Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2016 E. 2026/1171 K. – Tespit

Konu: Tespit

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2016
Karar No
2026/1171
Karar Tarihi
Konu
Tespit

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/2016

KARAR NO:2026/1171

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ:20.06.2022

NUMARASI:2019/77 - 2022/412 Karar

DAVA:Davalılar Arasındaki Organik Bağın ve Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanarak Davalıların Borçtan Sorumlu Olduklarının Tespiti Taraflar arasındaki tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili ile davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı .... Şti. ile müvekkili arasında işçilik alacakları ve tazminat davası sonucunda İstanbul 11. İş Mahkemesinin 2015/1119 Esas 2018/122 Karar sayılı ilamı ile sonuçlandığını ve mahkeme kararının İstanbul 1. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasından takibe konduğunu, borçlu şirketin merkezi olan ... Şişli/İstanbul adresine hacze gidildiğini ve şirketin adreste olmadığını, başka bir şirketin bulunduğunu, haciz tutanağında beyanı bulunan... adında bir şahıs şirketinin Ankara'da faal olduğunun belirtildiğini, yapılan araştırmada ... şirketinin hakim ortağı ve yetkilisi ...'ın Ankara'da ...Şti ve ... .... Şti adına bir şirket üzerinden faaliyetine devam ettiğinin belirlendiğini, davalı ... ile ... şirketlerinin...Çankaya/Ankara olduğunu, bu adreste hacze gidildiğinde, her iki şirketin ortağı ve yöneticisi olan ...'un haciz mahallinde hazır bulunduğu ve haczedilecek malların ...'e ait olduğuna ilişkin istihkak iddiasında bulunduğunu, malların haczedilerek satışa hazırlandığını, ancak ... şirketinin istihkak davası açtığını, ... Çankaya adresinde ...şirketinin de bulunduğunu, her üç şirketin ortağı ve yetkilisinin ... olduğunu, şirketlerin tamamının aile şirketi ait olup, aslında tek ve bir tüzel kişilik olduğunu, davalılar arasında alacaklılardan mal kaçırmak için danışıklı hareket edildiği, şirketlerin aynı iş kolunda faaliyet gösterdiğini, tüzel kişilik perdesine sığındıklarını, üçüncü kişilere ve alacaklılara zarar vermek gibi tüzel kişilik vasıtasıyla elde edilmek istenen amacın engellendiğini, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması halinde üçüncü kişi olan müvekkilinin alacağına kavuşacağını ileri sürerek, tüzel kişilik perdesinin kullanılarak alacaklıya zarar verilmesi nedeniyle İstanbul 1. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosya borcundan tüm davalıların sorumlu tutulmasını ve ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar dava dilekçesi ve duruşma günü kendilerine tebliğ edildiği halde, davaya cevap vermeyerek HMK'nın 128.maddesine göre dava dilekçesinde dayanılan vakıaları inkar etmişlerdir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizce görülüp karara bağlanan davanın, davalı şirketler ve davalı gerçek şahıslar arasındaki tüzel kişilik perdesinin aralanarak biçimsel anlamda farklı olarak gözüken şirketler ve şahısların tamamının borçtan sorumlu olduğunun tespiti istemine ilişkin olduğu, bu bağlamda, dava konusu somut olaya ilişkin olarak, taraflarca sunulan deliller ile başka yerden getirtilmesi gereken tüm delillerin toplandığı, gelen yazı cevaplarının dosyamız içerisine katıldığı, ön inceleme duruşmasının yapılarak, tarafların iddia ve savunmaları, uyuşmazlık konusu, tarafların üzerinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, dava şartlarının bulunup bulunmadığı, ilk itiraz olup olmadığı, tarafların sulh olup olamayacaklarının ortaya konulduğu ve yargılamanın ön inceleme duruşmasında tarafların da onay verdikleri uyuşmazlık nitelendirmesi ile sonuçlandırıldığı ve ayrıca taraf iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi amacıyla bilirkişi heyetinden raporlar alındığı, alınan raporlar sonucu az yukarıda ayrıntıları verilen hususların tespit edildiği, bu haliyle yapılan değerlendirmede de, davaya konu somut olayda mahkememizce celp olunan, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Mecidiyeköy Vergi Dairesi, Şişli Vergi Dairesi, Ankara Doğanbey Vergi Dairesi ve Ankara Başkent Vergi Dairesi Müdürlükleri cevabi yazı içerikleri ve Ankara SGK Başkanlığı Çankaya Sosyal Güvenlik Merkezi cevabi yazı içeriği ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü ve Ankara Ticaret Odası cevabi yazı içerikleri ve tüm dosya kapsamı hep birlikte incelendiğinde; davalılar .... Şti., .... Şti. ve .... Şti.’nin hakim ortağının ve yöneticisinin aynı kişi olduğu, .... Şti. ile .... Şti.’nin şirket merkezinin aynı yerde bulunduğu, .... Şti. ve .... Şti.’nin İstanbul’daki mağazayı ortak kullandığı, aynı yerde faaliyet gösterdiği, birinin ürettiğini diğerinin pazarladığı şeklinde iktisadi bütünlük bulunduğu ve sonuç olarak da; davalı şirketler ile davalılardan ... arasındaki güçlü organik bağın ve yönetsel özdeşliğin, dışa karşı oluşturulan algı nedeniyle tek bir ekonomik ünite olarak değerlendirilmesi gerektiği ve somut olayda az yukarıda detaylı şekilde izah edildiği üzere tüzel kişilik perdesinin çapraz olarak kaldırılması koşullarının oluştuğu anlaşıldığından, davanın kabulü ile; tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle davalılar .... Şti, .... Şti , .... Şti ve ... arasında organik bağ olduğunun tespiti ile işçilik alacaklarına dayalı olarak açılan İstanbul 1. İcra müdürlüğünün ... sayılı dosyasındaki alacak ve ferilerden iş bu davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının tespitine; diğer davalılar ... ve ... yönünden ise; iş bu davalıların gerek borçlu ... Şti ve gerek se diğer davalılarla organik bağlantılarına yönelik bir delile rastlanmadığı..." gerekçesiyle, davalılar ... ile ...'a yönelik davanın reddine, diğer davalılara yönelik davanın kabulü ile tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle davalılar .... Şti., .... Şti., .... Şti. ve ... arasında organik bağ olduğunun tespitine, bu davalıların işçilik alacaklarına dayalı olarak başlatılan İstanbul 1. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasındaki alacak ve ferilerden müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının tespitine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekili ile davalılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;... ile ... yönünden şirketlerle organik bağ bulunmadığının kabulüne rağmen borçlu ...'nin yetkilisi ve hakim ortağı ... olduğunu ve şirketin 2002 yılında kurulduğunu, şirketin 128.339 hisseye karşılık olan 3.208.475 Türk Lirasının ...'a, 111.661 hisseye karşılık olan 2.791,525 Türk Lirasının ise eşi ...'a ait olduğunu, davalı ...'nin yetkilisi ve ortağının da ... olduğunu, şirketin 2005 yılında kurulduğunu, 375 hissesinin ...'a 125 hissesinin kızı ...'a ait olduğunu, davalı ...'nin yetkilisi ve hakim ortağının da ... olduğunu, 996 yılında kurulan şirketin ve kuruluştan sonra sonra ... ve ...'ın şirket hisselerini devraldıklarını, her üç şirketin aile şirketi olup ortaklarının aile fertleri olduğunu, üç şirketin de esasında tek bir tüzel kişiliği bulunduğunu, buna rağmen iki davalı yönünden organik bağa rastlanmamasının hatalı olduğunu, 3 kişilik bir ailenin 3 ayrı şirkete ortak olup aynı faaliyet alanında, aynı adreste, aynı ortaklarla faaliyet gösterdiklerini, anılan 3 şirket arasında organik bağ olduğunun tespit edilmesine rağmen ortaklardan ... ile ...'ın sorumluluğuna gidilmemesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, ... sorumluluğuna gidilse de alacağın tahsili garanti olmadığını, diğer ortakların şirketlerden mal kaçırma olasılığı bulunduğunu, 3 davalı şirketin arka planında 3 davalı şahısın bulunduğunu, buna rağmen sadece bir gerçek kişi yönünden tüzel kişilik perdesinin aralanmasının yeterli olmadığını, bu davalılar yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesine rağmen Tarifenin 7/2.maddesine aykırı şekilde 8.079,51 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.Davalılar ..., ..., ..., .... Şti., .... Şti., .... Şti. vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkili... Şirketinin bir çok çalışanı ve müşterisi bulunduğunu, ticari kimliğinin güvenirliği açısından müvekkil şirketin hiçbir alacaklısına borcu kalmadığını, davacının tüm işçilik alacaklarının ödendiğini, davalı ...'nin 1996 yılında kurulduğunu, şirket yetkilisi ve hakim ortağının ... olmasına rağmen şirket bir şirket topluluğu bünyesinde olmayıp ayrı bağımsız bir şirket olduğunu, bu şirketin paravan olduğuna ilişkin kanıt bulunmadığını, dilekçede yazılan Yargıtay kararında tüzel kişilik perdesinin çapraz kaldırılmasını mümkün olduğu durumların anlatıldığını, bu karara göre .... Şti.'nin, davalı .... Şti. ile ana şirket yavru şirket bağlamında bir bağı olmadığı ve şirketler arasında organik bağın bulunmadığını, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisinin müvekkili .... Şti. açısından uygulama alanı bulamayacağını, davacının müvekkili şirketler arasında ticaret yapıldığının belirtildiğini, oysa 6102 sayılı TTK'da hâkim ortağın aynı olduğu şirketlerin birbirleriyle ticari faaliyet yapmasının engellenmediğini, bununla birlikte şirketler arasındaki bu ticari faaliyetlerin yürütülmesinin bu şirketler arasında organik bir bağın olduğu konusunda da karine oluşturmadığını, sunulan bilirkişi raporunda davalı üç şirket arasında yaklaşık olarak 15.000.000,00 TL işlem hacminin olduğunun belirlendiğini, bu kadar yüksek ciroları bulunan üç şirketin davacı taraftan 55.996,20 TL kaçırmak için bu kadar yüksek meblağlarda işlem yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, şirketlerin kendi arasında ticari hayatın gerektirdiği makul işlemleri yaptığını, dava dilekçesi ve 20.07.2020 tarihli beyan dilekçesinde belirtilen ticari faaliyetlerden dolayı şirketler arasında organik bir bağın bulunduğun kabulünün ticari hayatın devamı açısından sakıncalı olduğunu, bir şirket yetkilisi veya ortağının şirketin devamı sebebiyle yapmış olduğu ticari faaliyetler sebebiyle tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasının kanun koyucunun tüzel kişi ortaklarını koruma amacı ile de çeliştiğini, davacının vekalet ücretine yönelik istinafının yerinde olmadığını, davası reddedilen müvekkillerinin şirketinin küçük ortakları olduklarını ...'ın hali hazırda davacının çalışmış olduğu şirketle herhangi bir organik bağı bulunmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, davacının mahkeme kararı ile kabul edilen ve icra takibine konu ettiği işçilik alacaklarından davalıların sorumlu olduklarının, perdenin aralanması suretiyle tespitine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili ile davalılar vekilince yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, mahkeme kararı ile hüküm altına alınan ve icra takibine konu ettiği, ancak tahsil edemediği işçilik alacaklarından davalıların sorumlu olduğunu, ancak davalıların tüzel kişilik perdesinin arkasına saklanarak muvazaalı işlemlerle alacaklarının tahsilini engellemeye çalıştıklarını, dürüstlük kuralına aykırı davrandıklarını ileri sürerek, davalıların İstanbul 1. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasındaki borçlardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının tespitine karar verilmesini istemiştir. Tespit davaları genel olarak bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin davalardır. Hukuki ilişkiden maksat, bir kimse ile diğer bir kimse veya eşya arasında mevcut olan ve somut bir olaydan doğan hukuki ilişkidir. Buna karşılık, bir hukuki ilişki niteliğinde olmayıp maddi vakıadan ibaret olan ilişkilerin tespiti için açılan tespit davası dinlenmez. Ayrıca tespit davasında hukuki ilişkinin hemen tespitinde hukuki yararın bulunması da lazımdır. Bu durum, 6100 sayılı HMK'nın 106/2 maddesinde "Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır" şeklinde ifade edilmiştir. Hukuki ilişkinin mevcut olması tespit davası açmak için yeterli olmayıp, hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığının mahkemece tespitinde davacının hukuki yararı bulunmalıdır. Hukuki yarar, hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığının hemen tespitine ilişkin olmalıdır. Başka bir deyişle davacının hukuki korunma ihtiyacı güncel olmalıdır. Bu korunma ihtiyacı doğmadan (yani bu hukuki korunma ihtiyacının gelecekte duyulacağından bahisle) tespit davası açılamaz. Bir hukuki ilişkinin tespit edilmesinde hukuki yararın bulunduğunun kabul edilebilmesi için; davacının bir hakkının veya hukuki durumunun güncel (halihazır) bir tehlike ile tehdit edilmiş olması, bu tehdit nedeniyle, davacının hukuki durumunun tereddüt içinde olması ve bu hususun davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunması, tespit hükmünün de bu tehlikeyi kaldırmaya elverişli olması gereklidir. Kural olarak, gelecekteki yararlara veya zararlara dayanılarak tespit davası açılamayacağı gibi, eda davası açılması mümkün olan hallerde de tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.Tespit davalarında hukuki ilişki ve hukuki yarar dava şartıdır. Hakim, bir tespit davasında bu iki şartın da var olup olmadığını yargılamanın her safhasında re'sen göz önünde bulundurmakla görevlidir.Somut olaydada davacının ilama bağlanan ve icra takibine konu ettiği işçilik alacaklarından davalıların sorumlu olduğunun tespitine karar verilmesinde hukuki yararının olmadığı, zira bu vakıanın sorumlu olduğununu iddia ettiği davalılara karşı açılacak bir eda davasında da ileri sürülebileceği nazara alındığında hukuki yararlarının olmadığı kanaatine varılmıştır. Ayrıca, hakkında tahsil hükmü aldığı davalıya karşı da tespit talep etmekte hukuki yarar bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, davanın esası hakkında karar verilmesi hatalı bulunmuş ve hükmün resen düzeltilmesi gerekmiştir (Emsal nitelikte bknz: Dairemizin 2023/570 E- 2023/901 K sayılı kararı ve bu kararın onanmasına dair Yargıtay 11. HD'nin 2023/5639 E- 2024/7361 K sayılı, 21.10.2024 tarihli kararı).Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca resen gözetilen sebeplerle, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın hukuki yarara ilişki dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca resen gözetilen sebeplerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;

1-HMK'nın 114/1-h maddesi uyarınca hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, tüm davalılar aleyhindeki davanın usulden reddine,

2-Alınması gerekli 732,00 TL harçtan, davacı tarafından yatırılan 44,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 687,60 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,

5-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden, AAÜT'ndeki esaslara göre belirlenen 45.000 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

6-Kullanılmayan gider ve delil avanslarının, karar kesinleştiğinde, yatıran tarafa iadesine,

7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:

a-Taraflarca yatırılan yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına; taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harçlarının ise karar kesinleştikten sonra ve talepleri hâlinde, yatıran taraflara iadesine,

b-Davacı tarafından istinaf kanun yolu için sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

c-Davalılar tarafından sarf edilen 1.205,00 TL harç gideri ile 72,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 1.277,00 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

8-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara tebliğine,

9-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve temyiz yolu açık olarak karar verildi. 18.06.2026

KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/2016, K. 2026/1171, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2016-e-2026-1171-k-56d16ca2402f