Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1633 E. 2026/837 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1633
Karar No
2026/837
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1633 KARAR NO : 2026/837

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/09/2020 (Dava) - 22/06/2023 (Karar) NUMARASI : 2020/491 Esas - 2023/591 Karar DAVA : İtirazın İptali BAM KARAR TARİHİ : 07/05/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 07/05/2026

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/06/2023 tarihli 2020/491 Esas ve 2023/591 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile ... Şirketi arasında 16.01.2015 tarihli Genel Ticari Kredi Sözleşmesi ve 28.04.2015 tarihli limit artırım sözleşmesi imzalandığını ve kredi kullandırıldığını, iş bu sözleşmelere ...'in müteselsil kefil sıfatıyla imza attığını, kredi borcunun zamanında ödenmemesi nedeniyle borçlu firma ve kefilleri aleyhine Bornova 1. Noterliği'nin 07.02.2019 tarih ve 03087 yevmiye numaralı ihtarnamesi ve eki hesap özetinin tebliğ edildiğini, ödeme yapılmaması üzerine muaccel hale gelen alacakları hakkında 21.08.2020 tarihinde İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2020/6781 Esas sayılı dosyası üzerinden davalı müteselsil kefil/müşterek borçlu ... hakkında 654.557,93-TL olan alacağın ödenmesi talebiyle tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla genel haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun İzmir 9. İcra Müdürlüğü 2020/6781 E. sayılı icra dosyasına sunduğu 28.08.2020 tarihli dilekçesi ile takibe, ödeme emrine, işlemiş faize, faiz oranına ve borcun tamamına itiraz beyanı ile itiraz ettiğini, davalıların itiraz dilekçesinin 04.09.2020 tarihinde icra dosyası üzerinden taraflarına tebellüğ edildiğini, arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, herhangi bir anlaşma sağlanamadığını, itirazın kötü niyetli olduğunu, yasa, usul ve yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, müvekkili banka ile dava dışı kredi müşterisi ... . Şirketi arasında 16.01.2015 tarihli Genel Ticari Kredi Sözleşmesi ve 28.04.2015 tarihli limit artırım sözleşmesi imzalandığını ve davalı ... işbu sözleşmeleri müşterek borçlu/müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, ayrıca herhangi bir kefaletten ber'i kalmasının söz konusu olmadığını, dolayısıyla davalı/borçlunun kefaleti geçerli olarak devam ettiğini, davalı kefilin kredi sözleşmesini müşterek borçlu/müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, kredi sözleşmesi incelendiğinde, kanunda aranılan şartların bulunduğu ve buna dayalı olarak geçerli bir kefaletin bulunduğunun görüleceğini, Genel Kredi Sözleşmesinin faiz hükümlerini düzenleyen maddelerinde müvekkili bankanın uygulanacak faiz oranlarını günün koşullarına göre belirleme yetkisine sahip olduğunu, gerek cari faiz oranlarında gerekse gecikme ve temerrüt faiz oranlarında ortaya çıkan artışların müşteriye aynen yansıtılacağının açıkça ifade edildiğini, ayrıca müşteri ve kefilin kullanılan krediye ilişkin masraf, istihbarat ücreti ve diğer ücretleri ödeyeceğini kabul ve taahhüt ettiğini, kullandırım şekillerine ilişkin hükümleri düzenleyen maddelerde de müşteri anapara tutarı ile birlikte vade tarihinde tahakkuk edecek faiz, BSMV, komisyon, masraf ve diğer fer'ileri ile birlikte vade/taksit tarihinde ödemeyi, bu miktarları ödemediği takdirde bankaca borcuna muacceliyet verileceğini kabul ve taahhüt ettiğini, mezkur Genel Ticari Kredi Sözleşmesinde müşterek borçlu/müteselsil kefil olan borçlunun, müvekkili banka ile akdedilen kredi sözleşmelerinden dolayı borçlandığı ve borçlanacağı tutarlarla ve anapara, akdi faiz, temerrüt faizi, komisyon, gider vergisi, kredi hesabına borç kaydedilen her türlü masraflar, vergiler, resimler, kanuni takip giderleri ve avukatlık ücretlerini de kapsayan miktarlardan sorumlu olduğunu kabul ve taahhüt ettiğini, bu nedenle davalının imzasını taşıyan 16.01.2015 tarihli Genel Ticari Kredi Sözleşmesi ve 28.04.2015 tarihli limit artırım sözleşmesinden kaynaklanan borçtan müvekkili bankaya karşı birlikte müteselsilen sorumlu olduğunu, müvekkili banka ile davalı borçlu firma arasında imzalanan bu sözleşmeden kaynaklı borcun devam ettiğini, bu bakımdan da davalı borçluların itirazının haksız olduğunu ve itirazının reddi gerektiğini, davalının itirazlarında haksız olup kötüniyetli olduğunu, icra takibini uzatmak maksadıyla borca itiraz ettiğini, takip tarihi itibariyle müteselsil kefil/müşterek borçlu ... hakkında 654.557,93-TL alacağın mevcut olduğunu, kredi kullandırım belgelerinin banka defter ve kayıtları ile sabit olduğunu, bu nedenle davalının İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2020/6781 E. Sayılı dosyasına konu ödeme emrinde yer alan asıl alacak ve ferileriyle birlikte tüm alacak kalemlerine, tüm borca ve ferilerine yönelik itirazının iptali ile takibin takip talebinde yazılı şartlarla aynen devamına, davalı tarafından inkar edilen alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulmuş olan ve taraflarınca borca itiraz edilen İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2020/6781 Esas numaralı dosyasına konu kefalet sözleşmesi'nin TBK'nın 583 ve 584.maddelerinde hükmedilen şartları sağlamadığını, hukuken geçersiz olduğunu, TBK'nun 583.maddesi gereğince kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olamayacağını, kefilin, sorumlu olduğu azami miktarın, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğunu, TBK'nun 584.maddesinde eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabileceğini, bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması gerektiğini, kanun koyucu tarafından kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için kefalet sözleşmelerinde kefilin sorumlu olacağı azami miktarın kefalet tarihi ve müteselsil kefalet ibaresinin bizzat borçlunun el yazısı ile yazılmış olması ve eş rızasının kefalet sözleşmesinde bulunmasının gerektiğini, dava konusu kefalet sözleşmesinde kanun gereği bizzat müvekkilinin el yazısı ile yazılmış olması gereken kefalet miktarının, müteselsil kefalete ilişkin yazı, kefalet tarihi ve imzanın müvekkiline ait olmadığını, yine müvekkilinin eşi ....'ten alınmış olan yazı ve imzaların da müvekkilinin eşine ait olmadığını, bilirkişi incelemesi yapılarak söz konusu belgedeki yazı ve imzalar ile müvekkili ve müvekkilinin eşine ait yazı ve imza örneklerinin karşılaştırılması durumunda bu durumun anlaşılacağını, müvekkilinden alınmış olan davaya konu kefalet sözleşmesinin şekil şartlarına aykırı ve geçersiz bir kefalet sözleşmesi olduğunu belirterek; davanın reddine, mahkeme masrafları ile avukatlık ücretlerinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : Mahkemece, ''...Mahkememizdeki işbu davanın İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2020/6781 Esas sayılı dosyasıyla davalı aleyhine 16/01/2015 tarihli genel kredi sözleşmesi ve 28/04/2015 tarihli limit arttırım sözleşmesine dayalı olarak başlatılan icra takibine davalının itirazın iptaline yönelik olarak açıldığı, davalı vekilinin dava konusu kefalet sözleşmesinde müvekkilinin el yazısı ile yazılmış olması gereken kefalet miktarı, müteselsil kefalete ilişkin yazı, kefalet tarihi ve imzanın müvekkiline ait olmadığı, müvekkilinin eşi ....'ten alınmış yazı ve imzaların da müvekkilinin eşine ait olmadığından bahisle kefaletin geçerli olmadığını bildirdiği, dosyaya verilen 19/09/2022 tarihli bilirkişi raporu ve 04/04/2023 tarihinde Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi raporunda sözleşmenin 28/04/2015 tarihli bölümünde ...'e atfen atılan imzanın ...'in eli ürünü olduğu, ancak davalının eşi ....'e atfen atılan imzanın ....'in eli ürünü olmadığı, yine sözleşmedeki yazıların ...'in eli ürünü olmadığı hususunun bildirildiği nazara alındığında dava ve takip konusu kefalet sözleşmesinin TBK'nun 583-584.maddesi kapsamında geçersiz olduğu, bu nedenle söz konusu kefalete dayalı olarak açılan işbu itirazın iptali davasının reddi gerektiği...'' gerekçesiyle; ''...Davanın reddine...'' şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yeterli inceleme yapılmadan hüküm kurulduğunu, dosyada yeteri kadar imza ve yazı örneği toplanmamış olup, işbu eksik veriler ile alınan bilirkişi raporlarına yapılan itirazları ve ek rapor taleplerinin ise kabul edilmediğini, bu sebeple eksik inceleme ile hatalı karar verildiğini, kefaletin tüm yasal koşullar yerine getirilerek geçerli şekilde kurulduğunu, davalı tarafın iddia ve beyanlarının aksine müvekkili bankanın alacağının dayanağını teşkil eden sözleşmelerdeki kefalet ilişkisi gerek önceki yasal mevzuat gerekse 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile belirlenen tüm hukuki ve yasal şartlar yerine getirilmek suretiyle kurulduğunu, genel kredi sözleşmesi incelendiğinde, kanunda aranılan şartların bulunduğu ve buna dayalı olarak geçerli bir kefaletin bulunduğunun görüleceğini, davalılar ile müvekkili banka arasında kefalet sözleşmesi kurulurken eş rızalarının alındığını, kefalet sözleşmesinde bulunması gereken ve kanunda belirtilen unsurların tamamına yer verilerek geçerli bir kefalet alındığını, taraflara bu kefaletlerinden kaynaklanan sorumlulukları dolayısıyla başvurulduğunu, müvekkili banka alacağının muaccel hale gelmesi ve alacak hakkında yasal takip işlemlerinin başlatılmasının hukuka uygun olduğunu, davalı tarafın iddiaları TMK m.2 dürüstlük kuralına aykırı olup hakkın kötüye kullanımı kapsamında olduğunu, imzalanan Genel Kredi Sözleşmesi 2015 tarihli olup, davalıya sözleşmenin imza tarihinden 4 yıl sonra yani 07.02.2019 tarihinde ihtarname gönderildiğini, davalı tarafça ihtarnameye itiraz edilmediğini, davalı hakkında sözleşmenin imza tarihinden 5 yıl sonra takip başlatıldığını, ...'e atfen atılan imzanın da ...'in eli ürünü olduğunun raporlar ile sabit olduğunu, müteselsil kefalet sözleşmesine imza atan, müvekkili bankaya güven verip müvekkili bankaca asıl borçlu şirkete kredi kullandırılmasından yıllar sonra kefalet sözleşmesinin geçersizliğini ileri süren ve sözleşmenin imzalandığı tarihten dava tarihine kadar sessiz kalan ...'in bu kadar süre sonra kefaletin geçersiz olduğunu ileri sürmesi de TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olup hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmasından dolayı ...'in kefaletinin geçerli sayılması gerektiğini, dosyada mevcut dilekçelerinde yazılı ve re'sen gözetilecek sebepler ile yerel mahkemece verilen karar eksik inceleme ile verildiğini, usule ve yasalara da aykırı olduğunu belirterek; İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22.06.2023 tarih ve 2020/491 E. 2023/591 K. sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, Kefalet Sözleşmesinden kaynaklı alacak için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasında alacağı temlik eden davacı banka ile dava dışı asıl borçlu .... Şti. arasında genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, davalının 28.04.2014 tarihli kefalet sözleşmesinde müteselsil kefil olarak yer aldığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık kefalet sözleşmesindeki kefile ait imza ve yazının davalıya ait olup olmadığı, eş rızasına ilişkin imzanın davalının eşine ait olup olmadığı, kefaletin şekil koşullarına uygun olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. 6098 sayılı TBK'nın 583.maddesinde; kefalet sözleşmesinin, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağı, kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarın, kefalet tarihinin ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğu düzenlenmiştir. Bunun yanında 6098 sayılı TBK'nın 584. Maddesi uyarınca; Türk Borçlar Kanunu'nun "Eşin rızası" kenar başlıklı 584. maddesinde; "Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez. Davalı taraf sözleşmedeki imza ve yazının davalıya ait olmadığını, yine eş rızası bölümünde bulunan imzanın eşine ait olmadığını iddia ederek imza itirazında bulunmuştur. Davalı ve eşinin imza ve yazı örnekleri kurumlardan toplanmıştır. Somut olayda, davalının genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı ancak aldırılan denetime elverişli 04.04.2023 tarihli ATK raporu ile kefalet sözleşmesindeki el yazısının davalının el ürünü olmadığının tespit edildiği, davalı kefilin eşi ....'e atfen atılan eş rızası imzasının, ....'in eli ürünü olmadığının tespit edildiği, bu durumda TBK'nın 583 ve 584. maddelerine göre kefalet geçerli olmadığından ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/06/2023 tarihli 2020/491 Esas ve 2023/591 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 462,15 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avanstan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın, temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde 04/06/2025 tarihli 32920 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete’ de yayınlanan 7550 Sayılı Yasanın 20. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK’ nın Ek-1. Maddesinin 2. Fıkrası uyarınca ve HMK’ nın 361. ve 362. maddeleri uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi’ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 07/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1633, K. 2026/837, T. 07.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1633-e-2026-837-k-a323a74f03c8