialarına dayalı olup; her iki kredi için tahsil edilen fazla faiz ve masrafın davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Mahkemece, taraf delilleri toplanmış, genel kredi sözleşmesi, 18/07/2017 tarihli 2.761.000,00-TL tutarlı ve 06/12/2018 tarihli 107.000,00-TL tutarlı taksitli ticari taksitli ticari kredilere ilişkin, davacının kredi kullandırım talimatları ile davacı imzasını taşıyan ödeme planları, davacının davalı banka nezdindeki dava konusu kredilere ilişkin kredi hesap özetleri dosya arasına alınarak bankacı bilirkişiden kök ve taraf itirazları üzerine üç ek rapor alınmış, bu raporların uyuşmazlığı çözmeye yeterli görülmediği gerekçesi ile bankacılardan oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden yeni bir rapor alınmış, akabinde tahkikat bitirilerek yukarıda yazılı gerekçe ile istinafa konu karar verilmiştir.
Davacının 18/07/2017 tarihli kredi kullandırım talimatı üzerinde davacıya yıllık %18 akdi faiz oranı ile 15 taksitli, faiz, kkdf ve bsmv ile birlikte toplam 3.294.657,05-TL geri ödemeli 2.761.000,00-TL tutarlı taksitli ticari kullandırıldığı anlaşılmaktadır. Bu krediye ilişkin ödeme planında ilk yedi taksidin 5.000,00-TL tutarlı, sonraki yedi taksidin 395.000,00-TL tutarlı ve son taksidin 494.657,05-TL tutarlı olduğu, ilk yedi taksitte ana para tutarından mahsup yapılmayacağının, yalnızca faiz ve bsmv tutarı tahsil edileceğinin detayı ile ödeme planında yer aldığı, sonraki sekiz taksidin ne kadarının ana paraya, ne kadarının faize, ne kadarının kkdf ve bsmv'ye mahsup edileceğinin detaylarının her bir taksit için ödeme planında belirtildiği, anılan ödeme planının davacı tarafından imzalanıp tebellüğ edildiği, davacının kredinin ilk 14 taksidini ödediği, son taksidi ise kısmen ve gecikmeli olarak ödediği, son taksidin bakiyesinin davacı tarafından kullanılan ikinci kredi kullanılarak kapatıldığı anlaşılmıştır. Davacının iddiası ilk kredi ödeme planında faiz hesabının yanlış yapıldığı, bu kredi için davacıdan haksız masraf tahsil edildiği yönündedir. Genel kredi sözleşmesinin eki ve ayrılmaz parçası mahiyetinde bulunan ödeme planı davacı tarafından imza karşılığında tebellüğ edilmiş ve tüm taksitleri ödeme planında belirtilen tutarlarda herhangi bir itiraz ileri sürmeksizin ödenmiştir. Davacıya kullandırılan kredinin geri ödemesinin ne şekilde yapılacağı, geri ödemede her bir taksitte ne kadar anapara ne kadar faiz, ne kadar kkdf ve ne kadar bsmv tahsil edileceğinin açıkça kararlaştırıldığı ödeme planının, taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı şekilde hazırlandığına ve davacıdan fazla faiz tahsil edildiğine yönelik davacı iddiası dinlenebilir değildir. Mahkemece bankacı bilirkişiden aldırılan ilk kök ve ek raporlarda, taraflarca kararlaştırılan kredi geri ödeme planı yerine, davacıya kullandırılan toplam kredi tutarı tutarı üzerinden aylık %1,50, yıllık %18 faiz hesabı üzerinden hesaplama yapılarak davacıdan fazla faiz tahsil edildiği tespit edilmiş ise de, az yukarıda belirtildiği üzere davacının da kabul ettiği ve içeriğine göre geri ödeme borcunu ifa edeceğini taahhüt ederek taksit ödemelerini gerçekleştirdiği ödeme planının anlaşmaya aykırı olduğundan bahsedilemeyeceğinden ve bilirkişi raporunun takdiri delil olduğu da nazara alındığında, mahkemece ilk bilirkişinin düzenlediği kök ve ek raporların hükme esas alınmamasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Davacının 06/12/2018 kredi kullandırım talimatı üzerinde davacıya yıllık %34,68 akdi faiz oranı ile 6 taksitli, faiz, kkdf ve bsmv ile birlikte toplam 118.912,44-TL geri ödemeli 107.000,00-TL tutarlı taksitli ticari kullandırıldığı anlaşılmıştır. Mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere; davalı tarafından dosyaya sunulan ve davacının da imzasını inkar etmediği kredi kullandırım talimatında akdi faiz oranının yıllık %34,68 olarak belirtildiği, yine davacının imza karşılığı tebellüğ ettiği ve dava dilekçesi ekinde bir örneğini dosyaya sunduğu ödeme planında da yıllık akdi faiz oranının %34,68 olduğunun açıkça yazılı olduğu, anılan ödeme planında her bir taksitten ne kadar anapara ne kadar faiz, ne kadar kkdf ve ne kadar bsmv tahsil edileceğinin açıkça kararlaştırıldığı, taksitlerin davacı tarafından itirazsız ödendiği, bu durumda ödenen taksit tutarlarının ana paradan düşülmesi gerektiğine, ödeme planının hatalı olduğuna yönelik istinaf sebeplerinin de yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davacı dava dilekçesinde; dava konusu 18/07/2017 ve 06/12/2018 tarihli taksitli ticari krediler kullandırılırken davacı bilgisi ve rızası olmaksızın ücret ve masraf kesintisi yapıldığı ileri sürülmüştür. Gerek ödeme planlarında, gerekse hesap ekstrelerinde dava konusu edilen her iki kredi için davacıdan ücret, komisyon masraf adı altında herhangi bir kesinti yapılmadığı sabittir. Gerek ilk bankacı bilirkişi, gerekse bankacılardan oluşan ikinci bilirkişi heyeti tarafından davacıdan farklı tarihlerde hesap işletim ücreti ve vergi adı altında toplam 191,20-TL kesinti yapıldığı tespit edilmiş ise de, mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere bu kesintilerin dava konusu kredilerle ilgisi bulunmadığı gibi, dava dilekçesinde dava konusu da edilmedikleri, bu durumda mahkemece haksız kesinti iadesi istemi yönünden talebin reddinin dosya kapsamına uygun olduğu, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 09/07/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.