Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1276 E. 2026/1308 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1276
- Karar No
- 2026/1308
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1276 Esas
KARAR NO : 2026/1308 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2021/347 Esas (Derdest Dava )
TARİHİ: 07/05/2026 (Ara Karar Tarihi)
DAVA: Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)
TALEP: İhtiyati Tedbir
KARAR TARİHİ: 25/06/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkil ile davalının %34 hisse ile ortağı olduğunu, şirket merkezine 2016 yılından itibaren alınmamakta olduğunu, ortaklar tarafından müvekkilinin bilgisi haricinde genel kurul toplantısı yapıldığını, şirketin tüm yetkilerinin kendilerine bırakıldığını ve müvekkilinin haberi olmaksızın şirketi öz kaynaklarının 3. Kişilere güncel rayiç değerinden çok düşük bedel ile devredildiğini öğrendiklerini, şirketin adına kayıt ile tescilli bulunan '' İstanbul İli, Kadıköy İlçesi ... Mah. ... Ada, ... Parsel sayılı arsa nitelikli'' taşınmazın bir kısmının piyasa rayicinin çok altında bir değer ile satıldığını, kalan kısmın yönünden devir hazırlığı yapıldığını, şirketin muhasebe kayıtlarından müvekkilinin hiçbir belgeye dayanmadan şirkete karşı borçlandırıldığını, diğer ortakların hiçbir belgeye dayanmadan şirketten alacaklı konumuna getirildiğini, şirketin 3. Kişilerden olan alacaklarının hiçbir ödeme belgesine yer verilmeden tahsil edildiğini şirketin zarara uğratıldığını, şirket parasının müvekkilinin sorumlu olmadığı diğer ortaklara ait olan Tempa Ambalaj sanayi ve ticaret ltd. Şti 'nin işçilik alacaklarına mahsuben ödendiğinin tespit edildiğini, davacının bilgisi olmaksızın diğer ortaklar tarafından 2020 yılında şirketin adına kayıt ile tescilli bulunan '' İstanbul İli, Kadıköy İlçesi ... Mah. ... Ada, ... Parsel sayılı arsa nitelikli taşınmazın'' 2/3 kısmının güncel değerden satılmasına rağmen tapuda gerçek ve güncel rayiç değerinin çok altında belediye rayici esas alınarak düşük gösterildiğini alınan satış bedelinin şirket kayıtlarını yansıtılmayarak zimmete geçirilerek şirketin zarara uğratıldığını öğrenmişlerdir. Davacı TTK m. 638/2 gereği '' her ortak, haklı sebeplerin varlığına şirketten çıkmasına karar verilmesini için dava açılabilir '' mahkemenin istem üzerine dava süresinde, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağının durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebileceğini, şirketin mal varlığının devrine ilişkin tüm yetkilerin haksız olarak diğer ortaklara verildiğini ve şirket adına kayıtlı taşınmazın 3. Kişilere devri halinde müvekkilinin telafisi güç ve de imkansız zararı ortaya çıkacağını, teminatsız olarak şirket adına kayıt ile tescili bulunan İstanbul İli, Kadıköy İlçesi ... Mah. ... Ada, ... Parsel sayılı arsa nitelikli' taşınmazın HMK 389 md. Uyarınca 3. Kişilere devrini önlemek amacıyla ihtiyati tedbir verilmesini dava ve talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 07/05/2026 tarih ve 2021/347 Esas sayılı ara kararında;
"...Somut olayda uyuşmazlık konusunun davacıların davalı şirketten TTK 638 maddesi gereğince haklı sebeple çıkarılıp çıkarılmayacağı, şirketin esas sermaye payının ayrılma akçesinin ve dağıtılmayan temettü alacaklarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı, dava konusunun para alacağı olması, taşınmazın uyuşmazlık konusu olmaması, kaldı ki taşınmazın davalı adına değil, hazine adına kayıtlı olması nedenleri ile tedbir konulması talep edilen taşınmaza açıklanan nedenlerle tedbir konulamayacağı gerekçesi ile davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir." gerekçesi ile,
''1-Davacı vekilinin İhtiyati tedbir talebinin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı dahili davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Dahili davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirket ortağının çıkma davasında şirket malvarlığına tedbir konulmasının uyuşmazlık konusu ile doğrudan bağlantılı olduğunu, yerel mahkemenin davanın para alacağı davası olduğu ve taşınmazın uyuşmazlık konusu olmadığı yönündeki gerekçesinin şirketler hukuku uyuşmazlıklarının doğasına aykırı olduğunu, TTK m. 638 uyarınca açılan ortaklıktan çıkma ve ayrılma akçesi davalarında, davacı ortağın alacağının şirketin gerçek malvarlığı değeri üzerinden hesaplanmakta olduğunu, davalı şirketin en büyük aktifi olan İstanbul İli, Kadıköy İlçesi ... Mah. ... Ada, .. Parsel sayılı taşınmazın elden çıkarılmasının doğrudan doğruya müvekkillerin alacağı ayrılma akçesini etkileyeceğini ve davanın konusuz kalmasına yol açacağını, yerel mahkemenin taşınmazın uyuşmazlık konusu olmadığı yönündeki tespitinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,
Taşınmazın 6306 sayılı yasa kapsamında geçici olarak hazine adına kayıtlı olmasının tedbir kararı verilmesine engel olmadığını, yerel mahkemenin tedbir talebini reddederken dayandığı en temel hatalardan birinin, taşınmazın halihazırda Hazine adına kayıtlı olması olduğunu, dosya münderecatından ve 06/05/2026 tarihli duruşma zaptından da sabit olduğu üzere, söz konusu taşınmazın 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında kentsel dönüşüm amacıyla ...tarafından yapılmak üzere Hazineye devredildiğini, bu devrin mülkiyetin nihai olarak kaybedildiği anlamına gelmemekte olduğunu, proje bitiminde taşınmazın yeniden davalı şirket adına tescil edileceğini, kentsel dönüşüm sürecinin doğası gereği ortaya çıkan bu geçici sicil durumunun, müvekkillerin haklarını tehlikeye atan asıl unsur olduğunu, zira taşınmaz davalı şirkete döndüğü anda veya dönüşüm sürecindeki hakların devri yoluyla üçüncü kişilere muvazaalı olarak aktarılma riskinin son derece yüksek olduğunu, söz konusu devrin ivazlı olduğunu, çünkü karşılığında şirketin menfaatinin öngörülmekte olduğunu, ivazlı işlemlerin de ekonomik değer taşıdığını ve ayrılma akçesi hesabında şirketin varlıkları arasında dikkate alınması gerektiğini, ...ile yapılan işlemlerde, malik şirkete geri dönüş oranının genellikle %35 ila %50 arasında değişmekte olduğunu, bu durumun ülke genelindeki uygulamalarla da sabit olduğunu, taşınmazın geçici olarak Hazine üzerinde bulunmasının, ileride davalı şirkete intikal edecek haklar üzerinde tedbir konulmasına hukuki bir engel teşkil etmemekte olduğunu,
TTK m. 638/2 ve HMK m. 389 uyarınca ihtiyati tedbir şartlarının oluştuğunu, davalı şirket yöneticilerinin müvekkillerin murisini şirket merkezine almadığını, sahte kayıtlarla şirketi borçlandırdığını ve şirket varlıklarını muvazaalı işlemlerle üçüncü kişilere devretme hazırlığı içine girdiklerini, 6102 sayılı TTK m. 638/2 hükmünün haklı nedenle ortaklıktan çıkma davalarında hakime son derece geniş koruma yetkileri verdiğini, nitekim mahkeme hakiminin dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebileceği yönündeki kanun hükmünü uygulamakla mükellef olduğunu, müvekkillerin haklılığını gösteren uzman mütalaaların ve şirket kayıtlarındaki usulsüzlüklerin dosyaya sunulmuş olduğunu, davacı müvekkil ortağın dava sonunda hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya tamamen imkansız hale geleceğine ilişkin dosya kapsamına sunulan belgelerle yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmesi durumunun somut olayda vücut bulduğunu, eğer söz konusu taşınmaz üzerine tedbir konulmazsa, davalı şirkete ait taşınmazların elden çıkarılması durumunda alınacak ilamın infaz kabiliyetinin bulunmayacağını ve davacıların alacağı tahsil edememe durumunun ortaya çıkacağını,
İhtiyati tedbirin geçici bir hukuki koruma olduğunu ve taleplerinin teminatsız kabulünün gerektiğini, müvekkillerin davalı şirketteki %34 oranındaki yüksek hissesi dikkate alındığında, teminat hususunda da müvekkiller lehine değerlendirme yapılması gerektiğini, müvekkillerin şirket sermayesindeki payı bizzat teminat hükmünde olduğundan, tedbir kararının teminatsız olarak verilmesinin hakkaniyete uygun olacağını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Talep, davacının davalı şirket ortaklığından TTK m.638 gereği haklı sebeplerle çıkarılması, şirketin esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesinin ve dağıtılmayan temettü alacaklarının faiziyle birlikte davalıdan tahsili istemi ile açılan davada ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiş ve karara karşı dahili davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Dahili davacılar vekili 06/05/2026 tarihli duruşmada;'' Gelen müzekkere cevabında davalıya ait ancak Hazine adına kayıtlı olan taşınmazın ...tarafından yapıldığı bildirilmiş ancak dağıtımın ne şekilde ve ne zaman yapılacağı bildirilmemiştir, bu hususta ... konuta müzekkere yazılmasını ve sözleşmenin celbini talep ederiz aynı zamanda taşınmaz üzerine 3. Kişilere devri önlemek üzere HMK 390 ve TTK 638/2 gereği tedbir konulmasını talep ederiz,'' şeklinde beyanda bulunmuştur.
TTK'nun 638/2 fıkrası uyarınca; her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir.
Mahkeme kabulünün aksine, eldeki dava para alacağına ilişkin olmayıp, yukarıda belirtildiği üzere çıkma payı karşılığında haklı nedenle ortaklıktan çıkma istemine ilişkindir.
Dahili davacılar vekili tarafından ileri sürülen talep de TTK'nun 638/2 fıkrası kapsamında ileri sürülen tedbir isteminden ibarettir.
Dahili davacılar vekili, ortaklıktan doğan hak ve borçlarının durdurulmasına yönelik bir tedbir isteminde bulunmamış, şirketin taşınmazı üzerine tedbir konulmasına karar verilmesini istemiş olup, bu istem anılan hükümde düzenlenen ikinci önlem kapsamında değerlendirilebilir ise de; yapılacak değerlendirme, ihtiyati tedbir istemine ilişkin yaklaşık ispat kuralını düzenleyen HMK'nun 390/3 fıkrası çerçevesinde ele alınmak durumundadır. 6100 Sayılı HMK'nun 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenecektir.
Somut olayda; davacının diğer ortaklarca şirket merkezine alınmaması, kar payının dağıtılmaması, şirketin faaliyetleri iş ve işlemleri hakkında davacıya bilgi verilmemesi, hiçbir toplantıya davet edilmemesi ve davacının yokluğunda genel kurul toplantısı yapılarak şirketin tüm yetkilerinin kendilerine bırakılmış olması ve şirketin zarara uğratılması nedenleriyle, ortaklığın devamının çekilmez hale geldiği ve haklı nedenle ortaklıktan çıkma koşullarının oluştuğu yönündeki iddialar açılan eldeki davada iddia ve savunma doğrultusunda yargılama içinde toplanıp incelenecek deliller ışığında yargılama sonucunda ortaya çıkacaktır. Ara karar tarihi itibariyle dosya kapsamındaki delillere göre ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için gerekli olan yaklaşık ispat koşulunun sağlanmamış olduğu, mahkemece bu gerekçe ile tedbir isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yukarıda yazılı ve yanılgılı gerekçe ile reddedilmesi yerinde görülmemiş ise de, geçici hukuki koruma talebinin reddine ilişkin karar sonucu itibariyle doğru olduğundan, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, dahili davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Dahili davacıların istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/06/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.