Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/739 E. 2026/1427 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/739
Karar No
2026/1427
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/739

KARAR NO: 2026/1427

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 16/12/2025

NUMARASI: 2025/569 Esas - 2025/954 Karar

DAVA: Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (Menfi Tespit)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/07/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin tek yetkilisi ve ortağının ... olduğunu, şirketin eski yetkilisi ...’in şimdiki yetkilinin eşinin kuzeni olduğunu, ... ile eşinin taşınmazlarını satarak işbu şirketi devraldıklarını, 6.05.2025 tarihinde şirket adresine ...Banka Alacakları İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile hacze gelindiğini, müvekkili şirketin söz konusu icra takip dosyasından haberi olmadığından dolayı ; icra memurundan söz konusu borcun nedenini sorduğunu, icra memuru ve banka vekilinin dosya borcunun kredi sözleşmesinden kaynaklandığını, asıl kredi borçlusunun ...Limited Şirketi olduğunu, ...'nin ve sözde şirket yetkilisi şüpheli ...' in kefil olduğunu beyan ettiklerini, ...’in şirket yetkilisi olmadığı halde şirket yetkilisi gibi hareket ettiğini, müvekkilinin ilgili hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, takibin konusunu oluşturan kredi sözleşmesinde kefil olarak ...' yetkilisi olarak atılan imzanın müvekkili şirketin etkilisinin imzasının olmadığının tespitine karar verilmesini, müvekkilinin borçlu olmadığının tespit edilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu İstanbul ... İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyasında, ödeme emri davacı şirkete 10.06.2025 tarihinde tebliğ edildiğini, davacı şirketin 11.06.2025 tarihinde sunduğu itiraz dilekçesiyle takibin durduğunu, bu durumda müvekkilinin itirazın iptali veya itirazın kaldırılması davası açması hâlinde, davacı şirket borçlu olmadığı yönündeki iddiasını savunma yoluyla ileri sürebilecek olduğunu, menfi tespit davası açmakta hukuki yararı olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Somut olayda davalı yan ilamsız takip başlatmış olup işbu takip davacının itirazı le durmuştur. İcra takibine devam edilebilmesi için takibi itiraza uğrayan alacaklının itirazın iptali davası açması gerekir. İtirazın iptali davası açıldığında da davacının savunma ve delillerini bildirmesi mümkün olduğu gibi, açılmadığı takdirde de ilamsız icra takibi düşecektir. Davacının bu halde cebri icra tehdidi altında kabul edilemeyeceğinden korunmaya değer hukuki yararı bulunmadığından davanın usulden reddine, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın hukuka aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesinin davacının hukuki yararının olup olmadığının tespitini yapmadığını, davacı tacir olup iş bu takip durmuş olsa dahi bu durum banka yada bankalardaki kredi notunu olumsuz etkilediğini, mahkemece; korunmaya değer hukuki yarar bulunmadığının tespitinin yerinde olmadığını, korunmaya değer hukuki bir yararın bulunmadığından bahsedilemeyeceğini, itiraz üzerine takibin durmuş olması takip hukukuna ilişkin bir durum olup, maddi anlamda kesin hüküm ifade etmediğinden borçlunun bu belirsizliğe katlanmak zorunda olmadığını, borçlunun, hakkında henüz icra takibi başlamadan önce de yapılabilecek olası bir takibi düşünerek, kendisini bir borçla tehdit eden kimseye karşı böyle bir borcu bulunmadığının saptanması için dahi menfi tespit davası açabileceği kabul edilmişken, hakkında yürümekte olan bir icra takibi olan borçlunun bu davayı açmasında hukuki yararının bulunduğunda hiç kuşku olmadığı gibi, böyle bir davayı açmasına da hiçbir hukuki engelin bulunmaması gerektiğini, alacaklının elinde "iik'nun 68. maddesinde sayılan belgeler bulunmaması", borçlu hakkında başlattığı icra takibine, borçlunun itiraz etmek suretiyle takibi durdurması da borçlunun menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını kabule yeterli olmayıp, bu halde dahi borçlu borç tehdidi altında olup, bu nedenle de menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerektiğin,

kaldı ki, davacı-borçlunun borçlu olmadığını ileri sürerek ilamsız icra takibine itiraz etmesi, ancak takibin durmasını sağlamakta olup, icra takibini ortadan kaldırmadığını, takibin iptali ise eldeki davanın açılmasından sonra gerçekleşen bir sonuç olduğunu, bu nedenle, davacının, takibe konu icra dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespiti davası açmakta hukuki yararı olduğunu, diğer taraftan, davalı-alacaklının alacağını isteme ve dava açma tehdidi altında bulunması nedeniyle de davacının menfi tespit davasını açmakta hukuki yararı olduğunu,

bir davanın korunmaya değer, güncel hukuksal yarar bulunmaması nedeniyle reddedilebilmesi için, borçluyu tehdit edebilecek tehlike ve savsaklamalara karşı onu koruma gereksinmesinin olmaması gerektiğini, borçlu hakkında henüz icra takibi başlamadan öncede yapılabilecek olası bir takibi düşünerek,kendisini bir borçla tehdit eden kimseye karşı “böyle bir borcu bulunmadığının saptanması” için dahi menfi tespit davası açabileceğinin kabul edilmişken, hakkında yürümekte olan bir icra takibi olan borçlunun bu davayı açmasında hukuki yararının bulunduğunda hiç kuşku olmadığı gibi, böyle bir davayı açmasına da hiçbir hukuki engel bulunmadığını, alacaklının elinde İİK’nun 68. maddesinde sayılan belgeler bulunmaması, borçlu hakkında başlattığı icra takibine, borçlunun itiraz etmek suretiyle takibi durdurması da borçlunun menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını kabule yeterli olmayıp, bu halde dahi borçlu borç tehdidi altında olup, bu nedenle de menfi tespit davası açmakta hukuki yararı olduğunu, kaldı ki, davacı/borçlunun borçlu olmadığını ileri sürerek ilamsız icra takibine itiraz etmesi, ancak takibin durmasını sağlamakta olup, icra takibini ortadan kaldırmadığını, takibin iptali ise eldeki davanın açılmasından sonra gerçekleşen bir sonuç olduğunu, bu nedenle, davacının, takibe konu icra dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespiti davası açmakta hukuki yararı olduğunu, takip durmuş olsa dahi davacının tacir olması nedeni ile; bankalar nezdinde bu takibin görünüyor olmasından dolayı; bu durumun davacının bankalardaki ticari ilişkilerini olumsuz etkileyecek olması ve davacının takip konusu olan kredi alacağından kaynaklanan takip alacağına ilişkin olarak sürekli dava açılıp açılmayacak belirsizliğini yaşaması, tedirgin olması, ticari hayatının olumsuz etkilenmesi durumları değerlendirildiğinde hukuki yararının olmadığından söz edilemeyeceğini davanın reddedilmesi halinde, davacı bankalarda, sürekli olarak bu olumsuz durumla karşılaşmak zorunda bırakılacağını, banka ya da bankaların kredi işlemi gerçekleştirirken gerekli dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeni ile bu kusurundan dolayı mahal verilen mağduriyetin davacıya yükletilmesi hakkaniyet ile bağdaşmamakta ve de açıkça hukuka aykırı olduğunu aksi bir kararın hukuk düzenin fonksiyonlarından adaleti işlevsiz hale getireceğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE : Dava, icra takibinin dayandığı kredi ve kefalet sözleşmesi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti(menfi tespit) davasıdır.

İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, itirazla duran bir icra takibinin bulunması nedeniyle davacının aynı konuda menfi tespit istemesinde hukuki yararı bulunup bulunmadığı noktasındadır.

Davalı banka tarafından, kredi borçlusu ve kefillere keşide edilen.... Noterliğinin .../02/2025 tarihli ihtarnamesi ile, hesabın kat edildiği ve banka alacağının .... gün içinde ödenmesi ihtar edilmiştir. Bu ihtarnamede davacı .... Şti. kefil olarak gösterilmiştir.

Davalı takip alacaklısı tarafından, davacı takip borçlusu ve diğer takip borçluları hakkında, ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "Kredi Sözleşmeleri,İhtarnameleri" sebebine dayalı olarak 809.482,88 TL alacağın tahsili istemiyle 21/04/2025 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, davacı-takip borçlusunun itirazı üzerine takip durmuştur.

Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca takip konusu kredi ve kefalet sözleşmesi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. İlk derece mahkemesince yukarıda anılan gerekçe ile davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Bir kimsenin, gerçekte var olmayan bir borç nedeniyle hâlihazırda icra tehdidi altında olması veya icra takibine maruz kalması, hukuki durumunun bu sebeple zararına yol açacak düzeyde belirsizlik içinde olması hâlinin, böyle bir borcunun bulunmadığına dair bir hüküm ile ortadan kaldırılabileceği durumlarda menfi davası açmakta hukuki yararın mevcut olduğu kabul edilebilir. Başka bir anlatımla gerçekte var olmayan bir alacak nedeniyle güncel anlamda zarara neden olacak düzeyde bir belirsiz hukuki durum içerisinde bulunulmayan hâllerde menfi tespit davası açmakta hukuki yararın varlığından söz edilmez.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalının davacı aleyhine kefalet sorumluluğuna dayanarak ilâmsız takip başlattığı, davacı-borçlunun 10/06/2025 tarihli itirazı üzerine takibin durduğu, akabinde davacının 30/06/2025 tarihinde eldeki menfi tespit davasını açtığı anlaşılmaktadır.

Her ne kadar davalı-alacaklı bu itirazı bertaraf ettirmek için harekete geçerek itirazın iptali veya kaldırılmasını talep edebilir, bunun üzerine borçlu da bu konudaki savunmalarını genel mahkemede veya icra mahkemesinde ileri sürebilir ise de davacı-borçlunun da alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunması hâlinde, bunun tespiti için dava açabilmesi gerekmektedir.

Eldeki davada icra takibi kefaletnameye dayandırıldığından davacının borçlu olmadığının tespiti davası açmasında hukuki yararının bulunduğu kabul edilmelidir (Yargıtay HGK'nın 28.01.2026 Tarih ve 2024/11-613 E. - 2026/32 K. Sayılı kararı). Davalı tarafından eldeki davadan önce itirazın iptali davası açıldığı iddia ve ispat edilmediği de nazara alındığında ilk derece mahkemesince hatalı değerlendirme ile davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,

2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,

3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 09/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/739, K. 2026/1427, T. 09.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-739-e-2026-1427-k-a0e6f73c168c