Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1105 E. 2026/1443 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1105
Karar No
2026/1443
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2026/1105 Esas

KARAR NO: 2026/1443

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 20/02/2026

NUMARASI : 2025/487 E. - 2026/113 K.

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/09/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından müvekkili şirket aleyhine dava konusu olan, 30.04.2022 keşide tarihli, ... seri nolu ve 46.122,88-TL bedelli çekten dolayı İstanbul 28.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, bu kapsamda müvekkiline ait bir kısım taşınmazlar üzerine hacizler konulduğunu, müvekkili tarafından takibe karşı İstanbul 35.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/381 Esas sayılı dosyasından çekteki imzaların müvekkili şirket yetkililerine ait takibin geçici olarak durdurulmasına karar verildiğini, müvekkili tarafından teminat yatırılmasına rağmen hacizlerin kaldırılmadığını, yine Mahkemece yapılan yargılama neticesinde takibin durdurulmasına yönelik karar verildiğini, iş bu kesinleşen karara rağmen ilamda takibin durdurulması ibaresi geçtiğinden bahisle tüm taleplerinin reddedildiğini, müvekkili şirketin taşınmazları ile ilgili tasarruflarının aciliyetinden dolayı haciz baskısı altında ödeme yapmak zorunda kaldığını, müvekkili tarafından haciz baskısı altında ödenen bedelin iadesi amacıyla İstanbul 18.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibine borçlu - davalının haksız yere itiraz ettiğini belirterek, açıklanan nedenlerle; davanın kabulü ile itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının icra takibinde ve huzurdaki davayı açmakta hukuki yararı olmadığını, şöyle ki; müvekkil müşterisi ... Limited Şirketi ile yapmış olduğu faktorıng sözleşmesi uyarınca davacının lehtar ve ilk cirantası olduğu ... Bankası A.Ş. .../Hatay Şubesine ait ... seri numaralı 30.04.2022 keşide tarihli ve 46.122,88 bedelli bir adet çeki ödeme aracı olarak devir aldığını, söz konusu çekin ibraz tarihi geldiğinde bankaya ibraz edildiğini ve karşılığı olmadığı için çek hakkında İstanbul 28. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası için takip başlatıldığını, yine söz konusu takibe dair İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/692 D.İş ve 2022/724 K. Sayılı ihtiyati haciz kararı alındığını, İstanbul 28. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takibine karşı davacı/borçlu İstanbul 35. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/381 E. dosyası ile imza itirazında bulunduğunu, yapılan yargılama neticesinde Mahkemece takibin davacı/ borçlu yönünden durdurulmasına karar verildiğini, kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiğini, sonrasında davacı tarafından ilgili icra müdürlüğünden hacizlerin fekkini istediğini fakat talebinin reddedildiğini, davacının da söz konusu karara karşı aşkın haciz nedeniyle şikayet davası açtığını ve İstanbul 32. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2025/43 E. Ve 2025/118 K. Sayılı ilamı ile 19.02.2025 tarihinde şikayetin reddine karar verildiğini, bunun üzerine davacı tarafından 03.03.2025 tarihinde icra dosyasına para yatırıldığını, davacının dosyaya yatırmış olduğu paranın iadesi için İstanbul 28. İcra Müdürlüğüne herhangi bir talepte bulunmadığını, davalı hakkında doğrudan İstanbul 18. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davacının, müvekkil aleyhine açmış olduğu İstanbul 18. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasına konu ettiği alacağını İİK 40 ve 361. Maddeleri uyarınca icra dairesinden talep etmek suretiyle tahsil edebilecek iken takibe konu etmesinde hukuki yararı olmadığı gibi huzurdaki davayı açmakta da hukuki yararı olmadığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak da; davacı tarafından takibe konu edilen alacağın hiçbir zaman müvekkili uhdesinde olmadığını, davacının yasal düzenlemeler çerçevesinde parayı alacakken haksız ve hukuka aykırı şekilde müvekkili aleyhine takip başlattığını, takibin kötü niyetli olduğunu, bu nedenle müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek; davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...davacı hakkında açılan İstanbul 28.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyasındaki takibin İstanbul 35. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/381 E. dosyasında davacı bakımından iptaline karar verildiği, bu karar uyarınca esasında davacı adına mevcut bir icra takibinin bulunmadığı, davacı tarafından ilgili icra dairesine 03/03/2025 tarihinde 103.500,00 TL paranın yatırıldığı, söz konusu paranın iadesi için ilgili icra dairesine herhangi bir talepte bulunulmadığı, ödenen paranın davalıdan tahsili için davacı tarafından bu kez davalı adına 06/03/2025 tarihinde dava konusu icra takibini yaptığı, itiraz üzerine takibin durduğu, itirazın iptali için davacının 10/07/2025 tarihinde Mahkememizde dava açtığı ve davalının muvafakati üzerine ilgili İstanbul 28. İcra Müdürlüğü tarafından icra veznesine yatan paranın 22/07/2025 tarihinde davacıya iade edildiği anlaşılmakla, Esasen davacının ilgili icra dairesinden İİK'nun 40. Ve 361. Maddeleri uyarınca yatan paranın iadesi talebinde bulunma imkanı varken bu imkanın kullanılmadığı, yine davacının ödenen bedelin istirdatı talebinde bulunma imkanı varken davalı hakkında icra takibi yaptığı, bu durumda davacı tarafından icra dosyasına dönen paranın icra müdürlüğüne başvurularak talep edilmesi, icra müdürlüğünce olumsuz bir karar verilmesi halinde icra hukuk mahkemesinden işlemin iptalinin talep edilmesi gerekirken ayrı bir icra takibi yapılmasında hukuki yararın bulunmadığı anlaşılmıştır.

Dava şartları, 6100 sayılı HMK'nın 114/1 maddesinde düzenlenmiş olup 114/1-h maddesinde de "davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması" dava şartları arasında sayılmıştır. Aynı kanunun 115/2 maddesinde de, dava şartı yokluğu halinde davanın usulden reddine" karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

-Müvekkili şirketin, imzaya itiraz davasını kazandığını ve İstanbul 35. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/381 E. sayılı kararı kesinleşmiş olmasına rağmen, İstanbul 28. İcra Müdürlüğü’nün 13.01.2025 tarihli kararıyla hacizlerin kaldırılması talebini reddetmesi üzerine adeta bir hukuk çıkmazına sürüklendiğini, ticari faaliyetlerini sürdürebilmek adına taşınmazları üzerindeki "haciz baskısı" altında, borçlu olmadığı bir meblağı ödemek zorunda bırakılan müvekkili için dava açmak zorunda kaldığını, davanın açıldığı tarihte hukuki yararın bulunduğunu,

-Yerel mahkemenin, kararının gerekçesinde İcra ve İflas Kanunu’nun 40. ve 361. maddelerini dayanak göstererek, paranın icra dairesinden geri istenebileceğini, bu nedenle ayrı bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığını savunduğunu, İİK 361. maddesi, icra dairesinin "hesap hatası" veya "yanlışlıkla" yaptığı ödemelerin geri alınmasına ilişkin idari bir prosedür olduğunu, oysa somut olayda taraflar arasında çekteki imzanın sahteliği ve borcun esası üzerine bir uyuşmazlık mevcut olduğunu, Davalı tarafın, borcun haksızlığını kabul etmediğini, aksine başlatılan itirazın iptali davasına cevap dilekçesi sunarak davanın reddini talep ettiğini, İİK 40 ve 361. maddeler, bir alacaklının genel mahkemelerde dava açma hakkını kısıtlayan "kesin bir engel" olmadığını,

-Müvekkili şirketin davasını 10.07.2025 tarihinde açtığını, mahkemece 14.07.2025 tarihinde ihtiyati haciz kararı verildiğini ve paranın ancak bu hukuki baskı neticesinde 22.07.2025 tarihinde müvekkiline iade edildiğini, dava açıldığı sırada ortada bir iade olmadığını, Dava açıldıktan sonra gerçekleşen bu ödeme, davanın "hukuki yarar yokluğundan reddini" değil, "konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına" hükmedilmesini gerektirdiğini, Yerel mahkeme, davanın açıldığı tarihteki durumu değil, yargılama sırasındaki gelişmeyi davanın başına teşmil ederek usul hatası yaptığını,

-Mahkemenin usulden ret kararı vermesinin, müvekkili şirketi haksız bir vekalet ücreti yükü altına sokarken, davalının davanın açılmasına sebebiyet veren haksız tutumunu ödüllendirildiğini, yargılama sırasında gerçekleşen ödemenin, davanın açılışındaki haklılıklarını ispatlayan zımni bir kabul niteliğinde olduğunu, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetmesi usul ekonomisinin bir gereği olduğunu, davalının davanın açılmasına sebebiyet vermesi nedeniyle yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesi gerektiğini

-Müvekkili şirketin, haksız haciz baskısı altında ödemek zorunda kaldığı 103.500,00 TL’nin iadesi için öncelikle bu yasal yolu tükettiğini, İstanbul Arabuluculuk Bürosu’nun 2025/6317 başvuru numaralı dosyasında 19.03.2025 tarihinde başlayan ve 28.03.2025 tarihinde sona eren süreçte, davalı tarafın önüne tüm hukuki gerçekler konulduğunu, özellikle İstanbul 35. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2022/381 Esas sayılı ilamı ile müvekkilinin borçlu olmadığı ve takibin durdurulduğu, bu kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği davalıya hatırlatıldığını, ancak davalı yanın, arabuluculuk görüşmelerinde somut hiçbir hukuki gerekçe sunmaksızın uzlaşmayı reddettiğini ve müvekkilinin haksız yere tahsil edilen parasını iade etmeye yanaşmadığını somut olayda davalının, müvekkilinin parayı icra dosyasından İİK 361 uyarınca geri alabileceğini savunsa da, bu savunma davanın açılmasından sonra gelen iade gerçeği karşısında hükümsüz olduğunu, davalının, davanın açılmasına ve ihtiyati haciz kararı alınmasına sessiz kalarak süreci bu noktaya taşıdığını, ödemeyi de davanın açılmasından 12 gün sonra yaptığını,

-Yerel mahkemenin "hukuki yarar yokluğu" gerekçesiyle verdiği ret kararı, HMK 331/1 maddesinin açık ihlali mahiyetinde olduğundan, davanın usulden reddi değil, konusuz kalması nedeniyle "karar verilmesine yer olmadığına" hükmedilmesi ve tüm yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesi yasal bir zorunluluk olduğunu,

-İstanbul 35. İcra Hukuk Mahkemesi’nin kararıyla borcun müvekkili şirkete ait olmadığı, imzanın geçersiz olduğu kesinleşmiş bir yargı kararı iken, davalının bu parayı müvekkili uhdesinde tutmaya çalışması ve iade taleplerini reddetmesinin kabul edilemeyeceğini, Davalının, İstanbul 18. İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazla da bu kötü niyetini sürdürdüğünü, alacağın likit ve kesinleşmiş mahkeme kararına dayalı olduğu bir durumda yapılan itirazın, sırf alacaklıyı zarara uğratma ve yargılama sürecini uzatma gayesi taşıdığını, bu kapsamda, davanın konusuz kalmış olması, davalının başlangıçtaki haksız itirazından kaynaklanan icra inkar tazminatı sorumluluğunu ortadan kaldırmaması gerektiğini, Müvekkilinin, davanın açılmasıyla birlikte yüksek miktarda harç ve masraf ödemiş, hukuki yardım almak zorunda kaldığını, Davalının kötü niyetli itirazı ve arabuluculuk sürecinden itibaren sergilediği uzlaşmaz tavır, müvekkilinin uğradığı zararın tazminini gerektirdiğini, yerel mahkemenin müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmetmesi hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, Davalının davanın açılmasına bizzat sebebiyet verdiği, ancak mahkeme baskısıyla iadeyi gerçekleştirdiği gözetilerek, tüm mali yükümlülüklerin davalı yan üzerinde bırakılması gerektiğini, müvekkili aleyhine hükmedilen haksız vekalet ücretinin icrasının durdurulması (İİK 36) gerektiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 350. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, istinaf yoluna başvurulmuş olması kural olarak kararın icrasını durdurmasa da, İcra ve İflas Kanunu’nun 36. maddesi bu kuralın istisnasını teşkil ettiğini,

-Yerel mahkemenin "hukuki yarar yokluğu" nitelemesinin, müvekkilinin anayasal hak arama hürriyetini kısıtlayan ve davalı tarafın sebepsiz zenginleşmesine hizmet eden hatalı bir hukuki yorum olduğunu, Müvekkilinin, davanın açıldığı 10.07.2025 tarihinde, davalının uzlaşmaz tavrı ve icra müdürlüğünün hatalı işlemi nedeniyle dava açmakta tamamen haklı olduğunu, Yerel mahkemenin davanın açılmasına bizzat sebebiyet veren davalıyı ödüllendirircesine müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmetmesinin, usul ekonomisine, HMK m. 331 hükmüne ve yerleşik üst mahkeme içtihatlarına açıkça aykırı olup, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davaya konu takibin davacının, müvekkili davalının alacaklı olduğu İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı takip dosyasına 03.03.2025 tarihli dilekçesindeki talebi ile "3 mart tarihinde 103.500,00 TL dosya borcu tamamen ödenmiş olup tahsilat makbuzun dosyaya alınması,dosyanın infazen kapatılması ve müvekkil şirket adına konulan tüm hacizlerin kaldırılmasına" dosyaya para yatırmış olduğu paranın iadesi için başlatmış olduğu bir takip olduğunu, Gerek yasal düzenlemeler gerek ise Yargıtay içtihatları söz konusu ödemenin iadesi sürecinde izlenmesi gereken hukuki yolu açıkça göstermiş olup; davacı bu hukuki yolu kullanmayarak önce müvekkili aleyhine icra takibi başlatması ve devamında da huzurdaki davayı açması hak arama özgürlüğü olarak değerlendirilemeyeceği gibi davacının bunda hukuki yararı olduğundan da söz edilmesi mümkün olmadığını, 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu'nun "Fazla verilen paranın geri alınması" kenar başlıklı 361. Maddesinde;"Madde 361 – İcra dairelerince borçludan fazla para tahsil olunarak alacaklıya verildiği yahut yanlışlıkla bir tarafa para tediye olunduğu hesap neticesinde anlaşılırsa verilen para ayrıca hükme hacet kalmaksızın o kimseden geri alınır 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu'nun "İcranın iadesi " kenar başlıklı 40. Maddesinde;"(Değişik birinci fıkra: 2/3/2005-5311/7 md.) Bir ilâmın bölge adliye mahkemesince kaldırılması veya temyizen bozulması icra muamelelerini olduğu yerde durdurur. (Değişik ikinci fıkra: 2/3/2005-5311/7 md.) Bir ilâm hükmü icra edildikten sonra bölge adliye mahkemesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesin bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur. Ancak üçüncü şahısların hüsnü niyetle kazandıkları haklara halel gelmez" hükümlerinin bulunduğunu, Davacının vekillerine icra takibinden önce defaten paranın müvekkiline gönderilmediği talebi halinde icradan iade alacağı belirtilmesine karşın davacının haksız olarak müvekkili davalı hakkında icra takibi başlattığını, müvekkilinin haklı itirazı neticesinde huzurdaki davayı açtığını, davanın açılmasına kendisi sebebiyet verdiğini, öncelikle davacının iadesini talep ettiği paranın, müvekkili tarafından kendisine iade edilmediğini, aksine söz konusu iadeyi davacı kendisi icra dosyasından talep ettiğini ve bu talebi neticesinde icar müdürlüğünün de kendisine iade ettiğini, davacının iddialarının aksine müvekkilinin paranın iadesi kısımına dahil olması mümkün olmadığını, davacının iddialarının aksine paranın dava açıldıktan sonra ödenmesinden müvekkili değil davacı bizzat kendisi sorumlu olduğunu, davacının müvekkilinin alacaklı olduğu dosyaya yatırmış olduğu paranın icra dosyasının kasasında tutulduğunu ve davacı da yatırmış olduğu paranın kendisine iade edilmesi için hiçbir talepte bulunmadığını, oysaki gerek müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinden önce iadesini talep ettikleri paranın müvekkili davalıya ödenmediği söz konusu paranın icra kasasında mevcut olduğu ve oradan talep edilmesi halinde zaten kendilerine ödeneceği belirtilmesine karşın davacı vekilleri bu beyanlarını dikkate almadığını ve müvekkili davalı aleyhine icra takibi başlattığını, başlatılan icra takibi haksız olduğundan taraflarınca söz konusu icra takibine itiraz edilmesi zarureti hasıl olduğunu, söz konusu arabuluculuk görüşmelerinde de davacı vekillerine aktarılmış iadesi istemiş oldukları paranın zaten müvekkili uhdesine olmadığı bu nedenle de kendilerine iade edilmesinin de mümkün olmadığından görüşmelerde sonuç alınamadığını, Yerel Mahkemenin davanın usulden reddi kararı vermesi neticesinde müvekkil lehine maktu vekalet ücretine hükmetmesinde hakkaniyet aykırı bir durum olmadığını, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Görevsizlik, yetkisizlik, dava ön şartlarının yokluğu veya husumet nedeniyle davanın reddinde, davanın nakli ve açılmamış sayılmasında ücret" kenar başlıklı 7. Maddesinin 2. Fıkrasında; "(2) Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur." hükmü gereği, davada usulden reddedildiğinden yasal düzenlemelerde ön görülen tutarlar üzerinden lehlerine vekalet ücretine hükmettiğini, bu nedenle istinaf başvurunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava, icra dosyasına ödenen bedelin haksız olarak icra tehditi altında ödendiği ve ödenen bedel bakımından borcunun bulunmaması nedeni ile ödenen bedelin tarafına iade edilmesi amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir.

İstanbul 28. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Alacaklı - davalı tarafından, borçlu - davacı aleyhine 30/04/2022 keşide tarihli, 46.122,88 TL bedelli çek dayanak gösterilmek suretiyle 52.447,57 TL alacağın tahsili amacıyla icra takibi yapıldığı, bu kapsamda icra veznesine dosya davacısı - borçlu tarafından 03/03/2025 tarihinde 103.500,00 TL ödemenin yapıldığı ve buna dair makbuzun dosyaya sunulduğu görülmüştür.

Dava konusu İstanbul 18. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takip dosyasınında ise; Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 30/04/2022 keşide tarihli, 46.122,88 TL bedelli çekten dolayı İstanbul 28.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına ödenen 103.500,00 TL asıl alacak ve 68,05 TL faiz olmak üzere toplam 103.568,05 TL alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı tarafa 12/03/2025 tarihinde tebliğ edildiği, davalının da 12/03/2025 tarihinde borca , faize ve tüm ferilerine itiraz ederek takibin durdurulduğu anlaşılmıştır

Mahkemece, İstanbul 28.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası kapsamındaki mevcut hesaba 03/03/2025 tarihinde yatırılan paranın iadesi talebinde bulunulup bulunulmadığı hakkında bilgi sorulmuş olup, ilgi icra dairesince verilen cevabi yazıda borçlu tarafından 03/03/2025 tarihinde yatırılan paranın iadesi için alacaklı davalı vekili tarafından17/07/2025 tarihinde borçlu şirketin dosyaya yatırılan paranın iadesine dair muvafakati olduğuna yönelik talebi üzerine 22/07/2025 tarihinde paranın borçlu davacı şirkete gönderildiği şeklinde yanıt verildiği anlaşılmıştır.

Davacı hakkında davalı tarafından 30/04/2022 keşide tarihli, 46.122,88 TL bedelli çekten dolayı kambiyo senetlerine mahsus takip yolu ile İstanbul 28.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyası ile takipte bulunulduğu, davacının takibe konulan çekteki imzanın tarafına ait olmadığından bahisle İstanbul 35. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/381 E. dosyası ile imza itirazında bulunduğu, yapılan yargılama neticesinde Mahkemece 19/04/2023 tarihinde takibin davacı/borçlu yönünden durdurulmasına karar verildiği, kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği, bunun üzerine davacı tarafından ilgili icra müdürlüğünden hacizlerin fekkini talep ettiği fakat ilgili icra müdürlüğü tarafından 13/01/2025 tarihli tensip tutanağı ile talebin reddine karar verildiği, davacının bunun üzerine aşkın haciz nedeniyle şikayet davası açtığı ve İstanbul 32. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2025/43 E.- 118 K. Sayılı ilamı ile 19.02.2025 tarihinde şikayetin reddine karar verildiği, Davacının 03.03.2025 tarihinde İstanbul 28. İcra Müdürlüğü'ne 103.500,00 TL para yatırıldığı, davacının ilgili icra dosyasına yatırmış olduğu paranın iadesi için talepte bulunmadığı gerekçesi ile karar verildiği anlaşılmıştır.

Her ne kadar Mahkemece yapılan yazışmalar neticesinde davacının paranın iadesi için talepte bulunmadığı ve davalı alacaklının talebi üzerine icra dairesine yatan paranın 22/07/2025 tarihinde davacıya iade edildiği belirtilmiş ise de, davacının ilk olarak ilgili icra müdürlüğünden hacizlerin fekkini talep ettiği fakat ilgili icra müdürlüğü tarafından 13/01/2025 tarihli tensip tutanağı ile talebin reddine karar verildiği, davacının bunun üzerine aşkın haciz nedeniyle şikayet davası açtığı ve İstanbul 32. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2025/43 E.- 118 K. Sayılı ilamı ile 19.02.2025 tarihinde şikayetin reddine karar verildiği, bu talebin de paranın iadesini de kapsayacak bir talep olduğu, icra müdürlüğünün, "takibin iptali" ibaresi geçmediği gerekçesiyle hacizleri kaldırmadığı ve davacının da taşınmazları üzerindeki haciz baskısı nedeniyle dava konusu miktarı icra veznesine ödediği, davacının davasını 10.07.2025 tarihinde açtığı, Mahkemece 14.07.2025 tarihinde ihtiyati haciz kararı verildikten sonra davalıdan muvafakat alınarak 22.07.2025 tarihinde davacıya iade edildiği, dava açıldıktan sonra icra dosyasındaki paranın iadesinin gerçekleştiği, buna göre davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, iadesi istenmiş olan paranın davalıda olmadığı veznede olduğu, icra müdürlüğü işlemi nedeniyle ödemenin iadesinin gerçekleşmediği, her ne kadar davalı vekili tarafından dava açılmasına sebebiyet verilmediğinden bahisle aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, HMK’nın 326/1. maddesi uyarınca yargılama giderlerinin kural olarak aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilmesi gerekmekte olup somut olayda HMK’nın 312/2. maddesi yasal koşullarının bulunmadığı, davalı davayı açmaya sebebiyet vermemekle birlikte ilk duruşma öncesi davayı kabul etmediği anlaşılmakla yargılama giderinden sorumlu olduğu anlaşılmakla davacının istinaf isteminin kabulüne, 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kararının kaldırılmasına yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştu

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,

2-İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/02/2026 tarih, 2025/487 E., 2026/113 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,

3-Konusuz kalan davanın esası hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;

4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL karar harcından peşin alınan 1.250,85-TL'nin mahsubu ile fazla alınan 518,85-TL'nin talep halinde ve karar kesinleştiğinden davacı tarafa iadesine,

4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 615,40-TL başvurma harcı, 732,00-TL peşin harç, 87,50-TL vekalet harcı, 1091,00-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.525,90-TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,

4/c-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 22.500,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,

5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;

5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,

5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 2.002,00-TL istinaf yoluna başvurma harcı, 320,00-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.322,00-TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,

5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 24/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1105, K. 2026/1443, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1105-e-2026-1443-k-a597235338c5