Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1819 E. 2026/1125 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1819
Karar No
2026/1125
Karar Tarihi

T.C. SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/1819 KARAR NO : 2026/1125

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ...

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/07/2025 NUMARASI : 2025/792 Esas, 2025/902 Karar DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... VEKİLİ : ... BİRLEŞEN DOSYANIN MAHKEMESİ : SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/01/2022 NUMARASI : 2022/33 Esas, 2022/24 Karar DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... VEKİLİ : ... DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı banka ile dava dışı ....arasında 22/07/2014 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını ve davalının bu GKS'ye 75.000-TL limitle müteselsil kefil olduğunu, kefalete eş rızasının da bulunduğunu; borçluya 24/03/2015 tarihinde .... no'lu ve 07/03/2016 tarihinde .... no'lu Taksitli Ticari Kredi kullandırıldığını, .... no'luTicari kredi kartı tahsis edildiğini, 29/06/2016 tarihinde ....kredi no'lu Rotatif Kredi kullandırıldığını; ayrıca 29/09/2016 tarihinde .... no'lu Taksitli Ticari Kredi ve 07/04/2017 tarihinde....no'lu Taksitli Ticari Kredi kullandırıldığını; ilk dört bankacılık ürününden kaynaklı borcun 26/12/2018 tarihinde.... no'lu Ticari Yapılandırma Kredisi ile yapılandırıldığını ve bu yapılandırma kredisinin de .... no'lu kredi ile birlikte 21/03/2019 tarihinde ....no'lu Ticari Yapılandırma Kredisi ile yapılandırıldığını; .... no'lu Taksitli Ticari Kredi'nin de 21/03/2019 tarihinde .... no'lu BAKK Yapılandırma Kredisi ile yapılandırıldığını; takibin 22/07/2014 tarihli GKS'ye ve bu GKS kapsamında kullandırılan .... no'lu Ticari Yapılandırma Kredisi ile .... no'lu BAKK Yapılandırma Kredisi'ne dayandığını; yapılandırma kredilerine taksit ödemesi yapılmadığından hesabın kat edildiğini ve borçlu ile kefile kat ihtarnamesi gönderildiğini, borcun atıfet süresi içinde de ödenmemesi üzerine kefil/davalı aleyhine Samsun İcra Dairesi'nin .... Esas sayılı dosyası üzerinden takibe girişildiğini, fakat itiraz üzerine takibin durduğunu beyanla, itirazın iptalini ile takibin devamını, davalının icra-inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle: Takibe itiraz dilekçesindeki yetki itirazını yinelediklerini, davalının asıl borçlu ....'nın davacı bankadan kullandığı 30.000-TL'lik araç kredisine kefil olduğunu ve bu kredi borcunun ödenip kapandığını, davalının sonraki tarihlerde kullandırılan kredilere kefaletinin bulunmadığını ve bu kredilerden kaynaklı borçtan sorumlu tutlamayacağını, ayrıca 07/03/2016 tarihinde kullandırılan .... no'lu Taksitli Ticari Kredi'nin ödeme planındaki imzaların davalının eli ürü olmadığını ve yapılandırma kredilerinde dahi imzasının bulunmadığını, bu konularda işbu davadan evvel Amasya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan davanın .... Esas sırasında derdest olduğunu ve neticesinin beklenilmesi gerektiğini beyanla, davanın reddini ve davacının tazminata mahkum edilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın asıl dava yönünden kısmen kabul-kısmen reddine, birleşen dava yönünden davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

İSTİNAFA BAŞVURAN TARAFLAR ve İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf başvurusunda bulunan davalı vekili dilekçesinde özetle, mahkemece verilen kararın usul ve hukuka aykırı olduğunu, ödeme planında yer alan imzaların müvekkile ait olmadığını, bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını, takip konusu alacağın likit olmadığı halde icra inkar tazminatına hükmedildiğini, müvekkilin yalnızca araç kredisine kefil olunduğu halde, yapılandırma ve sonradan kullandırılan krediler nedeniyle borçlu sayılarak müvekkilin maddi ve manevi zarara uğradığını, kefalet limitinin hukuka aykırı artırıldığını, müvekkilin borç yapılandırmalarından sorumluluğun bulunmadığını, eksik inceleme sonucu karar verildiğinden bahisle, mahkemece verilen kararın kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.

DELİLLER : Tüm dosya kapsamı.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, asıl dava yönünden bankacılık işleminden kaynaklı itirazın iptali ve birleşen dava yönünden ise menfi tespit istemine ilişkindir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili asıl davada, davacı banka ile dava dışı borçlu ....arasında 22/07/2014 tarihli GKS imzaladığını ve davalının bu GKS'ye 75. 000 TL limitle müteselsil kefil olduğunu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine kredi borcunun kat edilerek kefil aleyhine Samsun İcra Dairesi'nin ....Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını ileri sürerek, davalı tarafından takibe vaki itirazın iptali talebinde bulunmuş olup, birleşen davada ise davacı, dava dışı borçlunun 30.000 TL bedelli araç kredisine kefil olduğunu, bu kredinin ödenerek sona erdiğini, sonraki tarihlerdeki kredilere kefil olmadığını belirterek Samsun İcra Dairesi'nin .... Esas sayılı icra takbi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Dairemizin ....Esas .... Karar sayılı kaldırma kararı ile " davalının kefaletinin alındığı, sözleşmenin 31. Sayfasında kefalet türü "Bağımsız" olarak belirtilmiş olup, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğine ilişkin kredi sözleşmesinde bir hüküm bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda, davalının, genel kredi sözleşmesinin kefalet kısmındaki kefalet türünün müteselsil kefil olarak yazılması gereken kısımlarında "bağımsız" ibarenin yer alması sebebi ile sözleşmede aksi kararlaştırıldığına göre, davalının kefilliğinin adi kefalet olduğunun kabul edilerek, adi kefalet hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerekirken bu hususu gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetli görülmeyerek" yerel mahkemenin 07/01/2022 tarih ve .... Esas, ....Karar kaldırılmasına karar verilmiştir. Yerel mahkemece Dairemiz kaldırma kararı neticesinde yapılan yargılamada; somut olayda kefaletin türünün müteselsil kefalet olduğu, kefaletin adi kefalet niteliğinde olduğu kabul edilse dahi, davalı kefilin “önce asıl borçluya başvurulmadan kefile başvurulamayacağı” yönündeki savunmasının tartışma def’i niteliğinde olup; yasal süresi içinde ileri sürülmediğinden ve davacı tarafın bu yönde açık muvafakati bulunmadığından davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği, kararın davalı/davacı ... tarafından istinaf edilmiştir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 585. maddesi “Adi kefalette alacaklı, borçluya başvurmadıkça, kefili takip edemez; ancak, aşağıdaki hâllerde doğrudan doğruya kefile başvurabilir: 1. Borçlu aleyhine yapılan takibin sonucunda kesin aciz belgesi alınması. 2. Borçlu aleyhine Türkiye'de takibatın imkânsız hâle gelmesi veya önemli ölçüde güçleşmesi. 3.Borçlunun iflasına karar verilmesi. 4. Borçluya konkordato mehli verilmiş olması. Alacak, kefaletten önce veya kefalet sırasında rehinle de güvence altına alınmışsa, adi kefalette kefil, alacağın öncelikle rehin konusundan alınmasını isteyebilir. Ancak, borçlunun iflasına veya kendisine konkordato mehli verilmesine karar verilmişse, bu hüküm uygulanmaz. Sadece açığın kapatılması için kefil olunmuşsa, borçlu aleyhine yapılan takibin kesin aciz belgesi alınmasıyla sonuçlanması veya borçlu aleyhine Türkiye'de takibatın imkânsız hâle gelmesi ya da konkordatonun kesinleşmesi durumlarında, doğrudan doğruya kefile başvurulabilir. Sözleşmede, bu durumlarda alacaklının, önce asıl borçluya başvurmak zorunda olduğu kararlaştırılabilir.” şeklinde düzenlenmiştir.

Dairemizin kaldırma kararında açıkça belirtildiği üzere davalının takip konusu yapılan genel kredi sözleşmesinin kefalet kısmındaki kefalet türünün müteselsil kefil olarak yazılması gereken kısımlarında "bağımsız" ibarenin yer alması sebebi ile sözleşmede aksi kararlaştırıldığına göre, davalının kefilliğinin adi kefalet olduğunun kabul edilmiş olup, böylelikle davalının kefalet türünün adi kefalet olduğu uyuşmazlık konusu olmayıp, uyuşmazlık adi kefalette "asıl borçluya başvurulmadan kefile başvurulamayacağı” yönündeki savunmasının itiraz mı def'i mi olduğu hususlarında toplanmaktadır Yargıtay 12. H.D'nin.... E. ....K. Sayılı " 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 585. maddesi “Adi kefalette alacaklı, borçluya başvurmadıkça, kefili takip edemez; ancak, aşağıdaki hâllerde doğrudan doğruya kefile başvurabilir: 1. Borçlu aleyhine yapılan takibin sonucunda kesin aciz belgesi alınması. 2. Borçlu aleyhine Türkiye'de takibatın imkânsız hâle gelmesi veya önemli ölçüde güçleşmesi. 3.Borçlunun iflasına karar verilmesi. 4. Borçluya konkordato mehli verilmiş olması. Alacak, kefaletten önce veya kefalet sırasında rehinle de güvence altına alınmışsa, adi kefalette kefil, alacağın öncelikle rehin konusundan alınmasını isteyebilir. Ancak, borçlunun iflasına veya kendisine konkordato mehli verilmesine karar verilmişse, bu hüküm uygulanmaz. Sadece açığın kapatılması için kefil olunmuşsa, borçlu aleyhine yapılan takibin kesin aciz belgesi alınmasıyla sonuçlanması veya borçlu aleyhine Türkiye'de takibatın imkânsız hâle gelmesi ya da konkordatonun kesinleşmesi durumlarında, doğrudan doğruya kefile başvurulabilir. Sözleşmede, bu durumlarda alacaklının, önce asıl borçluya başvurmak zorunda olduğu kararlaştırılabilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Somut olayda alacaklı ile borçlu ....arasındaki 22.10.2009 tarihli protokolü, borçlu .... adi kefil sıfatı ile imzalamıştır. Alacaklının her iki borçlu hakkında ilamsız takip başlatıp, borçlulara örnek 7 ödeme emrini tebliğ ettirdiği, ancak borçluların itirazı üzerine itirazının kaldırılması istemiyle alacaklı tarafından icra mahkemesine başvurulduğu, mahkemece itirazın kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca, alacaklının asıl borçlu hakkında takip yapıp, bu takip semeresiz kalmadan kefil hakkında takip yapması mümkün değildir. Bu husus kamu düzenine ilişkin ve süresiz şikayete tabi olup mahkemece de resen dikkate alınması gerekir. " şeklindeki, Yargıtay 12. H.D'nin....E. .... K. Sayılı ve .... E., .... K. sayılı '"alacaklı bankanın, kefil olan şikayetçi borçlu hakkında icra takibi yapabilmesi için, TBK. nun 585.maddesinde ön görülen koşullardan birinin bulunması zorunludur. Bu konudaki başvuru ise İİK'nun 16. maddesi kapsamında şikayet olup, anılan hüküm emredici nitelikte ve kamu düzeni ile ilgili olmakla borçlunun, aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca süreye bağlı olmaksızın icra mahkemesine başvuru hakkı vardır. O halde mahkemece TBK. nun 585.maddesinde ön görülen koşulların bulunup bulunmadığı değerlendirilerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yazılı gerekçe ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir." şeklindeki, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi .... E. ....K. Sayılı '6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 4. Maddesi gereğince tüketici işlemlerinde tüketicinin edimlerine karşılık olarak alınan şahsi teminatlar, her ne isim adı altında olursa olsun adi kefalet sayılır.Kanunun emredici hükümlerinin mahkemece resen dikkate alınması zorunludur. Bu yasal düzenleme doğrultusunda alacaklı, asıl borçlu aleyhine icra takibi yapıp, takip semeresiz kalmadıkça kefilden borcun ifasını isteyemez. Böyle olunca, sözleşmeye kefil olunması halinde ödenmeyen borç ile ilgili öncelikle esas borçluya gidilmesi, neticesiz kaldığının somut olarak belirlenmesinden sonra ödenmeyen borç için kefile gidilebileceğini belirten yasanın amir hükmü olmasına rağmen, mahkemece bu gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile hükmün kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir." şeklindeki ilamlarında da belirtildiği üzere, ADİ KEFALET HALİNDE, alacaklının, kefil hakkında icra takibi yapabilmesi için, TBK. nun 585.maddesinde ön görülen koşullardan birinin bulunması zorunlu olup, anılan hüküm emredici nitelikte nitelikte olduğundan mahkemece RESEN dikkate alınması gerekmektedir. (benzer yönde Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin .... esas, .... karar sayılı, .... esas, ....karar sayılı ilamı) SOMUT OLAYDA;Mahkemece, adi kefalette, kefilin “önce asıl borçluya başvurulmadan kefile başvurulamayacağı” yönündeki savunmasının tartışma def’i niteliğinde olduğu, yasal süresi içinde ileri sürülmediğinden ve davacı tarafın bu yönde açık muvafakati bulunmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş ise de, kefil ... vekilinin 22/05/2024 tarihli istinaf dilekçesinin 5. Sayfasında kefaletin adi kefalet olduğunu ve TBK 585. Maddesi gereğince aciz belgesi alınmadan kefile başvurulamayacağını açıkça belirterek istinaf talebinde bulunduğu,Yargıtay kararalarında da belirtildiği üzere ADİ KEFALET HALİNDE, alacaklının, kefil hakkında icra takibi yapabilmesi için, TBK. nun 585.maddesinde ön görülen koşullardan birinin bulunması zorunlu olup, anılan hüküm emredici nitelikte nitelikte olduğundan cevap dilekçesinde ileri sürülmese dahi, mahkemece RESEN dikkate alınması gerektiği halde asıl borçluya başvurulmadan kefile başvurulamayacağı yönündeki savunmanın def'i olduğu ve süresinde ileri sürülmediğinden hareketle yerel mahkemece kanunun amir hükümlerine aykırı verilen kararı hatalı görülmüştür. O halde mahkemece yapılacak iş ; TBK. nun 585.maddesinde ön görülen Borçlu aleyhine yapılan takip sonucunda kesin aciz belgesi alınıp alınmadığının (takibin semeresiz kalıp kalmadığının) araştırılması, borçlu aleyhine Türkiye'de takibatın imkânsız hâle gelmesi veya önemli ölçüde güçleşmesi, borçlunun iflasına karar verilmesi, borçluya konkordato mehli verilmiş olması koşulların bulunup bulunmadığı değerlendirilerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yazılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir." Öte yandan ilk derece mahkemesi gerekçeli kararında; " istinaf mahkemesinin bu def’i hiç dikkate almadan reddetmesi gerekirken, gerekçesiz biçimde bu savunmaya itibar etmesi hem HMK’nın temel usul hükümlerine hem de yargılama sistematiğine açıkça aykırıdır." "istinaf mahkemesi kararı, hem hukuki dinlenilme hakkını hem de kanun yollarının fonksiyonel sınırlarını ihlal eden, gerekçe içermeyen ve usul hükümlerine aykırı düşen bir nitelik taşımaktadır." şeklinde kullanılan ifadelerle Bölge Adliye Mahkemesi kararını denetlenerek fiili olarak direnildiği görülmüş olup, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında Dairemiz kararının yerindeliğini tartışmaya açan ve adeta denetleyen bir üslubun benimsenmesi yargı hiyerarşinin açık bir ihlali niteliğindedir. Oysa ilk derece mahkemesinin görevi; kaldırma kararına uygun şekilde yeniden yargılama yapmakla sınırlı olduğu halde, mahkemenin görev ve yetkisini aşarak kesin ve buyurgan bir iade tarzı ile Dairemiz kararının isabetini tartışmak veya etkisiz kılacak değerlendirmelerde bulunmak gibi bir görevi ve yetkisi yoktur. Bu itibarla yerel mahkemece HMK’nın temel usul hükümlerine, hukuk sistematiğine ve karar yazım usullerine uygun, ölçülü, nesnel, yargı hiyerarşisi gözetilerek gerekçeli karar yazılması gerekirken bu usul ve kurallara aykırı yazılan gerekçeli karar isabetsiz görülmüştür. Açıklanan nedenlerle; davacı vekillinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile HMK 353/(1)-a-6 maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1.Davalı vekilinin İstinaf Başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE, Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....Esas, .... Karar ve 18/07/2025 tarihli kararın KALDIRILMASINA, Dosyanın yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine iadesine, 2.İstinafa başvuran davalı tarafça yatırılan 1.775,03 TL istinaf karar harcının talep halinde İlk Derece Mahkemesi'nce başvurana iadesine, Dair, HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan incelemede kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.22/06/2026

... Başkan ... ¸e-imza ... Üye ... ¸e-imza ... Üye ... ¸e-imza ... Katip ... ¸e-imza

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : 22/06/2026

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İMZA ile imzalanmıştır!

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/1819, K. 2026/1125, T. 22.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1819-e-2026-1125-k-c1c65baf3b3d