Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/551 E. 2026/1016 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/551
- Karar No
- 2026/1016
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2025/551 Esas
KARAR NO:2026/1016 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:26/12/2024
NUMARASI:2023/174 E. - 2024/1039 K.
DAVANIN KONUSU:Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:19/06/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin merkezinin Lübnan'da olduğunu, taraflar arasında düzenlenen İmtiyaz Hakkı Sözleşmesine (...) göre taraflara karşılıklı olarak bazı yükümlülükler getirdiklerini, ... verenin sisteme dahil olan fikri ve sınai unsurları ... alana kullandırma, onu ... sistemine dahil etme ve sürüm gerçekleştirebilmesi için ona destek olma borçlarını yüklediğini, buna karşılık ... alanın ise sistemin konusu olan ürün ya da hizmetin sürümünü sistemin kuralları doğrultusunda sağlama ve bunun karşılığı olarak da ... verene belirli bir ücret ödeme borcu altına girdiğini, davalı tarafın taraflar arasında akdedilen ... sözleşmesi gereğince üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, müvekkili şirket yetkilisi ... ile ... .... Şti. yetkilisi ... arasında 17.11.2016 tarihli İmtiyaz Hakkı Sözleşmesinin (...) düzenlendiğini, söz konusu sözleşmenin müvekkili şirket tarafından Lübnan Adalet ve Dışişleri Bakanlığı tarafından tescil ettirildiğini, davalı tarafından tescil ettirilmesi için kendilerine gönderildiğini, ancak belirtilen sürede tescilin yapılmadığını ve sözleşmenin Lübnan'a geri gönderildiğini, davalının bu davranışı ile sözleşmenin 17. maddesini ihlal ettiğini, müvekkili şirket tarafından davalıya sözleşmenin 7-1 maddesi gereğince 50.000,00-USD ödeme yaptığını, sözleşmenin 2-5 maddesine göre davalının müvekkili şirkete Lübnan'da ... adını taşıyan iki şube açma hakkının tanıdığını, sözleşmenin 3. maddesine göre davalı tarafından açılacak 2 restaurantın gerekli dekor stant ve şekillerinin müvekkili şirkete temin edeceğinin taraflarca kararlaştırılmasına rağmen bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davalının ayrıca bütün iyileştirmelerle birlikte menüyü tedarik etme, broşür ve afiş gibi reklamlar ile ilgili tüm desteği sağlama borcunun altına girdiğini, sözleşmenin 12-2 maddesine göre davalının periyodik danışmanlık ve işe ilişkin destek ekipman ve makine sunmakla yükümlü olmasına rağmen bunların hiç birinin yerine getirilmediğini, bu nedenle müvekkili şirketin çok zor durumda kaldığını, davacı ve davalı şirket yetkililerince yapılan toplantıda davalı tarafın özel karışım formülü olan ürünlerin olduğunu, dünyanın bir çok yerinde şubelerinin bulunduğunu, şirketinin diğer şirketlere benzemeyen gizli ürün tariflerinin olduğunu beyan ederek müvekkili davacıyı kandırdığını, davalının sözleşmeye uymamasına rağmen davacı tarafından sözleşmenin 7-2 maddesine göre her ay toplam net satıştan %5 ödeme yaptığını, bu kapsamda 12.07.2017,16.08.2017, 12.09.2017,18.10.2017 tarihlerinde olmak üzere dört ay boyunca toplam 6.537,00-USD ödeme yaptığını, davalının sözleşmeye uymaması nedeniyle müvekkili şirket tarafından ihtarname çekilerek sözleşmenin feshedildiğini, müvekkili şirket tarafından davalıya Adana .... Noterliğince düzenlenen 01.08.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtar çekmek suretiyle sözleşmeye uyulmadığından 100.000,00-USD'nin bir hafta içinde ödenmesinin istendiğini, taraflar arasında yapılan sözleşmenin geçerli olduğunu, ancak davalının sözleşmeye konu markalar üzerinde ... verme hakkının olmadığını, bu nedenle davacının sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğunu, bu sözleşme ile yaptığı giderler ile bu nedenle piyasadan kaçırmış olduğu fırsatlar nedeniyle mahrum kaldığı kar ve ve ticari itibarının sarsılması nedeniyle manevi zararını tahsil edebileceğini belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla ... bedeli olarak ödenen 50.000,00-USD, dört ay boyunca ödenen 6.537,00-USD ve sözleşmeyi süresinden önce feshetmek zorunda kalması dolayısıyla davacının mahrum kaldığı 43.463,00-USD olmak üzere 100.000,00-USD'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın müvekkili davalının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediği iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, taraflar arasında yapılan 17.11.2016 tarihli sözleşmenin tasdik edildikten sonra davalı şirkete gönderilmediğini, sözleşmenin tasdikli örneğinin geldiği anda tescil işleminin yapıldığını, sözleşmede davalının gerekli dekor stantlarının ve şekillerinin davacıya temin edileceğinin belirtildiğini, ancak iddia edildiği gibi planların uygulanması için mimar ekibi gönderilmesi gerektiği şeklinde hüküm olmadığını, sözleşme bedeli ödendikten sonra dekorasyon bilgisi, planları, menü, broşür, afiş örneklerinin davacıya gönderildiğini, bunların örneklerinin çoğaltılması ve yine dekorasyon ile ilgili tüm işlemlerin davacı tarafça yürütüleceğinin sözleşmede açık olarak düzenlendiğini, davacının kendisine gönderilen menü, broşür, afiş ve dekorasyon modellerini beğenmediğini, bu durumda davacının menü bilgilerini edindiği sonucunun çıkacağını, müvekkili şirketin makine, ekipmanlarıyla ilgili her türlü desteği vereceğinin sözleşmenin 12-2 maddesinde belirtildiğini, bu bağlamda müvekkili tarafından eğitimlerin verildiğini, çikolata şelalesi, krep ve waffle gibi ürünlerin imalat makinelerini pazarlayan şirketlerle irtibatların kurulduğunu, Türkiye'ye gönderilen elemanlara restaurantta eğitim verildiğini, bilahare tecrübeli elemanları Lübnan'a göndererek yerinde de eğitimlerin verildiğini, tüm tariflerin açık bir şekilde anlatıldığını, davacı tarafın "..." tabelasını kullanmakta iken başka firmalarla görüşmeler yaptığını, müşterilerin şirketten uzaklaşmasını sağladığını, sözleşmenin 14-2 maddesine göre şirketin sosyal ağlardaki hesaplarının ticari markanın ayrılmaz parçası olduğu belirtilmesine rağmen davacının dürüstlük kuralına uymayarak ... adresini tescil ettirdiğini, bu hususun davacı ile müvekkili arasındaki Whatsapp konuşmalarından görülmekte olduğunu, davalının tüm edimlerini gereği gibi yerine getirdiğini belirterek, tüm bu şartlar altında müvekkiline karşı haksız ve soyut iddialar ile açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMENİN İLK KARARI:İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesi 31.12.2020 tarihli 2019/239E.-2020/816K. Sayılı kararı ile; "...Mahkememizce benimsenen bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere taraflar arasında akdedilen sözleşme gereği davacının 12/07/2017, 16/08/2017, 12/09/2017, 18/10/2017 tarihlerinde olmak üzere 4 ay sözleşme gereği net satış tutarları üzerinden davalıya toplam 6.537,00-USD ödeme yaptığı, sözleşmenin akit tarihi olan 16/11/2016 tarihinden 01/08/2018 tarihine kadar davacının davalıya sözleşmeden kaynaklanan borç veya borçlarını yerine getirmesi talep ve uyarısını içeren herhangi bir ihtar çekilmediği, kaldı ki dosyada mevcut whatsapp mesajlarından da akdi ilişkinin olumlu seyir içerisinde devam ettiği ancak davacının Adana ... Noterliği'nden keşide ettiği 01/08/2018 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamede ise kendi yükümlülüklerini yerine getirdiğini, karşı tarafın tüm görüşmelere ve bildirimlere rağmen sözleşme ile yükletilen bir çok sorumluluğu yerine getirmediğini, bu nedenle sözleşmeyi feshettiğini bildirerek, tazminat talep ettiği görülmüş ise de; davacı dosyaya sunmuş olduğu deliller ile bu iddialarını ispat edememiştir. Bu durum karşısında davacının delilleri arasında yemin delilini de göstermiş olması nedeni ile yemin teklif etme hakkı hatırlatılmıştır. Davacı taraf yemin teklifinde bulunmayacağını beyan etmiştir. Somut olayda ispat yükü kendisinde olan davacı taraf iddialarını ispat edemediğinden ispatlanamayan davanın reddine..." karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İSTİNAF KARARI:Dairemizin 22/02/2023 tarihli 2021/837E. - 2023/299 K.sayılı kararıyla; ''... Somut olayda uyuşmazlık, taraflar arasındaki ... sözleşmesinin davacı tarafından feshedilmesinin haklı olup olmadığı ve buna bağlı olarak da davacının taleplerinin değerlendirilmesi yönündedir. Mahkemece aldırılan bilirkişi raporuna davacı vekilinin süresinde itiraz ederek ek rapor talebinde bulunduğu, raporun mevcut haliyle davacının iddia ve itirazlarını karşılamaktan uzak olduğu, raporda taraflar arasındaki Whatsapp yazışmalarının eksik olarak değerlendirildiği, davacının sözleşmenin feshi ihbarı olarak nitelendirdiği e-postasının ise hiç değerlendirilmediği görülmüştür. Buna göre, mahkemece ek rapor veya yeni oluşturulacak bilirkişi heyetinden rapor aldırılarak, tarafların iddia ve savunmalarının karşılanarak, taraflar arasındaki Whatsapp yazışmaları, e-posta yazışmaları ve sair iletişim yoluyla davacının davalıya sözleşmenin uygulanması konusundaki eksiklikleri bildirip bildirmediğinin, davalının sözleşme gereği üstlendiği yükümlülükleri eksiksiz olarak yerine getirip getirmediğinin denetime elverişli şekilde tartışılarak, davalının sözleşme gereği yapmış olduğu 50.000 USD tutarındaki ödemenin iki restoran için olduğu ancak tek bir restoran açılması karşısında davacının iade hakkının kapsamının değerlendirilmesi gerekirken; eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmesi usule aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına..." karar verilmiştir.
KALDIRMA SONRASI MAHKEME KARARI:İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesi 26/12/2024 tarihli 2023/174E.-2024/1039K. Sayılı kararı ile; "...Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi sonucunda taraflar arasında 17.11.2016 tarihli İmtiyaz Hakkı Sözleşmesi (...) düzenlendiği konusunda herhangi bir ihtilaf bulunmadığı anlaşılmaktadır. Sözleşme'de Davalı birinci taraf, Davacı ise ikinci taraf olarak belirlenmiş ve Sözleşme'nin 7. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca, taraflar iki bayilik açılması karşılığında ikinci tarafın birinci tarafa toplam 50.000 USD nakden ve defaten ödemesini kararlaştırmıştır. Nitekim, huzurdaki uyuşmazlıkta anılan ödemenin yapıldığına dair de taraflar arasında bir ihtilaf söz konusu değildir. Davacı taraf, iki bayilik açılması için ödeme yapmasına rağmen sadece bir bayilik açıldığını ileri sürmüş olup bu husus da az evvel değinilen konular gibi dosya kapsamı itibarıyla tartışmasızdır. Dolayısıyla, somut olayda açıklığa kavuşturulması gereken husus, davacının İmtiyaz Sözleşmesi'nin feshine ilişkin bildirimin haklı olup olmadığının açığa kavuşturulması gerekmektedir. Mahkememizin 31.12.2020 tarihli ve 2019/239-2020/816 E.K. sayılı kararıyla davacının fesih isteminin haklı olmadığı değerlendirilmiş ve davanın reddine karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 22/02/2023 tarihli ve 2021/837-2023/299 E.K. sayılı ilamı ile mahkememiz kararı kaldırılmış; fesih sürecinde taraflar arasındaki e-posta ve mesajlar da dikkate alınmak suretiyle hüküm kurulması ve ayrıca kararlaştırılan iki işletmeden birinin hiç faaliyete geçmediği hususunun gözetilmesi gerektiğine vurgu yapılmıştır. Bu çerçevede, istinaf ilamı sonrasında yapılan yargılama ve delil değerlendirmesi neticesinde, davacının işletmenin açılması ve faaliyetine ilişkin eksiklikleri davalıya e-posta ve mesaj yoluyla bildirdiği, tarafların süreç içinde iletişim halinde oldukları, davalının hazırlaması gereken menü, broşür vb. teknik materyalleri davacıya teslim ettiğinin dosya kapsamından anlaşılamadığı, dolayısıyla davalının Sözleşme'nin 3.,4. ve 17. maddesinde öngörülen yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğinin kabulünün mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda davacının sözleşmenin feshi bildiriminde haklı olduğu değerlendirilmiştir. Davacının fesih bildiriminde haklı olması nedeniyle, davalıya ödemiş olduğu 50.000,00 USD ücretin hiç faaliyete geçirilmeyen işletme yönünden tamamının (25.000,00 USD), diğer işletme yönünden ise fesih tarihinden sonraki kısmın (16.493,11 USD) iadesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır. Buna ek olarak, davacı tarafından, anılan Sözleşme'nin 7. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca, davalının satıştın net %5 tutarında davacıya ödeme yapması kararlaştırılmıştır. Bilirkişi marifetiyle yapılan incelemede yapılan toplam satışlara göre 6.537,00 USD hakediş bulunduğu hesaplanmıştır. Mahkememizce, uyuşmazlığın bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda davacının sözleşmeyi feshetme konusunda haklı olduğu değerlendirilmekle birlikte davacının da bir kısım yükümlülüklerini yerine getirme konusunda tam ve kusursuz davrandığını ortaya koyamadığı değerlendirilmiş ve sözleşme kapsamında talep ettiği bedelden takdiren yarı oranında indirime gidilmiştir. Öte yandan, her ne kadar davacı tarafından kar kaybı isteminde bulunulmuş ise de bu talebinin ispatlanamadığı, kârlılığın ortaya konulamadığı anlaşıldığından bu istem yönünden davanın reddine karar verilmiştir.Sonuç olarak, davanın kısmen kabulüne, hesaplanan alacak kalemleri toplamı olan 45.161,61-USD'nin 22.08.2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince T.C. Merkez Bankası'nın 1 yıl vadeli USD mevduata verdiği en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM/Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile;
A.Tazminat isteminin KISMEN KABULÜNE, 45.161,61-USD'nin 22.08.2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince T.C. Merkez Bankası'nın 1 yıl vadeli USD mevduata verdiği en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine,B. Kar kaybı isteminin reddine..." karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesindeki savunmalarını tekrarla, yerel Mahkeme tarafından alınan 4 bilirkişi raporundan 3 bilirkişi raporunun tamamen müvekkil lehine iken, Mahkemece 4. bilirkişi raporu alındığını ve önceki raporlarla çelişen görüş bildirildiğini, Mahkemece raporlar arasındaki çelişki giderilmeden derhal müvekkilinin aleyhinde olan son rapor hükme esas alınarak karar verildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu,Davacı yanın kötüniyetli olduğunu, huzurdaki dava konusu olay ile asıl amacının müvekkili şirketten ... almak değil, müvekkiline ait markayı haksız ve hukuka aykırı şekilde Lübnan'da kendi adına tescil ettirerek, müvekkilinin markasını, ürünlerini, fikirlerini birebir olarak haksız şekilde kullanmak olduğunun ortaya çıktığını, davacının müvekkiline ait markayı ve marka logosunu Lübnan’da kendi adına tescil ettirdiğini, müvekkiline ait alan adı ile benzer "..." web sitesini kendi adına kurduğunu, Müvekkili tarafından Lübnan ülkesinde davacı aleyhine marka tecavüzünün tespiti ve tescilin hükümsüzlüğü talepli dava açılması üzerine tüm süreçte kusurlu olan davacı tarafından, müvekkiline 01/08/2018 tarihli ihtarname gönderildiğini ve son olarak da huzurdaki davayı açtığını,Yerel mahkemece tüm dava dosyası bir bütün olarak değerlendirilmeden, salt sözde broşür gönderilemediği, bu nedenle de davalı müvekkilinin kusurlu olduğu beyanına dayalı çelişkili bilirkişi raporuna göre hüküm oluşturulmasının bu şartlarda tamamen usul, yasa ve hukuka aykırı olduğunu,Sözleşmenin 3.1 maddesine göre davacının, sosyal medya ve internet yoluyla yaptığı tanıtımların, davalının itibarını zedelemediği kanaatine varıldığını, ancak, davacının müvekkilinin markasını bildirimsiz, izinsiz, haksız şekilde kendi adına tescil ettirdiği, ürünlerini, fikirlerini, fotoğraf ve videolarını kendi adına kullandığı, logosunu kendi adına tescil ettirdiği açıkça ortada iken, 02.10.2024 tarihli Bilirkişi raporunda, bu paylaşımların müvekkil itibarını zedelemediği kanısının açıkça haksız, hukuka, mantığa aykırı ve yanlı olduğunu, dosyada davacı tarafından müvekkilinin markası silinerek aynı logo ile kendi markasını tanıttığı videonun delil olarak mevcut olduğunu,Yine 02.10.2024 tarihli bilirkişi raporunda, müvekkili tarafından davacıya uzman bir ekip gönderilmediğine, özel karışımların verilmediğine kanaat getirilmişse de, müvekkili tarafından hem Türkiye'de, hem Lübnan'da davacıya eğitim verildiği, davacının sırf müvekkilinin markasını kendi adına haksız şekilde tescil ettirebilmek adına gerçeğe aykırı beyanlar ileri sürdüğünü, tüm karışımların kendisinde mevcut olduğunu, halen müvekkilinin markasıyla satışlarını yaptığını,Yine 02.10.2024 tarihli bilirkişi raporunda müvekkilinin, davacı tarafın reklam faaliyetlerini engellediği kanısına varılmışsa da, bu tespitlerin hukuk mantığıyla bağdaşmadığını, zira davacı yanın, müvekkiline ait marka, logo ve tüm fikirlerini haksız şekilde kendi adına tescil ettirdiğini, alan adını aldığını, davacının haksız eylemleri sabit iken, bu hususların göz ardı edilerek bilirkişi raporunda yapılan soyut yorumların kabul edilemeyeceğini,Yine 02/10/2024 tarihli raporda müvekkilinin kusurlu olduğuna dair görüş belirtildiği halde, tarafların %50 kusurlu olması düşünülürse 3.268,50 USD'nin iadesi gerekebileceğine dair görüş bildirilmesinin de taraflarınca anlaşılamadığını, raporun, haksız, alenen çelişkili soyut yorumlar içerdiğini, yerel mahkemece, dosyada mevcut diğer raporlardaki tespitleri göz ardı ederek, iş bu raporun hükme esas alınmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu,Yerel mahkeme tarafından karar verilirken, yeni bir rapor talebi olmadığı gerekçesiyle sözlü yargılama aşamasına geçilerek karar verildiğini, yeni bir rapor talebi olmamasının, dosyaya ibraz ettikleri son itiraz dilekçesinin de var olmadığı anlamına gelmeyeceğini, söz konusu rapor bu zamana kadar alınan bütün raporlarla çelişiyorken, Mahkemenin hangi gerekçe ile son raporu hükme esas aldığının taraflarınca bilinmediğini, Mahkemece söz konusu çelişkinin de hiçbir surette giderilmediğini, yerel mahkemenin kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunu,Yerel mahkemece, sözleşme devam ederken davacı tarafından Lübnan'da müvekkil markasının tescil edildiği, ... web adresinin alındığı, müvekkile ait logoyu haksız şekilde kullanmak suretiyle kendi markasını tanıttığını gösteren videonun hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, İstinaf ilamında iki restoran açılmış iken tek restoran açılması halinde yarı bedelin iadesinin gerekip gerekmediğinin araştırılması hususuna değinildiğini, son alınan bilirkişi raporunda bu durum da aşılarak ilk restoran için de 16.493,11 USD bedelli bir geri ödeme miktarı çıkarıldığını ve yerel mahkemece bu miktarın hüküm altına alındığını, bu hususun da açıkça hukuka aykırılık teşkil ettiğini,Müvekkilinin sözleşmenin feshinde hiçbir kusurunun bulunmadığını, davacının %50 kusurlu olduğunu kabul eden mahkemece nedense sadece net satışın %5'lik kısmına göre yapılan ödemelerin %50'inin indirilmesine karar verildiğini, yerel mahkemenin müvekkili kusurlu görmesi haksız olduğu gibi, %50 bir kusur olduğu kanaatinde ise, bu hususta sadece tek bir kalem üzerinden %50 miktarı hükme esas almasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu,Yerel mahkemece yargılama giderleri ve vekalet ücreti açısından da yanlış hesaplama yapıldığını, davacının talebi 100.000,00 USD iken, yerel mahkemece 45.161,62-USD miktarın kabul edildiğini, dolayısıyla 54.838,38-USD'nin reddine karar verildiğini, bu kabul ve ret oranına göre harç ve giderler için yanlış oranlama yapılarak müvekkilinden daha fazla miktarın tahsil edilmesine karar verildiğini,Ayrıca yine vekalet ücreti açısından davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 235.312,60-TL nispi vekalet ücretine hükmedildiğini, davada reddedilen miktarın kabul edilen miktardan fazla olduğunu, buna rağmen müvekkil lehine 51.281,35-TL nispi vekalet ücretine hükmedildiğini, müvekkili lehine de (reddedilen kısım fazla olsa bile kabul edilen kısım vekalet ücretini geçemeyeceğinden) 235.312,60-TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, açıklanan nedenler ile istinaf başvurularının kabulü ile İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/174 E. , 2024/1039 K. sayılı ve 26/12/2024 tarihli haksız ve hukuka aykırı kararının kaldırılarak yeniden yapılacak yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Davacı ile davalı arasında imzalanan 17.11.2016 tarihli İmtiyaz Hakkı (...) Sözleşmesi incelendiğinde; davalı tarafın davacıyı "..." markası ile Lübnan'da iki şubenin temsilcisi olarak tayin edeceği, Sözleşmede davalının "Birinci Taraf", davacının ise "İkinci Taraf" olarak adlandırıldığı, Sözleşmenin 3/3. maddesine göre, ikinci tarafın, iki restoranın gerekli dekor işlemlerini, ... ürünleri satış hizmeti veren işyerleri ile aynı standartalara göre yapmak ve restoranlara sadece ... ismini vermekle yükümlü olduğu, birinci tarafın gerekli dekor standartlarını ve şekillerini ikinci taraf temin edeceği, bu bağlamada yapılacak tasarım, tedarik ve montaj masraflarını ikinci tarafın karşılayacağı,Sözleşmenin 4/2. maddesine göre; birinci tarafın, ikinci taraftan gelen özel karışım ürünleri ile ilgili alım siparişlerindeki malzemeleri, yazılı onay tarihinden itibaren maksimum 20 gün içinde göndereceği,Sözleşmenin 7/1. maddesine göre; ikinci tarafın iki şubenin bayiilik hakkını vermesi karşılığında, birinci tarafa 50.000,00 USD ödeyeceğini ve bu ödemenin bir defada yapılacağı, Sözleşmenin 7/2. maddesine göre; ikinci tarafın her ay şubelerin toplam net satışının %5'ini birinci tarafa vereceği,Sözleşmenin 12/1. maddesine göre; birinci tarafın bir-bir buçuk ay arasında değişen süreliğine, mutfak, donanım ve diğer personeli eğitmekle yükümlü olduğu, eğitim masraflarını tamamen ikinci tarafın karşılayacağı,Sözleşmenin 12/2. maddesine göre; birinci tarafın çalışma, ekipman ve makinelerle ilgili her tür yardım ve deneyimleri ikinci tarafa sunmakla yükümlü olduğu,Sözleşmenin 14/2. maddesine göre; ...'nın web sitesi veya Facebook, Twitter ve Instagram gibi sosyal ağlardaki hesaplarının şirketin markasının ayrılmaz bir parçası sayıldığı, ve ikinci tarafın buna bağlı kalmakla yükümlü olduğu,Sözleşmenin 17. maddesine göre; tarafların imzalama tarihinden itibaren (45) gün içinde yürürlükte olan kanun ve yönetmelikler çerçevesinde belirtilen bölgede işbu sözleşmenin resmi olarak kayda geçirilmesi için gerekli tüm ,işlemleri yapma taahhüdünde bulundukları, Sözleşmenin 15. maddesine göre; sözleşme süresinin 5 yıl olduğu, birinci tarafın, ikinci tarafın sözleşmeye aykırı davranması halinde sözleşmeyi her zaman feshedebileceği, ikinci tarafın birinci veya ikinci restoranı açtıktan sonra, işbu sözleşmenin belirlenen süresi sona ermeden ve makul bir gerekçe olmadan sözleşmeyi feshederse, ortalama 6 aylık satış ortalamasına göre sözleşmenin geri kalan süresinde yapılan net satışın %5'ini birinci tarafa ödemekle yükümlü olacağı, bu durumda birinci tarafın ikinci tarafın ödediği hiçbir tutarı geri ödemeyeceği,Sözleşmenin 27. maddesine göre; tarafların işbu sözleşmenin maddelerini, sözleşmelerle ilgili iyi niyet göstergesi ilkesi çerçevesinde doğru, düzgün, dürüst ve samimi şekilde uygulayacaklarını taahhüt ettikleri, yine tarafların, birbirlerini maddi veya manevi olarak zarara maruz bırakabilecek her türlü eylem ve davranışlardan kaçınacaklarını taahhüt ettikleri, taraflardan biri karşı tarafın kötü niyetli olduğunu hissetmesi durumunda yazılı gerekli kanıtları sunmadan sözleşmeyi feshedebileceği konusunda anlaştıkları tespit edilmiştir.İlk derece mahkemesince Borçlar hukuku uzmanı ... ve yeminli mali müşavir ...’den oluşan bilirkişi heyetinden alınan 26/08/2020 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; "…Taraflar arasındaki ... Sözleşmesinin 16.11.2016 tarihinde akdedildiği anlaşılmaktadır.Sözleşmenin akdedilmesinden sonra, davacı/... alanın faaliyete başladığı ve satış hasılatları üzerinden 12.07.2017, 16.08.2017, 12.09.2017,18.10.2017 tarihlerinde olmak üzere dört ay boyunca sözleşme gereği net satış tutarları üzerinden davalıya toplam 6.537. USD ödeme yaptığı kayıtlarla sabittir.Sözleşmenin imzalandığı 16.11.2016 tarihinden 01.08.2018 tarihine kadar, davacı/... alan tarafından davalı/... alana, sözleşmeden kaynaklanan borç veya borçlarını yerine getirmesi talebini içeren bir temerrüt ihtarnamesi çekilmek suretiyle davalının temerrüde düşürüldüğü hususu anlaşılmadığı gibi; sözleşmeden kaynaklanan borç veya borçlarına aykırı davrandığı (borçlarını ihlal ettiği) yönündeki davacı beyanını ve uyarısı İçeren bir ihtar çekildiği de anlaşılmamaktadır.Ayrıca, dosyada yer alan watsap mesajlarında, akdi ilişkinin olumlu seyrettiği, taraflar arasında bir çatışmanın olmadığı görülmektedir.Bu nedenlerle; davalının sözleşmeden kaynaklanan borç veya borçlarını önemli surette ihlal ettiği ve bu nedenle akdi ilişkiye devam etmenin davacı için akdi ilişkiyi haklı olarak çekilmez hale getirdiği hususlarının anlaşıldığı, davacının bu hususları ispat edemediği (bu hususların ispata muhtaç olduğu), dolayısıyla sözleşmenin davacı tarafından haksız olarak feshedildiği, sözleşmeyi haksız olarak fesheden davacının davalıdan iddia ve talep ettiği gibi tazminat alacaklarının bulunmadığı…" yönünde görüş bildirildiği tespit edilmiştir.Dairemiz kaldırma kararı sonrası ilk derece mahkemesince hukukçu ..., yeminli mali müşavir ..., nitelikli hesaplama uzmanı ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 01/01/2024 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; "...Dosyaya mübrez mesajlaşma kayıtlarından, taraflar arasında kurulan 17.11.2016 tarihli ... Sözleşmesi'nin 09.10.2017 tarihine kadarki sürece dek herhangi bir problemin bulunmadığının, zaman zaman gündeme gelen eksikliklerin ise giderildiğinin anlaşıldığı, bu noktada ifade edilmesi gereken bir diğer hususun ise mesaj kayıtlarının faaliyetin başlama tarihi olan 24.05.2017 tarihini de kapsıyor olmasına ilişkin olduğu, Sözleşme ilişkisinin 01.08.2018 tarihinde feshedildiği hususu nazara alındığında davacının, sözleşmenin 7-2 maddesinde üstlendiği toplam net satışın %5'lik kısımını 01.10.2017 ilâ fesih tarihi olan 01.08.2018 tarihi arasındaki süreç için ödemediğinin ifade edilebileceği, öyle ki 01.10.2017 tarihi mesaj kayıtlarının davacının herhangi bir problemin bulunmadığını ifade ettiği 09.10.2017 tarihini de kapsadığı nazara alınınca bu noktada davalı şirketin sözleşme ile üstlendiği yükümlülüklerini yerine getirmesine karşın davacı şirketin sözleşmenin 7-2 maddesi ile üstlendiği yükümlülüğe aykırı hareket ettiğinin düşünülebileceği Bahse konu 50.000,00-USD'lik bedelin davacı tarafından ödendiği noktasında herhangi bir ihtilaf bulunmamakla birlikte irdelenmesi gereken hususun bu bedelin ödenmesini müteakip, ikinci şubenin açılması noktasında edim yükümlülüğünün hangi tarafta olduğuna ilişkin olduğu, İlgili hükümden davacının, restoranın gerekli dekor işlerini, ... ürünleri satış hizmeti veren işyerleri ile aynı standartlara göre yapmayı, yapılacak tasarım, tedarik ve montaj masraflarının tamamını karşılayacağını üstlendiğinin anlaşıldığı, dolayısıyla her ne kadar sözleşmenin 7-1 maddesi uyarınca davacı iki şube için toplamda 50.000,00-USD'lik bir bedel ödemişse de bu bedelin, şubenin davalı (... veren) tarafından açılmasını değil, davacının sisteme giriş ücretini konu edindiği, bu itibarla davacının bu bedeli ödemesinin, şubenin davalı tarafından açılması sonucunu beraberinde getirmeyeceğinin düşünüldüğü, Her ne kadar ikinci şubenin açılması sözleşme uyarınca davacının bir edim yükümlülüğü kapsamında ise de şube açılmadığından ve sözleşme ilişkisinin sona ermiş olduğundan davacının 25.000,00-USD'lik bedelin iadesini talep edebileceğinin düşünüldüğü, Muhterem Mahkemece aksi kanaatte olunması durumunda davacının anılan bedelin iadesini talep etme hakkını haiz olmadığının ifade edilebileceği, Davacının, sözleşmenin 7-2 maddesinde kararlaştırılan, net satışın %5'ini oluşturan ve 24.05.2017 ilâ 31.08.2017 tarihleri arasını kapsayan ödemelerin iadesini talep ettiği, ancak davacının davalıya ödediği bu bedeller davacının, davalının marka hakkından istifade etmek suretiyle kazandığı bedellerin sözleşmede kararlaştırılan oranda ödenmesine ilişkin olduğundan bu bedellerin esasında davacının davalının marka hakkını aylık dönemlerde kullanması kapsamında (sözleşmenin haklı veya haksız feshinden bağımsız olarak) davalının elde edeceği alacak hakkı kapsamında olduğundan davacının, ödediği bu bedellerin iadesini talep etme hakkını haiz olmadığının düşünüldüğü, Muhterem Mahkemece aksi kanaatte olunması durumunda davacının anılan bedelin iadesini talep etme hakkını haiz olduğunun ifade edilebileceği, Dosyaya mübrez belgelerden taraflar arasındaki sözleşmenin olağanüstü fesih sebebine dayalı olarak sona erdirildiği buna gerekçe olarak ise “davalının sözleşme ile üstlendiği yükümlülüklere aykırı hareket ettiği” nedenlere dayandırıldığı, ancak dosyada mevcut mesajlaşma kayıtlarından sözleşme ilişkisinin olumlu seyir içerisinde devam ettiği ve dolayısıyla sözleşme ilişkisinin davacı açısından sürdürülmesinin beklenemeyeceği olağanüstü bir durumun bulunmadığı hususu nazara alındığında sözleşmenin feshinin haklı sebebe dayanmadığının ifade edilebileceği; hâl böyle olunca: © Muhterem Mahkemece davacı tarafından ileri sürülen sebeplerin sözleşmenin olağanüstü sebeple feshini gerektirecek nitelikte olmadığı kanaatinde olunması durumunda sözleşmenin feshi haklı sebebe dayanmayacağından davacının sözleşmenin feshi sebebiyle zararlarının tazmini yönünden talepte bulunmasının mümkün olmayacağının, Buna karşın Muhterem Mahkemece sözleşme ilişkisinin davacı tarafından sürdürülmesinin kendisinden beklenemeyeceği ve dolayısıyla feshin haklı sebebe dayalı olarak gerçekleştirildiği kanaatinde olunması durumunda sözleşmenin feshi haklı sebebe dayanacağından davacının sözleşmenin feshi sebebiyle kar mahrumiyeti talebinde bulunmasının mümkün olabileceğinin, ifade edilebileceği, Mahkemece sözleşmenin haklı sebebe dayalı olarak feshedilmiş olduğu kanaatinde olunması ihtimaline binaen talepte bulunulan kar kaybının hesaplanması suretiyle devam edilmesi durumunda ise bilirkişi incelemesinin yapıldığı günde davacı tarafça ticari defterler ibraz edilmediği, bunun yerine dava konusu olaya ilişkin birkaç fatura tercümesi ve ödeme belgelerinin tercümesi sunulduğu, Davacı vekilinin mail yoluyla gönderdikleri bilgi ve belgeler içerisinde davacı şirketin ticari defterlerinin bulunmadığının görüldüğü, bu yönü ile davacının sözleşmenin feshedildiği 01.08.2018 ilâ sözleşmenin sona erme tarihi olan 17.11.2021 tarihine kadar ki kar mahrumiyeti yönünden bir hesaplama yapılamadığı..." şeklinde görüş belirtilmiştir.İlk derece mahkemesince aynı bilirkişi heyetinden alınan 30/04/2024 tarihli bilirkişi ek raporu incelendiğinde; kök rapordaki görüşlerini aynen koruduklarına dair rapor düzenlendiği tespit edilmiştir.Dairemiz kaldırma kararı sonrası ilk derece mahkemesince yeminli mali müşavir ..., nitelikli hesaplama uzmanı ... ve ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 02/10/2024 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; "...Dosyada sunulu 10.02.2019 tarihli Ek Bilirkişi Raporunda teknik açıdan yapılan değerlendirmelerin geçerliliğini koruduğu, bu tespitlere yönelik yeniden değerlendirmeyi gerekli kılacak güçlü itirazların söz konusu olmadığı, 2) Taraflar arasındaki Whatsapp yazışmalarında sözleşmeye ilişkin yapılması gerekenleri veya şikayetleri davacı yanın zaman zaman dile getirdiği, bununla birlikte e-posta yazışmalarında sözleşmeye göre davalı tarafından yapılması gereken yemek menüsü, broşür, poster, dekor işlerini davacıya göndermediği, davacının bu işlemleri kendisinin Lübnan'dan tedarik ettiğinin anlaşıldığı, 3) Taraflar arasındaki 17.11.2016 tarihli İmtiyaz Hakkı Sözleşmesinin 17,3/2, 3/3 ve 4.2 maddeleri gereğince davalının yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğinin söylenemeyeceği, bu hükümler uyarınca eksikliklerinin bulunduğu, bu eksikliklerin ... sözleşmesine konu iş bakımından esaslı unsur olarak değerlendirilebileceği, 4) Taraflar arasında yapılan sözleşmenin 7/1 maddesine göre davacının iki bayilik hakkını vermesi karşılığında davalıya 50.000,00 USD'nin ödenmiş olduğu, ancak sadece bir bayilik verilmiş olduğu, somut olayda tek bir restoran açıldığından ... bedelinin yarısı olan 25.000,00 USD'nin davalı tarafından davacıya iade edilmesi gerektiği, diğer açılan restoran bakımından sözleşmenin yürürlükte olduğu süre bakımından 16.493,11-USD'nin davalı tarafından davacıya iade edilmesi gerektiği, 5) Davacı tarafından sözleşmenin haklı sebeplerle feshedilmesine hükmedilmesi halinde davacı tarafından ödenmiş olan 6.537,00 USD'nin kusur oranında olmak üzere %50 si olan 3.268,50 USD'nin davalı tarafından iade edilmesi gerektiği, mahkemenin davacının sözleşmeyi haklı sebeplerle feshetmediği sonucuna varması halinde ise davalının bu kapsamda iade etmesi gereken bir tutarın bulunmayacağı, 6) Davacı tarafından sözleşmenin haklı sebeplerle feshedilmiş olduğuna hükmedilmesi halinde davacı tarafın eğer varsa yoksun kalınan kazancını talep edebileceği ancak yoksun kalınan kazanca ilişkin tazminat hesaplamalarında, davalının yaptığı haksız fiil ve eylemler nedeniyle zararın ortaya çıktığının makul, kabul edilebilir bir kesinlikle ispatlanması gerektiği, bu konuda davacı tarafından dosyaya sunulu kanıtların bulunmadığı, 2016 ve 2017 yılına ilişkin Gelir Beyannamelerinin buna yeterli olmadığı, yukarıda açıklandığı üzere bu kapsamda yürürlükte olduğu süre bakımından 16.493,11 ve 3.268,50 USD'nin davalı tarafından davacıya iade edilmesinin uygun olacağı..." şeklinde görüş belirtilmiştir.
G E R E K Ç E :Dava, ... sözleşmesine aykırılık ve erken fesih nedeniyle alacak ve tazminat davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya incelendiğinde; taraflar arasında gerçekleşen Whatsapp yazışmalarında 08 Ekim 2017 tarihli davacı yetkilisinin her şeyin yolunda olduğunu davalı tarafa bildirdiğinin görüldüğü, dava dilekçesinin ekinde tercümesi dosyaya sunulmuş olan ve davacı tarafça davalıya gönderildiği belirtilen, davalı taraftan imzalanması talep edilen denetleme kaydının tercümesinin tarihsiz olduğu, yine davacı tarafça davalıya gönderilen denetleme kaydı imzalanmadığı takdirde sözleşmenin feshedilebileceğine dair mailin de tarihsiz olduğu, bu nedenle davacının davalıya sözleşmeye aykırılıkları hangi tarihte bildirdiğinin anlaşılamadığı, Dairemizin kaldırma kararında da bu hususa değinilmesine rağmen, bilirkişi raporlarında bu konuda bir değerlendirme yapılmadığı tespit edilmiştir. Davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiklerine dair iddiasının ispatı kapsamında, bu denetleme kaydının ve davalı tarafça davalıya gönderildiği belirtilen mailin tarihlerini tespite yarayan bilgilerin sunulması için davacı tarafa süre verilerek, buna göre değerlendirme yapılması gerekirken, bu konuda inceleme yapılmamış olması doğru olmamıştır.Ayrıca, Dairemizce yetersiz olduğu belirtilen ilk bilirkişi raporundan sonra iki ayrı heyetten alınan ve her iki tarafça da itiraz edilen bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğu halde, Mahkemece bu çelişki giderilmeden karar verilmesi de doğru olmamıştır.Kabule göre de; davalının kusur durumunun değerlendirilmesi için de önemli olduğu halde, Mahkemenin gerekçeli kararında davacının da sözleşmenin feshinde %50 oranında kusurlu olduğu belirtilmesine rağmen, davacının hangi sözleşme hükümlerine aykırı davrandığına ve fesihte haklı olup olmadığına dair denetime uygun bir gerekçe yazılmadığı, bu durumun HMK’nın 297/1. maddesine aykırı olduğu tespit edilmiştir.Yine kabule göre; Mahkemece hiç faaliyete geçmeyen şube için 25.000,00 USD... bedeli, faaliyete geçen şubeyle ilgili 16.493,11 USD ... bedeli ve davacı tarafından sözleşme kapsamında davalıya ödenen net satışlarının %5 bedeli toplamı 6.537,00 USD’nin yarısı olan 3.268,50 TL yönünden davanın kabulüne karar verildiği gerekçede belirtildiği halde, bu üç kalem alacak toplamının 44.761,61 USD olmasına rağmen, neye göre hesaplandığı denetlenemeyen 45.161,61 USD için davanın kısmen kabulüne karar verilerek, gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılmıştır.Tüm bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davalı tarafından davacıya gönderilen ve sözleşmenin feshedilebileceğine ilişkin e-mailin tarihi belirlendikten sonra, her iki bilirkişi heyetinin raporları arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde yeni bir heyetten rapor alınarak buna göre değerlendirme yapılması için dosyanın Mahkemesine iadesine karar verilmiş, kaldırma gerekçesine göre davalı vekilinin diğer istinaf talepleri bu aşamada incelenmemiştir.
H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince,İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 26/12/2024 tarihli, 2023/174 E. - 2024/1039 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Yukarıdaki gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya devam olunmak üzere dosyanın, karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-İstinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talebi halinde davalı tarafa iadesine,
4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 19/06/2026 tarihinde HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.