Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1316 E. 2026/1312 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1316
- Karar No
- 2026/1312
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1316 Esas
KARAR NO : 2026/1312 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2025/778 Esas - 2026/143 Karar
DAVA: Sözleşmenin Hükümsüzlüğü/iptali
KARAR TARİHİ: 25/06/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ticari ilişkileri kapsamında .... Ltd. Şti. tarafından... ... ... Şubesi’nden düzenlenen, 25/12/2025 vadeli, 145.000,00 TL bedelli ve ... nolu çekin lehtarı olduğunu, müvekkilinin şirket çalışanının bu çeki keşideciden aldıktan sonra şirketin muhasebe bölümüne göndermek üzere ... A.Ş.'nin .../Adana Şubesi vasıtasıyla 03/09/2025 tarihinde gönderdiğini, ancak söz konusu çekin kargolandıktan sonra müvekkili şirkete ulaşmadığını ve kaybolduğunu, çekin kaybolduğu öğrenilmeden önce, davalı ...A.Ş. tarafından keşideci firmaya mail yoluyla ulaşılarak çekin faturalı olup olmadığının sorulduğunu, keşideci firma çekin çalındığını bilmediğinden olumlu cevap verdiğini, çekin kaybolmasından sonra yapılan araştırmada, çekin davalı ...A.Ş. elinde bulunduğunun öğrenildiğini, ancak müvekkilinin rızası dışında elinden çıkan bu çekin davalıya hangi yollarla geçtiğinin belirsiz olduğunu, dava konusu çekin üzerindeki ciro zincirinin koptuğunu, davalının iyi niyetli olmadığını, çeki iktisap ederken gerekli özeni göstermediğini, ciro ve faturayı kontrol etmediğini, müvekkilinin bu nedenle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu beyanla müvekkiline ait 25/12/2025 vadeli, 145.000,00 TL bedelli, ... nolu çekin müvekkilinin rızası dışında elinden çıkarak sahte kaşe ve imzayla cirolanması sebebiyle çekin davalı ...A.Ş. 'den istirdadına ve davacıya iadesine, çek bedeli tahsil edilmişse 145.000,00 TL’nin tahsil tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, dava süresince çekin ödenmesinin,ibrazının ve devrinin tedbiren önlenmesine ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 18/02/2026 tarihli, 2025/778 Esas - 2026/143 Karar sayılı kararında;
"......Somut dava, ticari nitelikli bir istirdat davası olduğundan, TTK'nın 5/A maddesi kapsamında arabuluculuk dava şartına tabidir. Dosya kapsamından dava açılmadan önce arabuluculuk kurumuna başvurulmamış olduğunun anlaşıldığı, anılan dava şartının dava açıldıktan sonra tamamlanmasını mümkün kılan yasal bir düzenlemenin mevcut olmadığı, dava şartlarının HMK. 116 Maddesinde düzenlenen ilk itirazlardan önce değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Arabuluculuk dava şartının yerine getirilip getirilmediği yargılamanın her aşamasında ve kanun yolu aşamasında da re'sen dikkate alınır. Bu saptama karşısında, arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden HMK madde 115. maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir. (Yargıtay 11 HD.'nin 29/05/2025 Tarih ve 2024/5728 Esas- 2025/3826 Karar sayılı kararı ile aynı dairenin 25/12/2024 Tarih ve 2024/1595 Esas - 2024/9423 Karar sayılı kararı benzer mahiyettedir.) (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2025/1779 esas, 2025/1743 karar sayılı kararı da aynı yöndedir) " gerekçesi ile,
''1-6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A maddesi ile 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A-2-son cümle maddesi uyarınca arabulucuya başvurulmadan dava açılmış olması karşısında, davanın Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A, 6325 sayılı Kanunun 18/A-2-son cümle, Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirket, dava dışı keşideci .... Ltd. Şti. tarafından... ... ... Şubesi’nden düzenlenen; 25/12/2025 vadeli, 145.000,00 TL bedelli ve ... nolu çekin lehtarı olduğunu, şirket çalışanının bahse konu çeki, keşideciden aldıktan sonra şirketin muhasebe bölümüne göndermek üzere ... A.Ş.'nin ... / Adana Şubesi vasıtasıyla 03/09/2025 tarihinde gönderdiğini, ancak söz konusu çekin kargolandıktan sonra müvekkil şirkete ulaşmadığını ve kaybolduğunu, bu durumun TTK "rıza dışı elden çıkma" olgusunu somutlaştırmakta olduğunu, müvekkilin çek üzerindeki mülkiyet ve zilyetlik haklarını koruma iradesine rağmen evrakın üçüncü kişilerin eline geçmesi sonucunu doğurduğunu, çekin kaybolduğunun anlaşılması üzerine yapılan araştırmalar neticesinde, kıymetli evrakın davalı ...A.Ş. tarafından iktisap edildiğinin tespit edildiğini, müvekkil şirketin hak kaybına uğramamak adına huzurdaki davayı ikame ettiğini, ancak yerel mahkemenin davanın esasına girip ciro silsilesini ve davalının kötüniyetini incelemek yerine, yargılama sürecinde giderilen bir usul noksanlığını gerekçe göstererek davanın reddine karar verdiğini, işbu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,
Dava süreci devam ederken 04/02/2026 tarihli ön inceleme duruşmasından sonra tahkikat aşamasında mahkemece uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu değerlendirilerek taraflarına ara karar tefhim edildiğini, söz konusu ara kararın usul hukuku bakımından taraflarına noksanlığı giderme imkanı tanıyan ve hukuki güven oluşturan bir işlem olduğunu, mahkemece verilen kesin süre içerisinde taraflarınca arabuluculuk sürecinin başlatıldığını, 09/02/2026 tarihinde arabuluculuk görüşmelerinin tamamlandığını, tarafların anlaşamadığına dair son tutanak tanzim edilerek 11/02/2026 tarihinde arabuluculuk son tutanağının dosyaya ibraz edildiğini, yerel mahkeme kararında her ne kadar arabuluculuğun tamamlanabilir bir dava şartı olmadığını ve davanın açıldığı tarihte bu sürecin bitmiş olması gerektiğini gerekçesine dayanmış ise de bu yaklaşımın yasa ve içtihatlara aykırı olduğunu, mahkemenin noksanlığın giderilmesi için süre verip bu süre içinde noksanlık giderildikten sonra dava şartı eksikliği gerekçesi ile ret kararı vermesinin çelişkili davranış yasağının ve usul ekonomisi ilkesinin ihlali niteliğinde olduğunu,
Huzurdaki davada arabulucu noksanlığının mahkemece davanın esasına girilmeden önce fark edilmediğini, davalı tarafça ileri sürülmediğini ve bu noksanlığın taraflarınca davanın esasına girildikten sonra ve ancak hükümden önce giderildiğini, dolayısıyla böyle bir durumda başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü davanın reddedilmesinin HMK'nın m.115/2 ve m.115/3 bentlerine de aykırı olduğunu, keza mahkemenin bu tutumunun müvekkilin HMK m.27'de düzenlenen hukuki dinlenilme hakkını da zedelediğini, yasaca verilen noksanlığı giderme hakkının kullanılmasının engellenmesinin anılan maddenin ihlali niteliğinde olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, rıza dışı elden çıktığı ve kötüniyetli olarak iktisap edildiği ileri sürülen çekin 6102 sayılı TTK'nun 792 maddesi kapsamında istirdadı istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
7155 sayılı Kanun ile 6102 Sayılı TTK’na eklenen ve 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren TTK.'nun dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesi ile; “Kanunun 4 üncü maddesi ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. ....” hükmü uyarınca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki ticari davalarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunlu hale getirilmiştir.
28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı kanunun 31 maddesi ile yapılan değişiklik ile; 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir. 7445 sayılı Kanunun 31. Maddesi ile TTK nın 5/A-1 maddesinde yapılan değişiklik ile menfi tesbit ve istirdat davaları da zorunlu arabuluculuk kapsamına alınmış ve aynı yasanın Geçici 1.maddesine göre; 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrası ile 7036 sayılı Kanunun 3. maddesinin birinci fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hükmün, 01/09/2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanacağı belirtilmiştir.
6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin 2. fıkrasına göre, davacıya arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın ibrazı için bir haftalık kesin süre verilmesi ve sonucuna göre işlem yapılması, aynı maddenin son cümlesine göre ise, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekir.
Mahkemece 04/02/2026 tarihli ön inceleme duruşmasının 3 nolu ara kararı ile; 7155 sayılı Kanunun 23. maddesi ile 6325 Sayılı Kanunun 18/A-2 maddesi gereği davacı vekiline Arabuluculuk Son Tutanağının aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini sunmak üzere 1 haftalık süre verildiği, davacı vekili uyap sisteminden 11/02/2026 tarihinde gönderdiği beyan dilekçesi ekinde arabuluculuk son tutanağını ibraz ettiği, ibraz edilen arabuluculuk tutanağı incelendiğinde; İlk oturumun tarihinin 09/02/2026, son oturumun tarihinin 09/02/2026 olduğu, tutanağın 09/02/2026 tarihinde düzenlenip e imza ile imzalandığı davanın 02/10/2025 tarihinde açıldığı ve arabuluculuğa dava tarihinden önce başvurulmadığı, yargılama aşamasında başvurulduğu anlaşılmıştır.
Somut dava, ticari nitelikli TTK'nun 792 maddesi kapsamında açılan çek istirdadı davası olduğundan, TTK'nın 5/A maddesi kapsamında arabuluculuk dava şartına tabidir. Dosya kapsamından dava açılmadan önce arabuluculuk kurumuna başvurulmamış olduğunun anlaşıldığı, arabuluculuk dava şartı eksikliğinin dava açıldıktan sonra tamamlanmasını mümkün kılan yasal bir düzenleme mevcut olmadığından arabuluculuk tamamlanabilir dava şartı değildir. 6325 sayılı yasanın 18/A-2 maddesinde, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceği düzenlenmiş olup, buna göre mahkemenin arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığının tesbiti üzerine dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 11 HD.'nin 29/05/2025 Tarih ve 2024/5728 Esas- 2025/3826 Karar sayılı kararı ile aynı dairenin 25/12/2024 Tarih ve 2024/1595 Esas - 2024/9423 Karar sayılı kararı benzer mahiyettedir.)
Sonuç itibariyle; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/06/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.