Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/939 E. 2026/1512 K. – Şirketin İhyası
Konu: Şirketin İhyası
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/939
- Karar No
- 2026/1512
- Karar Tarihi
- Konu
- Şirketin İhyası
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/939
KARAR NO: 2026/1512
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : (KAPATILAN)BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 05/02/2025
NUMARASI: 2024/1020 Esas - 2025/116 Karar
DAVA: Şirketin İhyası
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/07/2026
Taraflar arasındaki Şirketin İhyası davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik karara karşı tasfiye memuru olarak atanan ..., ... tarafından, tasfiye memuru ...'in talebinin reddine ilişkin 31.07.2025 tarihli ek karara yönelik tasfiye memuru ... tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... TC kimlik, ...sigorta sicil numaralı, ... doğum tarihli olup, ... Limited Şirketi adına Gebze ... ... Bölgesi, ... köyü mevkii, ... adresinde bulunan.... A.Ş. firmasında çatı onarım işinde beden işçisi olarak çalışmakta iken, 30.09.2012 tarihinde çalışırken çatıdan düştüğü ve ağır şekilde yaralandığını, müvekkilinin kaza tarihinde ... şirketinde 3 günlük çalışması olmasına rağmen, şirket tarafından haksız ve hukuka aykırı şekilde sigortasını yapılmadığını, kaza olduktan sonra da iş kazasının bildiriminde bulunulmadığını, diğer davalı ....Şti. tarafından da yasal hiçbir sorumluluğunun yerine getirilmediğini, .... Ticaret Odasına ... Sicil numarasıyla kayıtlı , Oda Sicil Numarasının ... olduğu – ... Mersis No’lu ... Limited Şirketinin 16.07.2007 tarihinde odaya kayıt olduğu, şirketin ortakları, adresi, yetkililerinin yer aldığı, ticaret sicil bilgileri sunulduğunu, şirketin resen terkin edildiğinin tescilli olduğu bilgilerini içerir Ticaret Sicil kaydının sunulduğunu, bu kayıtlarda Tasfiye Memurunun belli olmadığını, ihyasını talep ettikleri firmanın resen sicilden terkin edildiğini, Sakarya BAM 11. Hukuk Dairesinde duruşma açılarak 2024/1660E. Sayılı dosyasının 24/10/2024 tarihli 2. Celsenin 2 nolu ara kararı gereği ile ; Bozma kararına uyulmasına karar verilerek, Davacı Vekili olarak taraflarına “ ... Limited Şirketinin İhyasını sağlamak amacıyla dava açmak adına 2 ay kesin süre verildiği, ... Limited Şirketinin terkin işleminin iptaline, İhyasına ve varlığını devam ettirmesine kararı verilmesi, Ticaret Siciline yeniden tescil ve ilan edilmesini, davacı müvekkilinin fakirlik sınırlarında geçim zorluğu içinde olduğundan Adli yardım talebinin de kabulüne, yargılama masrafı ve vekalet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı... vekili cevap dilekçesinde özetle; TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yapıldığını, yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı verildiğini, aksi halde tescil talebini gerekçe göstererek reddeceğini, Ticaret Sicili Müdürlüğünün resen terkin işleminin, “6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi”, “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi”, “6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi” ve “Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. Maddesi” kapsamında olduğunu, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını, ihyası talep edilen şirketin dosyasında yapılan incelemede, adresinin tespit edilemediği hususunun belirlenmesinin ardından, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 7’nci maddesi ile “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 5’inci maddesi gereğince resen terkin kapsamına alındığını, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 18/02/2015 tarihinde sicil kaydının resen terkin edildiğinin anlaşıldığını, resen terk kapsamına alınan şirketlerin, bu durumun kendilerine tebliğinden itibaren iki ay içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldırarak buna ilişkin ispat edici belgeleri sicil müdürlüğüne ibraz etmeleri veya şirketin faaliyetinin devamının mümkün olmaması durumunda aynı süre içerisinde tasfiye memurunu bildirmeleri gerektiğini, şirketlerin tasfiye edilmemiş olmasının malvarlığı bulunması durumunda ticaret sicilinden terkin edilemeyeceklerine dair bir düzenleme bulunmadığını, beyanla dava konusu şirkete kayıtlı olduğu iddia edilen aracın tasfiye işlemleri kapsamında ek tasfiyeye karar verilmesi durumunda, ihyası talep edilen şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilmesini ve dava açılmasına sebep olmadıklarından müvekkili müdürlük hakkında aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...dava konusu şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. Maddesine göre 18/02/2015 tarihinde resen sicil kaydının terkin edildiği,Sakarya BAM 11. Hukuk Dairesi 24/10/2024 tarihli 2. Celsenin 2 nolu ara kararı gereği 2024/1660 Esas Sayılı dosyasına özgü olarak dava konusu şirketin ihyasını istemekte hukuki menfaati bulunduğu dikkate alınarak açılan davanın kabulü ile dava konusu şirketin ihyasına karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuş, davada davalı ticaret sicil müdürlüğünün yasal hasım olması ve davanın açılmasına sebebiyet vermemesi karşısında aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiği, ..., ..., ... ( ... ), ... ve ...'nın ihyası talep edilen şirketin eski yetkilileri olduğu, tasfiye işleminin eksik yapılması, dava açılmasına sebebiyet verilmesinden ötürü ihyası talep edilen şirket yetkilileri ..., ..., ..., ... ve ...'ın müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere tasfiye memuru olarak atanarak ücret takdirine yer olmadığına hükmedilmesi gerektiği, ticaret sicili ve tasfiye memuruna husumetin yönetilmesi ihya davalarında yeterli olup, davalı şirket yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine" karar verilmiştir.
Mahkemece 31.07.2025 tarihli ek karar ile "...Tasfiye memuru ... ... vekili dilekçesi ile ihyası istenen .... Şti.'de bulunan hisselerin tamamını 03/12/2007 tarihinde devreden ve şirket yetkilisi olmayan müvekkili ...'in tasfiye memuru olarak atanmasına ilişkin, müvekkiline 22/07/2025 tarihinde tebliğ edilen karardaki maddi hatanın düzeltilmesi talep etmiştir.
Hükmün tashihi şartları, HMK'nın 304. maddesinde düzenlenmiş olup; tashih için karar içeriğinden anlaşılan ancak basit hesap ya da yazım hatası nedeniyle hükümde oluşan bir hatanın bulunması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinde hükümde verilen karara ilişkin maddi hata bulunmadığı, tasfiye memurunun talebinin de mahkememiz tarafından değerlendirilmesi gereken bir talep olmadığı anlaşılmakla tasfiye memuru vekilinin talebinin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Tasfiye memuru ... istinaf dilekçesinde özetle; .... Ticaret odası kayıtları ve vergi dairesi kayıtlarının incelenmesi durumunda noterlik kayıtlarıyla devir işlemlerinin yapılmasından sonra meydana gelen kaza ile bir alakalarının bulunmaması şahsi olarak da bir kusurlarının bulunmaması nedeniyle davalı olarak gösterilmeleri ve haklarında da aleyhe karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olacağından dava açılmasının yasal olmadığını, mahkemeye bu durumun açıkca belirtilmesine rağmen talep ve beyanları dikkate alınmadan yeteri kadar ivedi ile incelemesi yapılmadan usul ve yasaya aykırı bir şekilde hüküm kurulduğunu, mahkemenin hakkında verilen usul ve kanuna aykırı hükmün bozulmasına, eksik yapılan inceleme ile aleyhine düzenlenen kararının bozulmasına, lehine olan kanun maddelerinin uygulanmasına, usul ve yasaya aykırı şekilde verilen hükmün ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Tasfiye memuru ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; ...... tarafından Yerel Mahkemeye gönderilen 24/12/2024 gün ... sayılı yazıda sehven müvekkili ...'in "şirket yetkilisi olduğu ve görev süresinin 16/07/2027 tarihine kadar devam ettiği" bilgisi verildiğini, şirket yetkilisi olmayan ve ilgili şirkette bulunan hisselerini 03/12/2007 tarihinde devreden müvekkili ... tasfiye memuru olarak atanmış olup, ilgili mahkeme kararının 25.06.2025 tarihinde taraflarına tebliğ edilmeden önce kesinleştiğini, müvekkilinin tasfiye memuru olarak atanması kararının tashihi için yapmış oldukları başvurunun da mahkeme tarafından 31.07.2025 tarihinde istinaf yolu açık olmak üzere reddedildiğini ve 20.10.2025 tarihinde taraflarına tebliğ edildiğini, müvekkili şirket hissesini devreden müvekkili ...'in hukuki sorumluluğu 10.12.2009 tarihinde son bulduğunu, iş bu şirketin ihyasına yönelik dava, 30.09.2012 tarihli iş kazasından doğduğu ileri sürülen işçi alacağına ilişkin olup, müvekkili ...'in şirket hisselerini devrettikten yaklaşık 5 yıl sonra vuku bulan olaydan dolayı hukuki sorumluluğuna gidilmesinin söz konusu olmadığını, müvekkilinin 2007 yılında hissesini devrettiği şirkete 18 yıl sonra (tarih kısmı sehven 2027 olarak belirtilen... yazısına istinaden) 2025 yılında şirket yetkilisi olduğu gerekçesi ile tasfiye memuru olarak atanmasına ilişkin mahkeme kararının açıkça hukuka aykırı olduğunu, HMK. 304 Maddesi 1 fıkrası: "Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez.
Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir." hükmü gereği hükmün tashihi taleplerinin kabul edilmesi gerekirken yerel mahkeme tarafından 31.07.2025 tarihli ek karar ile reddedildiğini, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mah.'nin 05/02/2025 gün ve 2025/116 sayılı ...'in tasfiye memuru olarak atanmasına ilişkin kararına ve hükmün tashihi taleplerinin reddine ilişkin 31.07.2025 tarihli ek kararına karşı istinaf başvurularının kabulü ile Bakırköy 7. ATM.'nin ...'in tasfiye memuru olarak atanmasına ilişkin kararın ve 31.07.2025 tarihli ek kararının kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava, Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) geçici 7. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Müdürlüğünce re'sen terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davalı şirket yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalı yönünden davanın kabulüne Tasfiye Halinde ... Limited Şirketi'nin TTK'nın 547/1. maddesi gereğince Sakarya BAM 11. Hukuk Dairesi 2024/1660 Esas Sayılı dosyası özgü olarak tasfiye işlemlerinin yapılması bakımından ihyasına, tasfiye memuru olarak ..., ..., ... (...), ... ve ...'nın müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere görevlendirilmesine karar verilmiş, tasfiye memuru olarak atanan ...'nın vefat etmiş olduğunun bildirilmesi üzerine 17.07.2025 tarihli ek karar ile müteveffa ...'nın müşterek ve müteselsil tasfiye memurluğundan çıkarılarak önceden atanan tasfiye memurlarının müşterek ve müteselsil olarak sorumlu olmalarına karar verilmiş, 31.07.2025 tarihli ek karar ile de tasfiye memuru ... vekilinin talebinin reddine karar verilmiş; tasfiye memuru olarak atanan ... gerekçeli karara karşı, ... ise hem gerekçeli karara hem de ek karara karşı yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara ilişkin kesinleşme şerhi düzenlendiği anlaşılmakta ise de tasfiye memurlarının hukuki yararı bulunmak kaydıyla istinaf kanun yoluna başvuru hakkı bulunmakta olup, (Yargıtay 11. HD 2020/353 Esas, 2020/1921 Karar sayılı 24/02/2020 tarihli kararı) yapılan kesinleştirme işleminin, tasfiye memurlarına gerekçeli karar tebliğ edilmeden gerçekleştirildiği anlaşılmakla eldeki davada tasfiye memuru olarak atanan ... ile ...'in karara ve ek karara yönelik istinaf hakkının bulunduğunun ve mahkemece düzenlenen kesinleşme şerhinin hukuki sonuç doğurmayacağının kabulü gerekir.
Somut olayda terkin edilen İstanbul...'ne kayıtlı Tasfiye halinde ... Limited Şirketi hakkında Gebze 3. İş Mahkemesinin 06.10.2017 tarihinde ikame edilen 2017/426 esas sayılı iş kazası nedeniyle maddi manevi tazminat davasında verilen kararın temyizen bozulması sonrasında istinaf mahkemesi olan Sakarya BAM 11. Hukuk Dairesi'nin ara kararı gereği 2024/1660 Esas sayılı dosyasına özgü olarak ihyasının talep edildiği, davalı şirketin 10.11.2014 tarihinde TTK'nın Geçici 7. Maddesine göre sicilden terkin edildiği anlaşılmaktadır.
TTK'nın geçici 7. Maddesi uyarınca 01.07.2015 tarihine kadar sayılan halleri tespit edilen ya da bildirilen şirketlerin tasfiyeleri, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır. 559 sayılı KHK gereğince sermayelerini öngörülen tutara çıkarmamış bulunmaları, TTK'nın yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar münfesih olmaları, TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması nedeniyle ara bilançoları genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin edilememeleri sebepleriyle resen terkin edilirler.
TTK'nın geçici 7. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde ticaret sicil memurluğu tarafından şirketin sicil kaydı terkin edilir. Terkin edilmeden önce, TTK'nın geçici 7/4-a maddesi uyarınca, kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere ....Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. TTK'nın geçici 7/2. maddesine göre, davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz.
23/5/2024 tarih ve 7511 sayılı kanunun 16 maddesi ile TTK'nın geçici 7/15.maddesine "...Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamaz" düzenlemesi eklenmiştir.
TTK'nın geçici 7. maddesine uyarınca yapılan terkin işlemine karşı açılan davalarda husumetin yasal hasım olmayan sicil müdürlüğü yöneltilmesi yeterli olup,ayrıca tasfiye memuruna yöneltilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır.
TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrası “... Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak … mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir..” düzenlemesini içermektedir. TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilmiş olan bir şirketin ihyasına karar verildiğinde yerleşik hâle gelen Yargıtay içtihadı uyarınca, TTK'nın 547. maddesinin kıyasen uygulanarak, ihyaya gerekçe yapılan ek tasfiye işlemlerinin yerine getirilmesi için tasfiye memurunun atanması gerekir. Somut olayda terkin edilen şirket hakkında ikame edilen dava dosyası nedeniyle şirketin ihyasına ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 04.12.2023 tarihli, 2023/6083 E - 2023/7021 K sayılı ilamı)
Ancak mahkemece tasfiye memuru olarak atanan ... ve ...'in, Ticaret Sicil Gazetesinin 10.12.2007 tarihli ve ... sayılı ilanına göre davalı şirketin geçici 7. Maddesine göre sicilden terkin edilmeden önce 03.12.2007 tarihinde hisselerini devrederek şirketten ayrıldıkları, terkin tarihinde şirkette ortaklıklarının bulunmadığı gözetildiğinde bu durumun haklı sebep olarak değerlendirilmesi ve tasfiye memuru olarak, terkin tarihinde şirketi müştereken temsile yetkili ortaklar ... ve ...'ün tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmesi gerekirken mahkemece yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi ve tasfiye memuru ...'in tasfiye memuru olarak atanmasına ilişkin kararın düzeltilmesine ilişkin talebinin de ek karar ile reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Ayrıca dava, Ticaret Sicil Müdürlüğüne açılmış ve... tarafından adına cevap verilmiş olmasına rağmen karar başlığında davalı olarak Ticaret Odasının yazılması mahallinde her zaman düzeltilebilecek bir hata olması nedeniyle bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir.
Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Md uyarınca tasfiye memuru ... ile ...'in istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının ve 31.07.2025 tarihli ek kararın kaldırılarak Dairemizce yeniden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
Tasfiye memuru ... ile ...'in vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararı ile 31.07.2025 tarihli Ek Kararın HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. Maddesine göre 18/02/2015 tarihinde resen terkin edilen, ......'nün ... sicil nolu Tasfiye Halinde ... Limited Şirketi'nin, TTK'nın 547/1. maddesi gereğince Sakarya BAM 11. Hukuk Dairesi 2024/1660 Esas sayılı dosyası özgü olarak tasfiye işlemlerinin yapılması bakımından İHYASINA, kararın bir örneğinin ... Ticaret Sicil Müdürlüğüne tevdiine,
2-TTK 547. Maddesi gereğince tasfiye memuru olarak ... T.C kimlik nolu ..., ...T.C kimlik nolu ...'ün müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere görevlendirilmesine, kendilerinin ihyası talep edilen şirketin yetkilileri olmaları nedeniyle ücret takdirine yer olmadığına,
3-Davalı ... Limited Şirketi yönünden davanın pasif husumetten REDDİNE,
4-Keyfiyetin tescil ve gazete ile ilanına, masrafın davacı vekili tarafından karşılanmasına,
5-Davacının adli yardım talebinin kabul edildiği nazara alınarak Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL harcın, harcın tasfiye memuru olan ..., ...'ten müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek hazineye irat kaydına,
6-Davalı... zorunlu yasal hasım olduğu ve dava açılmasına sebebiyet vermediğinden, davalı yönünden davacı lehine avukatlık ücretine hükmedilmesine yer olmadığına ve yapılan masrafların davacı üzerinde bırakılmasına,
7-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine,
8-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;
a-Tasfiye memurları ... ve ... tarafından yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
b-Tasfiye memurları ... ve ... tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama masraflarının kaldırma sebebine göre kendi üzerilerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)ç. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
14/07/2026