Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1205 E. 2026/1514 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1205
- Karar No
- 2026/1514
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1205
KARAR NO: 2026/1514
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : (KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24/03/2026
NUMARASI: 2025/267 Esas - 2026/209 Karar
DAVA: Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/07/2026
Taraflar arasındaki Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava dışı ... Şti arasında kredi sözleşmesi imzalandığını, davalının işbu sözleşmeye davalının kefil olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine müvekkili tarafından İstanbul ... İcra Dairesi ...Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine takip başlatıldığını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiklerini beyan ederek itirazın iptaline, takibin devamına, davalıların %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı tarafa usulüne uygun tebligat yapıldığı cevap dilekçesi sunmadığı görüldü.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...taraflar arasındaki ve takip konusu edilen genel kredi sözleşmesinden kaynaklı olarak davalının borcunun bulunup bulunmadığı, kredi borcunun usulüne uygun kat edilip edilmediği davacının bakiye alacağının bulunup bulunmadığı, başlatılan takibe itirazın yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır.
Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. Somut olayda davacı alacaklının .... İcra Dairesinde takip başlattığı, borçlunun yetkiye itirazı üzerine dosyanın İstanbul .... İcra Dairesine gönderildiği, borçlunun yeniden itiraz etmesi üzerine takibin durduğu, ancak ancak yetkili icra dairesi tarafından ödeme emri düzenlenmediği, usulüne uygun bir takip bulunmadığı anlaşılmakla davanın usulden reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İtirazın iptali davası için geçerli bir icra takibinin bulunmaması sebebiyle 6100 Sayılı HMK 'nun 114/2 maddesi yollaması ile aynı kanunun 115/2 maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verildiğini, eksik inceleme mevcut olduğunu, dosyanın ilk açılış esasının .... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası olduğu 7 Örnek Ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiğini, borçlu tarafından süresi içerisinde borca ve yetkiye itiraz edildiğini, yetki itirazı neticesinde dosyanın İstanbul ... İcra Dairesi ...Esasına kaydedildiğini, ayrıca İstanbul ....İcra Dairesi ...Esas sayılı dosyasının Safahat kısmı incelendiğinde 29.03.2026 tarihinde borçlu itirazına müteakip (Borcun varlığından haberdar olunduğu ve itiraz ettiği) beyanına müteakip doğrudan takibin durdurulduğunun görüleceğini, yani icra dairesince tebliğ beklenilmeden dosyanın itiraz sebebi ile durdurulduğunu, bu halde dosya müvekkilinin iradesi ve talebi dışında ödeme emri tebliğ edilmeden icra işlemlerine icra dairesince kapatıldığını, böylece müvekkilinin itirazın iptali davasını ikame edebilmesi için yasal yolun açıldığını, takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceğini, kanuna göre dosyada takip talebinin olması ve borçlunun takip talebinde istenen alacağa itiraz etmesi itirazın iptali davası açılması için yeterli olduğunu, istinaf süresi içerisinde 31.03.2026 tarihinde İstanbul ....İcra Dairesi ...Esas sayılı dosyasında ödeme emri düzenlenmiş ve borçluya henüz tebliğ edilmeden 28.04.2026 tarihinde borçlu tarafından ödeme emrine itiraz edildiğini, gerek usul ekonomisi gerekse yargılamanın esası bakımından Borçlu itirazında itirazın iptali davası ile esasa girmek ve karar vermek için yasal engel kalmadığını, açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/267 Esas 2026/209 Karar sayılı kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için davalı kefil hakkında başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Davacı tarafından davalı hakkında İstanbul .... İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasında (....İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında verilen yetkisizlik kararı üzerine) "kredi üyelik sözleşmeleri, ihtarname, banka defter kayıt belgeleri hesap özeti" sebebine dayalı olarak 121.511,70 TL anapara asıl alacak, 1.222,62 TL BSMV, 24.452,26 TL işlemiş faiz, 5.272,93 TL masraf olmak üzere toplam 152.459,51 TL üzerinden takip başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur
Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
İİK'nın 60. maddesinde ödeme emri ve itiraz üst başlığı altında ödeme emri ve muhtevası düzenlenmiştir. Maddenin 1.fıkrasında icra müdürünün takip talebinin bu kanunda öngörülen şartları içerdiğine karar vermesi durumunda ödeme emri düzenleyeceğine yer verilmiştir. Yasal düzenleme emredici niteliktedir. 61. maddenin ilk fıkrasında ise ödeme emrinin borçluya takip talebinden itibaren üç gün içinde tebliğe gönderileceği, 62. maddesinde itiraz etmek isteyen borçlunun itirazını ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecbur olduğu; İİK'nın 67. maddenin ilk fıkrasında ise takip talebine itiraz edilen alacaklının itirazın tebliğ tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceğine yer verilmiştir.
Somut olayda davalı hakkında ....İcra Dairesi'nde başlatılan icra dosyasında davacı alacaklı vekilinin , davalı borçlunun yetki itirazını kabulü üzerine icra dosyasının gönderildiği İstanbul .... İcra Dairesinde davalının 21.02.2025 tarihinde borca itiraz ettiği, bununla birlikte İstanbul .... İcra Dairesi'nce davalı hakkında 31.03.2026 tarihinde ödeme emrinin düzenlendiği, ödeme emrinin tebliğinden önce davalı tarafından 28.04.2026 tarihinde de borca itiraz edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda yapılan itirazın geçerli olduğu ve alacaklı olduğunu iddia eden davacının takibin devamına yönelik iradesinin mevcut olduğu kabul edilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece yazılı şekilde davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,
2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 14/07/2026