İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/768 E. 2026/580 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/768
- Karar No
- 2026/580
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/768 Esas KARAR NO : 2026/580
DAVATespit DAVA TARİHİ:03/02/2023
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
BİRLEŞEN .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN; 2023/... ESAS, ... KARAR SAYILI DAVA DOSYASI
DAVA:Tespit DAVA TARİHİ:11/12/2023 KARAR TARİHİ:24/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı ... Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; Davalı ... ... ... A.Ş. Elektrikli ''... ...'' ve ''... ...'' uygulaması ile yasa dışı korsan taşımacılığı gerçekleştirmekte olduğundan hukuka aykırı olan ve keza müvekkilin temsil ettiği taksi esnafı yönünden haksız rekabet oluşturan fiillerin tespiti ve engellenmesi talep edildiğini, ... ... ''...'' uygulamasında taksici olmayan toplu taşıma aracı kullanım belgesi olmayan kişiler tarafından araçları ticari amaçla kullanmakta ve ... uygulaması aracılığı ile ...-yolcu eşleşmesi yapılarak ücreti karşılığında bir taşıma yapıldığını, ... adlı uygulamada ayrıca elektrikli motosikletler de kullanılmakta olup elektrikli motosikletlerin izin ve ruhsatı olmadığı da 22/04/2022 tarihli İBB yazı cevabından anlaşılmakla olup ekte ilgili yazcı cevabı sunulduğunu, söz konusu belediye yazı cevabında motosikletlerin kullanımına izin verilmediği belirtilmesine rağmen halihazırda ... uygulaması ile mosiklet ile yolculuk hizmeti de verildiğini, davalı firmanın yetkilisi olduğu şirketin uygulamayı tanımlarken hatır taşıması olduğu açıklaması ile yapılan iş uyumsuz olduğunu, ... ... adlı uygulamadan şirketin veya yetkililerin yolcudan ücret almaması bu aşamada yapılan işin fiilen korsan taksi taşımacılığı olduğu gerçeğini değiştirmediğini, zira birbirini tanımayan kişiler bir uygulama ile belirli bir ücret karşılığında taşınmak üzere bir araya getirilmekte olup bu durum tam olarak korsan taşımacılık olarak adlandırılan eylem olduğunu, bu sistemin sağlayıcı olarak ise şirket yetkilisi olan gerçek kişiler söz konusu eylemi gerçekleştirdiğini, zira söz konusu uygulama ile ticari taşımacılık ruhsatını haiz olmayan kişiler vergi dahi ödemeksizin belirsiz bir ücret ile yolcu taşıdığını, bahse konu ... ... uygulaması Emniyet Trafik Denetim görevlileri tarafından denetimler sırasında tespit edildiğinde araç 2918 sayılı Karayolu Trafik Kanunu kapsamında ilgili belediyeden izin alınmadığı gerekçesi ile 60 gün trafikten men edilip hem araç sürücüsüne hemde yolcuya para cezası kesildiğini, dolayısıyla sisteme dahil olan ... ve araç cezalandırılırken uygulama faaliyetlerine devam ettiğini, oysa yasa dışı taşımacılığın gerçekleşmesini sağlayan yolcu ve sürücüyü birleştiren davalı şirkete ait uygulamanın bizatihi kendisi olduğunu, söz konusu kanunla yeni getirilen düzenlemeler ile elektronik ticarette haksız rekabet açık bir şekilde yasaklanarak para cezası yaptırımına bağlanmış olup ayrıca yürürlükteki TTK 55 ve 56 maddelerinde belirtilen haksız rekabet suçunu işlediği açıkça ortada olduğunu, bununla birlikte ... ... uygulamasının 5216 sayılı Büyükşehir belediyesi kanununa aykırı çalıştığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortada olduğunu, Zira İstanbul Şehir içi ulaşımda tek yetkili kurum olan ...Belediyesi tarafından herhangi bir izin belgesi olmayan hususi araçlar ile yasa dışı taşımacılık yapıldığını, davalı şirketi https://.../ web sitesi ve uygulama marketlerde yer alan ... adlı uygulamanın telefon yüklemesi ile yolcu ile araç sürücüsünü belirli bir ücret karşılığı bir araya getirerek, yolcunun taşınması işini gerçekleştirdiğini, sürücüler ise sisteme kendi araçlarıyla dahil olmakta, sisteme dahil olmak için aranan şartlar arasında taksi ruhsatnamesi şartı olmaması, uygulamanın tanıtım videolarında ve açıklamalar kısmında dahi araçta tek seyahat eden ... ile yolcunun bir araya gelmesi şeklinde tanımlanmakta ve uygulama tarafından tavsiye edilen ücretin ... tarafından yolcudan tahsil edilmesi ile yapıldığını, bu bağlamda şirket tahsilata aracılık etmekte olup tanıtım amaçlı kendisine pay almaması da uygulamanın korsan faaliyetini desteklemesi ve artırması neticesini değiştirmediğini, davalılar tarafından https://.../ internet sitesi/mobil internet sitesi ve ''...'' isimli mobil uygulama üzerinden ''... ...'' ve ''... ...'' isimli hizmetin sunulmasının haksız rekabet oluşturduğu tespit edilerek, ''... ...'' ve ''... ...'' isimli hizmetin internet ve mobil uygulama dahil her türlü mecra üzerinden sunulmasının engellenmesini, söz konusu haksız rekabet eylemlerinin menini, kararın kesinleşmesine kadar geçerli olmak üzere, haksız rekabetin durdurulması için https://.../ internet sitesi/mobil internet sitesi ve ''...'' isimli mobil uygulama üzerinden sunulmakta olan ''... ...'' ve ''... ... isimli hizmete erişimin engellenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini, mahkeme masraf ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... ... ... Şirketi Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; ...'nın “... ...” diye adlandırılan bir hizmeti olmadığını, davacı, (olmayan) “... ...”e ilişkin hukuka aykırılık iddialarını sadece ve sadece İBB'nin 2022 tarihli bir yazısına dayandırdığını, söz konusu yazının muhteviyatının ise davacı yanın ... sürdüğünden çok uzak olduğunu, davacı, muhteviyatı çok farklı bir yazıya dayanarak (olmayan bir hizmete ilişkin ... sürdüğü) hukuka aykırılık iddiasını da ispat edemediğini, sürücüsüz şekilde e-moped / e-mobilet kiralanması ülkemizin her yerinde yapılmaktadır ve hizmetin mensupları taksicilerden oluşan davacı yan nezdinde haksız rekabete yol açması mümkün olmadığını, kamu bilgisine açık bir şekilde sunulan bir hizmetin sunulmayan başlandıktan 20 ay sonra hukuka aykırılığının iddia edilmesi MK 2'ye de aykırı olduğunu, ... uygulaması vasıtasıyla gerçekleşen e-moped, e-mobilet kiralama işi, sadece İstanbul'da değil, İstanbul dışı illerde de yürütüldüğünü, bu halde sadece İstanbul'da bulunan taksicilerin bir kısmını temsil eden davacının bu hizmetin tüm Türkiye genelinde mecra üzerinden sunulmasının men'i talebinin kötüniyetli olduğu açık olduğunu, “... ...” yönüyle cevapları; davacı, ... sürdüğü “taşımacılık” fiilini kimin yaptığı hususunda dilekçesinde oldukça çelişkili ifadeler kullandığını, davacı, taşımacılığı sürücülerin yaptığını ifade ettiği kısımlarda esasen huzurdaki davanın husumet yönüyle yanlış tarafa açıldığını da bizzat kendi ifade eder olduğunu, bireylerin “özel otomobilleriyle, ticari olmayan taşıma” yapabilmeleri, bizzat mevzuatın imkân tanıdığı bir husustur ve mevzuatın izin verdiği bir faaliyete imkân tanıyan bir uygulamanın kendisinin veya bizatihi varlığının hukuka aykırılığı veyahut haksız rekabet yarattığı ... sürülemeyeceğini, huzurdaki olayda ... ... sürücülerinin kendi şahsi / özel otomobillerini kullandıkları son derece açık iken, davacı yan dilekçesinde 4925 sayılı Karayolları Tasıma Kanunu'nun yukarıda değinilen ve “özel otomobillerle” veya “iki, üç ve dört tekerlekli motosikletlerle” yapılan ve “ticari olmayan” taşımaları bilakis kanun kapsamı dışına dahi çıkaran düzenlemeye hiç temas etmediğini, bu yaklaşımın ... ... uygulamasına mesned düzenlemeleri gözden kaçırmak gayesi güttüğü ve iyiniyetli olmadığı oldukça açık olduğunu, bu kadar temel bir mevzuata yer vermeden ... sürülen hukuka aykırılık iddialarının dinlenemeyeceğini, ..., mevzuat hükümleri ile yetinmemiş, bir de ... ... uygulaması vasıtasıyla gerçekleşen güzergah paylaşımlarının Mevzuatın izin verdiği “özel otomobillerle ticari olmayan taşıma” kapsamında gerçekleştiğini temin etmek için bilakis Kullanıcı Sözleşmeleri altında “Ticari Faaliyette Bulunmama Yükümlülüğü” getirdiğini, bu halde ... ... uygulamasının bizatihi varlığının hukuka aykırılığından yahut haksız rekabete yol açtığından bahsedilmesi olanaklı olmadığını, ..., ... ... uygulaması ile taşımacılık yapmadığını, zira ... ile yolculuk paylaşımından istifade eden kişi arasında bir taşımacılık sözleşmesi olmadığını, davacı yan, bu kanaati oluşturmak için bilakis dilekçesinde (...'nın ödemelere aracılık ettiği gibi) maddi gerçeğe, Kullanıcı Sözleşmesi hükümlerine açıkça aykırı ifadelere yer vererek Mahkeme nezdinde haksız kanaat uyandırmak gayesi güttüğünü, mevzuat altında bir “yer sağlayıcı” olan ..., ... ... uygulamasını kullanan sürücülerin uygulamayı ticari amaçla mı kullandıkları yoksa ticari olmayan amaçlarla mı kullandıkları hususunu denetlemekle yükümlü olmayıp, bu yönde bir sorumluluğu da bulunmadığını, neticeten; izah olunan ve Mahkeme tarafından re'sen nazara alınacak gerekçelerle, sair her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; maddi ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın ve tedbir talebinin reddine ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen Dosyada Davacı ... Şöförler Ve Otomobilciler Odası Vekilinin Dava Dilekçesinde Özetle; Müvekkilinin ...'da faaliyet gösteren ve taksi çalışma ruhsatnamesi ile taşımacılık yapmakta olan üyelerinin ekonomik menfaatlerini koruma amacıyla çalışmalar yürüten bir esnaf odası olduğunu, müvekkili esnaf odası, taksicilik mesleğini icra etmekte olan kimselerin haklarını koruyabilmek amacıyla taşımacılık alanındaki gelişmeleri takip etmekte ve taksi taşımacılığı için öngörülmüş yasal çerçevenin sınırlarında kalmak kaydıyla anılan taşımacılık hizmetini mümkün olan en iyi biçimde sunma gayretini gösterdiğini, davalının https://marti.tech/.../ adresi üzerinden ve ... isimli mobil uygulama ile hukuka aykırı olarak taşımacılık hizmeti ve bu hukuka aykırı hizmete ilişkin tanıtım ile organizasyon hizmetleri sunmakta olduğunu, hukuka aykırı olan ve keza müvekkilleri yönünden haksız rekabet oluşturan fiillerin önlenmesinin talep edildiğini, anılan sistemin hukuka aykırı olduğunu, davalılar tarafından sunulan taşımacılık hizmetinin yolculukların anlık talep üzerine ve yolcunun belirlediği güzergahta bir ücret karşılığı, yani ticari nitelikte, gerçekleşiyor olması sebebiyle bir taksicilik hizmeti olduğunu, Karayolları Trafik Kanunu'nun ilgili maddelerine göre, toplu taşımacılık yapma ve düzenleme yetkisi Belediyelere verildiğini, toplu taşıma hizmeti bir kamu hizmeti olup, Belediyenin temel görevlerinden olduğunu, bu nedenle faaliyette bulundukları il merkezlerinde bulunan UKOME Genel Kurulu ve Taksi Yönetmeliklerine tabi olmaları gerektiğini, nitekim ... idari il sınırları içerisinde, taksicilik hizmetine ilişkin; ... Büyükşehir Belediyesi Ticari Taksiler Ve Taksi Durakları Çalışma Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmelik'in yürürlükte olduğunu ve uygulandığını, söz konusu yönetmeliğe göre, X durağına kayıtlı bir taksinin, Y durağı sınırları içerisine giren müşteriyi alması hukuka aykırı olduğunu, davalının, Kamuoyunun yakından takip ettiği hukuka aykırı fiillerini şu esas noktaya dayandırarak savunduğunu, Türkiye’de taşıma hizmeti vermediklerini; bir ... platformu olduklarını; ... tarafından sunulan taşımacılık hizmetiyle bir bağlantılarının bulunmadığını; yalnızca bu taşımacılık hizmetinin sağlanması için bir yer sağladıklarını iddia ettiklerini, ... kullanıcılarının hatır taşımacılığı yaptıklarını iddia ettiklerini, bu iddianın hukuken geçersiz olduğunu, hukuka aykırı uygulamanın zeminini davalının hazırladığını, hatır taşımacılığı, bir tüzel kişinin yahut gerçek kişinin, tanıdığı veya tanımadığı birini, kendisine veya bir başkasına maddi menfaat sağlama maksadı gütmeksizin bir yerden başka bir yere taşıması veya hatır için aracı bir başkasına kullandırma olarak tanımlanabileceğini, bu tanım kanuni olmadığını, bir vatandaş sisteme kayıt olduğunda, nereye gitmek istediğini uygulama üzerinden seçtiğini, ... algoritması sisteme kayıtlı hususi araçları taşımacılık için vatandaşa yönlendirdiğini, yolculuk başlamadan ödemenin peşin olarak yapıldığını, bu sistemin hatır taşımacılığıyla uzaktan yakından alakası olmadığını, ... Trafik Şube Müdürlüğüniün, tespit ettiği bu araçları trafikten men ederek idari para cezası uyguladığını, bunun bir ... taşımacılık olduğunu, milyonlarca lira yatırımla yıllardır çalışılan taksi mesleğinde, belli rakamlar ödeyerek mevzuata uygun taşımacılık yapabilmek adına ticari taksi plakası alan kişiler ile uygulamayı kullanarak hususi araçlarıyla ticari taşımacılık yaptıran şirketin karşı karşıya olduğunu, bu durumda haksız rekabeti gözler önüne serdiğini, işbu dava dilekçesinde hukuka aykırılık kapsamında ayrıntılı belirtildiği üzere, ... Uygulaması kapsamında taşımacılık yapan sürücüler ve araçlar, anılan mevzuat çerçevesinde taksicilik yapmak isteyenlerden aranan şartlar ile bağlı bulunmadıklarını, hukuka aykırılık sebebiyle; ruhsatlı taksi taşımacılarının dava süreci boyunca telafisi mümkün olmayan maddi zararlara uğramalarının hakkaniyetsiz sonuçlar yaratacağı açık olduğundan, söz konusu hizmetlere yönelik erişimin engellenmesi için tedbir kararı verilmesi gerektiğini, ancak belirtilen açık hukuka aykırılık ve telafisi mümkün bulunmayan zararlar karşısında, davalılara (en azından yurtdışında yerleşik davalıya) tebligat yapılması beklenmeden ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, bu nedenlerle her türlü dava, talep ve şikâyet hakları mahfuz olarak; davalılar tarafından https://marti.tech/.../ internet sitesi/mobil internet sitesi ve“... ... & ...” ve "... ..." isimli mobil uygulama üzerinden “... ... & ...” ve "... ..." isimli hizmetin sunulmasının haksız rekabet oluşturduğu tespit edilerek, “... ... & ...” ve "... ..." ... isimli hizmetin internet ve mobil uygulama dahil her türlü mecra üzerinden sunulmasının engellenmesine; ... hizmetine ilişkin reklam faaliyetleri yürütülmesinin önlenmesine; davalı tarafından gerçekleştirilen söz konusu haksız rekabet eylemlerinin ref’i ve menine; kararın kesinleşmesine kadar geçerli olmak üzere, haksız rekabetin durdurulması için https://marti.tech/.../ internet sitesi/mobil internet sitesi ve “... ... & ...” ve "... ..." isimli mobil uygulama üzerinden sunulmakta olan “...” isimli hizmete erişimin engellenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine, hükmün ulusal yayım yapan, tirajı en yüksek üç gazete ile ilanına, mahkeme masraf ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen Dosyada Davalı ... ... .. Anonim Şirketi Vekilinin Cevap Dilekçesinde Özetle; Davacı, dilekçesinde ... ... ve ... ... isimli hizmetin yanında ... mobil uygulaması üzerinden sunulan "... ..." isimli hizmetin de haksız rekabet oluşturduğunu ... sürdüğünü, “... ...” hizmeti, 14.04.2021 tarih ve 31454 sayılı RG'de yayımlanarak yürürlüğe giren Elektrikli Skuter Yönetmeliği uyarınca, ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı Ulaşım Koordinasyon Merkezi Genel Kurulu'nun (... ...") paylaşımlı e-skuter izni verilmesine dair aldığı 23.06.2021 tarih ve 2021/...-... sayılı karar ile belirlediği usul ve esaslar dairesinde alınan yetki belgesi muvacehesinde sunulan bir hizmet olduğunu, 14.04.2021 tarihli ve 31454 sayılı RG'de yayımlanan Elektrikli Skuter Yönetmeliği'nin yürürlüğe girmesi ile birlikte Müvekkili Şirket dışında, elektrikli skuter hizmeti sunan “...”, "...", "...", "..." v.b. diğer hizmet sağlayıcılar da elektrikli skuter hizmeti sunmaya başladığını, mensupları ...'da faaliyet gösteren taksicilerden oluşan davacı ... Esnaf Odası'nın dava dilekçesinde, “... ..." hizmetinin hukuka aykırılığı iddiasına dayanak olarak herhangi bir gerekçe dahi bulunmadığını, ... uygulaması uhdesinde tüketicilere kiralanan elektrikli skuterler sürücüsüz basit vasıta olduklarını ve kiralayan kullanıcılar bunları kendileri kullandığını, bu hizmetin mensupları taksicilerden oluşan Davacı yan nezdinde haksız rekabete yol açması mümkün olmadığını, kaldı ki ... UKOME tarafından verilen resmi izin doğrultusunda kiralanan elektrikli skuterlerin Davacı yan ile haksız rekabet oluşturmayacağı da çok açık olduğunu, bunların dışında davacı ... Esnaf Odası, dava dilekçesinde belirtmiş olduğu üzere ... ilinde faaliyet gösteren taksicilerden oluştuğunu, bu çerçevede, sadece ... ilinde bulunan bir kısım taksicileri temsil eden Davacı yanın ...'nın Türkiye genelinde elektrikli skuter kiralanması hizmeti sunmaktan menedilmesini talep etmesi haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, huzurdaki davanın salt bu nedenle dahi reddi gerektiğini, öncelikle esasa girilmeksizin usule İlişkin İtirazları nazara alınarak HMK m.166/2 uyarınca bağlantı sebebiyle huzurdaki davanın İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, sayın mahkeme tarafından esasa girilmesi halinde ise maddi ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın reddini ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. KALDIRMA KARARI: Mahkememizden verilen 19/07/2024 tarih ve 2023/...7 Esas 2024/... sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 21/11/2024 tarih ve 2024/... Esas 2024/... Karar sayılı ilamıyla KALDIRILMAKLA, dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılmıştır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 21/11/2024 Tarih Ve 2024/... Esas 2024/... Karar Sayılı İlamı Gerekçesinde Özetle; ''Dosya kapsamındaki deliller ve uzman görüşündeki değerlendirmelere göre, mahkemece, aralarında şehir içi toplu taşıma konusunda uzmanların da bulunduğu bilirkişilerden oluşturulacak yeni bir bilirkişi kurulu eliyle yeni bir inceleme yapılması gerekir. Oluşturulacak uzman bilir kişilerce, davalı tarafından sunulan uzman görüşünün, davalının sunmuş olduğu kullanıcı sözleşmesi hükümlerinin, sözü edilen idare mahkemesi kararı ile dosyadaki ceza mahkemesi kararlarının değerlendirilerek, davalının faaliyetinin gerçekten izin ve ruhsata tabi bir faaliyet olup olmadığının belirlenmesi, tarafların eşitliği ilkesi gözetilerek her iki tarafın bilirkişi kurulunca aydınlatılmasını istediği hususların tek tek ve gerekçeli olarak karşılanarak gerekli tespitlerin yapılması gerekir. Dosyadaki bilirkişi raporu ve ek raporun uyuşmazlığı aydınlatmaya yeterli olmadığı ve uzmanlık alanı itibariyle konusunda uzman bilirkişilerin kurulda yer almadığı gibi tarafların eşitliği ilkesine de yeterince uyulmadığı, davalı savunmalarının ve bilirkişilere sorduğu soruların yeterince değerlendirilmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının delillerin tam olarak toplanarak değerlendirilmemesi nedeniyle kaldırılması gerekmiştir. Diğer yandan hükmün infaza elverişli olmaması nedeniyle davacı vekilince ivedi şekilde ihtiyati tedbir talep edilmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesine rağmen, kararın yerine getirilmesi için doğrudan müzekkere yazılması, niteliği itibariyle tedbir sonuçlarını doğurmaktadır. Dairemizin daha önce ihtiyati tedbire yönelik istinaf başvurusunda yapmış olduğu tespitler dikkate alındığında, ihtiyati tedbir kararının verilebilmesi için TTK'nın 61 ve HMK'nın 389. maddesine göre, öncelikle davacının, davadaki haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi ve ayrıca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından yada tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi gerekir. Somut olayda yaklaşık ispat koşulunun bu aşamada sağlanmadığı kanaatine varılmıştır. Bu nedenle davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Bu noktada belirtmek gerekir ki ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesine karşın erişim engeline ilişkin kararının yerine getirilmesi konusunda müzekkere yazılması çelişkili olup bu kararın sonuçlarının ortadan kaldırılması konusunda, kaldırma kararımız doğrultusunda, ilk derece mahkemesince gerekli yazışmalar her zaman yapılabilir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, taraf vekillerinin esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine'' şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır. Bilirkişi Heyetinin 25.09.2025 Tarihli Raporunda Özetle; Sektörel Değerlendirme; Bu rapor, teknik bir bilirkişi incelemesinin ötesinde, İstanbul'un gelecekteki ulaşım vizyonu için bir yol haritası niteliği taşımaktadır. Mevcut taksi sisteminin sahip olduğu kurumsal birikim, sektörel deneyim ve yasal güvenceler mutlaka korunmalı ve bu sistemin güçlendirilmesi için gerekli adımlar atılmalıdır. Ancak aynı zamanda, 21. yüzyılın kentsel hareketlilik ihtiyaçlarını karşılamak, sürdürülebilir ulaşım çözümleri geliştirmek ve teknolojinin sunduğu imkanlardan faydalanmak için yeni paradigmalara da kapı açılması zorunludur. Bu iki hedef birbiriyle çelişkili değil, aksine birbirini tamamlayıcı niteliktedir. Öte yandan karar vericilerin, bu uyuşmazlığı sadece iki taraf arasındaki bir hukuki sorun olarak değil, İstanbul'un geleceği için bir fırsat olarak değerlendirmesinde büyük yararlar bulunmaktadır. Verilecek karar hem mevcut mesleki hakları koruyan hem de kent halkının artan ve çeşitlenen ihtiyaçlarını karşılayan çağdaş bir ulaşım ekosisteminin hukuki temellerinin atılmasına vesile olmalıdır. Bu yaklaşım, sadece adaleti sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda İstanbul'u 21. yüzyılın ulaşım standartlarına kavuşturacak dönüşümün başlatılmasına da katkı sağlayacaktır. Böyle bir kararın, sadece yerel değil, ulusal düzeyde de emsal teşkil edeceği ve Türkiye'nin kentsel ulaşım politikalarının modernizasyonunda öncü rol oynayacağı unutulmamalıdır. Mali Değerlendirme; Davalı tarafın Yasal Defterlerinde Faturalarla ilgili Mali idareye yapılması gereken bildirimlerin yapıldığı, belgelerin kaydedildiği, Davalı tarafların Açılış ve kapanış kayıtlarının yapıldığı, Davalı taraflar lehine delil olma kuvvetine sahip olduğu, nihai kararın Sayın Mahkemeye ait olacağı, Davalı şirketin paylaştığı Kurumlar Vergisi Beyannamesine göre 2020 -2024 yılları arasındaki 5 yılda düzenli ZARAR ettiği, ZARAR rakamının aynı dönemde toplam 1.618.798.431,32 TL gibi ZARAR edildiği ve Zarar rakamının Sermaye Artırımı ile karşılandığı. Üstte belirtilen maddede yer alan TL değerinin ilgili yılların Ortalama USD döviz kurundan ZARAR değerinin 73.506.262,07 USD olarak tarafımızdan hesap edilmiştir. Davalı ... ... firması tarafından paylaşılan kanuni defterleri esas alınarak kullandıkları muhasebe sisteminden alınan yıllık MİZAN’lara göre “600.01.01.007” muhasebe kodunda kayda alınan mali verilere göre 2023 yılı Aralık ayından itibaren “Süper Üyelik Paketi” satışlarının mevcut olduğu, yıllar itibari ile artarak devam ettiği, Ciddi bir Gelir kapısı olarak şirketin Gelirlerinde yer aldığı, Davalı tarafın paylaşılan son 30 günlük datada saklandığı belirtilen ... ... uygulamasından aynı kişinin birden fazla yararlandığı, (Bakınız E.2.G maddesi) “…ileride davalı tarafa ekonomik menfaat sağlayıp sağlamayacağının tespiti,” Sayın Mahkemece talep edilmiş olup, Mevcut durumda bu uygulama için alınacak Lisansın, ... ... açısında Ekonomik önemi rakamlarla belirlenebilecek bir değerin çok üzerinde olması kuvvetle muhtemeldir. Son 5 yılda (yıllık ortalama USD Satış kurlarından) yaklaşık 73.500.000.- USD Dönem Net Zararı elde eden ve bunu Finansal olarak ... şirketin yaptığı yatırımın karşılığını almak için GELİR elde edecek ... ... Uygulamasını, kullanıcılarına (Araç Sahiplerine) belli bedellerde (Günlük, Aylık yada Yıllık) kullandıracağı Ticari hayatın devamı açısından hiç de belirsiz olmayacak bir durum olarak çıkması kuvvetle muhtemeldir.
Bilişim İncelemesi; Bilişim incelemesi başlığı altında, engellenmesi talep edilen URL adresleri, “...” uygulaması, “... ...” uygulaması, süper üye paketi bilfiil uygulamalar kullanılarak ve adım adım ilerlenerek çalıştırmak suretiyle alınan ekran görüntüleri değerlendirilmiştir. Engellenmesi talep edilen URL adresleri: ... adresinde “... ...” isimli mobil uygulama indirme bağlantısının yer aldığı, uygulamanın yalnızca iPhone cep telefonları tarafından indirilebildiği, apigateway.martiscooter.com/gw/passenger/demand .../... adresinde ... ... uygulaması için tanıtıcı bilgilerin yer aldığı görüldüğü, ... alan adlı web sitesinin davalı ... ... ... A.Ş. tarafından işletildiği, .../.../trip/... .../.../ adresli sayfanın ... ... isimli uygulamanın hem ... için hem de kullanıcı için ... ... isimli uygulama marketlerindeki uygulama indirme linklerini içerdiği, web sitesinin davalı ... ... ... A.Ş. tarafından işletildiği kayıtlarına ulaşılmıştır. “...” Uygulaması yolcunun kullanımında olup, “... ...” uygulamasının ise ... tarafından kullanıldığı görülmektedir. ... ... işyerinde yolcu – ... eşleştirmesi canlı olarak yapılmış, yolculuğun başlatılması ve sonlanması aşamalarındaki süreçler ekran görüntüleri ile kayda alınmıştır. ... uygulaması üzerinde yolcu aşağıdaki süreçleri aşağıdaki şekilde tamamlamaktadır. Yolcu ilk olarak gideceği bölgeyi seçmektedir. Aşağıdaki örnekte “Güzergah Arama” menüsünde “Üsküdar” ilçesi yazılarak ilerlenmiştir. Yolcu, ikinci adımda “...” Uygulamasında ortalama tutarının belirlenebilmesi amacıyla araç paylaşım türü seçenekleri menüsüne yönlendirilmektedir. Bu menüde “... Standart”
Üstte yer alan ekranda “Paylaşım için önerdiğin tutar” kısmında, seçilen araç türü, yakıt türü gibi seçenekler baz alınarak belirli bir algoritmaya göre kılavuz bir fiyat geldiği gözlemlenmiştir. Yerinde inceleme esnasında lokasyonda Mecidiyeköy istikameti seçildiğinde 220 TL olarak fiyat geldiği, sistem tarafından bu fiyatın %5 oranında altına düşebildiği (min. 209 TL), %20 oranında üstüne (maks. 264 TL) çıkabildiği gözlemlenmiştir. Bir sonraki menüde; yolculuk özeti sayfasının geldiği görülmüş olup, Ödeme seçenekleri menüsünde; yalnızca “Nakit” seçeneğinin geldiği gözlemlenmiştir. Ayrıca, Ekranda “Güzergah paylaşımı sonunda payını sadece NAKİT olarak ödeyebilirsin. ... hiçbir komisyon almaz” şeklinde ibarenin yer aldığı, ödemenin ... uygulaması üzerinden geçmediği, uygulama üzerinde ... ... hizmetlerinden bir gelir akışı tespit edilemediği, ekranda “Nakit” isimli menüye tıklandığında herhangi farklı bir ödeme seçeneği/menüsü gelmediği, ancak, yolculuk tercihlerinin seçildiği menü ile tasarımsal benzerlikten dolayı, kredi kartı gibi nakit harici farklı bir sistem ile de ödeme seçeneği eklenebilmesinin önünde bir engel bulunmadığı gözlemlenmektedir.
Kampanya Kodu Ekle menüsünde; İlgili ekranda “Kampanya Kodu Ekle” ibareli bölüm tıklandığında kampanya kodu ekleme ekranı geldiği görüldüğü, yerinde inceleme sırasında davalı şirket tarafından deneme amaçlı bir indirim kodu güncel bir kampanyanın olmamasından kaynaklı temin edilemediği belirtilmiş olup, kampanya kodu girişi denemesi yapılamamıştır. Kampanya kodu, yolcu tarafından elde edildiği durumda ekranda girilmesi ile yolculukla ilgili ücretin ekranda belirlenen ücretten daha düşük bir ücret olarak belirlenip belirlenmediği sorulduğunda, ... ... yetkilileri tarafından “...” uygulaması tarafında ... indirimi verildiği yanıtı alınmıştır. Yolcu üst menüde gelen araç sürücüsü aşağıda yer alan 4 haneli bir kodun paylaşılması, bu kodun ... tarafından ... ... uygulamasına girişinin yapılarak yolculuğun başlatılması sağlandığı anlaşılmaktadır. Yolculuk bitiminde; yolcu tarafından kullanılan “...” uygulamasındaki ... sekmesinde yolculuk özeti olarak yolculuk süresi, başlangıç ve bitiş yer adları, anlaşılan tutar ve ödeme şekli “Nakit” olarak belirtildiği görülmüştür.“... ...” Uygulamasında İncelemeler: “... ...” isimli mobil uygulamada, ... olarak kayıt olabilmek için aşağıda ekran görüntüleri de alınarak kayıt edilen adımlarda, araç marka ve model, yıl, renk, plaka bilgileri yanı sıra ehliyet, ruhsat, adli sicil kaydı belgelerinin yüklenmesinin zorunlu tutulduğu görülmüştür. ... “... ...” uygulamasında, araç paylaşımı yapabilmesi / yolcu kabul edebilmesi için kendisini “Meşgul” durumdan “Müsait” duruma getirmesi gerekmektedir. Böylece “...” uygulamasından araç çağıran yolcular tarafından harita üzerinde görünür durumaa gelinebilmektedir. Yolculuk talebine olumlu yanıt verilmesi, yolculuğun başlatılabilmesi için ... tarafından “Kabul Et” butonuna basılması gerekmektedir (Şekil 16). Ekranda “Ret” butonu yer almadığı görülmektedir. Sürücünün yolculuğu kabul et butonuna basmaması halinde, anlaşılacağı üzere yolculuğu reddettiği anlamına geleceği ile birlikte yolcuya bu konuda yalnızca onaylanan yolculuk bilgisinin (yolculuk başlangıç konusunun) bildirim olarak gönderildiği tespit olunmuştur. “... ...” uygulamasında; “... ...” uygulamasındaki (yolcuya) sistem tarafından verilen 4 haneli sayı kod numarasının girilmesi istenmektedir. Yolculuk başlaması durumunda; Güzergâh, ücret ve Ödeme Yöntemi bilgisinin ekranda üst bölümde yer aldığı gözlemlenmiştir. Yolculuk bitiminde, “... ...” uygulamasında “... ...” uygulamasında olduğu gibi yolculuğun değerlendirilme imkanı bulunduğu görülmüştür. Süper Üye Paketi Hakkında: “Süper Üye Paketi” isimli menü “...” uygulamasının içinden ulaşılan “... Süper Üye Paketleri” ibareli bağlantı tıklanarak açılmıştır (Şekil 20).Süper Üye paketleri haftalık süper üye paketleri ve günlük süper üye paketleri olarak iki seçenek halinde sunulduğu görülmüştür. Süper üye paketleri yakından incelendiğinde, X sürüşünde toplam x dakika ücretsiz kullanım X adet sürüşünde başlangıç ücretsiz X adet rezervasyonda ilk 10’ar dakika ücretsiz şeklinde ... kullanımını cazip hale getirebilecek belirli süre ücretsiz kullanım haklarını içeren satın alınabilen bir paket olduğu gözlemlenmiştir. Paket kapsamında elde edilen haklar kullanılmadığında ödenen tutar, ilgili üyeye iade edilmediği, aşağıda görülen ekran görüntülerinden, aynı zamanda söz konusu “... ... Paketi” nin 15 adet en az 10 dakikalık sürüş yapılması halinde ücretsiz olarak kazanılabileceği anlaşılmaktadır. Davacı vekili tarafından, sürücünün yolcu ile eşleşmek için sistemde aktif olurken, sürücüyü Süper Üye Paketi alması için zorunlu olarak yönlendirdiği iddia edilmekteyse de, söz konusu ekranlarda yerinde inceleme sırasında bir çok defa meşgul – müsait şeklinde güncelleme yapılmış, davacı vekili tarafından belirtilen ....pop-up ekranının göründüğüne rastlanılmamıştır. Yapılan incelemede, “Süper Üye Paketi” isimli menünün sürücüleri ilgilendiren “... ...” aplikasyonu hakkında bir bilgiye rastlanılmamıştır. Taşınan Yolcular İle Araç Sahiplerinin Bir Araya getirilmesinde Davalının Araç Sahipleri ve Yolcular arasındaki Sözleşmesel İlişkinin Niteliği Hakkında; Sayın Mahkeme tarafından bu uygulamanın iyilik amacıyla değil de sürücüler tarafından para kazanmak amacıyla indirdikleri kanaatine varılması durumunda ve bilişim uzmanı tarafından yapılan tespitler nazara alınarak yapılan değerlendirmede, ... ... uygulaması üzerinden bir araya gelen ve sözleşme akdeden yolcu ile ... arasında hatır taşımacılığı bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılacaktır. .../davalı, sürücüye karşı kullanıcı hesabı açarak uygulamadan yararlanmasını sağlama gibi “kullandırma borcu doğuran sözleşmelere ilişkin edim”, hesabı yönetme açısından iş görme borcu doğuran sözleşmelere ilişkin edim, yolcularla sürücüleri yolculuk sağlamaya yönelik hukuki işlemleri yapmak üzere bir araya getirme edimi açısından simsarlık sözleşmesinin “sözleşmenin kurulmasına aracılık etme” edimi sözleşmede esaslı unsur olarak düzenlenmiş, böylece kanunda düzenlenmiş̧ sözleşme unsurları ile kanunda düzenlenmemiş̧ sözleşmelerin unsurlarının bir araya getirildiği isimsiz sözleşme oluşturulmuştur. Uygulamayı yükleyerek ... ... uygulamasından ücretsiz olarak yararlanma hakkı elde eden yolcuya karşı ..., uygulamayı kullandırma, yönetme gibi yükümleri yanı sıra yolcu ile ... arasında sözleşme kurulması imkanını hazırlamayı veya sözleşmenin kurulmasına aracılık etmeyi üstlenmektedir. Bu açıdan sözleşme, isimsiz sözleşme olarak nitelendirilebilecektir.
Haksız Rekabet İddiası Hakkında ; ... ile yolcu arasında ve TTK m.3 anlamında ticari nitelik taşıyan TTK m.850 vd hükümlerine tabi bir yolcu taşıma sözleşmesinin bulunduğu; ... ... uygulamasını işleten davalının anonim şirket olması sebebiyle TTK m.3 ve 19 uyarınca uygulamayı kullananlar ile davalı arasında ticari bir sözleşme ilişkisinin kurulduğu; Davalının ... ... uygulaması sayesinde yolcu ve sürücünün taşıma sözleşmesi yapması konusunda aracılık ettiği; Dava konusu olayda -bedel karşılığı- yapılması sebebiyle taksi hizmetine benzer olan ve ticari nitelik taşıyan yolcu taşıma sözleşmesi söz konusu olduğu; Dava konusu olay bakımından izin veya ruhsata tabi bir faaliyet olup olmadığı, ticari olmayan bir taşıma olup olmadığı konusunda takdir esasen Sayın Mahkeme’ye ait olduğu; Uygulamanın izahında/tanıtımında kullanılan: “... ...!” “... ...” “...’dan ... ..., ... diye .... ... ... ...” “..., ... ... ...” “... bu araç paylaşımlarından gelir sağlamaz.” İfadelerinin TTK m.55/1-a-2’de anlamında aldatıcı nitelikte olduğu, ve haksız rekabete sebebiyet verdiği; Resmi makamlarca verilecek izin/ruhsat çerçevesinde yapılabilecek bir faaliyet olan bedel karşılığı yolcu taşıma işine aracılık etmenin de TTK m.55/1-e uyarınca haksız rekabete sebebiyet verdiği Birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/... E. Sayılı Dosyası Bakımından ... ... uygulaması ile ilgili olarak haksız rekabet teşkil eden bir hususa rastlanmadığı; araç paylaşım uygulamasının ise TTK m.55/1-a-2 ve TTK m.55/1-e uyarınca haksız rekabete sebep olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Bilirkişi Heyetinin 12.05.2026 Tarihli Ek Raporunda Özetle; Teknik yönden yapılan inceleme neticesinde; Türk ulaştırma mevzuatının, ... aracılı yolcu eşleştirme platformlarını açıkça tanımlamadığı; bu durumun hizmetin hangi mevzuat çerçevesine gireceğine ilişkin bir teknik belirsizlik değil, bir mevzuat eksikliği olarak nitelendirilmesi gerektiği; Mevcut durumda ise hizmet modeli; taksi, dolmuş, özel servis veya hatır taşımacılığı gibi mevzuatta tanımlı kategorilerin hiçbirine tam olarak uymamakla birlikte, davalıya ait uygulamanın sunduğu hizmetin, mevzuatta tanımlanan "özel otomobil istisnası" sınırlarını aşarak, belediye iznine ve ilgili Bakanlık yetki belgelerine tabi olan "ticari yolcu taşımacılığı" faaliyetinin teknik karakteristiklerini taşıdığı;. Haksız rekabet yönünden yapılan inceleme neticesinde; Ulaştırma sektör bilirkişisi tarafından yapılan incelemelere ve ulaşılan sonuçlara dayanılarak, dava konusu olayda davalı tarafından hiçbir izin alınmamasına rağmen belediye iznine ve ilgili Bakanlık yetki belgelerine tabi olan "ticari yolcu taşımacılığı" faaliyetinin gerçekleştirildiği, Bu durumun TTK m.55/1-e hükmü uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği; 25.9.2025 tarihli Bilirkişi Kök Raporunda ulaşılan sonuçlar bakımından kanaat değişikliğini gerektiren herhangi bir husus bulunmadığı;
Davalının araç sahipleri ve yolcular arasındaki sözleşmesel ilişki yönünden yapılan inceleme neticesinde; 25.09.2025 tarihli Kök Rapor’da Borçlar Hukuku açısından varılan sonuçlar hakkındaki kanaatimizde değişikliği gerektiren herhangi bir husus bulunmadığı;
Bilişim incelemesi neticesinde; 25.09.2025 tarihli Kök Rapor’da Mali İnceleme ve Değerlendirme açısından varılan sonuçlar hakkındaki kanaatimizde değişikliği gerektiren bir husus bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Mali inceleme neticesinde; 25.09.2025 tarihli Kök Rapor’da Mali İnceleme ve Değerlendirme açısından varılan sonuçlar hakkındaki kanaatimizde değişikliği gerektiren bir husus bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. DELİLLER:
-Bilirkişi raporları -Tarafların beyan ve dilekçeleri -Tüm dosya kapsamı DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Yargılama Süreci ve İstinaf Kaldırma Kararının İncelenmesi Mahkememizin istinafa konu edilen önceki kararıyla davanın kısmen kabulüne, ... ... hizmetinin haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile men'ine, ilgili internet sitesi ve mobil uygulama üzerinden erişimin engellenmesine, ... ... uygulamasına yönelik istem ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş; taraf vekillerinin ayrı ayrı istinaf başvuruları üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 21.11.2024 tarihli kararıyla, HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ve taraf vekillerinin esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere mahkememize gönderilmesine karar verilmiştir. Anılan kaldırma kararında özetle; oluşturulan bilirkişi kurulunda şehir içi yolcu taşıma konusunda uzman bir bilirkişiye yer verilmediği, davalının 4925 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile kullanıcı sözleşmesine ve yer sağlayıcı konumuna dayalı savunmalarının, sunduğu uzman görüşünün ve idare mahkemesi kararının yeterince değerlendirilmediği, davacının bilirkişilere yönelttiği 22 soru ayrıntılı biçimde karşılanmışken davalının 9 sorusunun kök raporda karşılanmadığı, davalının sorularına dair ayrıntılı bir açıklama yapılmaksızın, bilirkişi raporunun değerlendirme kısmında kısmen değinildiği, davalı tarafından sunulan uzman görüşünün kök raporda değerlendirilmediği, ek raporda da ayrıntılı ve gerekçeli bir açıklamaya yer verilmediği, mahkemece ihtiyati tedbirin reddine dair karar verilmiş olmasına rağmen kendi kararının infazına yönelik yazı yazılması suretiyle adeta ihtiyati tedbir kararı varmış gibi işlem yapıldığı, İBB'nin 07.08.2024 tarihli müzekkere cevabı beklenmeden karar verildiği ve bu suretle delillerin eksik toplandığı gerekçeleriyle kaldırma yoluna gidildiği belirtilmiştir. Kaldırma kararı doğrultusunda, davalının savunma sebeplerini karşılayacak biçimde, aralarında şehir içi toplu taşıma/ulaştırma sektörü uzmanı, borçlar hukuku uzmanı, rekabet hukuku uzmanı, bilgisayar mühendisi ve mali müşavirin bulunduğu tek sayıda yeni bir bilirkişi kurulu oluşturulmuş; davacı vekilinin 22, davalı vekilinin 9 sorusu ile dosyaya giren ... 2. İdare Mahkemesi kararı, davalının sunduğu uzman görüşü ve önceki bilirkişi raporu birlikte değerlendirilmek suretiyle inceleme yaptırılmıştır. Ayrıca İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin 07.08.2024 tarihli müzekkere cevabı ile bu cevapta yer alan ve İstanbul ilinde kayıtlı taksi plakası, plaka sahibinin bizzat şoför olarak kayıtlı bulunduğu araç sayısı ile davacı odanın üye sayısına ilişkin veriler dosyaya kazandırılmış; ... Şoförler Odası tarafından açılan .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/... Esas sayılı davası eldeki dava ile birleştirilmiştir. Kurulca düzenlenen 25.09.2025 tarihli kök rapor ile 12.05.2026 tarihli ek raporda; davalının salt bir ilan panosu işlevi görmediği, ... seçimi, ücret belirleme ve yolculuk eşleştirmesi yapmak suretiyle taşımacılık operasyonunu teknik olarak yönettiği; hususi tescilli araçların bir platform üzerinden sistematik biçimde yolcu taşımasının 2918 sayılı Kanun'un 22. maddesi anlamında tescil amacı dışında kullanım teşkil ettiği; yolculuk başına platformca hesaplanıp tahsil edilen bir bedel bulunması ve güzergâhın yolcuca belirlenerek işlemin sistematik biçimde gerçekleşmesi karşısında faaliyetin 2918 sayılı Kanun'un 87. maddesindeki karşılıksızlık ölçütüne bağlanan hatır taşımacılığı ile bağdaşmadığı; alınan bedelin salt yakıt ve amortisman gibi somut giderlerle sınırlı kalmayıp platformca belirlenen sistematik bir tarifeye dayanması nedeniyle masraf paylaşımı sınırının da aşıldığı; sonuç olarak hizmetin, mevzuatta tanımlı özel otomobil istisnasının sınırlarını aşarak belediye iznine ve ilgili Bakanlık yetki belgelerine tabi olan ticari yolcu taşımacılığı faaliyetinin teknik karakteristiklerini taşıdığı ve davalının izin alınmaksızın yürütülen bu ticari yolcu taşımacılığına aracılık ettiği, bu faaliyetin TTK'nın 55/1-e maddesi kapsamında haksız rekabet oluşturduğu; uygulamanın tanıtımında kullanılan "... ...", "... bu araç paylaşımlarından gelir sağlamaz" gibi ifadelerin TTK'nın 55/1-a-2 maddesi anlamında aldatıcı nitelik taşıdığı; "... ..." ve "... ..." uygulaması yönünden ise haksız rekabet teşkil eden bir hususa rastlanmadığı yönünde görüş bildirilmiştir. Mali inceleme kapsamında ayrıca, davalı şirketin 2020-2024 döneminde düzenli olarak zarar ettiği ancak bu zararın sermaye artırımıyla finanse edildiği; buna karşılık 2023 yılı Aralık ayından itibaren muhasebe kayıtlarında "Süper Üyelik Paketi" satışlarından elde edilen ve yıllar itibariyle artan bir gelir kaleminin yer aldığı tespit edilmiştir Kök ve ek raporun birbiriyle örtüştüğü, uyuşmazlığın çözümüne elverişli ve denetime açık olduğu görülmüştür.
Şehir içi taşıma uzmanını da içeren yeni kurulca, davalının salt aracı konumunda bulunmadığı, ... seçimi, ücret belirleme ve eşleştirme yoluyla taşımacılık operasyonunu teknik olarak yönettiği açıkça saptanmış; böylece davalının faaliyet üzerindeki belirleyici ve hâkim konumu teknik olarak da ortaya konulmuştur. Bu yönüyle, uzmanlık bakımından yetkin ve tarafların eşitliği gözetilerek oluşturulan yeni bilirkişi kurulunun somut tespitleri karşısında, önceki bilirkişi raporunda davalının belirleyici olmadığı yönündeki değerlendirmeye itibar edilmemiş; yeni bilirkişi kurulu raporundaki tespitlere üstünlük tanınarak hükme esas alınmıştır.
Uyuşmazlığın Konusu ve Çözülecek Ön Sorun Asıl ve birleşen dava, TTK'nın 54 ve devamı maddeleri uyarınca açılmış haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i ile buna bağlı istemlere ilişkindir. Uyuşmazlık; davalının işlettiği ... uygulaması üzerinden erişilen ... ... uygulaması aracılığıyla, portalına kaydettiği özel araç sahipleri ile üçüncü kişi yolcuların bir araya getirilerek, gidilecek güzergâh için yolcudan alınan bir bedel karşılığında yapılan taşımanın, davacı taksiciler ve şoförler odası mensupları yönünden haksız rekabet teşkil edip etmediği; bunun ön koşulu olarak da söz konusu faaliyetin ilgili mevzuat uyarınca izin ve ruhsata tabi bir ticari yolcu taşımacılığı yahut böyle bir taşımaya aracılık niteliği taşıyıp taşımadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacı Odaların Aktif Husumet Ehliyeti Asıl davada davacı ... ile birleşen davada davacı ... Şoförler Odası'nın aktif husumet ehliyeti yönünden; TTK'nın 56/3. maddesi, esnaf odaları ile üyelerinin ekonomik menfaatlerini korumaya yetkili meslekî ve ekonomik birliklere, haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'i davalarını açma hakkı tanımıştır. Bu kurum ve kuruluşların dava hakkı, üyelerinin veya üye olma hakkı bulunan kişilerin TTK'nın 56/1. maddesi anlamında haksız rekabetten zarar gören yahut zarar tehlikesiyle karşılaşabilecek kimselerden olmasına bağlıdır. Davacı odaların mensubu olan taksici ve şoför esnafı, ruhsata bağlı ticari yolcu taşımacılığı pazarının doğrudan aktörleri olup, davalının izin/ruhsat rejimine uymaksızın organize ettiği taşıma faaliyeti nedeniyle pazar paylarının azalması yönünden zarar tehlikesiyle karşı karşıyadır; bu itibarla davacı odaların, mensuplarının menfaatlerini korumak üzere işbu davaları açmakta aktif husumet ehliyetleri bulunmaktadır. Davalı her ne kadar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin 07.08.2024 ve 03.02.2025 tarihli müzekkere cevabında yer alan ve İstanbul ilinde kayıtlı 20.039 taksi plakasından yalnızca 5.109'unda plaka sahibinin bizzat şoför olarak kayıtlı bulunduğu, davacı odanın ise 7.386 üyesi olduğu yönündeki verilere dayanarak, üyelerin ancak bir kısmının fiilen etkilendiğini ve aktif husumetin bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini ... sürmüş ise de; TTK'nın 56/3. maddesinde odalara ve meslekî birliklere tanınan dava hakkı, etkilenen üye sayısına yahut her bir üye yönünden gerçekleşmiş bireysel bir zararın varlığına değil, mensuplarının haksız rekabetten zarar tehlikesine maruz kalan kesimden bulunmasına bağlanmıştır. Anılan verilerin de ortaya koyduğu üzere, davacı oda mensupları arasında ruhsata bağlı ticari yolcu taşımacılığı faaliyetini bizzat yürüten ve davalının eylemi nedeniyle zarar tehlikesiyle karşı karşıya bulunan çok sayıda esnaf yer aldığından, davacının mensuplarının menfaatini korumak üzere dava açmakta ehil olduğu açık olup, davalının aktif husumete yönelik itirazları yerinde görülmemiştir.
Şehir İçi Yolcu Taşımacılığında İzin ve Ruhsat Rejimi Şehir içi yolcu taşımacılığı, kamu hizmeti niteliği bulunan ve yürütülüş biçimi ile bu hizmeti yerine getirecek kişilerde aranan nitelikler bakımından yasal ve idari düzenlemelerle çerçevelenmiş bir faaliyet alanıdır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 12. maddesiyle il ve ilçe trafik komisyonlarına, belediye sınırları içinde ticari amaçla çalıştırılacak yolcu taşıtlarının çalışma şekil ve şartları ile güzergâh ve sayılarını belirleme yetkisi tanınmış; 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 7/f ve 9. maddeleriyle bu yetkiler büyükşehirlerde münhasıran büyükşehir belediyesi ile UKOME'ye bırakılmış; 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15. maddesiyle de gerçek ve tüzel kişilerin faaliyetlerine ilişkin izin/ruhsat verme yetkisi belediyeye tanınmıştır. Diğer taraftan 2918 sayılı Kanun'un Ek 2/3 maddesi, 5216 ve 5393 sayılı Kanunlar kapsamında ilgili belediyeden çalışma izni/ruhsatı almadan belediye sınırları içinde yolcu taşımayı açıkça yasaklamış ve idari yaptırıma bağlamış; aynı Kanun'un 87. maddesi hatır taşımacılığını "karşılıksız" olma şartına bağlamıştır. 86 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile plaka tahdidi uygulanan illerde ticari plakaya bağlı taksicilik rejimi düzenlenmiş, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Taksi Taşımacılığı Yönergesi de taksiyi, ücreti mukabilinde kamusal taşımacılık hizmeti veren araç olarak tanımlamıştır. Bütün bu düzenlemelerden, şehir içinde otomobille ücret karşılığı yolcu taşıma hakkının münhasıran tahdide tabi ticari plakalı ve ruhsatlı araçlara ait olduğu, bunların dışındaki araçlarla ücret karşılığı yolcu taşınmasının emredici hükümlere aykırı bulunduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ile dosya kapsamındaki...Belediyesi’nin 07.08.2024 ve 03.02.2025 tarihli yazı cevapları birlikte değerlendirildiğinde; şehir içi ücret karşılığı yolcu taşımacılığı faaliyetinin kamu hizmeti niteliğinde olduğu, bu faaliyetin ancak ilgili belediyeden gerekli çalışma izni ve ruhsatların alınması ile yürütülebileceği, ayrıca elektronik ortamda ulaşım yönetimi hizmeti sunulabilmesi için de İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Elektronik Ulaşım Yönetim Lisansına tabi bulunduğu anlaşılmaktadır. Nitekim İBB tarafından verilen yazı cevaplarında, ..., ... ve ...Tur. San. A.Ş.’ye elektronik ulaşım yönetim lisansı verildiği açıkça belirtilmiş; buna karşılık davalı ... ... ... A.Ş. yönünden ise lisans verilmediği, yalnızca lisans başvuru sürecinin devam ettiği bildirilmiştir. Bu durumda, davalı ... ... ... A.Ş.’nin dava konusu dönemde elektronik ulaşım yönetim lisansına sahip olmadığı sabittir. Şehir içi ücret karşılığı yolcu taşımacılığına ilişkin faaliyetlerin, gerek doğrudan taşımacılık hizmeti gerekse bu faaliyetin elektronik platform üzerinden organizasyonu şeklinde yürütülmesi, ilgili mevzuat uyarınca izin ve ruhsat rejimine tabi olup, gerekli idari izin ve lisanslar alınmaksızın bu faaliyetin icrası hukuken mümkün değildir. Dolayısıyla davalı şirketin, gerekli elektronik ulaşım yönetim lisansını almaksızın şehir içi ücret karşılığı yolcu taşımacılığı faaliyetini organize etmesi, izin ve ruhsata tabi bir faaliyetin idarenin öngördüğü izin mekanizması dışında yürütülmesi sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle davalı tarafından yürütülen ... sistemi kapsamındaki faaliyetin, ilgili idari mercilerden alınması zorunlu izin ve ruhsatlar temin edilmeksizin gerçekleştirildiği, başka bir ifadeyle izin ve ruhsata tabi taşımacılık faaliyetinin izinsiz ve ruhsatsız olarak yürütüldüğü sonucuna ulaşılmıştır.
Faaliyetin Niteliği ve Özel Otomobil İstisnasının Sınırları Kaldırma kararı doğrultusunda oluşturulan ve şehir içi toplu taşıma konusunda uzman bilirkişiyi de içeren bilirkişi kurulunca yapılan teknik inceleme sonucunda; ... ... uygulaması üzerinden gerçekleştirilen faaliyetin, süreklilik arz etmesi, yolculuk başına platformca hesaplanıp tahsil edilen bir bedele dayanması ve sistematik bir organizasyon içinde yürütülmesi nedeniyle, 4925 sayılı Kanun'un 2. maddesindeki özel otomobille yapılan ve ticari olmayan taşıma istisnasının sınırlarını aştığı, belediye iznine ve ilgili Bakanlık yetki belgelerine tabi ticari yolcu taşımacılığının teknik karakteristiklerini taşıdığı, ancak hiçbir izin ve ruhsat alınmaksızın icra edildiği belirlenmiştir. Bu tespit, yukarıda anılan mevzuat hükümleriyle bütünüyle örtüşmekte olup, davalının, faaliyetin ticari nitelikte olmadığı ve izin/ruhsata tabi bulunmadığı yönündeki savunmasının aksini ortaya koymaktadır. Nitekim davalının dayandığı özel otomobil istisnası, ticari olmayan, arızi ve karşılıksız taşımalar için öngörülmüş olup, platform üzerinden bedel karşılığı, sistematik ve süreklilik gösteren bir organizasyona bu istisnanın teşmili mümkün değildir.
Davalının Platform Üzerindeki Konumu ve Yer Sağlayıcı Savunmasının Değerlendirilmesi Davalı; yolcu ile ... arasındaki anlaşmaya müdahil olmadığını, salt aracıları buluşturan ve 5651 sayılı Kanun anlamında yer sağlayıcı konumunda bulunan bir platform işlettiğini savunmuş ise de, teknik incelemede davalının yalnızca bir ilan panosu işlevi görmediği, ... seçimi yaptığı, taşıma bedelini belirlediği yahut referans bedel önerip taraflara kabul ettirdiği ve yolculuk eşleştirmesini gerçekleştirdiği, bu suretle taşımacılık operasyonunu teknik olarak yönettiği saptanmıştır. Davalının, sürücüye getirdiği aracın yaşı, şoförün geçmişine ilişkin bilgi sunması, öz çekim yükleme gibi yükümlülükler ile bu yükümlülüklere uymayan sürücüyü sistemin dışına çıkarma yetkisi de birlikte değerlendirildiğinde, davalının taşıma ilişkisinin kurulmasında ve yürütülmesinde belirleyici ve hâkim konumda bulunduğu anlaşılmaktadır. 5651 sayılı Kanun'un 2. maddesinde yer sağlayıcı, hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan veya işleten gerçek yahut tüzel kişi olarak tanımlanmış; aynı Kanun'un 5. maddesinde yer sağlayıcının, barındırdığı içeriği kontrol etmek ve hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü bulunmadığı öngörülmüştür. Anılan sorumluluk rejimi, içerikten bağımsız, edilgen ve teknik barındırma hizmeti veren sağlayıcılar için düzenlenmiş olup; sürücüyü seçen, ücreti belirleyen, eşleştirmeyi yapan ve faaliyeti aktif biçimde organize eden davalının konumu, yer sağlayıcının pasif ve içerikten bağımsız aracılık niteliğiyle bağdaşmamaktadır. Zira davalı, üçüncü kişilere ait bir içeriği yalnızca barındıran değil; taşıma faaliyetini bizzat kurgulayan, yöneten ve sürdüren aktif bir aktör konumunda bulunmaktadır. Bu nedenle davalının salt yer sağlayıcı olduğu yönündeki savunmasına itibar edilmemiştir. Kaldı ki yer sağlayıcı sıfatının kabulü dahi, bizzat organize edilen ve yönetilen bir faaliyetin haksız rekabet oluşturmadığı sonucunu doğurmayacaktır.
Ücret Unsuru, Gelir Elde Etme ve Hatır Taşıması Savunmasının Değerlendirilmesi Davalının, uygulamadan komisyon veya benzeri bir gelir elde etmediği, dolayısıyla ücret unsuru bulunmadığı yönündeki savunması da yerinde görülmemiştir. Bir kez, davalının bir araya getirdiği araç sahibi ile yolcu arasında, güzergâh için platformca önerilen ve taraflarca kabul edilen bir bedel karşılığında taşıma gerçekleştiği sabit olduğundan, taşıma ilişkisi araç sahibi yönünden ücretli olup, karşılıksızlık ölçütüne bağlanan hatır taşımacılığı kapsamında değerlendirilemeyecektir. Davalının bu bedelden pay almaması ise, üstlendiği faaliyetin ticari niteliğini ortadan kaldırmayacaktır. Zira davalı, kâr elde etme amacıyla kurulmuş bir anonim şirket olup, TTK'nın 16. maddesi uyarınca tacir sayıldığından, faaliyetleri ticari iş karinesine tabidir. Bu karinenin somut olayda soyut kalmadığı da anlaşılmakta olup, mali bilirkişi incelemesinde, davalının 2023 yılı Aralık ayından itibaren muhasebe kayıtlarında "Süper Üyelik Paketi" satışlarından kaynaklanan ve yıllar itibariyle artan bir gelir kaleminin yer aldığı, ayrıca uzun yıllar boyunca zarar ederek bu zararı sermaye artırımıyla finanse eden bir işletmenin, yaptığı yatırımın karşılığını gelir elde ederek almasının ticari hayatın olağan akışına uygun bulunduğu tespit edilmiştir. Bu itibarla davalının, faaliyetten hâlihazırda dolaylı gelir elde etmeye başladığı, elde etmediği varsayılsa dahi bunun ileride gelir sağlanmasına engel teşkil etmeyeceği anlaşılmakla, ücret bulunmadığı savunmasına itibar edilmemiştir.
... Sözleşmesi'nin Ticari Kullanımı Yasaklayan Hükmünün Değerlendirilmesi Davalının, ... Sözleşmesi'nin 2.2. maddesinde uygulamanın ticari amaçlarla kullanılamayacağının kararlaştırıldığı yönündeki savunması yönünden ise; bir sözleşme hükmünde faaliyetin ticari amaçla kullanılamayacağının yazılı olması, fiilen ve hukuken gerçekleştirilen taşımanın ticari yolcu taşımacılığı niteliğini ortadan kaldırmaz. Haksız rekabetin ve faaliyetin hukuki niteliğinin belirlenmesinde esas alınacak olan, tarafların sözleşmeye koyduğu kayıt değil, fiilî durum olup, dosya kapsamındaki teknik ve mali tespitler faaliyetin bedel karşılığı, sistematik ve ticari nitelikte yürütüldüğünü ortaya koymaktadır. Bu bağlamda anılan sözleşme hükmü, davalının fiilî organizasyonunu ve bundan doğan sorumluluğunu bertaraf edici bir işleve sahip değildir.
... 2. İdare Mahkemesi Kararının Değerlendirilmesi Davalının dayandığı ... 2. İdare Mahkemesi'nin 25.12.2023 tarihli kararı da davalı savunmasına dayanak oluşturacak nitelikte görülmemiştir. Her şeyden önce, idari yargı yerince verilen ve bir idari yaptırımın iptaline ilişkin bulunan bu karar, tarafları, konusu ve sebebi farklı olan eldeki haksız rekabet davası bakımından HMK'nın 303. maddesi anlamında kesin hüküm teşkil etmemekte ve mahkememizi bağlamamaktadır. İkinci olarak, anılan kararın hukuki çerçevesi incelendiğinde; 2918 sayılı Kanun'un Ek 2. maddesi ile 5216 sayılı Kanun'un 9. maddesine dayanılarak, belediyeden izin/ruhsat almaksızın ticari amaçla yolcu taşımanın yasak olduğunun bizzat teyit edildiği, kararın davalının tezinin aksine bir hukuki zemine oturduğu görülmektedir. Üçüncü ve belirleyici olarak, anılan kararda iptal sonucuna, faaliyetin serbest olduğu değerlendirmesiyle değil; münferit bir sürücünün münferit bir yolculuğunda ücret karşılığı ticari taşıma yaptığının yalnızca şikâyetçi beyanına dayanması ve başkaca kesin delil bulunmaması nedeniyle o somut olayda ticariliğin sübuta ermediği gerekçesiyle ulaşılmıştır. Oysa eldeki dosyada ticarilik ve sistematiklik, tek bir tutanağa değil; uygulamanın bedel hesaplayıp taraflara önerdiğine, ... seçimi ve eşleştirme yaptığına ilişkin teknik tespitlere, muhasebe kayıtlarındaki gelir verilerine, tanıtım söylemine ve taşıma faaliyetinin hacim ve sürekliliğine dayanmaktadır. Bir olayda ücretin belgeyle kanıtlanamamış olması, platform üzerinden yürütülen faaliyetin bütününde ticarilik bulunmadığı anlamına gelmez.
Davalının Sunduğu Uzman Görüşünün Değerlendirilmesi Davalının bilirkişi incelemesinden önce dosyaya sunduğu, akademisyenlerce hazırlanmış 15.08.2025 tarihli uzman görüşü yönünden; anılan görüşte davalı faaliyetinin rekabeti bozucu etkisinin bulunmadığı, aksine davacı üyelerinin faaliyetini tamamlayıcı nitelikte olduğu belirtilmiş ise de, bu görüş mahkememizce HMK'nın 293. maddesi kapsamında ayrıntılı biçimde değerlendirilmiş, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitlerle bağdaşmadığından itibar görmemiştir. Öncelikle, uzman görüşünün vardığı sonuç ile dosyaya kazandırılan teknik ve mali tespitler arasında, uyuşmazlığın esasını ilgilendiren açık çelişkiler bulunmaktadır. Uzman görüşü, davalının faaliyetini rekabeti tamamlayıcı ve bozmayan bir "yolculuk paylaşımı" olarak nitelendirmekle, faaliyetin ücretsiz, arızi ve paylaşım esasına dayalı olduğu ön kabulünden hareket etmektedir. Oysa şehir içi taşıma uzmanını da içeren bilirkişi kurulunca yapılan teknik incelemede, yolculuk başına platformca hesaplanıp tahsil edilen bir bedelin bulunduğu, güzergâhın yolcu tarafından belirlendiği ve işlemin sistematik biçimde tekrarlandığı, dolayısıyla faaliyetin 2918 sayılı Kanun'un 87. maddesindeki karşılıksızlık ölçütüne bağlanan hatır taşımacılığı ile ve masraf paylaşımı sınırıyla bağdaşmadığı somut olarak saptanmıştır. Uzman görüşünün dayandığı ücretsiz/paylaşımsal nitelendirme, dosyadaki bu teknik bulgularla örtüşmediğinden, görüşün çıkış noktası maddi vakıa temelinden yoksun kalmaktadır. İkinci olarak, uzman görüşü, davalının platform üzerindeki konumunu edilgen bir aracılık olarak resmetmekte iken; bilirkişi kurulunca davalının salt bir ilan panosu işlevi görmediği, ... seçimi yaptığı, taşıma bedelini belirlediği yahut referans bedel önerip taraflara kabul ettirdiği ve yolculuk eşleştirmesini gerçekleştirmek suretiyle taşımacılık operasyonunu teknik olarak yönettiği tespit edilmiştir. Bu tespit, davalının sürücüye getirdiği yükümlülükler ve bunlara uymayan sürücüyü sistem dışına çıkarma yetkisiyle de doğrulanmakta olup, uzman görüşünün davalıyı belirleyici konumda görmeyen değerlendirmesi, dosyanın somut verileriyle çelişmektedir. Üçüncü olarak, uzman görüşünün faaliyetin ekonomik menfaat doğurmadığı yönündeki kabulü, mali bilirkişi incelemesinin tespitleriyle bağdaşmamaktadır. Mali incelemede, davalının 2023 yılı Aralık ayından itibaren muhasebe kayıtlarında "Süper Üyelik Paketi" satışlarından kaynaklanan ve yıllar itibariyle artan bir gelir kaleminin yer aldığı, ayrıca uzun süre zarar ederek bu zararı sermaye artırımıyla finanse eden davalının, yaptığı yatırımın karşılığını gelir elde ederek almasının ticari hayatın olağan akışına uygun bulunduğu belirlenmiştir. Bu somut mali veriler karşısında, faaliyetin ekonomik boyuttan yoksun bir paylaşım olduğu yönündeki değerlendirmeye üstünlük tanınması mümkün görülmemiştir. Dördüncü ve belirleyici olarak, uzman görüşü, uyuşmazlığın çözümünde asıl belirleyici olan hukuki ön sorunu; faaliyetin ilgili mevzuat (4925, 2918, 5216 ve 5393 sayılı Kanunlar ile 86 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı) uyarınca izin ve ruhsata tabi bir ticari yolcu taşımacılığı yahut böyle bir taşımaya aracılık niteliği taşıyıp taşımadığını karşılamaktan uzaktır. Görüş, ağırlıklı olarak faaliyetin trafik ve ulaşım üzerindeki etkilerine ve rekabete katkısına ilişkin genel değerlendirmelere dayanmakta olup, davalının tabi olduğu izin/ruhsat rejimi ve bu rejime uyulmamasının haksız rekabet bakımından doğurduğu sonuç yönünden somut bir çözümleme içermemektedir. Bir faaliyetin ekonomik açıdan yararlı yahut ulaşım ihtiyacını karşılar nitelikte görülmesi, o faaliyetin yürütülüşünün emredici hukuki düzenlemelere ve rakiplere de yüklenmiş iş şartlarına uygun olduğu anlamına gelmez; haksız rekabetin belirlenmesinde esas alınacak olan, faaliyetin toplumsal yararı değil, dürüstlük kuralı ile iş şartlarına uygunluğudur. Aynı görüş, bilirkişi kök raporunun "Sektörel Değerlendirme" başlığı altında yer alan ve hukuki tespitten çok ulaşım politikasına ilişkin temennilere dayanan değerlendirmeler yönünden de geçerli olup, bu nitelikteki genel açıklamalar mahkememizce hükme esas alınmamış, karar yalnızca raporun somut teknik ve mali tespitlerine dayandırılmıştır. Nihayetinde, HMK'nın 293. maddesi uyarınca uzman görüşü, tarafın kendi seçtiği uzmandan aldığı ve hâkimi bağlamayan, mahkemece serbestçe takdir edilebilen bir açıklama niteliğinde olup; dosya kapsamıyla ve mevzuatla desteklenen, tarafların eşitliği gözetilerek oluşturulmuş, denetime elverişli bilirkişi raporunun aksini ortaya koyacak bilimsel ve maddi bir dayanaktan yoksun bulunduğundan, anılan uzman görüşüne, hükme esas alınan bilirkişi raporu karşısında itibar edilmemiştir. ..., ... Uygulamaları, ...Adalet Divanı ve İlgili Mahkeme Kararlarının İncelenmesi Davalı uygulamasının, ... ve ... uygulamalarıyla benzerlik veya farklılık göstermesi, davalının eyleminin hukuki niteliğini doğrudan belirleyen bir unsur olmasa da, haksız rekabetin değerlendirilmesi bakımından bu uygulamalar hakkında yapılan yargılamalarda ortaya konulan hukuki değerlendirmelerin mahkememizce incelenmesi gerekli görülmüştür. Motosikletle yolcu taşımacılığı uygulaması olan ... aracılığı ile ticari araç sahibi olmayan hususi ... sahibi kişilerin kendi araçları ile yolcuları belirli bir ücret karşılığında taşıdıklarına dair yapılan şikayet neticesinde .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/... Esas, 2022/... Karar sayılı dosyası ile şirket yetkilisi hakkında yapılan ceza yargılamasında mahkemece; sanığın tarifeli yolcu taşımacılığına ilişkin gerekli yetki belgesine sahip olmaksızın motosikletle ücret karşılığı yolcu taşıma faaliyeti yürüttüğü, bu suretle kanunla belirlenen iş şartlarına uymadığı ve eyleminin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 55/1-e maddesi kapsamında haksız rekabet teşkil ettiği, bilirkişi raporlarında, sanığın faaliyetinin yalnızca yolcu ile sürücüyü buluşturan bir yazılım hizmeti olmayıp fiilen motosikletli yolcu taşıma hizmetini de kapsadığı, internet sitesi ve mobil uygulamasında yer alan tanıtımların da bu hususu doğruladığı tespit edilerek ayrıca, yolcu taşımacılığı faaliyetinin kanun ve yönetmeliklerle belirlenen izin ve ruhsat koşullarına tabi olduğu, bu şartlara uyulmaksızın aynı alanda faaliyet gösterilmesinin yasal yükümlülüklerini yerine getiren teşebbüsler bakımından dürüstlük kuralına aykırı davranış oluşturduğu ve haksız rekabete yol açtığı değerlendirilerek sanık hakkında haksız rekabet suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 05.07.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Uber uygulaması yönünden ise; .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/1082 Esas, 2019/780 Karar sayılı ilamında, Uber uygulamasının hukuki niteliği ayrıntılı olarak değerlendirilmiş; öncelikle sunulan hizmetin yalnızca bir yazılım veya aracılık hizmeti mi, yoksa taşımacılık hizmeti mi olduğu tartışılmıştır. Mahkeme, Uber uygulamasının işleyişini inceleyerek yolcunun uygulama üzerinden araç talebinde bulunduğunu, uygun sürücünün sistem tarafından yönlendirildiğini, ücretin uygulama aracılığıyla belirlendiğini ve ödemenin yine sistem üzerinden gerçekleştirildiğini tespit etmiştir. Kararda, bu kapsamda Avrupa Birliği Adalet Divanının 22.12.2017 tarihli ve ...sayılı kararına da atıf yapılarak, Uber’in sunduğu hizmetin sırf taşıma hizmetine erişim sağlayan bağımsız bir aracılık veya bilgi toplumu hizmeti olarak değerlendirilemeyeceği; aksine uygulamanın şehir içi taşımacılık hizmetinin ayrılmaz ve vazgeçilmez bir unsuru olduğu, sürücüler ile yolcuları yalnızca buluşturan pasif bir platform niteliğinde bulunmadığı, taşımacılık faaliyetinin organizasyonu ve yürütülmesinde belirleyici rol üstlendiği kabul edilmiştir. Bu nedenle Uber tarafından sunulan hizmetin esas unsurunun taşımacılık olduğu, aracılık faaliyetinin ise bu hizmetin ayrılmaz bir bileşeni niteliğinde bulunduğu sonucuna varılmıştır. Anılan kararların ortaya koyduğu temel ilke, dijital platformun kendisini yalnızca “aracılık hizmeti” olarak nitelendirmesinin hukuki değerlendirme bakımından yeterli olmadığı; uygulamanın fiili işleyişi ve taşıma faaliyetinin organizasyonu üzerindeki etkisi dikkate alındığında, hizmetin taşımacılık alanında sunulan bir hizmet olarak sınıflandırılması gerektiğidir. Bu yönüyle söz konusu kararlar, eldeki davada davalı ... ... uygulamasına yöneltilen haksız rekabet iddiaları bakımından benzer nitelik taşımaktadır. Zira bu davada da uyuşmazlığın temelini, davalının yalnızca dijital ortamda aracılık hizmeti sunan taraf olup olmadığı veya fiilen taşımacılık faaliyetinin organizasyonu ve yürütülmesinde belirleyici rol üstlenerek taşımacılık hizmeti sunduğunun kabul edilip edilemeyeceği oluşturmaktadır. Dolayısıyla Uber kararında benimsenen ve uygulamanın aracılık faaliyetini aşarak taşımacılık hizmetinin ayrılmaz bir parçasını oluşturduğu yönündeki hukuki değerlendirme, ... ... uygulamasının hukuki niteliğinin ve buna bağlı olarak haksız rekabet iddialarının değerlendirilmesi bakımından emsal nitelikte önemli bir ölçüt oluşturmaktadır. Birleşen davacının iddialarına dayanak olarak sunduğu, davalının mahkemece değerlendirilmesini istediği 20.12.2017 ve 10.04.2018 tarihli Adalet Divanı kararlarında; akıllı telefon uygulaması aracılığıyla yolcu ile profesyonel olmayan sürücüler arasında bağlantı kurulmasına yönelik hizmetin, bağımsız bir bilgi toplumu hizmeti veya salt aracılık faaliyeti olarak nitelendirilemeyeceği, söz konusu hizmetin ana bileşeni taşıma hizmeti olan bütünleşik bir ekonomik faaliyetin ayrılmaz ve tamamlayıcı unsuru olduğu, bu nedenle “taşımacılık alanında hizmet” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Kararlarda, uygulamayı işleten teşebbüsün yalnızca tarafları bir araya getiren pasif bir platform olmadığı; taşıma hizmetinin organizasyonu, işleyişi ve ekonomik koşulları üzerinde belirleyici etkiye sahip bulunduğu vurgulanmıştır. Yukarıda yer verilen, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin E.... sayılı kararında da ABAD içtihatlarına atıf yapılarak, Uber tarafından sunulan hizmetin yalnızca bilişim veya aracılık hizmeti olmadığı, bilgi teknolojileri kullanılarak fiilen yolcu taşımacılığı hizmeti sunulduğu, bu faaliyetin yürürlükteki mevzuata aykırı şekilde gerçekleştirildiği ve haksız rekabet teşkil ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Anılan kararda, bu nitelikteki faaliyetlerin mevcut yasal düzenlemeler çerçevesinde taşımacılık faaliyeti olarak değerlendirilmesi gerektiği ve farklı bir hukuki rejime tabi tutulabilmesi için kanuni düzenleme yapılmasının zorunlu olduğu ifade edilmiştir. Bu kapsamda, gerek Adalet Divanı'nın söz konusu kararlarında gerekse Türk yargı kararlarında, mobil uygulama üzerinden doğrudan bir ücret veya komisyon alınıp alınmadığına bakılmaksızın gerçekleştirilen eylemin izin ve ruhsata tabi bir yolcu taşımacılığı hizmeti olduğu, bu hizmetin izin ve ruhsat alınmaksızın mobil uygulama aracılığıyla verilmesinin haksız rekabet teşkil ettiği kabul edilmiştir. Bu kapsamda davalının, uygulaması üzerinden ... ile yolcu arasındaki ilişkiye belirleyici biçimde nüfuz ettiği; uygulama olmaksızın ... ile yolcunun bir araya gelemediği, ücret pazarlığının uygulama üzerinden ve davalının belirlediği sınırlar dahilinde yapıldığı ve taşıma ilişkisinin uygulama sayesinde kurulduğu gözetildiğinde, taşımacılık işinin uygulama aracılığıyla ve davalının belirleyici nüfuzu altında gerçekleştirildiği sonucuna ulaşılmıştır. Haksız Rekabet Unsurlarının Somut Olayda Oluşumu Bütün bu tespitler ışığında, davalının ... ... uygulaması üzerinden yürüttüğü faaliyetin haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı değerlendirildiğinde; haksız rekabetin oluşması için, rekabeti etkileyen bir davranışın bulunması, bu davranışın dürüstlük kuralına aykırı yahut aldatıcı olması, rekabet ortamını bozması, katılanlar aleyhine zarar yahut zarar tehlikesi doğurması ve davranış ile zarar tehlikesi arasında illiyet bağının bulunması yeterlidir. Somut olayda; davalı, şehir içi ticari yolcu taşımacılığını yasal ve idari düzenlemeler çerçevesinde ruhsat alarak yürütmekle yükümlü bulunan taksici ve şoför esnafının tabi olduğu izin/ruhsat rejimine uymaksızın, bu rejime tabi bir taşıma faaliyetini uygulaması üzerinden organize edip aracılık etmek suretiyle, rakiplere de yüklenmiş olan iş şartlarına aykırı davranmış; bu eylem TTK'nın 55/1-e maddesi kapsamında dürüstlüğe aykırı sayılan "iş şartlarına uymamak" halini oluşturmuştur. Anılan hükmün uygulanabilmesi için, davalının bizzat taşıyıcı mı, aracı mı yoksa isimsiz sözleşmenin tarafı mı olduğunun kesin biçimde belirlenmesi zorunlu olmayıp; ruhsata tabi ticari taşımanın, ruhsat/izin yükümlülüğüne uyulmaksızın davalının aktif organizasyonu ile gerçekleştirilmesi tespiti yeterlidir. Davalının, uygulamanın uzun süredir kullanıldığı, bu süre içinde somut bir zararın kanıtlanamadığı ve salt zarar tehlikesine dayanılamayacağı yönündeki savunması da yerinde görülmemiştir. TTK'nın 56/1. maddesi, haksız rekabet sebebiyle ekonomik menfaatleri zarar görenlerin yanında, "böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan" kimselere de dava hakkı tanımış olup, tespit ve men davalarının açılabilmesi için gerçekleşmiş ve miktarı belirlenmiş somut bir zararın varlığı aranmaz; dürüstlük kuralına aykırı davranışın katılanlar aleyhine zarar tehlikesi doğurması yeterlidir. Ruhsatsız biçimde organize edilen ve giderek büyüyen bir yolcu taşıma faaliyetinin, aynı pazarda ruhsatla ve maliyetli yükümlülükler altında faaliyet gösteren davacı mensuplarının pazar payı ve gelirleri üzerinde azaltıcı bir tehlike doğurduğu, hayatın olağan akışının da bir gereğidir. Kaldı ki davalının uzun süredir sürdürdüğü bu faaliyetin süreklilik ve yenilenme gösteren niteliği karşısında, haksız rekabetin her yeni taşıma işlemiyle tekrarlandığı gözetildiğinde, salt zamanın geçmiş olması dava hakkının kullanılmasını dürüstlük kuralına aykırı hâle getirmez; süregelen bir haksız rekabete karşı her zaman tespit ve men istenebilir. Bunun yanında davalının, uygulamanın tanıtımında faaliyetten gelir sağlanmadığı yönünde kullandığı "... bu araç paylaşımlarından gelir sağlamaz" biçimindeki beyanı, mali bilirkişi incelemesiyle saptanan ve muhasebe kayıtlarına dayanan "Süper Üyelik Paketi" geliri karşısında gerçeği yansıtmadığından, TTK'nın 55/1-a-2 maddesi anlamında davalının kendi ticari faaliyeti hakkında yanlış ve yanıltıcı açıklama niteliğinde bulunmaktadır. Uygulamanın tanıtımında kullanılan ve hizmeti taksiciliğe alternatif bir ulaşım biçimi olarak sunan "... ..." gibi ifadeler ise, esasen anılan beyanla birlikte ve onu tamamlayacak biçimde, davalının faaliyetini ticari olmayan bir paylaşım gibi göstererek kamuoyunda yanıltıcı bir izlenim oluşturmaya elverişli bulunmakta olup, gelir sağlanmadığına ilişkin gerçeğe aykırı beyanla bir bütün oluşturan bu tanıtım söylemi de aldatıcı niteliği pekiştirmektedir. Bu kapsamda davalının anılan tanıtım ve beyanları, TTK'nın 55/1-a-2 maddesi kapsamında aldatıcı sayılarak ayrıca bu yönüyle de haksız rekabete sebebiyet vermektedir.
"... ..." ve "... ..." Hizmeti Yönünden Değerlendirme "... ..." ve "... ..." uygulaması yönünden ise; dosya kapsamı ve bilirkişi raporlarındaki tespitlere göre, bu uygulamanın .../... kiralama faaliyetinden ibaret olduğu, yolcu taşımacılığı içermediği ve haksız rekabet teşkil eden bir hususun saptanamadığı anlaşıldığından, gerek asıl davada gerekse birleşen davada bu hizmete yönelik tespit, men ve ref taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Men Hükmünün Kapsamı ve Ref İstemi Yönünden Değerlendirme Haksız rekabetin men'ine ilişkin istem yönünden, yukarıda sübutu belirlenen haksız rekabet fiilinin durdurulması ve tekrarının önlenmesi için, davalının ... ... hizmetini internet sitesi ve mobil uygulama dâhil her türlü mecra üzerinden sunmaktan kaçınması gerekmektedir. Men hükmünün coğrafi kapsamı yönünden; her ne kadar şehir içi yolcu taşımacılığına ilişkin izin ve ruhsat rejimi il bazında belediyelerce düzenlenmekte ise de, dava konusu ... ... hizmeti tek bir uygulama üzerinden ülke genelinde erişime sunulmakta olup, hem İstanbul ilinde faaliyet gösteren asıl dava davacısının hem de ... ilinde faaliyet gösteren birleşen dava davacısının mensupları yönünden aynı nitelikte zarar tehlikesi doğurmaktadır. Haksız rekabet oluşturan eylem, davalının tek bir uygulama üzerinden yürüttüğü bölünmez bir organizasyon niteliği taşıdığından ve men hükmü davalının bu hizmeti sunma edimine yönelik bulunduğundan, men'in belirli bir il ile sınırlandırılması hükmün infazını ve haksız rekabetin fiilen önlenmesini imkânsız kılacaktır. Bu itibarla men hükmü, dava konusu hizmetin sunulduğu her türlü mecrayı kapsayacak biçimde kurulmuştur. Ref (haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılması) istemi yönünden ise; TTK'nın 56/1-c maddesi, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını ayrı bir dava türü olarak düzenlemiş olup, ref, men'den farklı olarak, haksız rekabet eyleminin geçmişe yönelik olarak yarattığı ve süregelen maddi durumun giderilmesini amaçlar. Somut olayda ref istemi yalnızca birleşen davada ... sürülmüş olup, davalının ... ... ve ... ... hizmetine ilişkin olarak oluşturduğu ve haksız rekabetin sürekliliğini sağlayan mevcut altyapının (... ve yolcuların bu hizmet için uygulamaya kaydı ile hizmetin fiilen erişilebilir tutulması dâhil) bu hizmet yönünden ortadan kaldırılmasını kapsayacak biçimde ref'e karar verilmesi gerekmiştir. Asıl davada ise ref talebi bulunmadığından, taleple bağlılık ilkesi uyarınca bu dava yönünden ref hususunda bir değerlendirme yapılmamıştır.
Reklam Faaliyetlerinin Men'i ve Hükmün İlanı İstemleri Davalının dosyaya sunulan görsellerde yer alan "... ... ...", "... ... ..." ve "... ..." reklamlarında hizmetini doğrudan taksi taşımacılığının ikamesi olarak tanıttığı da anlaşılmaktadır. Davalının bu tanıtım ve beyanlarının faaliyetini ticari olmayan bir paylaşım gibi göstererek ve taksiciliğe meşru bir alternatif olduğu yönünde kamuoyunda yanıltıcı bir izlenim oluşturmaya elverişli olduğu ve TTK'nın 55/1-a-2 maddesi kapsamında aldatıcı nitelik taşıyarak ayrıca bu yönüyle de haksız rekabete vücut verdiği anlaşılmaktadır. Reklam faaliyetlerinin men'ine ilişkin istem yönünden, yukarıda TTK'nın 55/1-a-2 maddesi kapsamında aldatıcı nitelikte bulunduğu belirlenen tanıtım söyleminin devamının önlenmesi gerektiğinden, birleşen davada ... ... hizmetine ilişkin reklam faaliyetleri yürütülmesinin men'ine karar verilmiştir. Hükmün ilanına ilişkin istem yönünden ise; davalının aldatıcı tanıtım ve beyanlarıyla, hizmetin ticari olmayan bir paylaşım ve taksiciliğe meşru bir alternatif olduğu yönünde kamuoyunda oluşan yanlış izlenimin giderilmesinde ve haksız rekabete konu hizmetin geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşmış olması karşısında kararın kamuoyunca öğrenilmesinde korunmaya değer bir menfaat bulunduğundan, TTK'nın 59. maddesindeki koşulların oluştuğu değerlendirilerek, karar kesinleştiğinde masrafı davalıya ait olmak üzere hüküm özetinin ulusal çapta yayın yapan tirajı en yüksek üç gazetede ilanına karar verilmiştir. Erişimin Engellenmesi ve İhtiyati Tedbir Talebinin Değerlendirilmesi Erişimin engellenmesine yönelik istem ile ihtiyati tedbir talebi yönünden; öncelikle belirtmek gerekir ki, haksız rekabetin men'ine ilişkin işbu hükmün kesinleşmeden infaz kabiliyetini haiz olup olmadığı, talep edilen ihtiyati tedbirin gerekliliği bakımından belirleyici bir ön sorundur. HMK'nın 350. maddesinin birinci fıkrasında, istinaf yoluna başvurmanın kararın icrasını durdurmayacağı, İcra ve İflas Kanunu'nun icranın geri bırakılmasıyla ilgili 36. maddesi hükmünün saklı olduğu; ikinci fıkrasında ise yalnızca kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararların kesinleşmedikçe yerine getirilemeyeceği düzenlenmiştir. İşbu hüküm, kişiler hukuku, aile hukuku yahut taşınmaza ilişkin ayni haklarla ilgili bir karar olmayıp, haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'ine ilişkin bulunduğundan, HMK'nın 350/2. maddesindeki kesinleşme koşuluna tabi değildir. Nitekim yerleşik içtihatlarda da, haksız rekabetin tespiti ve men'ine ilişkin ilamların, şahsın hukuku ile ilgili gibi görünmekle birlikte tarafların şahsı ile ilgili hukuki durumlarında bir değişiklik yaratan sonuç doğurmayıp yalnızca malvarlığını etkilediği, bu nedenle icraya konulabilmesi için kesinleşmesinin gerekmediği kabul edilmektedir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2015/10769 Esas, 2017/13728 Karar sayılı ilamında; bir fiilin haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile men'ine ve buna bağlı istemlere ilişkin mahkeme kararının, şahsın hukuku ile ilgili olmakla birlikte tarafların şahsı ile ilgili hukuki durumlarında değişiklik yaratan bir sonuç doğurmadığı, sadece malvarlığını etkilediği, dolayısıyla icraya konulabilmesi için kesinleşmesine gerek bulunmadığı açıkça belirtilmiştir. Aynı ilke, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2018/3154 Esas, 2018/7106 Karar sayılı ilamında da benimsenmiş; ilamın, şahsın hukuku ile ilgili olsa dahi tarafların hukuki durumunda değişiklik doğurmayıp yalnızca malvarlığını etkilemesi karşısında takibe konulabilmesi için kesinleşmesinin gerekmediği kabul edilmiştir. Bu itibarla, haksız rekabetin men'ine ilişkin işbu hükmün de kesinleşmeden infaz kabiliyetini haiz bulunduğu anlaşılmakta olup, anılan maddenin birinci fıkrasındaki genel kural gereğince, karara karşı istinaf yoluna başvurulmuş olması hükmün icrasını kendiliğinden durdurmayacaktır. TTK'nın 56/1-b maddesi uyarınca hükmedilen men, niteliği itibariyle davalıya, haksız rekabet oluşturan fiili işlememe ve tekrarlamama yönünde bir yapmama (kaçınma) edimi yükleyen bir yükümlülük doğurur. Somut olayda bu yükümlülüğün konusu, davalının ... ... hizmetini internet sitesi ve mobil uygulama dâhil her türlü mecra üzerinden sunmaktan bizzat kaçınmasıdır. Bir yapmama borcunu içeren bu hükmün infazı, İİK'nın ilamların icrasına ilişkin hükümleri ve özellikle bir işin yapılması yahut yapılmamasına ilişkin ilamların icrasını düzenleyen 30. maddesi çerçevesinde gerçekleştirilir; davalının hükme aykırı biçimde hizmeti sunmaya devam etmesi hâlinde, alacaklının başvurusu üzerine icra dairesince gerekli işlemler yapılabilecek ve aykırı davranışın sürmesi hâlinde İİK'nın ilgili hükümlerinde öngörülen yaptırımlar gündeme gelebilecektir. Bu yönüyle men hükmü, muhatabı ve konusu belirli, doğrudan davalıya yönelen ve icra kabiliyeti bulunan bir ilam niteliğindedir. Dolayısıyla haksız rekabetin önlenmesi, üçüncü kişi konumundaki erişim sağlayıcılar nezdinde ayrı bir erişim engeli tedbirine başvurulmasını zorunlu kılmaksızın, doğrudan davalıya yüklenen kaçınma yükümlülüğünün infazı yoluyla sağlanabilecek durumdadır. Bu tespitler ışığında ihtiyati tedbir talebi değerlendirildiğinde; HMK'nın 389. maddesi ile haksız rekabete ilişkin özel düzenleme içeren TTK'nın 61. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için, talep edenin davadaki haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi ve ayrıca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından yahut tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın ya da ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesini gerektiren koşulların birlikte bulunması aranır. Oysa somut olayda, esas hakkında verilen ve kesinleşmeden infaz kabiliyetini haiz bulunan men hükmü, davalının haksız rekabet oluşturan hizmeti sunmasını doğrudan durdurma sonucunu doğurmaktadır. Talep edilen erişimin engellenmesine yönelik ihtiyati tedbir ise, esas hakkındaki bu men hükmüyle birebir aynı sonucu, yani ... ... hizmetinin sunumunun durdurulmasını hedeflemektedir. Bir başka anlatımla, esas uyuşmazlık hakkında nihai hüküm kurulup men'e karar verilmiş olması karşısında, aynı sonucu geçici olarak sağlamaya yönelik ihtiyati tedbirin konusu kalmamış; tedbir yoluyla korunmak istenen hukuki yarar, esas hükümle karşılanmış bulunmaktadır. Kaldı ki, ihtiyati tedbire yönelik istinaf incelemesinde belirlenen esaslar da gözetildiğinde, erişimin engellenmesi gibi sonuçları itibariyle esas hükmün ötesine geçebilecek ve davalının hüküm kapsamı dışındaki ticari faaliyetlerini de etkileyebilecek bir tedbirin, yaklaşık ispat ve orantılılık ölçütleri bakımından koşullarının bu aşamada gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, esas hakkındaki men hükmü ile aynı sonucu doğuracak olan ve ayrıca TTK'nın 61 ile HMK'nın 389. maddelerindeki koşulları gerçekleşmeyen, https://.../ internet sitesi ve "...: ... & ..." isimli mobil uygulama üzerinden sunulan "... ..." ve "... ..." isimli hizmete erişimin engellenmesine yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan gerekçeler ve toplanan deliller ışığında, davalının ... ... uygulaması üzerinden yürüttüğü faaliyetin, izin ve ruhsata tabi ticari yolcu taşımacılığının izinsiz/ruhsatsız biçimde organize edilip aracılık edilmesi suretiyle TTK'nın 54, 55/1-e ve 55/1-a-2 maddeleri kapsamında haksız rekabet oluşturduğu; ... .../... hizmeti yönünden ise haksız rekabetin ispatlanamadığı sonuç ve kanaatine varılarak, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere; Davanın KISMEN KABULÜ ile; A) ASIL DAVA YÖNÜNDEN: Davalı ... ... ... Anonim Şirketi tarafından https://.../ internet sitesi ve mobil uygulama üzerinden sunulmakta olan; 1-"... ..." isimli hizmetin sunulmasının haksız rekabet oluşturduğunun TESPİTİNE ve gerçekleşen haksız rekabetin MEN’İNE, 2-"... ..." isimli hizmetin sunulmasının haksız rekabet oluşturduğu ispatlanamadığından bu hizmete ilişkin talebin REDDİNE, 3-Hüküm tarihi itibari ile alınması gerekli 732,00-TL ilam harcından peşin alınan 179,90-TL'nin mahsubu ile bakiye 552,10-TL ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 179,90-TL peşin harç ve 179,90-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 359,80-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, (kaldırma öncesi kararla tahsilde mükerrer olmamak kaydıyla) 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 153.661,50-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafa karar nev'i nazara alınarak yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, B) BİRLEŞEN .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ’NİN 2023/... ESAS SAYILI DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN: 1-Davalı ... ... ... Anonim Şirketi tarafından https://.../ internet sitesi ile "... ... & ..." ve "... ..." isimli mobil uygulama üzerinden sunulan "... ..." ve "... ..." isimli hizmetin sunulmasının HAKSIZ REKABET OLUŞTURDUĞUNUN TESPİTİNE, Gerçekleşen haksız rekabetin REF’İNE ve "... ..." ile "... ..." hizmetinin internet sitesi ve mobil uygulama dahil her türlü mecra üzerinden sunulmasının MEN’İNE, 2-"... ..." isimli hizmetin sunulmasının haksız rekabet oluşturduğu ispatlanamadığından, bu hizmete ilişkin tespit, men ve ref taleplerinin REDDİNE, 3-Davalı ... ... ... Anonim Şirketi tarafından "... ..." hizmetine ilişkin reklam faaliyetleri yürütülmesinin MEN’İNE, 4-TTK’nın 59. maddesi gereğince KARAR KESİNLEŞTİĞİNDE, masrafları davalı tarafa ait olmak üzere hüküm özetinin ulusal çapta yayın yapan, tirajı en yüksek üç gazetede İLANINA, 5-Hüküm tarihi itibari ile alınması gerekli 732,00-TL ilam harcından peşin alınan 269,85-TL'nin mahsubu ile bakiye 462,15-TL ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 6-Davacı tarafından yatırılan 269,85-TL peşin harç ve 269,85-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 539,70-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan 101.120,00-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 9-Davalı tarafa karar nev'i nazara alınarak yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, C) Kararın İİK. Madde 30 gereği icrasına,
D) İHTİYATİ TEDBİR (ERİŞİM ENGELİ) TALEBİ YÖNÜNDEN: Haksız rekabetin men'ine ilişkin iş bu hüküm, kesinleşmeden infaz kabiliyetini haiz olduğundan, talep edilen tedbir esas hakkındaki men hükmü ile aynı sonucu doğurup koşulları oluşmadığından; https://.../ internet sitesi ve "...: ... & ..." isimli mobil uygulama üzerinden sunulan "... ..." ve "... ..." isimli hizmetine erişimin engellenmesine yönelik İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN REDDİNE, E)Asıl ve birleşen davada taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı. 24/06/2026
Katip ... Hakim ... e-imzalıdır e-imzalıdır