Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1405 E. 2026/1481 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1405
- Karar No
- 2026/1481
- Karar Tarihi
1T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1405 Esas
KARAR NO : 2026/1481 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2026/354 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİH: 09/06/2026 (Ara Karar Tarihi)
TALEP: İhtiyati Haciz Kararına İtiraz
KARAR TARİHİ: 13/07/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili, esas dava açılmadan önce İstanbul 7 Asliye Ticaret Mahkemesine ibraz ettiği ihtiyati haciz talepli dilekçesinde özetle, aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmesi talep olunan borçlu şirket .... Ltd. Şti. ile banka arasında kredi sözleşmeleri imzalandığını, diğer borçlu ...'ün de bu sözleşmeleri müteselsil kefil olarak imzaladığını, karşı tarafın kredi borçlarını ödeyemeyerek temerrüde düştüğünü, bunun üzerine banka tarafından borçluların banka nezdindeki tüm kredi hesaplarının kat edildiğini, usulüne uygun olarak hesap kat ihtarnamesi düzenlendiğini, borcun muaccel hale geldiğini, ihtarnameye rağmen borç ödenmediğinden borçlular aleyhine İstanbul Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak, borçluların bankayı oyaladıklarını, borçlular ile ilgili yapılan araştırmalar neticesinde, mal kaçırma girişimlerinde bulundukları duyumları alındığını, alacağın rehinle teminat altına alınmadığını, ileri sürerek 2.207.363,82-TL alacağın temini için, borçluların menkul, gayrimenkul mallarının ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının İstanbul Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından teminatsız olarak, aksi kanaatte olunması halinde ise uygun teminat karşılığında ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir.
İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/1354 D.İş - 2026/1386 karar sayılı ve 08/04/2026 tarihli kararı ile;
" 1-İhtiyati haciz isteminin KISMEN KABULÜ ile 2.074.915,82 TL alacağın temini bakımından İİK 257 vd. maddeleri uyarınca borçluların menkul ve gayrimenkul malları ile 3. şahıslardaki hak ve alacaklarının, İcra İflas Kanununda muayyen tahditler dairesinde İhtiyaten Haczine,
Fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-%20 teminat (414.983,16 TL) alınmasına, " karar verdiği anlaşılmıştır.
Aleyhine ihtiyati haciz kararı verilenler vekili İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/1354 Değişik İş sayılı dosyasına sunduğu 04/05/2026 tarihli itiraz dilekçesinde özetle; İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 08/04/2026 tarihli ihtiyati haciz kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, alacaklı tarafın yasal süreleri geçirmesi nedeniyle hukuken hükümsüz kaldığını, ihtiyati hacze konu edilen alacaklara yönelik alacaklı tarafından keşide edilen Kadıköy 25.Noterliği'nin 24/11/2025 tarihli, ... yevmiye numaralı kat ihtarnamesi her ne kadar müvekkili şirketin... adresine tebliğ edilmişse de müvekkili şirketin temsilcisi ve aynı zamanda borçlu olarak gösterilen ... ... ile diğer borçlu ... isimli müvekkillerine tebliğ edilmediğini, bu nedenle müvekkilleri hakkında ihtarnamenin tebliğ edilmediğini, İİK. 68.Madde kapsamında yasal zorunluluk olduğu hususunun gözetilmesi gerektiğini, ihtiyati haciz şartlarının temel unsurlarınından olan muacceliyet şartı olmaksızın tüm alacak kalemleri yönünden borçlular hakkında ihtiyati haciz kararı alınamayacağını, kat ihtarnamesinin usulüne uygun tebliğ edilmemesi nedeniyle borcun muaccel hale gelmediğini, alacak muaccel olmadığından ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığını, ihtiyati haciz kararını aldıktan sonra müvekkili şirket adresine gidildiğini ancak mahalde kimse bulunmadığı için haciz tatbik edilemediğini, müvekkillerin banka hesaplarına gönderilen haciz ihbarnameleri neticesinde durumdan 30/04/2026 tarihinde haberdar olduklarını, 17/04/2026 tarihinde infaz işlemlerine başlandığını ileri sürerek, tarihli ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına, banka hesapları ve mal varlığı değerleri üzerine konulan hacizlerin fekkine yargılama giderleri ve harçların karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 09/06/2026 (Ara Karar Tarihi) tarih ve 2026/354 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında; İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesince ihtiyati haciz kararı verilmesinden sonra esas hakkındaki davanın mahkemelerinde açılması nedeniyle; HMK.nın 394/2. maddesi gereğince ihtiyati haciz kararına itirazın esas davanın açıldığı mahkemece değerlendirilmedi gerektiğini, yapılan mürafa ve dosya kapsamına göre kredi sözleşmesinden kaynaklı ihtarname keşide edilen banka alacağına dayalı olarak ihtiyati haciz kararı verildiğini, ihtiyati hacze konu alacağa ilişkin mükerrer talep ile kötü niyet itirazı ile ihtiyati haczin dayandığı sebeplere yönelik itirazlara ilişkin itiraz sebeplerin İİK. 265/1. maddesinde sınırlı şekilde sayıldığı, ihtiyati hacze itiraz eden tarafın sunulan itiraz sebeplerinin maddede belirtilen sebeplerden olmadığı, gerekçesi ile, ihtiyati haciz kararının kaldırılması talebinin reddine, karar verilmiş ve ara karara karşı muteriz davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Muteriz davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, mahkemenin itiraz sebeplerini gereği gibi incelemediğini, kanun hükümlerini hatalı olarak yorumladığını;
Davacının mevcut icra takibine itiraz nedeniyle duran takipte haciz baskısı elde edemeyeceğini, bu nedenle davalılardan ... ve ... ...'nin konutuna gelerek ihtiyaten ve süreki olarak gerçekleştirmek suretiyle konut haczi gerçekleştirip davalıları haciz baskısı altına almak istediğini, son olarak 08/05/2026-08/06/2026 tarihlerinde de konut haczi için mahale gelindiğini, davalı ... ... adına kayıtlı gayrimenkulün de ihtiyaten haczedildiğini, davalıların haline münasip evinde ev eşyasından başkaca farklı bir eşyalarında bulunmadığı, istihkak iddiları, sürekli olarak konut haczi baskısı ve muhafaza tehditi ile karşı karşıya kalınması nedeniyle İİK'nun 265 ve İİK'nun 82, 88, 88/A ve 85 maddeleri uyarınca davalıların haklarının haleldar olmaması ve ölçülülük ilkesi gereği, muhafaza tedbirlerinin icra dosyasına şamil olmak üzere tedbiren durdurulmasının talep edildiğini,
İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/1354 D.İş sayılı 08/04/2026 tarihli ihtiyati haciz kararının, alacaklının mükerrer başvurusu, İİK'nun 264 maddesi uyarınca tamamlama merasimine uyulmaması ve İİK 265 maddesine yer alan gerekçelerle hukuken hükümsüz kaldığını,
İhtiyati hacze konu edilen alacaklara yönelik alacaklı tarafından keşide edilen kat ihtarnamesi her ne kadar davalı şirketin... adresine tebliğ edilmişse de davalı şirket temsilcisi ve aynı zamanda borçlu olarak gösterilen diğer davalılara tebliğ edilmediğini, bu nedenle alacağın muaccel olmadığını
Davacının, mahkemeye başvurmadan önce İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2026/1196 D.İş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz talebinde bulunduğunu, İstanbul Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazları neticesinde icra takibi durdurulduğunu, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin icra dosyasına itiraz olup olmadığına dair yazısı sonrasında itirazlarını gördüğünü ve karar vermediğini, davacının da bu dosyaya evrak aslı sunumu yapmayarak dosyayı atiye bıraktığını, akabinde İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/1354 D.İş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz başvurusunda bulunduğunu, bu mahkemenin, icra dosyasına müzekkere yazarak takibin kesinleşip kesinleşmediğini sorduğunu, henüz bu dosyada karar verilmeden, alacaklının kötü niyetle ve mükerrer olacak şekilde mahkemeye başvurarak bu kararı aldığını, aynı alacak için birden fazla mahkemeye başvurulmasının usul ekonomisine ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, HMK m. 114/1-ı uyarınca derdestlik itirazının re'sen dikkate alınması gerektiğini,
Davacı tarafından davalılara karşı başlatılan icra takibine 29/03/2026 tarihinde itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, davacının bu itirazı 04/04/2026 tarihinde tebellüğ ederek borca itiraz edildiğini ve takibin durduğunu öğrendiğini, İİK m. 264/2 uyarınca; borçlu ödeme emrine itiraz ederse, bu itirazın alacaklıya tebliğ olunacağını; alacaklının, tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemeye veya mahkemede dava açmaya mecbur olacağını, davacının itirazı öğrendiği 04/04/2026 tarihinden itibaren İİK 264/2. maddesine istinaden yedi günlük kesin süre içinde itirazın iptali davası açması gerektiğini, davacının ihtiyati haciz kararını icra dosyasına ibraz ederek infazı işlemleri için 17/04/2026 tarihinde infaz işlemlerine başlamasına rağmen itirazın iptali davasını ancak 27/04/2026 tarihinde açtığını, tamamlayıcı merasim süresinde gerçekleşmediğinden ihtiyati haczin kendiliğinden hükümsüz kaldığını, itirazları doğrultusunda ihtiyati haciz kararının kaldırılması gerektiğini,
İleri sürerek, izah edilen ve re'sen gözönüne alınacak nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, İİK m. 264/2, 257 ve 265 maddeleri uyarınca ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına, istinaf/yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Talep, genel kredi ve kefalet sözleşmesinden doğan nakdi kredi alacağın tahsilini teminen ihtiyati haciz istemine ilişkin olup, mahkemece istemin kabulüne karar verilmiş, karara karşı aleyhine ihtiyati haciz talep edilenler tarafından yapılan itiraz ise, esas davanın açıldığı mahkemece değerlendirilerek 09/06/2026 tarihli ara karar ile reddedilmiştir. İtiraz eden davalılar vekili tarafından ara karara karşı süresinde istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
İİK'nun 257/1 fıkrası uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nun 258 maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür. İİK'nun 265. maddesinde ihtiyati haciz kararına itiraz sebepleri sınırlı olarak sayılmış olup, borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haciz kararının dayandığı sebeplere, Mahkemenin yetkisine ve teminata karşı huzuruyla yapılan hacizlerde, haczin tatbiki aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde Mahkemesine müracaat ile itiraz edebilir
İhtiyati haciz kararının esas takibe başlandıktan sonra ileri sürüldüğü, icra dosyası kapsamından davacının davalılar aleyhine asıl alacak ve fer'ileri ile birlikte 2.207.363,82-TL'nin tahsili amacıyla 16/03/2026 tarihinde ilamsız takip başlatıldığı, takibe borçlular tarafından yasal süresinde 26/03/2026 tarihinde itiraz edildiği ve takibin durduğu, borca itiraz dilekçesinin davacı takip alacaklısı 04/04/2026 tarihinde tebliğ edildiği, davacının ihtiyati haciz talebini 07/04/2026 tarihinde ileri sürdüğü ve talebin 08/04/2026 tarihli karar ile teminat mukabilinde kabul edildiği, eldeki itirazın iptali davasının 27/04/2026 tarihinde ikame edildiği anlaşılmıştır. Davalılar tarafından İİK'nun 264/2 fıkrası uyarınca borca itirazın alacaklı davacı vekiline tebliğinden itibaren yedi gün içerisinde itirazın iptali davası açılmadığından ihtiyati haczin hükümsüz kaldığı ileri sürülmüş ise de; İİK'nun 264/2 fıkrasının takip başlatıldıktan ve ihtiyati haciz kararı alındıktan sonra borca itiraz edilmesi halinde uygulama alanı bulacaktır (bkz. Baki, Kuru; İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2. Bası, Adalet Yayınevi, Ankara 2013, s.1074). Eldeki dosyada ihtiyati haciz kararının, takibin başlatılması, borca itiraz edilmesi ve takibin durması sonrasında alınmış olması nedeniyle İİK'nun 264/2 ve 264/4 fıkraları uyarınca ihtiyati haczin hükümsüz kaldığından bahsedilemez. Davalıların aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Dosyaya mübrez deliller, kredi çerçeve sözleşmesi, kefalet sözleşmesi, kat ihtarı ve kat ihtarının davalı şirkete tebliğ şerhi, hesap özeti ile tüm dosya kapsamından, davacı banka tarafından davalılara 2.074.915,82-TL nakdi alacağın üç iş günü içerisinde ödenmesini içerir 25/11/2025 tarihli ihtarnamenin gönderildiği, ihtarnamenin davalı şirkete 24/11/2025 tarihinde tebliğ edildiği, müteselsil kefil sıfatıyla kendilerine başvurulan diğer davalılara ise tebliğ edildiğine dair tebliğ şerhi bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından 2.207.363,82-TL alacak için ihtiyati haciz talep edilmiş ise de; davacının davalılardan muaccel ve rehinle temin edilmemiş olduğunu yaklaşık düzeyde ispat ettiği alacak tutarı 2.074.915,82-TL olup, mahkemece ihtiyati haciz talebinin bu tutar yönünden kısmen kabul edildiği, davalılar tarafından ileri sürülen diğer itirazların, İİK'nun 265 maddesinde düzenlenen sınırlı sayıdaki itiraz sebepleri arasında yer almadığı, ihtiyati haciz kararına yapılan itirazın reddine yönelik kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır. Kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davalıların istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı istinaf edenler tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 13/07/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.