Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1346 E. 2026/1439 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1346
- Karar No
- 2026/1439
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1346 Esas
KARAR NO : 2026/1439 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2026/232 Esas (Derdest Dava)
TARİHİ: 25/03/2026 (Ara Karar Tarihi)
DAVA: Tespit
TALEP: İhtiyati Tedbir
KARAR TARİHİ: 09/07/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacıya ait olup hukuka aykırı şekilde davalı adına antrepo rejimine alınan ve halen Erenköy Gümrük Müdürlüğü denetiminde bulunan dava dışı...’da (Adres: Anadolu, ... Cd. No:..., ... Tuzla/İstanbul) muhafaza edilen 4500 kap 22.500 kg hurma cinsi eşyanın mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine, davalı tasarrufunun durdurulmasına, İhtiyati tedbir talebinin dosya üzerinden değerlendirilerek eşyanın öncelikle teminatsız olarak, mümkün görülmemesi halinde mahkemenizce belirlenecek makul bir teminat karşılığında davacıya tedbiren teslimine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 25/03/2026 tarih ve 2026/232 Esas sayılı ara kararında;
"...Dava dilekçesi ve celp edilen belgelerin incelenmesi sonucu; Transit Refakat Belgesinde alıcının davalı ... olarak görüldüğü, Gümrük Müdürlüğü cevabında herhangi bir şüpheli belge ve işlemden bahsedilmediği, davalı aleyhine dava konusu olaya istinaden başlatılmış herhangi bir CBS Soruşturması (Sahtecilik vb) bulunmadığı, kanunun aradığı yaklaşık ispat koşulunun yerine gelmediği, talebin yargılamayı gerektirdiği anlaşıldığından davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile,
''1-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, TRB’de davalının alıcı görünmesi, gümrük yazısında şüpheli işlemden bahsedilmediği, davalı hakkında soruşturma bulunmaması gerekçeleriyle ihtiyati tedbir talebini reddettiğini, ancak bu değerlendirmenin eksik incelemeye ve hatalı hukuki kabullere dayandığını, transit rejimi kapsamında düzenlenen transit beyannamesinde yer alan eşya bilgileri ile bu beyana dayanak teşkil eden ticari belgeler arasında uyum bulunmasının zorunlu olduğunu, her ne kadar mevzuatta ‘fatura ile birebir örtüşme’ şeklinde açık bir düzenleme bulunmasa da, 4458 sayılı Kanun’un 84 ve 85. maddeleri uyarınca eşyanın aynı şekilde taşınması ve doğru beyan yükümlülüğü gereği, transit beyannamesinde yer alan bilgilerin ticari belgelerle uyumlu olmasının hukuki bir zorunluluk olduğunu, transif refakat belgesinin bağımsız ve asli bir mülkiyet belgesi olmadığını, dava konusu olayda olduğu gibi transit taşımaya konu eşyanın Türkiye sınırları içinde mukim iki gümrük idaresi arasındaki taşımayı gösteren türev belge olduğunu, ticari fatura ve taşıma belgelerine dayandığını, bu belgeler olmadan düzenlenemeyeceğini, dolayısıyla türev nitelikte olduğunu, bu nedenle de ticari fatura ve taşıma belgelerinin içerdiği bilgilere göre düzenlenen bir belge olması sebebiyle bahse konu belgeler olmadan TRB (transit refakat belgesi) düzenlenmesinin mümkün olmadığını, somut olayda TRB’nin dayanağı olan belgelerde açık çelişkiler bulunmasına rağmen mahkeme yalnızca TRB’ye dayanarak karar verildiğini, bu durumun hukuka aykırı olduğunu, TRB’nin dayanağını oluşturan ticari belgelerde açık ve giderilemez çelişkiler bulunduğunu, ... İdaresine sunulan 20/01/2026 Tarih ve... Sayılı faturada gönderici olarak Ukrayna’daki alıcının gösterilmesinin, ticari hayatın olağan akışına açıkça aykırı olduğunu, TRB’nin güvenilirliğini ortadan kaldırmakta olduğunu,
Bağımsız ve resmi belgelerin gerçek ticari zinciri göstermekte olduğunu, yabancı bir ülkeden gelip ülkemiz üzerinden transit olarak başka bir ülkeye gidecek olan eşyanın için ülkemiz sınır kapılarında (... Gümrük İdaresi) tescil edilecek TRB (Transit Refakat Belgesi; fatura, taşıma belgesi (karayolu taşımasında düzenlenen ..., diğer belgelerin (bitki sağlığı sertifikası, transit geçiş izni belgesi) esas alınarak düzenlenmesi gerektiğini, dosyada mevcut belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde göndericinin müvekkil firma ve alıcının Ukrayna firması olduğunun açıkça anlaşıldığını, yerel mahkemenin bu belgeleri değerlendirmediğini, bu nedenle mahkemenin türev nitelikteki TRB’yi esas alarak asli ve bağımsız belgeleri göz ardı etmesinin hukuka aykırı olduğunu,
Ticari belgelerde açık ve giderilemez çelişki bulunduğunu, alıcının aynı zamanda gönderici olarak gösterilmesinin mantıken mümkün olmadığını, ayrıca sahte tanzim edilen 20.01.2026 tarih ve ... düzenlenme tarihi de incelendiğinde transit taşıma konusu eşya için 2 farklı fatura düzenlendiğini, bu durumun da ticari hayatın olağan akışına açıkça aykırı olduğunu, bu çelişkinin TRB’nin dayanağının güvenilir olmadığını açıkça ortaya koyduğunu,
Gümrük yazısına dayanılmasının hukuken hatalı olduğunu, yerel mahkemenin gümrük müdürlüğü yazısında şüpheli işlemden bahsedilmediğini belirterek bu durumu davacı aleyhine yorumladığını, ancak gümrük idaresinin mülkiyet belirleme yetkisine sahip olmadığını, yalnızca idari işlem sürecine ilişkin değerlendirme yaptığını, bu nedenle gümrük yazısının mülkiyet tespiti bakımından belirleyici olmadığını, ayrıca gümrük idaresinin sehven şüpheli işlem tespiti yapmamış olmasının, ticari belgelerdeki açık çelişkileri ortadan kaldırmayacağını,
Belgede sahtecilik yönünden başlatılan adli tahkikatın derdest olduğunu, tedbir kararında ceza soruşturmasının varlığının aranmayacağını, yerel mahkemenin davalı hakkında soruşturma bulunmamasını da ret gerekçesi yaptığını, diğer ret gerekçesinde davalı yan hakkında “CBS tahkikatının” bulunmadığı olgusuna dayandığını, bu gerekçenin açıkça hatalı olduğunu, ceza soruşturmalarının tüzel kişiler hakkında yürütülemeyeceğini, ayrıca somut olayda sahte faturaya dayanılarak Özet Beyanı(...) ... Gümrük İdaresine sunan sorumlu taşıyıcı dava dışı ... yetkilileri ile fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek haksız mülkiyet iddiasında olan davalı ... yetkileri hakkında; ... Gümrük Kaçakçılık ve İstihbarat biriminin 2026/13 sayılı tahkikatı ile belgede sahtecilik şüphesiyle adli işlem başlatıldığını, söz konusu adli tahkikatın henüz başlangıç aşamasında bulunmasının davacıya yüklenemeyeceğini, HMK 389 kapsamında ceza soruşturması aranmayacağını, yaklaşık ispatın yeterli olduğunu,
Davalı firma yetkilisi dava dışı ... hakkında başlatılan adli tahkikatın, yan delil olarak sunulmasına rağmen incelenmediğini, müvekkil firma ile benzer duruma maruz kalan yabancı menşeli firmaların başvurusu üzerine, davalı firma yetkilisi dava dışı ... isimli şahıs hakkında Aralık CBS 2024/217 sayılı adli tahkikatın derdest olduğunu, bu delilin doğrudan isnat olmadığını, organizasyonel bağlantı delili olduğunu, yerel mahkemenin bunu tamamen göz ardı ettiğini,
Yaklaşık ispat şartının fazlasıyla sağlandığını, dosyada bulunan satış sözleşmesi, ticari belgeler, taşıma belgeleri, resmi sertifikalar ve adli tahkikatlar birlikte değerlendirildiğinde davacının mülkiyet hakkı yaklaşık ispatın çok üzerinde ortaya konulduğunu, mahkemenin bu standardı yanlış uyguladığını,
Eşyanın bozulabilir nitelikte olduğunu, hurma cinsi eşyanın 2 ayı aşkın süredir soğuk hava deposu olmayan antrepoda bekletilmekte olduğunu, böyle devam edilmesi halinde bozulma ve ticari değer kaybının kaçınılmaz olduğunu, bu nedenle ihtiyati tedbirin reddinin davacı açısından telafisi imkansız zararlar doğuracağını belirterek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Talep, davacıya ait olup hukuka aykırı şekilde davalı adına antrepo rejimine alınan ve halen Erenköy Gümrük Müdürlüğü denetiminde bulunan dava dışı...’da muhafaza edilen 4500 kap 22.500 kg hurma cinsi eşyanın mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespiti istemi ile açılan davada eşyanın öncelikle teminatsız olarak, mümkün görülmemesi halinde belirlenecek makul bir teminat karşılığında davacıya tedbiren teslimine karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiş ve karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Dava dilekçesine ekli davacı tarafın başvurusu üzerine Erenköy Gümrük Müdürlüğünden verilen cevabi yazıda;''....Yapılan tetkik neticesinde ve dilekçeleriniz eklerinde bulunan evraklar göz önünde bulundurulduğunda ... sayılı Antrepo Beyannamesinin alıcı/ithalatçı bilgisinin ".... Ltd. Şti." olduğunun görüldüğü, Gümrük Yönetmeliğinin 130/11. maddesi "Tabi tutulduğu gümrükçe onaylanmış işlem ve kullanımın gerektirdiği şartların yerine getirilmesi ve gümrük vergilerinin ödenmesi veya teminata bağlanması suretiyle gümrük işlemlerinin bitirilmesi halinde eşya teslim edilebilir duruma geldiğini, Eşyanın teslimi; eşya sahibi, taşıyıcı, işletici kuruluş veya bunların temsilcileri arasındaki sözleşme hükümlerine göre gerçekleştirilir." hükmü gereğince ve ilgili eşya hakkında ... Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğünce Aralık Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde adli tahkikat başlatıldığı bilgilerine istinaden, talebinizle ilgili herhangi bir işlem tesis edilemediği,'' Şeklinde cevap verildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece Erenköy Gümrük Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevabi yazı ekinde gönderilen transit refakat belgesinde alıcı isminin ... olduğu, ... nolu ... üzerinde de, alıcının ... olarak yazıldığı görülmüştür.
6100 Sayılı HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, 1. Fıkrası;"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." şeklindedir. Yine 6100 Sayılı HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir.
Somut olaya döndüğümüzde, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddialar ispata muhtaç olup dava konusu 4500 kap 22.500 kg hurma cinsi emtianın mülkiyetinin davacıya ait olup olmadığının tespiti eldeki davada iddia ve savunma doğrultusunda yargılama içinde toplanıp incelenecek deliller ışığında yargılama sonucunda ortaya çıkacaktır. Davacı tarafından dosyaya ibraz edilen belgeler, HMK'nın 390/3 maddesine göre yaklaşık olarak ispata yeterli değildir. Talep ve ara karar tarihi itibariyle yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği, koşulların ve delillerin değişmesi halinde ise mahkemeden her zaman yeniden tedbir talep edilebileceğinden, ihtiyati tedbir talebinin reddi yönündeki ilk derece mahkemesi kararı dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olup talep eden davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Sonuç olarak; ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine yönelik aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 09/07/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.