Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2072 E. 2026/1077 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2072
Karar No
2026/1077
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/2072

KARAR NO:2026/1077

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ:16.05.2022

NUMARASI:2021/630 Esas - 2022/410 Karar

DAVA:Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)

Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketçe emtea sigortası abonman sözleşmesi ve nakliyat emtea sigortası kati poliçesi ve ona takaddüm eden ... (...) klozu hükümlerine göre düzenlenmiş poliçe kapsamında, dava dışı sigortalı ... AŞ'ye ait cam üzeri mozaik cam emtiasının İtalya'dan İstanbul'a dava dışı fiili taşıyıcı ... ile taşınmasından sonra fiili taşıyıcı... Havayolları ile İstanbul'dan .../ ...'a taşınmak üzere, taşımayı üstlenene hasarsız şekilde teslim edildiğini, 04.04.2017 tarihinde emtianın tahliyesi ve sigortalıya teslimi esnasında düzenlenen tutanakla emtianın kırılmak suretiyle hasarlandığının tespit edildiğini ve hasarın yasal süresi içerisinde noterden ihbar edildiğini, ancak bu ihbara cevap verilmediğini, yük tam zayi olması nedeniyle hasar ihbarına dahi gerek olmadığını, hasar sonrasında müvekkilince yapılan ekspertiz incelemesi sonucunda hasarın taşıma sürecinde meydana geldiği ve taşıyıcının sorumluluğunda olduğu ve cam mozaik emtiasının kırılmak suretiyle tamamen hasarlandığının belirlenerek hasar bedelinin ödenerek nakliye sigortası genel şartları ve TTK'nın 1472. maddesi gereğince sigortalının haklarına halef olunduğunu, ayrıca sigortalının haklarının temlik alındığını, sigortalıya ödenen 27.742,99 TL'nin 04.05.2017 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizinin davalıdan istendiğini, davalının taşıma işini üstlenen taşıma işleri organizatörü (forvvarder) olarak TTK'nın 921 ila 926 maddeleri uyarınca tahsil ettiği navlun dolayısı ile taşıyıcı sıfatıyla meydana gelen hasardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, 27.742,99 TL sigorta tazminatının 04.05.2017 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizinin taşıyıcının Montreal Konvansiyonu uyarınca beher brüt kilogram başına 19 ... karşılığının karar tarihindeki TL'sı karşılığı ile sınırlı sorumlu olmak üzere tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının dürüst davranma kuralına aykırı şekilde beyanda bulunduğunu, dava dilekçesindeki açıklamanın aksine ... Hava Limanında düzenlenen 02.04.2017 tarihli tutanakla, yükün ilk taşıyıcı ... tarafından kırık, açık ve hasarlı şekilde müvekkiline teslim edildiğini, dilekçesinin ikinci maddesinde emtianın 04.04.2017 tarihinde tahliyesi ve sigortalıya teslimi esnasında düzenlenen tutanakla emtianın zayi olduğunun tespit edildiğinin beyan edilmesine rağmen, ... havalimanında düzenlenen 02.04.2017 tarihli kayıttan anlaşılacağı üzere, davacı tarafın dayandığı bu belgeden 2 gün önce İstanbul'da düzenlenen belgeyle emtianın hasarlı olarak ilk taşıyıcı tarafından müvekkiline teslim edildiğini, davacının yasal süresi içinde Beyoğlu ...Noterliğinin 10.04.2017 tarihli ihtarı ile hasarın bildirilmesine rağmen cevap verilmediğini beyan ettiğini, ancak Bakırköy ... Noterliğinin 17.04.2017 tarihli ihtarnamesinden anlaşılacağı üzere, davacının bu konuda da mahkemeye gerçek dışı beyanda bulunduğunu, anılan ihtarda hasarın müvekkilinin kusurundan meydana gelmediğinin davacıya bildirildiğini, hasarın müvekkilinin kusurundan kaynaklandığının belirtilmesine karşın, cevap dilekçesi ekinden sunulan belgelerden 02.04.2017 tarihli ilk taşıyıcı ... tarafından yükün kırık ve açık halde, hasarlı şekilde müvekkiline teslim edildiği, bu tespiti hükümsüz bırakacak şekilde iki gün sonra, müvekkilinin bulunmadığı bir ortamda hazırlanan tutanak nedeni ile davacının şikayetçi olması gerektiğini, uyuşmazlığın uluslararası hava yolu taşımasından kaynaklanması nedeniyle Montreal Konvansiyonu hükümlerinin uygulanacağını, hasarın müvekkiline teslimden önce gerçekleşmesi nedeniyle müvekkilinin hasardan sorumlu olmadığını, davanın sigorta şirketine ihbarı gerektiğini ve davacının ... dava açarak davaların birleştirilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.İlk derece mahkemesinin 10.02.2020 tarih ve 2018/502 Esas, 2020/114 Karar sayılı kararı ile hasarın ...-İstanbul arasındaki taşımada oluştuğu, hasarın davalının üstlendiği İstanbul-... taşımasında oluşmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 24.06.2021 tarih ve 2020/1872 Esas, 2021/838 Karar sayılı karar ile navlun faturasının ... ... arası için düzenlenmesi nedeniyle davalının tüm taşıma için akdi taşımacı olarak sorumlu olduğu ve Konvansiyon hükümlerine göre davalı taşımacının sorumluluğunun belirlenmesi için ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır. İlk derece mahkemesince kaldırma kararı üzerine yargılama yapılarak hüküm verilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizce, İstanbul B.A.M. 14. Hukuk Dairesinin esas hakkında kaldırma kararı doğrultusunda, taşıma uzmanı bilirkişiden 28/02/2022 tarihli bilirkişi raporu alınarak davacının talep edebileceği tazminat miktarı bilirkişiye hesaplattırılmıştır.Böylece mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, toplanan tüm deliller muvacehesinde; dava konusu taşımanın .../İstanbul ve İstanbul/... olmak üzere iki aşamalı olduğu, ilk aşama olan .../İstanbul aşamasında fiili taşıyıcının ..., taşımayı üstlenenin ... olduğu ve davalı şirketin taşıma belgesinde '...' yani '...' olarak yer almış olsa da, navlun faturasının alt kısmında tüm taşıma sürecine ilişkin kayıtlar yazılı olduğu, anılan kayıttan ...-... arasındaki taşımanın akdi taşıyıcı olarak davalı tarafından üstlenildiği yazılı olduğu, dolayısıyla bu açık hükümler karşısında davalının akdi taşıyıcı olduğu hususunda bir duraksama bulunmadığı, akdi taşıyıcının Montreal Konvansiyonu hükümleri uyarınca taşınan emtianın uğradığı zarardan sorumlu bulunduğu, tazminat hesaplanması hususunda alınan bilirkişi raporundan davacı tarafça tazminat miktarı olarak talep edilen meblağın 27.742,99 TL olduğu, bu miktarın Montreal Konvansiyonu hükümlerine göre hesaplanan ...'nin altında kaldığı ve bu nedenle üst sınır olan bu miktar davalıdan talep edilebileceği..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile 27.742,99 TL tazminatın 04.05.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme gerekçesinde 1999 tarihli Montreal Konvansiyon'unun 18/2.maddesinin değerlendirilmediğini, müvekkilinin TTK'nın 888, 921/1 ve 929/1 gereğince akdi taşıyıcı sıfatının bulunmasının davanın sonucunu değiştirmeyeceğini, zira 1999 tarihli Montreal Konvansiyon'unun anılan hükmüne göre kargonun tahrip olmasının, kaybolmasının ya da kargoya zarara gelmesinin kargonun kendi içinde bulunan kusurlardan, kargonun kalite ve kötülüğünden, kargonun paketlenmesinin taşıyıcı, bir çalışanı ya da acentesi dışında birisi tarafından kusurlu olarak yapılmış olmasından, savaş ya da silahlı çatışma, kargonun girişi, çıkışı ya da geçişi ile bağlantılı olarak gerçekleştirilen bir kamu otoritesi faaliyetinden kaynaklanması halinde taşımacının sorumlu olmayacağını, maddinin son fıkrasında ise bu maddenin birinci paragrafının anlamı dahilinde hava yolu ile taşıma, kargonun taşıyıcının sorumluluğu altında bulunduğu dönemi kapsadığının belirlendiğini, buna göre müvekkilinin taşımacı olma dahi kusurun taşımacıya ait olmadığı noktada sorumlu tutulamayacağını, olayda müvekkilinin kusuru bulunmadığını, taşımacının sorumluluğunun kargonun teslim alınması anında başlayacağını, cevap dilekçesinde belirtildiği üzere dava dilekçesinde İtalya'dan İstanbul'a dava dışı fiili taşıyıcı ... ile taşınan emtianın akabinde ... Hava Yolları'nın 03.04.2017 tarihinde hava yük taşıma senedi tahtında İstanbul'dan Türkmenistana taşınmak üzere tam ve hasarsız teslim edildiğinin beyan edildiğini, oysa ... Havalimanın'da düzenlenen 02.04.2017 tarihli ilk taşıyıcı ...'ın düzenlediği tutanakta yükün kırık ve açık halde, hasarlı şekilde davalıya teslim edildiğinin kanıtlandığını, dava dilekçesinde 04.04.2017 tarihinde tahliyesi ve sigortalıya teslimi esnasında düzenlenen tutanakla emtianın kırılarak hasarlandığının belirtildiğini, 02.04.2017 tarihli tutanaktan anlaşılacağı üzere ...'ın düzenlediği tutanakta yükün hasarlı olduğunun belirlendiğini, davacının dayandığı tutanağın ise bundan iki gün sonra düzenlendiğini, sonraki tutanağın müvekkilinin bulunmadığı bir ortamda düzenlendiğini, bu tespitlere göre müvekkilinin Konvansiyonun 18/2. maddesi kapsamında sorumlu olmadığını,Müvekkilinin navlun faturası düzenlemesi nedeniyle sorumlu tutulamayacağını, müvekkilinin taşıma işi tellaliyesi yaptığını, faturayı başka türlü düzenleme imkanı bulunmadığını, müvekkilimin taşıma yapabilecek bir uçağının olmadığını ve düzenlenen faturanın... Hava Yolları için düzenlendiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, hava yoluyla yük taşıması sırasında meydana gelen hasar nedeniyle rucuen alacak istemine ilişkindir İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı tarafından, nakliye emtea sigorta poliçesiyle taşıma rizikolarına karşı sigorta örtüsü altına alınan cam üzeri cam sozaik emtiasının taşmasının hava yoluyla yapıldığı, emtanın İtalya'dan hava yoluyla İstanbul'a ... tarafından, oradan da ...'a... Havayolları tarafından taşındığı ve hasarlı olarak teslim edildiği sabittir. Uyuşmazlık, davacının taşıyıcı olup olmadığı ile taşıyıcı ise taşımanın hangi aşamasına katıldığı noktasındadır.Davacı, davalının akdi taşıyıcı olarak taşımanın tüm aşamalarından sorumlu olduğunu, taşımanın başka bir fiili taşıyıcıya yaptırılmasının, davalının sorumluluğunu etkilemediğini ileri sürmektedir. Davalı ise taşımanın İstanbul-... arasındaki kısmının kendisi tarafından yapıldığını, emtianın İtalya'dan İstanbul'a getirilmesi sırasında hasarlandığını, hasarın dava dışı ... tarafından yapılan taşımada gerçekleştiğinin 02.04.2017 tarihli tutanakla belirlendiğini, emtianın hasarlı şekilde sonraki taşımayı gerçekleştiren davalıya teslim edildiğini belirterek, hasardan sorumlu olmadığını savunmuştur.Davalı tarafından, dava dışı sigortalıya düzenlenen 04.04.2017 tarihli navlun faturasıyla taşıma işi davalı tarafından üstlenilmiş olup davalı akdi taşıyıcıdır. Navlun faturasının alt kısmında tüm taşıma sürecine ilişkin kayıtlar yazılmıştır. Anılan kayıttan ... ile ... arasındaki taşımanın, akdi taşıyıcı olarak davalı tarafından üstlenildiği yazılıdır. Bu durumda davacı, navlın faturasını düzenlemekle taşımanın tüm aşamalarını akdi taşımacı olarak üstlenmiştir. Davalının uçak ve benzeri bir taşıma aracının olmaması, davacının taşıma işini yapmadığı anlamına gelmemektedir. Taşımacı, üstlendiği taşıma edimini bizzat yerine getirebileceği gibi, taşımayı başka ifa yardımcıları eliyle de yapabilir. Nitekim davacının, dava dışı sigortalı ... AŞ.adına düzenlediği 04.04.2017 tarihli taşıma faturasında taşımanın ... İstanbul, İstanbul ... arası kısmı üstlenilmiştir. Akdi taşımacı bu taşımanın ilk kısmını ...'ye, ikinci kısmını ise... Havayollarına yaptırmıştır. Bu nedenle taşımanın gerek ilk etabında ve gerekse ikinci etabında meydana gelen hasarlardan akdi taşıyıcı da fiili taşımacılarla birlikte sorumludur. Bu davada, akdi ve fiili taşımacılar arasındaki rücu ilişkisi dava konusu olmadığından bu hususta bir değerlendirme yapılmamıştır.Davalı vekili ...'unun 18.maddesinin değerlendirilmediğini ve anılan hükmün ikinci fıkrasına göre taşımacının sorumlu olmadığını ileri sürmektedir.Konvansiyonun 18/1 ve 2.maddesinde " Taşıyıcı kargonun tahrip olması ya da kaybolması ya da kargoya zarara gelmesi durumunda uğranmış hasara karşı sadece, hasara bu şekilde uğramasının neden olan olayın hava yoluyla taşıma esnasında meydana gelmiş olması durumunda sorumludur.Fakat, eğer kargonun tahrip olmasının, kaybolmasının ya da kargoya zarara gelmesinin aşağıda verilen olaylardan birinin ya da daha fazlasının bir sonucu olarak meydana ispatlarsa, taşıyıcı ve bu kapsama kadar sorumlu değildir.

a)Kargonun kendi içinde bulunan kusurlardan, kargonun kalite ve kötülüğünden;

b)Kargonun paketlenmesinin taşıyıcı, bir çalışanı ya da acentesi dışında birisi tarafından kusurlu olarak yapılmış olmasından;

c)Savaş ya da silahlı çatışma;

d)Kargonun girişi,çıkışı ya da geçişi ile bağlantılı olarak gerçekleştirilen bir kamu otoritesi faaliyeti. 've '3. Bu maddenin birinci paragrafının anlamı dahilinde hava yolu ile taşıma, kargonun taşıyıcının sorumluluğu altında bulunduğu dönemi kapsamaktadır." düzenlemesi bulunmaktadır. Maddenin 3.fıkrasında ise bu maddenin birinci paragrafının anlamı dâhilinde hava yolu ile taşıma, kargonun taşıyıcının sorumluluğu altında bulunduğu dönemi kapsamaktadır hükmü bulunmaktadır. Ancak davalı vekili, yukarıdaki hükmün özellikle ikinci fıkrasında bulunan nedenlerin bulunduğunu usulüne uygun delillerle kanıtlamamıştır. Hasarın 18. maddenin 2. fıkrasındaki hallerden ileri geldiğine ilişkin somut bir kanıt bulunmamaktadır. Hasarın, davalı savunması gibi ...'nin fiili taşıyıcı olarak taşıma edimini yerine getirdiği ... İstanbul arasındaki taşımada gerçekleşmesi halinde dahi, bu taşımayı ifa yardımcısı olan fiili taşıyıcı olan ...'ye yaptıran davalıyı taşımadan kaynaklanan zararlardan sorumluluktan kurtarmayacaktır. Bu nedenle, sigortalıya ait olan yükte taşıma sırasında oluşan hasardan,Konvansiyon'un sınırlı sorumluluk hükümlerine göre davalı taşımacı sorumludur. Yapılan incelemede, taşınan emtianın hava taşıma rizikolarına karşı abonman poliçesi ve spesifik poliçe ile sigorta örtüsü altına alındığı, hasarın oluşmasından sonra süresinde tutanak düzenlenerek taşımacıya ihbarda bulunulduğu, sigortacının yaptığı ödeme ile TTK'nın 1472. maddesine göre sigortalının haklarına halef olduğu, ayrıca 02.05.2017 tarihli ibraname ile ödeme miktarı kadar sigortalının haklarının devir alınarak TBK'nın 183.maddesi gereğince sigortalının yerine temlik hükümlerine göre geçerek dava açma ehliyetinin elde edildiği, yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen denetime elverişli 28.02.2022 tarihli ek rapor ile hasara uğrayan emtianın değerinin Konvansiyon'un 22.maddesindeki sınırlı sorumluluk esasına göre belirlendiği ve zararın bu hesaba göre ödenen miktardan fazla olduğu, akdi taşımacının fiili taşımacıya karşı taşıma hukukundan kaynaklanan taleplerinin bu davanın konusu olmadığından eldeki davada zararın nihai sorumlusuna ilişkin bir değerlendirme yapılamayacağı anlaşılmakla, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 1.663,32 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,

3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,

5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 04.06.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca dava değeri itibariyle karar kesindir.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/2072, K. 2026/1077, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2072-e-2026-1077-k-4562cdd82f64