Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/961 E. 2026/1418 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/961
- Karar No
- 2026/1418
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/961
KARAR NO: 2026/1418
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/10/2025
NUMARASI: 2024/235 Esas - 2025/825 Karar
DAVA: Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/07/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekili ile davalı Davalı ... A. Ş. vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, davalı şirketlerden .... A.Ş.'nin üretici ve ithalatçısı, ... A.Ş'nin ise yetkilisi satıcısı olduğu bayi çıkışlı, bayi servis ve garanti paketli ... plakalı, 2021 yılına ait ...marka ... ... model, E tipi, ... şase numaralı aracı 26.10.2022 tarihinde dava dışı .... Şti'nden satın aldığını, müvekkilinin davaya konu aracı satın aldıktan sonra garanti süresi içerisinde aracın aküsünün arıza verdiğini fark ettiğini, akü arızası ile beraber motor arıza ışığının belirlemesi, çarpma riski algılama arızası, otomatik hız sabitleyici arızası, frenleme sistemi arızası, düşük hava kontrolü arızası gibi diğer bütün sistemlerin arızalı olduğuna dair ikaz ışıkları arıza işareti vermeye başladığını, bunun üzerine müvekkilinin aracı davalılara ait yetkili servise götürdüğünü ve durumu davalı şirkete bildirdiğini, yetkili servis tarafından araçta bir takım işlemler yapılıp araç müvekkiline teslim edildiğini ve aracın teslim edilirken araçta başkaca bir arıza olmadığı bilgisinin verildiğini,
Daha sonra müvekkilinin araçta herhangi bir problem ve arıza olmamasına güvenerek aracı kullanmaya devam ettiğini, ancak araçtaki tüm ikaz ışıklarının arızasının devam ettiğini, bu sorunun çözülmeyerek devam ettiğini, bu arıza için müvekkilinin aracı defalarca yetkili servise götürmesine rağmen araçtaki arızanın giderilmediğini, Yine aracın müvekkili tarafından kullanılmak amacıyla çalıştırılınca araçtaki tüm ikaz ışıklarının yanıp sönmeye başladığını ve aracın çalışmadığını,
Aracın bu şekilde davalılara ait yetkili servise çekici yardımı ile götürüldüğünü burada yetkili servis tarafından yapılan bir takım işlemlerden sonra aracın ancak çalıştırılabildiğini, yetkili servis tarafından araçta bir takım işlemler yapılıp aracın müvekkiline teslim edildiğini ve aracın teslim edilirken araçta başkaca bir arıza olmadığı bilgisinin verildiğini, ancak aracın müvekkilinin kullanımında olduğu zaman zarfında bu sorunun birden fazla defa ortaya çıktığını ve müvekkilinin aracını yine birden fazla defa olacak şekilde hiç çalışmamasından dolayı çekici yardımı ile servise götürdüğünü, bu sorunun devam etmesi üzerine davalılara ait yetkili servis tarafından aracın aküsünde arıza olduğu ve değiştirilmesi gerektiği bilgisinin verildiğini,
Müvekkilinin de mecburen davalılara ait yetkili servisin verdiği bilgiye güvenerek onay verdiğini ve yetkili servis tarafından aracın aküsünün değiştirildiğini ancak aracın kronik olan arızasının giderilmediğini, Aracın aynı şekilde arıza vermeye devam ettiğini, Bunun yanında aracın vitesinin de zaman zaman atmadığını, özellikle yokuşlarda aracın çekişten düştüğünü ve bundan kaynaklı aracın hararet yaptığını, bu sorunların da davalılar tarafından giderilmediğini,
Dava Konusu ... plakalı ayıplı aracın tüm masrafları davalılara ait olmak üzere ayıpsız misli ile değiştirilmesini, ayıpsız misli ile değiştirilmesine karar verilmemesi halinde ayıp oranında satış bedelinden indirim yapılmasını, davacıya iade edilecek meblağın Davalı ... A.Ş.'den avans faiziyle birlikte alınarak davacı müvekkiline verilmesini, ayıplı araçtan dolayı müvekkilinin bakım ve tamir işlemleri nedeniyle yaptığı masraflar için 500,00-TL ve müvekkilinin araçsız kaldığı sürelere ilişkin ikame araç bedeli için 500,00-TL olmak üzere toplam 1.000,00-TL maddi tazminatın ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ... A.ş.'den tahsili ile müvekkiline ödenmesini, yargılama harç ve giderleri ile ücreti vekâletin davalılara yükletilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı ... Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu aracın davacı tarafından .... Şti.’den satın alındığını, .... Şti.'nin ise aracı davalı şirketten 24.01.2021 tarihinde satın aldığını, davacı tarafın taleplerinin garanti süresi içerisinde davalı müvekkiline yöneltilmediğini,davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacı ile müvekkili şirket arasında herhangi bir alım satım ilişkisi bulunmadığından davanın husumet yokluğu sebebi ile usulden reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Davalı ... Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını,dava konusu araçta, davalı şirkete atfedilebilecek herhangi bir problemin mevcut olmadığını, bu nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu ... plaka sayılı aracın 26.10.2022 tarihinde davacı tarafından dava dışı .... Şti'nden satın alınmış olduğu, davacının iddiasına göre aracın akü arızası, motor arızası, vites atmama arızası, aracın yokuş çıkamaması ve hızlanamaması, direksiyon kutusundan sesler gelmesi vs. gibi arızalar nedeniyle üretimden kaynaklı gizli ayıplı olduğu, satıcı ve ithalatçının gizli ayıptan dolayı sorumluluklarının bulunduğunu belirterek ayıp oranında bedelde indirim ile ayıplı araçtan dolayı yaptığı masraflar ile aracın serviste kaldığı süre için ikame araç bedeli talebinde bulunduğu, gizli ayıbın olup olmadığına ilişkin alınan 08.01.2024 tarihli teknik bilirkişi raporu ile 10.09.2025 tarihli teknik bilirkişi heyet raporlarında da belirtildiği üzere, aracın kronik arızasının olmadığı, arızaların bir kısmının kullanıma bağlı olarak meydana geldiği, bir kısmının ise davalı servis tarafından ücretsiz onarım yapılarak davacıya teslim edildiği, araçta gizli ayıbın mevcut olmadığının belirlendiği, davalıların sorumluluğunun bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine , ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna göre davanın reddine karar verildiğini, dosyadaki mübrez tüm deliller ışığında dava konusu araçta meydana gelen arızlar dikkate alındığında dava konusu aracın üretimden kaynaklı ayıplı olduğunu gösterdiğini, mahkemece karara dayanak yapılan bilirkişi raporundaki tespite katılmak hukuken mümkün olmadığını, bilirkişi tarafından değerlendirme ve tespit usul ve yasaya aykırı olacak şekilde dava konusu aracın davacı tarafından aracın dava dışı .... şti'nden satın alındığı 26.10.2022 tarihinden sonraki servis kayıtları dikkate alınarak yapıldığını, oysaki davacı tarafından aracın satın alınmış olduğu tarih ve sonrasında dava konusu aracın garanti süresi mevcuttur. meydana gelen arızaların çoğu garanti süresi içerisinde ortaya çıktığını, yine davalıların aracın ayıplarından kaynaklı hukuki olarak sorumluluğu garanti süresince devam etmekte ve gizli ayıplarından sorumluluğu ise ortaya çıkan ayıpların tekrarlanması zorunluluğu ve şartı olmaksızın ayıbın ortaya çıkması halinde mevcut olduğunu, dolayısı ile bilirkişi tarafından dava konusu aracın ayıplı olup olmadığına dair değerlendirme aracın sıfır olarak alındığı tarihten itibaren bir bütünen yapılması gerekmekteyken aksi yönde değerlendirme yapılmış olması hatalı olduğunu, dolayısıyla tanzim edilen bilirkişi raporu denetime elverişli bilimsel ve objektif bir rapor olmadığını, bilirkişi raporunda ayıba ilişkin tespitin aracın davacı tarafından satın alındığı tarihten sonraki servis kayıtları ile sınırlı olarak yapılması hatalı olduğunu, aracın davalılardan satın alındığı tarihten itibaren meydana gelen tüm arızaların gizli ve imalattan kaynaklı ayıplar olup olmadığı yönünde bir değerlendirme ve tespit yapılması gerektiğini, dava konusu araç alındığı tarihten itibaren 6 aylık süre içerisinde arıza ve hata göstermesi karine olarak bu aracın ayıplı olarak üretilmiş olduğunu göstermekte, sıfır alınan bir aracın 6 aylık süre içerisinden birden fazla arıza göstermesi hayatın olağan akışında normal olmadığı gibi satın alınan araçtan beklenen faydayı ortadan kaldıran ve azaltan sebeplerin mevcut olduğunu, söz konusu aracın taşıması gereken vasıfları taşımadığını ve dolayısıyla ayıplı olduğunu gösterdiğini, dosyadaki servis kayıtları ve davacının arızalara dair bildirmiş olduğu iş emirlerinde şikayetler göz önüne alındığı garanti süresi içerisinde aracın defalarca mekanik sorunlarından kaynaklı olarak arıza verdiği ve bu arızaların hiçbiri de kullanımdan kaynaklı olmadığı aksine aracın kullanılmasıyla ortaya çıkan tamamen aracın hatalı ve ayıplı bir şekilde üretiminden kaynaklı arızalar olduğunun görüleceğini, davacının masraf miktarı mecburen ödendiğini, sadece bu servise gitme işleminde bile var olan arızaların tamamı, değişimi yapılan parçalar ve aracın serviste kaldığı gün sayısı bakıldığında söz konusu arızaların imalattan kaynaklı ve devam eden kronik arızaları olduğunu gösterdiğini, bilirkişi raporları yetersiz, çelişkili ve denetime elverişli olmadığını, gizli ayıp değerlendirmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporlarında; aracın garanti süresi içinde defalarca aynı ve benzer arızalarla servise gittiği, arızaların aracı kullanılamaz hale getirdiği, aracın çekici ile servise götürüldüğü olguları tartışılmadan, yalnızca servis kayıtlarının “kronik arıza” ibaresi içermediği gerekçesiyle gizli ayıp yoktur sonucuna varıldığını, gizli ayıp, servis kayıtlarında “kronik” kelimesinin geçmesine bağlı olmadığını, ayıbın satın alma anında mevcut olması veya sonradan ortaya çıkması fakat üretim kaynaklı olmasının yeterli olduğunu, aracın çalışmaması, tüm ikaz lambalarının yanması, vites atmama, çekiş düşmesi gibi arızalar olağan kullanım sonucu kabul edilemeyeceğini, bilirkişiler, bu arızaların üretim veya elektronik sistem kaynaklı olup olmadığını teknik olarak irdelemediğini, kullanıma bağlı arıza” tespiti soyut ve gerekçesiz olduğunu, raporda, arızaların bir kısmının “kullanıma bağlı” olduğu ifade edilmiş ancak: hangi arıza, hangi teknik gerekçeyle ne şekilde kullanıcı kusuruna bağlandığının, davacının hangi kullanım hatasını yaptığı açıklanmadığını, bu haliyle raporlar soyut, gerekçesiz ve hükme esas alınamaz nitelikte olduğunu, önceki hasar kayıtlarının yanlış değerlendirildiğini, araçta davacının satın almasından önceki sbm hasar kayıtlarının bulunması, davacının talep ettiği ayıplarla illiyet bağı kurulmadan rapora dayanak yapıldığını, önceki hasar kayıtları, davacının yaşadığı elektronik ve mekanik arızaların sebebi olarak somut biçimde ilişkilendirilmediğini, bu durum, eksik inceleme teşkil etmektedir.
6.4-)ayıp ihbarı ve garanti süresi yönünden yanlış değerlendirme yapıldığını, davacının, aracı garanti süresi içinde yetkili servise defalarca götürmüş, arızalar satıcı ve ithalatçıya fiilen bildirilmiş ayıp ihbarı için yazılı ihtarın şart olmadığını, yetkili servise başvurular ayıp ihbarının yerine geçtiğini, bu husus Yargıtay içtihatlarıyla sabit olduğunu, aracın davalılardan 0 km olarak alındığı tarihten beri imalattan kaynaklı mekaniksel arızalarının olduğu ve söz konusu arızaların hem davacı hem de aracın ilk sahibi döneminde ortaya çıktığı ve tekrar ettiği, garanti süresi içerisinde yeni arızaların ortaya çıktığı, aracın 1,5-2 yıllık süre zarfında defalarca(15-20 arası) servise götürülmek zorunda kalındığı ve aracın imalattan kaynaklı ayıplarının mevcut olduğu, bu ayıpların kullanımla birlikte ve zamanla ortaya çıktığı, her ayıbın ortaya çıkması halinde aracın gecikmeksizin servise götürüldüğü ancak davalılar tarafından arızaların giderilmediği, meydana gelen arızaların niteliği ve niceliği sebebiyle araçtan beklenen faydanın sağlanmadığının görüleceğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davalı ... A. Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece, hukuka ve hakkaniyete uygun olarak davanın reddine karar verilmiş ancak davalı şirket lehine hatalı şekilde gösterilen harca esas değer üzerinden vekalet ücretine hükmedildiğini, ancak konusu para ile ölçülebilen davalarda araç değeri üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, dosyada birden fazla davalı bulunmasına rağmen her bir davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmemesi de usule aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın vekalet ücreti yönünden kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :Dava, satılanın ayıplı olması nedeniyle misliyle değişimi, olmadığı takdirde bedelinin iadesi, bakım ve tamir masraflarının tahsili, ikame araç bedelinin tazmini davasıdır.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, satılanın ayıplı olup olmadığı, ayıptan sorumluluğa ilişkin hükümlerin uygulanıp uygulanamayacağı, garanti süresinin dolup dolmadığı, ayıptan davalıların sorumlu olup olmadığı noktasındadır.
Dava konusu ... plakalı araç davalı ... Anonim Şirketi tarafından 24/03/2021 tarihli fatura ile dava dışı .... Şti'ye satılmış, daha sonra bu şirket tarafından söz konusu araç 26/10/2022 tarihinde davacıya satılarak davacı adına tescil edilmiştir.
Davacı tarafça, satılanın üretimden kaynaklı gizli ayıplı olması nedeniyle satılanın ayıpsız misliyle değişimi, olmadığı takdirde bedelinin iadesi, bakım ve tamir masraflarının tahsili, ikame araç bedelinin tazminine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 219/1. Maddesine göre, satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur.
Görüldüğü üzere ayıba karşı tekeffül satıcının, satış sözleşmesine dayalı bir yükümlülüğü olup, somut olayda davalı, dava konusu aracın satıcısı olmadığından (davanın tarafları arasında dava konusu aracın alım-satımına ilişkin bir sözleşme bulunmadığından) Türk Borçlar Kanununda düzenlenen ayıptan sorumluluk(ayıba karşı tekeffül) hükümlerinin eldeki davada uygulanma olanağı yoktur.
Bunun dışında, davalı taraf aracın 2 yıl garantisi bulunduğunu ve bu garantinin 24/03/2023 tarihinde sona erdiğini savunmuştur. Davalı ithalatçı firmanın garanti sorumluluğuna dayanıldığı hallerde, davalının sorumluluğu garanti süresi ve garanti sözleşmesindeki şartlarla sınırlıdır.
Yani taraflar arasında satış sözleşmesi bulunmadığı hallerde aracın garanti kapsamında olması, ayıptan sorumluluk hükümlerinin uygulanabileceği anlamına gelmemektedir. Somut olayda, dava konusu aracın dava dışı .... Şti tarafından satın alındığı 24/03/2021 tarihinden itibaren 2 yıl geçtikten sonra 24/03/2023 garanti süresi dolmuştur. Buna göre davacı aracı satın aldıktan sonra yapılan bazı servis kayıtları tarihi itibariyle garanti süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır.
İlk derece mahkemesince alınan 13/01/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, davalı ... Anonim Şirketi yetkili servis tarafından yapılan işlemlerin (davacın satın aldığı 26.10.2022 tarihinden sonra) süreklilik/tekrarlanma durumunun dosya içeriğindeki mevcut servis kayıt formları üzerinde yapılan incelemelerde mevcut olmadığı, iş emir formları üzerinden yapılan analizde, dava konusu ... plakalı, 2021 yılına ait ...marka ... tipi aracın ayıp unsuru taşımamış olduğu ifade edilmiştir.
İlk derece mahkemesince alınan 10/09/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ise, dava konusu aracın davacı tarafından satın alınmış olduğu 26.10.2022 tarihinden önce SBM kayıtlarına göre 4 (dört) adet geçmiş hasar kaydı bulunduğunun görüldüğü, dosya muhteviyatına sunulmuş olan bilgi, belge doküman İş Emri Formlarının incelenmesi neticesinde davalı ... A.Ş. yetkili Servis tarafından yapılan işlemlerin (davacın satın aldığı 26.10.2022 tarihinden sonra) süreklilik/tekrarlanma/ kronikleşme durumunun dosya içeriğindeki mevcut servis kayıt formlarında mevcut olmadığı, servis tarafından yapılan işlemlerin rutin/aynı parçanın çok sık değişimi gibi işlemelerin uygulanmadığı, başka bir deyişle kronik arızalar olmadığı, mevcut sorunların aracın ayıp unsurunu taşıdığına dair gerekçeli teknik verileri içermemesi nedeni ile davalı yetkili servis tarafından yapılmış işlemlerin boyut ve ölçeğine göre garanti kapsamında değerlendirilmiş olduğunun görüldüğü, kullanıma bağlı oluşan sorunların garanti kapsamında değerlendirilmeyerek ücret karşılığında yapılmış olduğu, servis tarafından yapılan işlemlerin (davacın satın aldığı 26.10.2022 tarihinden sonra) süreklilik/tekrarlanma durumunun dosya içeriğindeki mevcut servis kayıt formları üzerinde yapılan incelemelerde görülememiş olduğu, bu kapsamda araçta gizli ayıp bulunduğu yönünde değerlendirme yapılmasının teknik olarak mümkün olmadığı ifade edilmiştir.
Her iki bilirkişi heyeti raporunda dava konusu araçta meydana gelen arızalarla ilgili olarak süreklilik/tekrarlanma/ kronikleşme durumunun bulunmadığının rapor edildiği değerlendirildiğinde davacı tarafça, iddia olunan arızaların garanti kapsamında kaldığı ve söz konusu arızaların garanti sözleşmesine göre aracın misliyle değişimini ya da bedelinin iadesini gerektirdiği hususları ispatlanabilmiş değildir. Buna göre, davacının iddia ettiği arızalardan dolayı davalı ithalatçı firmanın sorumlu tutulması mümkün değildir.
Davalı ... Anonim Şirketi ise yetkili servis olup, satış sözleşmesinin tarafı olmadığı gibi garanti veren sıfatının da bulunmaması ve ayrıca bakım ve arıza sonucu servis hizmetinin ayıplı verildiğine ilişkin bir iddianın da bulunmaması karşısında bu davalının dava konusu talepler bakımından sorumlu tutulması mümkün değildir. Bu nedenlerle ilk derece mahkemesince davanın her iki dava yönünden de reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davada asıl talep aracın ayıpsız misli ile değişimine ilişkin olup, bu halde aracın fatura bedeli üzerinden karar tarihinde yürürlükte olan tarife esas alınarak vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince A.A.Ü.T.'nin 13/4 maddesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece, 26/09/2024 tarihli duruşmada 239.244,11 TL üzerinden harç ikmali yapılmış olup, araç değerinin bu tutardan daha yüksek olduğu ispat edilemediğinden bu miktar üzerinden davalı ... A.Ş. lehine nispi tarife üzerinden -karar tarihinde geçerli olan maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla- vekalet ücreti takdir edilmesi gerekir.
Davalı ayrıca her bir davalı yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, Tarifenin 3/2. Maddesinde birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek vekalet ücreti verileceği düzenlemesi karşısında, her iki davalı yönünden davalıların sorumluluğunun bulunmadığı şeklindeki aynı sebeple ret kararı verildiğinden davalılar lehine tek vekalet ücreti belirlenmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının davacı yönünden usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine: ilk derece mahkemesince eldeki davanın açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı Davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
1-Davacının tüm talepleri yönünden davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 615,40 TL harcın davacı tarafından yatırılan 4.088,69 TL tamamlama harcından mahsubu ile artan 3.473,29 TL'nin karar kesinleştikten sonra davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinden bırakılmasına,
4-Davalı ... Anonim Şirketi tarafından sarfedilen 50,00 TL gider avansının davacıdan alınarak davalı ... Anonim Şirketi'ne verilmesine,
5-Artan gider avansı bulunması ve talep etmeleri halinde gider avansının ait olduğu tarafa iadesine,
6-Davalı taraf yargılama sırasında kendilerini vekil ile temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin (davalı ... Anonim Şirketi'ne karşı sorumlu olunan miktar 30.000,00 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
7-6325 Sayılı Kanun'un 18-A/13. bendi uyarınca Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan 1.680,00 TL zorunlu arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir olarak kaydedilmesine,
8-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;
a-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
b-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
c-Davalı ... A.Ş. vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
d-Davalı ... A.Ş. tarafından istinaf aşamasında yatırılan istinaf başvuru harcı 2.002,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 09/07/2026