Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1111 E. 2026/1521 K. – Menfi Tespit
Konu: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1111
- Karar No
- 2026/1521
- Karar Tarihi
- Konu
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1111
KARAR NO: 2026/1521
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/04/2026
NUMARASI: 2025/1168 Esas - 2026/336 Karar
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 16/12/2025
BİRLEŞEN DAVA (İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN
2025/1174 ESAS SAYILI DAVA DOSYASI )
DAVACI : ... - 19253014016
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/07/2026
Taraflar arasındaki Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde asıl ve birleşen dosya davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
ASIL DAVA
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... aleyhine, davalı şirket tarafından her iki senet için ayrı ayrı olmak üzere İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası ve İstanbul .... İcra Dairesi'nin ...E. sayılı dosyaları üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, davacı ile davalı şirket arasında mutlak butlana tabi olan ve yargılaması "İstanbul Anadolu 26. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2025/326E. Sayılı dosyası ile yargılaması ve devam eden Avukatlık Kanunu Madde 35/A'ya hazırlandığı iddia edilen bir tutanak olduğunu, işbu tutanak gereği davacı, davalı lehine 2 adet gayrimenkulünde 10 milyon bedelli ipotek tesisi gerçekleştirecek, ipotek tesis edilinceye kadar da davaya konu yine aynı bedelle 5+5 milyonluk toplam 10 milyon türk lirası bedelli 2 adet kambiyo vasfına da haiz olmadığını düşündükleri senet vereceğini, senetlerin ifa uğruna, ipotek tesisine kadar verilen senetler olduğunu, müvekkili davacının senetleri davalıya verdiğini, ardından yine senet bedelleri kadar ipoteği düzenlenen tutanak gereği davalı lehine gayrimenkulleri üzerinde tesis ettiğini, yine davalı, davacı ve bir takım üçüncü kişilere karşı açmış olduğu davaya istinaden davacının tüm malvarlığı için İstanbul Anadolu 46 İş Mahkemesi’nin 2024/3 Değişik İş dosyası ile ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir kararı aldırdığını, ardından taraflarınca “davacı tarafından lehinize ipotek tesis edildi, "bedelsiz" olan senetleri iade edin” diyerek davalıya bir ihtarname gönderildiğini, davalının bu ihtarnameyi dikkate almadığını ve senetleri iade de etmediğini, müvekkilinin içinde bulunduğu mali durum, yargılama harç ve giderleri ile ihtiyati tedbir için talep edilecek teminatı karşılamasına imkân vermediğini, davalının müvekkilinin tüm malvarlığı üzerinde haciz ve bloke işlemleri uyguladığını, bu durumun, müvekkilinin ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zora düşüreceğini, HMK m. 334 uyarınca adli yardım koşulları oluştuğunu, şöyle ki İstanbul Anadolu 30 Asliye Hukuk Mahkemesi’ne vermiş olduğumuz dilekçeyi yine işbu dava için de talepleri doğrultusunda işbu dava için de adli yardım ve İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyası için teminattan muaf tedbir taleplerini tekrarladıklarını, öncelikle, müvekkilinin tüm malvarlığının hacizli olması ve ödeme gücünün bulunmaması, bu durumun İstanbul Anadolu 30. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2025/612 E. sayılı dosyasında da kanun yolu kapalı biçimde tespit edilmiş olması nedeniyle adli yardım taleplerinin kabulüne, müvekkilinin harç, yargılama gideri ve teminat gibi tüm mali yükümlülüklerden muaf tutulmasına, yine müvekkilin tüm malvarlığının hacizli olması ve ödeme gücünün bulunmaması, bu durumun İstanbul Anadolu 30. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2025/612 E. sayılı dosyasında da kanun yolu kapalı biçimde tespit edilmiş olması nedeniyle; İhtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı icra takibinin işbu dava sonuna kadar teminatsız olarak durdurulmasına, davanın kabulüne, yargılama neticesinde, takibe konu (İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasından) senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespiti ve davaya konu senedin iadesine karar verilmesini, İ.İ.K. madde 72 gereği, davalı taraf kötü niyetli olduğundan, takip konusu asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacı ... tarafından müvekkil ...Anonim Şirketi ("...") haksız ve mesnetsiz açılan işbu davada davacını, Müvekkil tarafından İstanbul .... İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyası ile icraya konu edilen 07.03.2025 düzenleme ve 30.03.2025 vade tarihli senetten ötürü borçlu olunmadığının tespitini talep ettiğini, davacını dava dilekçesini yapay zeka motoruna yazdırdığını, hatta dilekçesinde gerçekte var olmayan anayasa kararına dayandığını, davacı taraf, dava dilekçesinde mali durumunun ödeme gücünden yoksun olduğunu iddia ederek adli yardım talebinde bulunduğunu, ancak yine aynı dilekçede davacının banka hesaplarında yaklaşık 8.000.000 TL mevduatı ve piyasa değeri yaklaşık 20.000.000 TL olan 4 adet taşınmazı bulunduğunun bizzat ikrar edildiğini, HMK m. 334 uyarınca adli yardım, ancak kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olanlara verileceğini, mevcut mal varlığı ve nakit gücü göz önüne alındığında davacının bu şartı taşımadığını, taşınmazlar üzerindeki hacizlerin, davacının mülkiyet hakkını ve bu varlıkların ekonomik değerini ortadan kaldırmadığını, bu nedenle, davacının haksız takibi geciktirme amacına hizmet eden teminatsız ihtiyati tedbir talebinin ve hukuki dayanaktan yoksun adli yardım talebinin reddi gerektiğini, dava konusu senet, davalının iddiasının aksine protokolün yahut ipoteklerin teminatı olarak verilmediğini, davacı taraf dilekçesinde senetlerin, taraflar arasında akdedilen protokol uyarınca, davacının taşınmazları üzerine ipotek şerhi konulduğunda iade edilmek üzere teminat amacıyla verildiğini ileri sürmekteyse de bu iddia herhangi bir şekilide gerçeği yansıtmadığını, tarafların senetlerin, ipotek kurulana kadar teminat olarak verildiği hakkında anlaşmış olsalardı mezkur protokole buna dair bir hüküm eklememeleri düşünülemeyeceğini, ancak tarafların protokole buna dair herhangi bir hüküm eklemediklerini, senet metninde dahi buna dair bir hüküm işlemediklerini, zira senetlerin, bu ilişkinin teminatı olarak verilmediğini, senetlerin senet metninden de anlaşılacağı üzere nakden verildiğini, davacının davasının reddini, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacı ile davalı şirket arasında mutlak butlana tabi olan ve yargılaması "İstanbul Anadolu 26. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2025/326E. Sayılı dosyası ile yargılaması ve devam eden Avukatlık Kanunu Madde 35/A'ya hazırlandığı iddia edilen bir tutanağın mevcut olduğunu, tutanak gereği davacı, davalı lehine 2 adet gayrimenkulünde 10 milyon bedelli ipotek tesisi gerçekleştirecek, ipotek tesis edilinceye kadar da davaya konu yine aynı bedelle 5+5 milyonluk toplam 10 milyon türk lirası bedelli 2 adet kambiyo vasfına da haiz olmadığını düşünülen senet vereceğini, bu senetler ifa uğruna, ipotek tesisine kadar verilen senetler olduğunu, müvekkil davacı senetleri davalıya vermiş, ardından yine senet bedelleri kadar ipoteği düzenlenen tutanak gereği davalı lehine gayrimenkulleri üzerinde tesis ettiğini, bu süreçte davalı, davacı ve bir takım üçüncü kişilere karşı açmış olduğu davaya istinade davacının tüm malvarlığı için İstanbul Anadolu 46 İş Mahkemesi’nin 2024/3 Değişik İş dosyası ile ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir kararı aldırdığını, adli yardım kararı ve ihtiyati tedbir kararı, adli yardm talebimizin haklılıklarının temeli olduğunu, davalının eylemleri, müvekkili hem hukuken hem de fiilen imkansızlık içinde bıraktığını, tüm malvarlığı, bizzat davalı tarafından bloke edildiğini, teminatın yatırılamaması, adalete erişim hakkının fiilen gaspı anlamına geldiğini, davacı müvekkil tüm gayrimenkullerindeki tapu ve banka hesaplarındaki mevduatlara "davalının yapmış olduğu hacizleri (İstanbul .... İcra Dairesi'nin 29.11.2024 tarih ve ... sayılı haciz kaydı) belgeleyebilecek durumda olduğunu, bu durumda yargıtay belgelenen ekonomik durumun adli yardımdan yararlanması gerektiği kanısında olduklarını, müvekkilin tüm malvarlığının hacizli olması nedeniyle adli yardım talebinin kabulüne, müvekkilin harç, yargılama gideri ve teminat gibi tüm mali yükümlülüklerden muaf tutulmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı dava dilekçesini yapay zekaya motoruna yazdırdığını, hatta dilekçesinde gerçekte var olmayan anayasa kararına dayandığını, adli yardım ve teminatsız ihtiyati tedbir taleplerinin reddi gerektiğini, dava konusu senet davalının iddiasının aksini protokolün yahut da ipoteklerin teminatı olarak verilmediğini, davacı daha önce konuya dair ihtarname keşide ettiğini ifade etmekteyse ihtarname herhangi bir şekilde müvekkile tebliğ edilmediğini, davacının tek taraflı olarak keşide etmiş olduğunu, müvekkile tebliğ edilmemiş ihtarname, senet niteliğinde olmadığından ispat noktasında dikkate alınması mümkün olmadığını, nitekim HMK'nın mezkur senede karşı senetle ispat yükümlülüğüne dair açık hükmü kapsamında, tek taraflı olarak keşide edilen ihtarnamenin bir senet olarak kabul edilemeyeceğini, davacı her ne kadar çifte vade iddiasında bulunmuşsa da işbu iddia, icra hukuk mahkemesi tarafından incelenmesi gerektiğini, davacı buna ilişkin olarak icra hukuk mahkemesinde dava açıldığını ve davanın halen derdest olduğunu, bu kapsamda davacının davasının reddi gerektiğini talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır ve davanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilir (HMK m. 115/1) 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca; İş Kanununa tabi işçiler ile işverenler arasındaki iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına İş Mahkemelerinde bakılır.
Dosya kapsamındaki iddia ve savunmalar ile taraflar arasında tanzim edildiği anlaşılan 28.02.2025 tarihli 1136 Sayılı Kanunun 35/A Maddesi Uyarınca Düzenlenen Uzlaşma Tutanağı incelendiğinde; davacı ...'in davalı şirkette "Genel Müdür" pozisyonunda görev yaptığı söz konusu protokolün ve takibe konu edilen senetlerin, davacının iş akdi devam ederken şirketi dolandırdığı ve 10.000.000 TL zarara uğrattığı iddialarına dayalı olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Nitekim anılan tutanağın ilgili maddelerinde de davacının "geçmiş iş ilişkisinden, iş hukukundan" kaynaklı haklarından feragat ettiği açıkça hüküm altına alınmış ve taraflar arasındaki iş mahkemesi dosyalarına (İstanbul Anadolu 46. İş Mahkemesi ve 36. İş Mahkemesi) atıf yapılmıştır.
Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere uyuşmazlığın temelinde işçi-işveren ilişkisi bulunuyorsa ve kambiyo senedi iş ilişkisi kapsamında, işçinin sorumluluğuna, zimmetine veya açığına mahsuben verilmişse (teminat senedi iddiası dâhil), senedin soyutluk (mücerretlik) ilkesi temel ilişkinin araştırılmasına engel teşkil etmez. Bu tür senetlerin bedelsizliğine ve iptaline ilişkin menfi tespit davalarında yargılama Asliye Ticaret Mahkemeleri değil, uyuşmazlığın temelindeki hukuki ilişkiyi (hizmet sözleşmesini) incelemekle görevli olan İş Mahkemeleridir.
Somut olayda uyuşmazlığın temelinde işçi-işveren arasındaki hizmet ilişkisinin ve bu ilişkiden doğduğu iddia edilen zararın yattığı anlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde İş Mahkemelerinin görevli olduğu kanaatine varılmış ve mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Asıl ve birleşen dosyada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin, işbu uyuşmazlık bakımından görev kurallarını hatalı olarak belirlediğini ve uyguladığını, senet, iş akdi devam ederken değil, iş ilişkisi tamamen sona erdikten sonra, taraflar arasındaki müstakil bir sulh sözleşmesi zemininde tanzim edildiğini, davacının kendisi dahi senedin, iş akdinin sona ermesinden sonra düzenlendiğini ikrar ettiğini, senedin "iş ilişkisi nedeniyle düzenlendiği" iddiasını ispat yükü münhasıran davacıya ait olduğunu, davacının bu yükü hiçbir delil ile ifa etmediğini, teminat senedi iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, senedin hiçbir belgede teminat vasfı taşıdığına dair tek bir ibare dahi bulunmadığını, uyuşmazlığın, TTK m. 4 kapsamında mutlak ticari nitelikte bir kambiyo senedinden kaynaklandığını, asliye ticaret mahkemesinin görevinin asıl olduğunu, istinaf başvurularının kabulü ile İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/1168 E. ve 2026/336 K. sayılı, 15.04.2026 tarihli görevsizlik (asıl ve birleşen davanın usulden reddi) kararının kaldırılmasına; uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunun tespitine ve dosyanın yargılamaya kaldığı yerden devam edilmek üzere İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine; yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Asıl ve birleşen dava, icra takibine konu edilen senet nedeniyle menfi tespit talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davacı tarafından, davalı lehine 07.03.2025 düzenleme, 30.03.2025 vade tarihli 5.000.000'ar TL tutarlı iki senet keşide edilmiş, davalı tarafından, davacı hakkında İstanbul .... İcra Dairesi'nin ...Esas ve İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyalarında iki senede dayalı olarak 5.000.000,00 TL senet asıl alacağı , 1.487.500,00 TL işlemiş faiz alacağı, 15.000,00 TL komisyon olmak üzere toplam 6.502.500,00'er TL alacağın tahsili istemiyle 20.11.2025 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmıştır.
Davacı tarafça senetlerden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72. maddesi uyarınca eldeki menfi tespit davası açılmıştır.
Dosya kapsamına sunulan bilgi ve belgelerden, davacının, davalı şirket nezdinde 26.11.2024 tarihinde iş akdinin sona erdiği, davalının şikayeti üzerine davacı hakkında soruşturma başlatıldığı, taraflar arasında 28.02.2025 tarihli "1136 sayılı Kanunun 35/a maddesi uyarınca düzenlenen uzlaşma tutanağı" başlıklı belgede, davacının davalıyı uğrattığı iddia edilen 10.000.000 TL tutarındaki zararın davacının özkaynakları ile karşılanacağı , davacının bu durumu kendi istek ve rızasıyla gayrikabili rücu kabul ettiği, davacının davalıdan bu belgenin yürürlüğe girmesine müteakip, geçmiş iş ilişkisinden, iş hukukundan veya ticari alacağı kaynaklı herhangi bir tazminat, alacak ve benzeri herhangi bir kalemi ileri süremeyeceği hususlarının yazılı olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı tarafça, uzlaşma tutanağı başlıklı belgede yazılı olduğu üzere davalı lehine iki adet taşınmaz üzerinde 10.000.000 TL bedelli ipotek tesis edilmesinin kararlaştırıldığı, ipotek tesis edilinceye kadar da davaya konu toplam 10.000.000 TL bedelli iki adet kambiyo vasfına da haiz olmadığını düşündükleri senet verildiği, ipotek tesis edilmesine rağmen senetlerin davalı tarafça iade edilmediği ileri sürülerek davalıya borçluya olmadığının tespiti talep edilmiş; davalı tarafça, dava konusu senetlerin, davalının iddiasının aksine protokolün yahut ipoteklerin teminatı olarak verilmediği, senetlerin senet metninden de anlaşılacağı üzere nakden verildiği savunulmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık, görevli mahkemenin İş Mahkemesi olup olmadığı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca, işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri İş Mahkemeleridir. Bir davanın iş mahkemesinde görülebilmesi için taraflar arasında işçi ve işveren ilişkisinin bulunması ve uyuşmazlığın bu ilişkiden kaynaklanması gerekmektedir.
İşçilerden işe girişte veya akit devam ederken, işverene verecekleri olası zararlara karşılık teminat amacıyla senetler alınıp, iş sözleşmesi sona erdikten sonra icra takibine konulabilmektedir.
Bu tür senetlerin iptali amacıyla açılan menfî tespit davalarında görevli mahkeme iş mahkemesidir. İş sözleşmesi sona erdikten sonra düzenlenen ve iş sözleşmesi ile ilgisi olmayan senetlerin iptali davalarında ise genel mahkemeler görevlidir. (Yargıtay 9.Hukuk Dairesi'nin 2016/7446 esas, 2016/ 7364 karar sayılı ilamı da ) Somut uyuşmazlıkta davacı, dava ve takibe konu senetlerin işçi işveren ilişkisi kapsamında iş akdi devam ederken doğduğu iddia edilen zarar nedeniyle düzenlendiğini iddia etmiş ise de davalının bu yönde bir kabulü bulunmamaktadır.
Senetlerin keşide tarihi itibariyle taraflar arasında işçi işveren ilişkisi bulunmadığı gibi taraflar arasındaki uyuşmazlığın kaynağının senet olması ve davalı tarafından başlatılan icra takibinin kambiyo senetlerine mahsus takip olması nedeniyle Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği ticari dava niteliğinde olan uyuşmazlığın ''Asliye Ticaret Mahkemesinde'' görülüp sonuçlandırılma -sı gerekir (Yargıtay 20.Hukuk Dairesinin 2015/3623 Esas- 2015/9033 Karar sayılı ilamı.) Bu nedenle mahkemece yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle asıl ve birleşen dosyada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Asıl ve birleşen dosyada davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-3 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,
2-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 14/07/2026